Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Neymiş Bu Potemkin Zırhlısı?

Yayınlandı

tarihinde

saziye-ayas

Filmlerde, kitaplarda, televizyonda sözde entelektüel insanları anlatmak için o kadar geçer ki Potemkin Zırhlısı filminin adı; neymiş ki bu dersiniz ister istemez. Klişeleştirildiği için sadece bir tabu olduğunu düşünürsünüz. Ya da benim gibi aklınıza gelen bir macera filminden başka bir şey değildir. Ben ilk duyduğumda aklımda bir denizaltında hapsolmuş insanların hayatta kalmasını anlatan bir film belirmişti ama benim kadar cahil değilseniz ne mutlu size. Ben şimdi potemkin i hiç duymayanlar için biraz anlatmaya çalışıcam bilenlere anlatmak benim haddim değil çünkü.

Ama bilmeyenler okusun ve Potemkin Zırhlısı kısaca nedir ne değildir bilsin de bazı diğerlerinin arasında boş yere Fransız kalmasın. Film hakkında kısaca bilgi edinmek yetebilir film kötü olduğundan değil tabi ki kalitesini zaten pek kimse anlamadığı için. Kabul ediyorum belki biraz zorlasak şimdi buna benzer bir filmi çekebiliriz ama Eisenstein ı taklit ederek hatta belki taklit ettiğimizi bile bilmeyerek…

Eisenstein’ın filmlerini o zamanlar gören insanların hayran dolu tepkilerini vermeyiz yani bizde bir sinema sahnesinde ilk defa silah gören insanlar gibi koltuk arkalarına saklanacak büyük bir etki bırakmayacağı malum. Ama Eisenstein’ın filmleri o zaman için seyirciye doğru tutulmuş silahlardır. Biçimci sinemanın yolunu Eisenstein’ın çizdiğini biliyorsak filme hayran kalmamız kaçınılmazdır. Galiba Potemkin Zırhlısı’ndan entelektüel kesimin zevk almasının sırrı da buradadır; o dönemde yaşayan biri gibi izlemek ve saf sinemanın tadını alabilmek.

Sıkılanlar da olur elbet izlerken ama bazıları hiç sıkılmadan izler ve zamanın nasıl geçtiğini anlamaz. Film sessiz olduğu halde Eisenstein’ın senaryosundaki diyalogları duyar. Zaten iletişim sadece konuşma ile olmaz; konuşmak en kolay yoldur ve insanoğlu hep en kolaya kaçmıştır. Konuşmak her manayı kelimelere hapsetmeye çalışır ve aslında bazı hislerin düşüncelerin kaybolmasına neden olur. Eisenstein ise bu diyalogu sağlayabilmiş ve Lindsay in istediği gibi seyirci de diyaloga katılabilmiştir.

Bazı insanlar ise ben biliyorum ya şu devrimi öven film değil mi? diye Potemkin Zırhlısını küçümseyecektir.   Eisenstein ise hiçbir zaman kendini siyasi bir sinemacı olarak görmemiştir. Bazı solcuların biz siyaset yapmıyorduk devrim için çalışıyorduk demesine benzer Eisenstein’ın sineması. Eisenstein Potemkin’deki Vakiluncuktur bir nevi. “Kardeşlerim birbirinizi mi vuracaksınız!” diye araya girendir.  Derdi liderlik falan değil sadece doğru bildiğini söylemektir sonuçları ne kadar kötü olsa da.

Filmde hoşumuza gitmeyen bazı sahneler de mevcuttur tabi kaptanın ve bazı subayların gemiden atılması ve onun değil sadece Vakiluncuk’un ölümüne kayıp gözüyle bakılması sadece ona acınması gibi. Ben Lenin in sözünü ettiği gibi bu filme bir savaş asıl savaş gözüyle bakamam. Bir sol görüşlü insanın filmde gördüğü bambaşka bir şeydir. Ben sadece hümanist bir açıdan bakabilirim filme ve bir insanın her ne kadar kötü de olsa cesedinin denizde kaybolması beni çok eğlendirmiyor.

Sonuçta bir gemideki kardeşliği otoriteye karşı duruşu anlatan yönetmenin deyimiyle teması devrimci kardeşlik olan bu 5 perdelik trajedi içindeki örgensellik ve patetiklik içeren yepyeni bir deneyimdir. Örgensellik derken sahnelerin birbiri ile bağlantılı olması ve birbirinden ayrılınca anlamın eksilecek olması, iki sahnenin bambaşka bir anlam doğurmasından patetiklik derken seyircinin kendini filmi içinde hissedebileceği kadar coşkulu bir anlatım a sahip olmasından bahsediyoruz.

Şimdiye kadar filmin konusundan bahsetmediğimin farkındayım ama araya spoiler vermek istemediğim için bundan sonra ise sadece filmin konusudan bahsetmeye çalışacağım:

Film tayfaların gemideki kurtlu çorbayı içmeyi reddederek kantinden yiyecek alması ile başlar. Tayfalar açız der ama aslında onları rahatsız eden devlete ait bir geminin tayfalarına bakmamasıdır. Kaptan kurtlu olduğunu gördüğü halde tayfaların gemide çıkan çorbayı içmeleri için diretir çünkü çorbayı içmemelerini devlete itaatsizlik kendine itaatsizlik olarak görür.  Kaptan işi fazla ciddiye alınca çorba yemeyenleri yiyenlere vurdurtmak için sıraya sokar. Ama Vakiluncuk onları kardeşlerinizi mi öldüreceksiniz diye uyarır. Gemide arbede çıkar. Kaptan, rahip ve bazı subaylar çorbadaki kurtçuklar misali denize atılır ve devrimin ilk adımı yerine getirilmiştir artık. Fakat bu sırada Vakiluncuk hakkın rahmetine kavuşur. Arkadaşları cesedini alır ve Odessa limanına getirirler. Bir çadırın içinde duran Vakiluncuk’un cesedi duyan duymayan herkes tarafından ziyaret edilir ve Odessa merdivenlerinden geçerek Vakiluncuk’u ziyaret ederler. Potemkin’e doğru sandallarla giderek gemiye yiyecek götürürler. Yiyecekler ve sevinçler paylaşılır. Kadın- erkek ,varlıklı -yoksul herkes aynı duygu içerisindedir.

-Lenin’in Eisenstein’a Odessa merdivenleri sahnesini çekerken gerekli figüranları bulması için epey yardımı olmuştur. Öyle ki insanları zorunlu olarak film setine gönderdiği bile söylenir. –

Kalabalığın huzurunu bozan askerler gelir ve Odessa merdivenlerinde insanlara saldırmaya başlar. İnsanlar merdivenlerden çıkarken üzerlerine gelen silahlı askerler yüzünden panikleyip hızla kaçarken, annelerin çocuklarını korumak için ellerinden geleni yaptığını görürüz. Bir askerin vurduğu anne, çocuğunu korumaya çalışırken bebek arabasının merdivenlerden aşağıya doğru kaymasına neden olur ve araba kontrolden çıkmış ilerlerken yönetmen öyküleyici anlamdan çıkar şiirsel bir anlatıma geçer. Meşhur aslan sahnesini orada görürüz.

Son bölümde potemkin kendisine doğru gelen amiral gemisinin kendilerine saldıracağını düşünürken geminin birden kendilerine saldırmayacağını anlayan Potemkin ile amiralin gemisi selamlaşır denizcilerin kardeşliği amirali yener ve devrim olur.

Ee vatana millete hayırlı olsun :)

Şaziye Ayaş
saziyeayas@hotmail.com

 

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Selda Alkor ve Engin Ayça’ya 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nden Onur Ödülü

Festival, 2-5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Selda Alkor

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin Onur Ödülü, Selda Alkor ve Engin Ayça’ya layık görüldü.

Geçtiğimiz yıllarda Reis Çelik, Biket İlhan, Süleyman Turan, Mevlüt Koçak, Gülsen Tuncer ve Necip Sarıcı‘ya takdim edilen festivalin geleneksel ödüllerinden olan “Dostluk Onur Ödülü” bu yıl oyuncu Selda Alkor ve yönetmen Engin Ayça’ya takdim edilecek.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’ün destekleriyle Balkon Film’in organize ettiği ve Türk Kızılay’ı çatısı altında 2-5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek olan 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nde ödüller, açılış töreninde sahiplerine teslim edilecek. Bu yıl Hacı Bektaş-ı Veli anısına düzenlenen festivalde “Dostluk Onur Ödülleri” oyuncu Selda Alkor ve yönetmen Engin Ayça’ya Türk sinemasına yaptıkları katkılardan dolayı verilecek.

“Festivalin Anadolu Dostluğunu Geliştiren İsimler Anısına Yapılması Çok Anlamlı”

1965 yılında Yeşilçam ile tanışan, “Senede Bir Gün”, “Buzlar Çözülmeden”, “İlk ve Son”, “Erikler Çiçek Açtı” gibi sinemanın klasikleri arasında yer alan pek çok filmde rol alan sinemanın “Çiçekçi Kız”ı usta oyuncu Selda Alkor, kişilerin yeniden dostluk duygularını öne çıkarmak amaçlı yapılan Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali’nden dostluk ödülü almanın çok gurur verici olduğunu ifade etti. Kaybolan değerlerden dostluğu halka filmler, şiirler ve müzikler vasıtasıyla ile buluşturmanın çok değerli olduğunun da altını çizen Alkor, festivalin her sene büyük şairlerin, düşünürlerin yıllar önce Anadolu dostluğunu geliştiren isimler anısına yapılmasının çok anlamlı olduğunu dile getirdi.

“Dostluk Toparlayıcı Bir Unsur”

Festivalde “Dostluk Onur Ödülü” alacak bir diğer ise 1987’de ilk uzun metrajlı filmi “Bez Bebek” ile 1. Ankara Film Festivali’nde En İyi 2. Film ve En İyi Senaryo Ödüllerini alan usta yönetmen Engin Ayça. 1990’da “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu” adlı ikinci filmiyle 28. Antalya Film Festivali’nde En İyi 3. Film seçilen usta yönetmen, son olarak 2007 yılında “Suna” filmini yönetti.

Dostluğun hepimiz için bir panzehir olduğunu, hayatı devam ettirmek için toparlayıcı bir unsur olduğunun altını çizen Engin Ayça ‘dostluğun’ işlendiği bir film festivalden onur ödülü almaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, Yunus Emre Enstitüsü gibi birçok kurum iş birliğiyle düzenlenen 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali direktörlüğünü Faysal Soysal, Onursal Başkanlığını Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık yapacak. 

Okumaya Devam Et

TV'de Sinema

Bu Akşam Televizyonda Hangi Filmler Var?

6 Kasım 2021 Cumartesi akşamı televizyon filmleri.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

6 Kasım 2021 Cumartesi akşamı televizyon filmleri.

Sherlock Holmes: Gölge Oyunları (Sherlock Holmes: A Game Of Shadows) – Beyaz TV Saat: 19.30

Serinin devam filminde Sherlock ve ortağı bu kez Londra dışındadırlar. Sherlock, bu kez suç dehası Profesör Moriarty’in peşindedir.

İntikam Yolu (Drive Angry) – Beyaz TV Saat: 21.45

Kızının sapkın bir tarikat tarafından vahşice öldürüldüğünü ve torununun yine aynı adamlar tarafından şeytana kurban edilmek üzere kaçırıldığını öğrenen Milton, cehennemden kaçarak intikam almak için dünya üzerine gelir.

Yaz Saati (Summer Hours) – TRT 2 Saat: 22.00

Olivier Assayas imzalı film, üç kardeşin, ölen annelerine ait ev ve sanat koleksiyonunun akıbeti konusunda düştükleri durumu konu ediniyor. “Summer Hours” (Yaz Saati), bu akşam 22.00’de TV’de ilk kez TRT 2’de.

Okumaya Devam Et

Uncategorized @tr

“Lightyear”dan Teaser Yayınlandı

Film, 17 Haziran 2022’de gösterime girecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Pixar animasyonu “Lightyear” filminden teaser yayınlandı. Filmde Buzz Lightyear karakterini ünlü oyuncu Chris Evans seslendiriyor.

Yönetmen koltuğuna Kayıp Balık Dory (Finding Dory) filminin ortak yönetmenlerinden Angus MacLane‘in oturduğu “Lightyear“dan teaser yayınlandı. Toy Story serisinde yer alan oyuncaklardan Buzz Lightyear’ın maceralarına odaklanan film, 17 Haziran 2022‘de gösterime girecek.

Işıkyılı, son model bir oyuncak olan Buzz-lightyear’ın hikayesini konu alan Pixar animasyonu Lightyear‘da Buzz Lightyear karakterini ünlü oyuncu Chris Evans seslendiriyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler