O Kamyon Hiç Gelmeyecek Sandım…

Genel

yeryüzü ve küller

“Çok uzak çok yakın” temasıyla ilki düzenlenen Gelsinfest (Gelişen Ülkeler Film Festivali) kültür ve Sinema dünyamız açısında oldukça anlamlı bir etkinlikti.

Türkiye’nin öncülüğünde kurulan D 8 Organizasyonu( Gelişmekte Olan 8 Ülke), üye ülkeler açısından hala bir umut olarak dipdiri karşımızda duruyor. Bu festival de bu umudun yeşermesine katkı sağladığı için oldukça anlamlı.

Yapay sınırlar ile birbirlerinden ayrılan ve uzaklaşan bu ülkelerin hiç te birbirlerinden uzak olmadıklarını görmüş olduk. Gösterilen filmlerdeki hikâyelerin ne kadar da bizden ve bize ait olduğunu görmek bizleri sevindirdi.

Festival ve gösterilen filmler hakkında çeşitli ortamlarda birçok şey dillendirildi ve dillendirilmeye devam ediyor. Festivali organize edenler, sinema dünyamız açısından ve bu birbirlerinden uzak olmaması gereken milletlerin birbirlerine yaklaşması açısından anlamlı bir iş ortaya koydukları için teşekkürü ve daha fazlasını hak ediyorlar.

Festivaldeki filmlerin hepsini izlemek istememe rağmen çeşitli sebeplerden dolayı izleyemedim. Bütün bunlara rağmen 2004 Afgan yapımı olan Yeryüzü ve Küller filmini seyredebildiğim için de kendimi şanslı hissediyorum.

Alışık olduğumuz Hollywood filmlerinin aksine çok yavaş akan bir film. Abdurrahman Arslan’ın bir konuşmasında dinlemiştim; Hollywood Filmleri ile yetişen bir nesil yavaş akan filmlere tahammül edemezler, sadece filmlere değil hayatta yavaş olan hiçbir şeye tahammül edemezler çünkü onlar hız toplumunun çocuklarıdır demişti. Filmi izlerken bu konuşma geldi aklıma. Uzak bir yoldan eski bir kamyonun gelişi ile başlıyor film. Ve siz o kamyon hiç gelmeyecek diye düşünüyorsunuz. Toprak bir yolda seyreden kamyon sahnesi ile başlaması filmin bir yol ve yolculuk hikâyesi olacağını da tahmin ettiriyor insana. Fakat ilerleyen sahnelerinde acaba bu bir savaş filmi mi diye düşünüyor insan. Çünkü çok fazla, ölüm ve bombalanma ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Yeryüzünde savrulan küller misali savrulan hayatları görmek insanın içini acıtıyor.

Yaşadığı köyün bombalanması sonucu beş yaşındaki torunu hariç, o köyde yaşayan bütün aile fertlerini kaybeden Destaguir’in maden ocağında çalışan oğlu Murat’a bu acı haberi vermek için çıktığı yolculuğun hikâyesi aslında film. Bu yolculuk esnasında sıradan Afgan Vatandaşlarının gündelik yaşamda kanıksamaya başladıkları yoksulluk, bombardıman ve ölümle çokça karşılaşıyorsunuz. Onun için filmin bir sahnesinde ” ölüler yaşayanlardan daha şanslıdır diyor Destaguir. Destaguir’e yolculuk esnasında eşlik eden torunu ise bombardıman esnasında sağır olmuştur fakat bunun farkında değildir. O bütün insanların seslerinin kesildiğini düşünmektedir.

ABD işgali sonrasında Afganistan ve Afganlıların çokça gündemimizde yer aldı ve almaya devam ediyor. Bu ülkede yaşananlar dair mutlaka bir görüşümüz var. Kızdığımız sinirlendiğimiz anlar olmuştur. Bize servis edilen haberler üzerinden yorum yapan bizler için, Afganistan’ı ve Afganlıların gündelik yaşamlarını tanımak açısından izlenmeye değer bir film.

Murtaza Koçak yazdı…

Yorumlar

 

2 Yorum

  1. Çok güzel bir film eleştirisi çok beğendim hemen izlemeyi planlıyorum. Teşekkürler

    Reply
  2. Filmi çok merak ettim. En kısa zamanda izliycem inşaAllah

    Reply

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up