Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 ‘Absürt’ Film

Liste

Onur Ünlü şöyle açıklar absürt kelimesini…

Wikipedia şöyle açıklar:

Absürdizm, Varoluşçuluk ile bağlantılıdır fakat birbiriyle karıştırılmamalıdır. Absürdizmin kökenleri 19. yüzyıl Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard`a dayanır. Albert Camus’un Sisifos Söyleni`yi yayınlanmasıyla Absürdizm`in sınırları belirlenmiş ve tam anlamıyla ortaya çıkmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında işgal edilen Fransa`da absürdist (saçma, uyumsuz) görüşler yaygınlık kazanmıştır.

Camus`tan bir yüzyıl önce Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard dünyanın absürtlüğü (usa aykırı olması, saçmalığı) hakkında birçok yazı kaleme almıştır. Günlüklerinde Absürt için şöyle der:

Absürt nedir? Kolayca görülebileceği üzere, ben rasyonel bir varlık olarak mantığım ve amacım doğrultusunda, düşüncelerimin yansıttığı biçimde hareket etmek zorundayımdır: Başka bir şey yaptığımı sanmam da mantığımın ve düşüncelerimin doğrultusunda olur, kısacası başka türlü hareket edemem ve yine hareket etmemin zorunlu olduğu yerdeyimdir… Absürt ya da absürdün erdemiyle hareket etmem inancımın doğrultusunda olur… Hareket etmek zorundayım fakat düşüncelerim yolu kapatıyor ve olasılıklardan birini alarak şöyle diyorum: Yaptığım hareket budur, başka türlü yapamam çünkü buraya düşüncelerimin yansıtmasıyla getirildim.

Absürt sözcüğü ilk başta bir komedi görüntüsü uyandırmakla birlikte, mutlaka komik olmak zorunda değildir. Yer yer komik, trajik ya da farklı duygulardan yararlanılır. Hiciv, kara mizah, trajedi, komedi, aşırılık ve birçok absürt duruma dair bir şeyler söyleyen 10 filmi sizler için derledik.

zelig-woody-allen

Zelig (1983) IMDb 7.8

Zelig (1983) Kızdıklarında onu dolaba kilitlerlerdi.. Daha çok kızdıklarında ise dolaba onlar da girerdi..

Yönetmenliğini Woody Allen’in üstlendiği film fantastik-komedi türlerini barındırıyor.. 1920’lerde, sansasyonel bir karakter olan Leonard Zelig, kimle tanışırsa onun karakteristik özelliklerini taklit eden bukalemun vari bir adamdır. Huzuru ise sadece psikologunun kollarında bulmaktadır.

Amerika’nın şöhret ve ün düşkünlüğüyle dalga geçen filmde, tıpkı Yurttaş Kane’de olduğu gibi sahte haber görüntüleri montajlanarak Zelig’in sanki dönemin ünlüleriyle bir arada olduğu sahneler tasarlandı.

Fragman için tıklayın.

___

Songs-from-The-Second-Floor

İkinci Kattan Şarkılar (2000) Sånger från andra våningen IMDb 7.7

Kuzey Yarımkürede bir yerlerde gece vakti. Şehirde bir dizi garip olay meydana gelmektedir. Bunlar görünüşte birbirine bağlı değildir. Bir memur 30 senedir çalıştığı işten atılmak istendiğini öğrenir; bir mülteci kalabalık bir sokakta dayak yer; bir sihirbaz gösterisinin en heyecanlı yerinde korkunç bir yanlış yapar. Bu kargaşa ortasında Karl sigortadan para alabilmek için mobilya dükkanını ateşe vermiştir. Cannes’da jüri özel ödülü kazanan, stilize, sıra dışı, sınıflandırılması güç bir film.

Fragman için tıklayın.

__

ostre-sledovane-vlaky

Sıkı Kontrol Edilen Trenler (1966) Ostre sledované vlaky IMDb 7.8

Sıkı Denetlenen Trenler, kara mizahı, ayrıntıya önem atfedişi, mahcup ve şefkatli hümanizmiyle Çek Yeni Dalgası’nın ideal bir örneği olarak çıkar karşımıza. Jiri Menzel’in bu ilk uzun metrajlı filmi, tıpkı önceki filmlerinin çoğunda olduğu gibi, Çek romancı Bohumil Hrabal’ın metinlerinden uyarlamadır. Senaryoyu da beraber yazan bu ikilinin ilişkisi oldukça yakın ve dostanedir: Menzel, aldığı En iyi Yabancı Film Oscarı’nı tümüyle yazara atfederken, Hrabal’sa filmi, kendi orijinal metninden daha çok sevdiğini söyler.

Utangaç, hassas genç bir delikanlının duygusal eğitiminin anlatıldığı hikâyenin ana damarını trenler oluşturur. Milo (iri gözleri, meraklı bakışlarıyla Buster Keaton’ı anımsatan Vaclav Neckar’ın canlandırdığı karakter) “tek bir yerde durmasını sağlayan ve ağır işlerden uzak tutan” yeni üniformasından, istasyon bekçiliği işinden gurur duyar. Ancak tatlı bir biletçi kıza tutkuyla âşık Milo, kendisini ona yaklaşmaktan alıkoyan çekingenliğinden ötürü umutsuzluk içindedir. Rol-modeli, alaycı ve uslanmaz kadın delisi Hubi-ka’ysa (Josef Somr), vaktini çaktırmadan kuralları delmeye ve karşısına çıkan her dişi yaratığı avlamaya ayırır.

Şimdilerde aldatıcı bir biçimde işleniyor olsa da bu tema, hikâye, 2. Dünya Savaşı’nın son yıllarında durgun bir tren istasyonunda geçiyor olmasaydı, pek de ilginç olmazdı. Kaç yıldır devam ettiği halde önceleri pek de umursanmayan savaş, kademe kademe her şeye gölge etmeye, Milo’nun hikâyesine de trajedi ve karmaşıklık katmaya başlar. O güne kadar Çek sinemasınca işgal kuvvetlerine karşı kahramanca bir mücadele olarak çözümlenen bu dönem, filmde dolaylı ve ironik bir açıdan ele alınır. “Çoğu film, bilinçli bilinçsiz, savaşı çekici kılar,” diyen Menzel’in amacı abartılı savaş mitini yapıçözüme uğratmaktır. Trenlerin kahramanlıklarla ilgisi yoktur: Hubi-ka’nın asıl derdi Direniş mücadelesine katkı vermek filan değil, cinsel arzularını tatmin etmekken, Milo’ysa tesadüfen oradadır. Ayrıca kimse de şeytanlaştırılmamıştır filmde: Evinden uzak kalmış, zihnen kayıp bir grup Alman askerinin yaptığı iş, faşist köpeklere destek vermek değil, bir tren dolusu güzel hemşireyi bakışlarıyla kesmektir. Çek Nazi işbirlikçisi Counselor Zednicek’se (Vlastimil Brodsly), cani bir yaratıktan ziyade, kendisine eşlik eden alaycı, Wagner gösterişçiliğini tiye alan müziğiyle, bir budaladan başka bir şey değildir. Çekoslovakya üzerindeki Sovyet hakimiyetine çok ciddi yer verilmiş değildir gerçi ama, o dönemde filmi izleyen yerli sinemaseverlerin böyle bir çıkarsama yapmış olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

İtaatsizlik göstergesi gülümsemesi ve saygısızlık belirtisi sessizliğiyle Çek zekâsını kendisinde cisimleştiren İyi Asker Svejk karakterinin etkisi, asla, Wehrmacht’ın sınırlardan geri çekilişimi zafer göstergesi parlak bir taktik ürünü olarak yorumlayan Zednicek’e, istasyon personelinin ifadesiz suratlarla karşılık vermesi kadar şiddetli değildir. Aynen Hasek’in klasik romanı gibi Sıkı Denetlenen Trenler de güldürü, trajedi ve maskaralığı erotizmle taşlamayı; doğallıkla absürtlüğü hayli nefret uyandırıcı bir tuhaflıkla, büyüleyici bir biçimde birbirine karıştırır. Hrabal sağ olsun; Menzel, romanın trajik sonunu yumuşatmaya yeltenememiştir.

Fragman için tıklayın.

___

dr-strangelove-or-how-i-learned-to-stop-worrying-and-love-the-bomb-67c938d8

Dr. Garipaşk (1964)
Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb IMDb 8.5

İki kutuplu bir dünyada, çok hassas dengeler üzerine kurulmuş olan uluslararası ilişkiler sistemi, Amerikalı bir Generalin tamamen subjektif değerlendirmeleri sonucu nükleer bombaların kullanılmasını da içeren vahim bir sonuca doğru ilerlemektedir.

Filmde, sonradan hastalık seviyesinde rahatsız olduğu anlaşılan, Generalin hatasının telafi edilmesi çabası çerçevesinde çok ince mesajlar verilmektedir. Tüm bunlar olurken sadece üç mekanda geçen filmin heyecanınızı nasıl ayakta tutmayı başardığını kendinize hayretler içerisinde soracaksınız.

Yılların eskitemediği ve eskitemeyeceği bir başyapıt.

Fragman için tıklayın…

___

Safety Last!

Güvenlik Sonra Gelir (1923)
Safety Last! IMDb 8.2

1920´lerin büyük sükse yapan filmlerinden Güvenlik Sonra Gelir, bugüne kadar çekilmiş en muhteşem komedi filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Büyük komedyen Harold Lloyd, kız arkadaşıyla evlenmek için çok para kazanmak üzere taşradan büyük şehre gelen Çocuk rolünde. Elbette, çılgınca çabalıyor, inanılmaz engelleri aşıyor, hatta bir gökdelenin tepesinden sallanıyor!

Fragman için tıklayın.

___

brazil-

Brezilya (1985) Brazil 8.0

Geleceğin tuhaf ve gereksiz derecede karmaşık, fütüristik dünyasındayız. Devlet memuru Sam Lowrey, etrafını saran bu bürokrasi ve teknoloji cenderesinden bunalmış bir istatistikçidir. Kaçışı ve sükuneti, kendisini her şeyden izole ettiği hayallerde bulur. Rüyalarında sürekli olarak aynı kadını kurtardığını görür.

Sam’in yaşadığı gerçek dünyayı ise, herşeyi görüp kontrol eden bir bilgisayar idare etmektedir. Jill Layton isimli genç kadın terorist olmakla suçlandığında, düzenli olarak hata kontrolleri yapmakta olan Sam bunda bir yanlışlık olduğunu farkeder ve Jill ile tanıştığında onun rüyalarında kurtarıp durduğu kız olduğunu anlar

Fragman için tıklayın.

__

Actor David Thewlis voices Michael Stone as he engages in puppet showering, puppet profanity, puppet nudity and puppet hallucinations.

Anomalisa (2015) IMDb 7.3

Anomalisa aşk, kimlik ve insan olmak üzerine çekilmiş, kasvetli ve absürt bir yapım. Animasyon olmasına rağmen oldukça dokunaklı ve etkili.

İngiliz Michael Stone, müşteri hizmetleri üzerine bir kitap yazar ve tanıtım için Amerika’ya gelir. Michael; insanlarla yakın ilişkiler kuramayan, ilgisiz ve heyecansız bir adamken; kaldığı otelde duyduğu ses, onu tekrar hayata bağlar ve o sesin peşinden koşar.

Fragman için tıklayın…

___

eraserhead

Silgi Kafa (1977) Eraserhead IMDb 7.4

Sinema tarihinin en orijinal filmlerinden birisi olan film, David Lynch’in ilk uzun metraj filmidir. Dev makinelerin çalıştığı dumanlarla kaplı bir evrende geçen filmde Jack Nance’in canlandırdığı Henry Spencer’ın özürlü kız arkadaşı olan Mary X’den mutant bir çocuğu olur. Bu öykü etrafında ilerleyen film, 30 dakika boyunca Spencer’ın kabusuna bizi davet eder. Filmde Henry Spencer evi terk eden kız arkadaşının öfkesini bebeğini öldürerek dindirir. Bir sürü rahatsız edici imge, izleyicinin algısını allak bullak eden bir ses bandı ve siyah-beyaz görüntüleriyle, ‘Eraserhead’ bir deneysel sinema başyapıtıdır. Filmde fantastik görüntüler çoğunluktadır.

Fragman için tıklayın.

___

The Lobster (Yorgos Lanthimos)

Istakoz (2015) The Lobster IMDb 7.1

Çok da uzak olmayan bir gelecekten ilginç bir distopya öyküsü anlatıyor bize The Lobster. Yalnız kalmış, ilişkisi olmaya insanların tutuklandığı, alternatif bir gelecekte geçen öyküde, bekar insanlar korkunç bir otele yerleştirildikten 45 gün sonra, kendileriyle eşleşen kişiyle ilişkiye başlamak zorunda kalıyorlar. Eğer ki ilişkilerinde başarıyı yakalayamazlarsa, ölümün kol gezdiği bir ormana sürgüne gönderiliyorlar.

Fragman için tıklayın.

___

life-of-brian

Brian’ın Hayatı (1979) Life of Brian IMDB 8.1

Brian adında bir bebek Hz. İsa’yla aynı gece doğdu. Büyüdü, büyüdü daha da büyüdü ve oldu Brian isimli bir oğlan. Brian adındaki oğlan büyüyünce Brian adında bir delikanlı oldu, kesinlikle Brian denen bir kız değildi…

İngiliz komedisinin belki de en çok tartışmaya yol açan filmi Brian’ın Hayatı, Hz. İsa’yla aynı gece doğan köylü bir çocuğun uzun hikayesini anlatıyor. Efsanevi İngiliz komedi grubu Monty Python’ın gelmiş geçmiş en komik filmlerden birine imza attığı yapım.

Fragman için tıklayın…
Serkan Baştimar

Serkan Baştimar

Yayın Yönetmeni at Sinefesto
Serkan Baştimar

Latest posts by Serkan Baştimar (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up