Nuri Bilge Ceylan’ın Favori 10 Filmi

Genel Liste Manşet

Yönettiği “Kış Uykusu” ile Altın Palmiye’yi kucaklayan Nuri Bilge Ceylan’ın 2012 yılında sinema dergisi Sight & Sound için hazırladığı favori 10 film seçkisini sizler için liste haline getirdik. İyi seyirler.

Andrei Rublev (1966)

15. yüzyılda Tatarların saldırıları altında inleyen Rusya’dayız. Andrei Rublev hem bir keşiş hem de ikona ressamıdır. Barbarlık, şiddet ve kana kontrast olarak doğanın mucizevi güzelliği ve inanç Rublev’in beslendiği kaynaktır. Ne var ki bir köylü kızını tecavüzden kurtarmak için bir adamı öldürmek zorunda kaldığında hayatı ve Tanrı inancını yeniden sorgular.

Au Hasard Balthazar (1966) Rastgele Balthazar

Filmin baş kahramanı bir eşektir ve doğduğunda ilk sahipleri olan çocuklar tarafından bir oyun olarak vaftiz edilirken Balthazar ismi verilmiştir. Filmde Balthazar’ın doğumundan ölümüne kadar olan çileli öyküsü ve ona paralel olarak olayın geçtiği köyün ve oradaki yaşamın öyküsü ‘resmedilir’.

 L’avventura (1960) Serüven

Anna, sevgilisi Sandro ve en yakın arkadaşı Claudia’nın da dahil olduğu bir grupla beraber bir yat gezisine çıkar. Yat, Akdeniz’e doğru açılırken Anna sevgilisine karşı hissettiği duygularını sorgulamaya başlar.

Yat bir adaya yaklaştıktan kısa bir süre sonra Anna gizemli bir şekilde kaybolur. Anna’yı arayamaya başlayan Sandro ve Claudia’nın arasında ise bir aşk başlar.

 L’Eclisse (1962) Batan Güneş

 Çevirmenlik yapan Vittoria, nişanlısından ve kent yaşamından sıkılıp annesinin yanına gider. Burada borsacı Piero ile tanışır. Nişanlısından çok farklı olan bu kişiyle kuracağı ilişki, filmi belki de Vittoria’nın öyküsü olmaktan çıkarıp, aşkı ve yalnızlığı sorgulayan bir hale dönüştürür.

Late Spring (1949) Geç Gelen Bahar

1949 yapımı Yasujiro Ozu filminde savaş sonrası Japonyası’nda dul bir elyazmacı adamla evlenme cağındaki kızının hikâyesini anlatır.

Japonya’da babasıyla yaşayan genç kız hayatından aşırı derecede memnundur. Buna karşın çevresindeki herkes onu evlendirmek istemektedir. Babasından ayrılmak istemeyen genç kız baskılar yüzünden zor zamanlar geçirir.

Bir İdam Mahkumu Kaçtı (1956)

Bir Fransız Direniş savaşçısı olan Andre Devigny’nin, Lyon’da Montluc kalesindeki çok iyi korunan hücresinden savaş sırasında kaçışının gerçek öyküsü.

Teğmen Fontaine , Gestapo tarafından yakalanıp Montluc kalesinde hapsediliyor. Teğmen özenle planladığı kaçışını ölüme mahkum edilene kadar erteleyip duruyor. Almanlarla çalışmış olduğu bilinen genç bir çocuk olan Jost (Charles Le Clainche), onun hücresine yerleştiriliyor. Fontaine, kaçışını gerçekleştirebilmesi için onu öldürme ya da ona güvenme ikilemiyle karşı karşıya.

The Mirror (1975) Ayna

Tarkovsky’nin en derinlikli eseri olarak görülen Ayna, yönetmenin kendi yaşamından yola çıkarak aşk, anılar, bağlılık ve belki de hayatın kendisi üzerine şiirsel bir filmdir.

Tarkovsky’nin kim olup olmadığı belirsiz, orman içinde bir kulübede, II. Dünya Savaşı’nın öncesinde, yönetmenin eski karısı, annesi, babası, kendi ve ebeveynlerinin kuşakları arasında gidip gelerek anlatılan bir rüya, Ayna’nın yansıttıkları.Efsanevi yönetmenin anne ve babasının gerçekten iştirak ettiği film, ailenin evlerinin eskiden bulunduğu aynı yere hakikaten inşa edilen bir kulübede çekildi. Baba Tarkovsky şiirlerini kendi sesiyle okudu. Anne ise kameranın karşısına geçti.

 Persona – (1966)

Dönemin en gözde tiyatro oyuncusu, güzeller güzeli Elisabeth Vogler, önemli bir piyes sırasında aniden susar. Şaşkına dönen insanlar ne olup bittiğini anlayabilmek için ellerinden geleni yapsalar da Vogler konuşmamaya devam eder. Son çare olarak bir kliniğe yatırılan kadın burada da dilsizliğine devam eder.

Bedeninde tıbbi olarak hiçbir problem bulunamayan kadın, doktorun tavsiyesiyle gözden uzak bir yazlığa gönderilir. Bu esnada yanında gönderilen kişi genç hemşire Alma’dır. Yazlıkta da Vogler’in ağzını bıçak açmaz. Vogler sustukça Alma konuşur. Alma saatlerce, günlerce kendi hikayesini anlatır. Sonunda meydana gelen şey ise psikoloji biliminin en ilginç vakalarından birini oluşturur.

Shame (1968) Utanç

Ingmar Bergman’ın bir savaş durumunda insanların ne tür tepkiler verdiklerini incelediği psikolojik bir çalışma.

Film istilacı kuvvetlerin geldiği Gotland’de geçiyor. Jan ve Eva Rosenberg, iç savaşın ardından huzurla yaşamak için bir adaya yerleşirler. Ancak asker dolu bir uçağın yaşadıkları adaya düşmesi sonucu tüm dengeleri ve huzurları bozulur. 

 Tokyo Story (1953) Tokyo Hikayesi

Taşralı, emekli bir karı-koca, Tokyo’da yaşayan evlenmiş çocuklarını ziyarete giderler. Gençler giderek hızlanmakta olan şehir yaşamının meşguliyeti içerisinde, onlarla ilgilenmektense birbirlerine pas edip kurtulma hafifliğindedirler.

Sadece savaşta ölmüş oğullarının dul gelini yaşlı çifte şefkat ve ilgi gösterir. Evlerine döndüklerinde kırgın ve kafaları karışıktır. Çocukların titreyip kendilerine gelmesi için dramatik bir olayın gerçekleşmesi gerekecektir.

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up