Ne İçindeyim Zamanın

Eleştiri Manşet

Dilsiz filmi dünya prömiyerini Saraybosna Film Festivali’nde yapan konusu itibariyle bir geleneği, hat sanatını işleyen bir film olarak karşımıza çıkar. TRT Ortak Yapımı olarak çekilen filmin yönetmeni Murat Pay’ın ilk kurmaca filmi. Murat Pay, bundan önceki filmlerinde belgesel odaklı işler üretmiş bir yönetmen. Dilsiz ise belgesel olabilecek bir konuyu kurmacanın içinde yoğurarak oluşturduğu bir film. Pay’ın, “Gelenek kaybolmadı, adım başı karşımıza çıkıyor.” cümlesini düstur edinerek filmlerini oluşturduğunu söyleyebiliriz. Hat sanatıyla alakalı bir meseleyi Derviş Zaim de Nokta filmiyle sinemalaştırmıştı. Hz. Ali’nin ben besmelenin b’siyim dediği yerden hat sanatında tek bir noktanın bile çok önemli olduğu vurgulanır. Dilsiz’de de bu vurguyu görmekteyizdir.

Dilsiz, Türkiyeli seyirciyle de 7. Boğaziçi Film Festivali’nde buluştu. Filmin görüntü yönetmeni Andreas Sinanos da bu festivalde En İyi Görüntü Yönetmeni ödülünün sahibi oldu. Andreas Sinanos, Türkiye’de Bağlılık Aslı, Ben O Değilim, Rüzgârın Hatıraları gibi birçok filmin de görüntü yönetmenliğini üstlenmiş biri. Başrollerinde Ozan Çelik, Vildan Atasever oynarken yan rol olarak da Mim Kemal Öke ve Emin Gürsoy filme dahil olmuştur.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayata “ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” baktığı yerden bakabiliriz aslında filme. Filmde bisiklet süren, Beyoğlu’nda küçük bir evi olan, duvar ressamlığı yapan Sami karakteri; filmin anlatı dünyasının içinde batılı bir karakter olarak çiziliyor. Bu batılı karakterin filmin göreceli bir yaklaşımıyla hayatında hiçbir amacı kalmadığı gösteriliyor. Bu karakterin babaannesinden kendisine kalan Osmanlıca bir hat yazısıyla boyut değiştirdiği ve geleneksel bir sanat olan hat sanatına ilgi duyunca değiştiği noktasına vurgu yapar. Bu anlatımda Eşref Selimoğlu adlı hat sanatçısıyla yolunu kesiştirmeye ve onun öğrencisi olamaya çalışır. Fakat filmde işlemeyen noktanın Osmanlıca dahi bilmeyen bir karakterin Osmanlıca’yı öğrenmeden hat sanatına yani işin derinine inmeye çalışması olarak söyleyebiliriz. Filmde, geçmiş yüzyıllardan beri kullanılan bir dilin nasıl dilsizleştirildiği de bir alegoriyle verilmekte. Eşref Selimoğlu’nun atolyesindeki papağanın adı Dilsiz’dir ve filmin bakış açısına göre geleneğin ve yazının aslında kültürün dilsizleştirildiği vurgulanıyor. Bunu da elindeki hat kalemiyle noktayı bile koymaktan acizleştirilmiş ve değiştirilmiş Sami karakterine yüklenerek ortaya koyuyor. 

Filmin sanat yönetimi ise yine geçmişe vurgu yapılarak yansıtılmakta. Babaanneden kalan kaset, kasetin ses bandını kalemle çevirerek düzelten karakter, eski saatler. Hüt hüt kuşu gibi, tasavvufta kullanılan Hiç imgesinin hat sanatıyla buluşması gibi göndermeler de mevcut. Film, Sami karakterinin asansörde kalışından bile “sen onun dilini anlamadan binersen kalırsın” gibi anlamlar çıkarabiliyor. Filme Vildan Atasever’le eklenen âşk ise erkek bakış açısıyla filme dahil olmuş. Sami karakteri anlayamadığı, bilemediği duygularla âşkını kolayca belirtirken kadın karakterin çocuğu ve sorumluluklarıyla bu kolaycılığa karışmak istemediği filmi izleyenleri de yönlendirerek anlatır.

Filmin her ne kadar senaryosuyla diyaloglarıyla göze parmak olarak görülebilecek noktaları olsa da içinde yaşadığımız coğrafyanın geleneğini filmlere yansıtma çabası bir duruş gerektirir. Böyle filmlerin bakış açısını belli bir kitleye hitap etmekten ziyade sinemasal anlamda başarıyı kovalamaya çalışması kültürümüzün de zenginliği görünür hâle getirecektir. Film hakkında karar mercii olan seyircinin izlemesi için film, 29 Kasım’da gösterime girdi.

Zeynep Sarhan

zeynepsarhan@hotmail.com

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up