Bizimle İletişime Geçin

Türkiye

Metin Erksan’ın Halit Refiğ’e Yazdığı Mektup İlk Kez Yayımlandı

Yayınlandı

tarihinde

Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Halit Refiğ, 11 Ekim 2009 yılında vefat etmişti.  Vefatının 5. yılında yakın dostu  Metin Erksan’ın Halit Refiğ’e yazdığı mektup yayımlandı.halit refiğ1975 yılında TRT’den ayrılmak zorunda kalan ve o gün hakim olan seks filmleri furyasına katılmak istemeyen Halit Refiğ Amerika’ya gider. Ünlü yönetmen Türkiye’deki yakın arkadaşı Metin Erksan ile mektuplaşmaktadır.  Yönetmenin vefat yıl dönümü sebebiyle Metin Erksan’ın 5 Mayıs 1976’da Halit Refiğ’e gönderdiği mektuplardan birini, Türk Sineması Araştırmaları ilk kez paylaştı.

İşte o Mektup:

5/5/1976

İstanbul

Halitciğim, tek dostum, sevgili kardeşim,

Gittiğin gün, havaalanında seni yerde gözden kaybedince, İsmet anneyle birlikte uçağının kalkışını görebilmek ümidiyle alanın diğer tarafına gittik. Ve nihayet uçağın kalktı. Türkiye topraklarını terkedişini derin bir keder içinde seyrettik. Çileli ömrümüzde ve yalnız kederin var olduğu hayatımızda bu günleride görmek varmış. Bir kere daha söylemeğe gerek yok. Ben zaten yalnız adamımdır, şimdiyse iyice yalnız kaldım. Geçici bir zaman için bile olsa. Türkiye yetiştirdiği beyinlerin en büyüklerinden birini böylece kaybetti. Halit biliyorsun, bir zamanlar büyük Kemal Tahir’i yalnız Nazım (Hikmet) biliyordu. Seni bilen ise daha fazla. Fakat seni en iyi ben biliyorum. Yani senin büyüklüğünü, aklını, kabiliyetini, erişilmez kuramcılığını en iyi ben biliyorum. Sağlam arkadaşlığın, cömertliğin, insanlığın ise erişilmez bir seviyede. Yani burada şunu demek istiyorum, ve de kendime pay çıkartıyorum. Senin büyüklüğünü bir ben bilsem bile, hiç gam çekme. Benim bildiğim büyüklük en gerçek büyüklüktür. Ben öyle herkese büyük demem. Kaldıki senin ne yaman bir insan olduğunu bilen çok fazla. Sen daha iyi bilirsin, biz bizim yamanlığımıza bir parayı ekliyemedik. Yamanlığına bir de parayı eklersen, o zaman bak ne yaman görünürsün insanların gözüne. Sensizliğe bir türlü alışamadım. Senin ve Gülperin[1] ışığına her akşam bakıyorum. Siz burada iken, canım çok sıkıldığı zaman, kendimi çok yalnız bulduğum zaman, daha doğrusu her zaman, bilhassa geceleri açıp perdeyi senin evinin ışıklarına bakardım. Senin ışıklarını görmek bana bir güven verirdi. Senin ışıklarını görmek acılarını, kederlerimi, yalnızlığımı bana unuttururdu. Şimdi ise pencerelerinizde yalnız gazete kağıtları var. Bu Dünyada üç kişiyi sevdim. Seni, Kemal Tahir’i, Ağabeyimi. İkisi öldü. Biri de Amerikaya gitti. Şimdi ben buralarda tek başıma ve yalnız kaldım. Senin yerini kimse dolduramaz. Sen gittikten sonra, uzun, uzun ve tekrar, tekrar senin üzerinde düşündüm. İnsanlar seni bir keşfetseler, bir daha yakanı bırakmazlar. Şuna inanıyorum ki Amerikalılar seni iyice anlıyacaklar Halitciğim. Orada Amerikada çok büyük işler yapacaksın. Gerek Üniversitelerde Amerikalılara anlatacakların, gerek yapacağın filmler çok büyük şeyler, çok güzel şeyler olacak. Bilirsin ben laf ola konuşmam. Kesin olarak senin orada büyük başarılar kazanacağına inanıyorum. Bu inancım sen daha gitmeden vardı. Şimdi ise bu inancım daha da büyüdü. Aman Halit dişini sık falan demiyeceğim sana. Hele biraz geçsin. Başarın kesin. Mutlaka, ama mutlaka en güzel, en büyük şeyleri sen yapacaksın orada. Bilimsel olarak, gerçekçi olarak, akılcı olarak ben senin başarına inanıyorum.

Televizyondan hiçbir haber yok. Sinema bıraktığın yerde otluyor. Televizyon daha can sıkıcı, daha fena oldu. Sen yapılacağın en iyisini yaptın. Bu namussuzlar alayını boklarının üstünde eşinmeye devama tam zaman zamanında bıraktın. Gitmekle ne kadar isabet etmişsin. Milli televizyona bak. Kendilerine Milliyetçi, Mukaddesatçı deyen bir alay namussuz televizyonun başına musallat olmuş. Pis, adi, iğrenç, alçak bu herifler. Şimdi biraz, kronolojik sıraya uygun yazalım. Önce gelelim Kemal Tahir’in ölüm yıldönümü anmasına. Eşsiz dehan ve kabiliyetinle tek başına hazırladığın anma günü, eleştirilecek yanlarına rağmen çok, çok güzel oldu. Kim ne derse desin. Türkiyede ilk defa bir düşünürün, bir yaratıcının ardından böyle güzel anmalar oluyor. Gerçekten konuşmacıları ve programı iyice mükemmel hazırlamışsın. Çok yaşa Halitciğim. Sen burada olmadan yaptığın ve hazırladığın işte çok başarılı oldu. Bilhassa Hilmi Yavuz ve Arif Mardin[2] çok ilgi çekici iki konuşma yaptılar.

Oğuz (Atay) belki biraz acemi ama, çok samimi ve içten bir yönetim gösterdi. Böylesi daha iyi oldu. Yani Oğuz töreni çok iyi idare etti. İsmet Bozdağ konuşması ve söyledikleri şeylerle bir hayli ilgiyi çekti. Nezihe Hanım (Nezihe Araz) (konuşması için epey çalışmış, bir hayli de zaman vermiş. Kemal Tahir’in bütün kitaplarını dikkatli ve özgün bir şekilde elden geçirmiş. Fakat dediğine göre hazırlanması istediği gibi olmamış. Birde bana dediki; Semiha (Tahir)[3] ablayı karşısında görünce pek deyeceklerini diyememiş. Bence Kemal Tahirin kitaplarındaki kadınlar meselesine şöyle yaklaşmak gerek. Kemal Tahir hapishaneye girene kadar bir Kemal Tahir var. Bu Hayatın içindeki Kemal Tahir’in Erkek-Kadın ilişkileri var. Sonra bir Hapishadeki Kemal Tahir var. Bu on iki yıldaki kadın açlığı ve cinsel pehriz Kemal Tahir de bir başka türlü Kadın meselesi oluşturuyor. Öfkesi, Gençliği, çekiciliği, erkekliği, yaratıcılığı, cinsel hayatının en güçlü zamanları ile bir Kemal Tahiri hapishanede düşün. Olağan bir insanda bile bu uzun hapishane yılları kadınlara karşı başka türlübir düşünce ve davranma oluşturur. Kemal Tahir gibi olağanüstü bir insanda ise bu durum iyice değişik bir tavır yaratır. Ertesi, hapishane sonrası bir Kemal Tahir var. Burada da Kemal Tahir’in Dünyasındaki kadınlar var. Bütün bunlar bir yana, Kemal Tahir kadınlar üzerinde çok düşünmüş. Freud ve Marx’ı bir iyice okumuş. Bence geriye ne kalmış biliyormusun. Hiç feminist olmadığı halde, Kemal Tahir kadınlara karşı çok iyimser, çok dost. Hatta Nermin hanıma[4] karşı bile. Kemal Tahir hiçbir kitabında kadın düşmanlığı yapmaz. Bence Kemal Tahir’in büyük özelliklerinden biride bu. Dünyada pek az büyük yazar kadın düşmanlığı yapmamıştır. Kemal Tahir kadınlara her zaman insan gözüyle bakmış, cins ayrılığı yapmamıştır. Yani şunu demek istiyorumki Kemal Tahirde kadın erkek ayrılığı yoktur. Bu konuda daha çok şey yazmak isterdim ama, o zaman söz iyice uzuyacak. Sen ne demek istediğimi daha iyi bilirsin. İşte Nezihe hanımın konuşmasında bunlar yoktu. Ama bütün bunlara rağmen, bu hususlar, ve bu meseleye bu açıdan bakış düşünülmez ise Nezihe hanımın konuşmasıda güzeldi. Gelelim Doktorun (Hulusi Dosdoğru) konuşmasına. Ardaşlık, dostluk, vefakarlık, iyi ama Kemal Tahir üzerinde bir spekülasyon, hele bir fikir spekülasyonu benim hiç hoşuma gitmiyor. Üstelik doktorun söyledikleride yalnız. Önüne gelen çattı. Ortalığı kasıp kavurdu. Hatta Hilmi Yavuza bile çattı. Daha dün Kemal Tahir’e çatıyordu falan diye. Bu arada Mehmet Doğan bile nasibini aldı. Dünyada Kemal Tahir’i anlamamış tek insan doktor. Kemal Tahir’i o kadar kapattıki, Doktora () kalırsa Kemal Tahir’in yanına kimseyi yaklaştırmayacak. Anlıyorsun. Daha fazla yazmaya gerek yok. Hemen Semiha abla ile konuştum. Gelecek sene doktor olmasın diye, O da kabul etti. Doktor isterse bu sözlerini bir gazeteye göndersin. Belki basarlar. Ama Kemal Tahir’in ölüm gününden faydalanarak insanlara küfür etmek yok. Bu yolu doktora kapıyacağım. Son olarak bir kere daha söylüyorum. Anma günü başarılı oldu. Sayende. Herhalde Aziz Nesin çok sinirlenmiştir. Zira onun arkasından böyle anma günleri yapılmıyacak. Bu benim tahminim. Kıskandığını Semiha abla söyledi. Yaşa Halitciğim.

Evet Halitciğim her zaman en doğruyu sen söylersin. Türkiyede belli bir siyasi istikrar kurulmadan sinema ve televizyon da birşey yapmak kabil değil. Sinema ve Televizyona dair haberleri gelecek namemde daha ayrıntılı olarak yazacağım.

Benim Halimi sorarsan felaket. Açlık, sefalet, işsizlik. Yalnızlık, can sıkıntısı.

Gülperin ve senin sevgiyle, özlemle gözlerinden öperim.

Gülperlerde, Ani-Ersinlerde[5], Oğuzlarda, Nezihe Hanımda her yerde hep hep siz varsınız. Sizin olmadığınız hiçbir yer yok. Ersin aracılığıyla sana bazı mevkuteler yolluyorum.

Ayşegül’e[6] selamlar. Onun ve çocuğunun gözlerinden öperim. Her ne kadar tanımıyorsam da Nuri Giray beye de çok selamlar.

 

 METİN ERKSAN

 


[1] Gülper Refiğ, Halit Refiğ’in eşi

[2] Şerif  Mardin

[3] Kemal Tahir’in eşi

[4] Muhtemelen Kemal Tahir’in Esir Şehir üçlemesindeki Nermin Hanım karakteri

[5] Sinemacı Annie Geelmuyden- Ersin Pertan çifti

[6] Halit Refiğ’in Amerika’daki üvey kız kardeşi

kaynak haber için tıklayın 

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye

Emin Alper Yeni Filmi “Balkaya” İçin Sete Giremeye Hazırlanıyor

Filmin başrolünde Selahattin Paşalı ve Ekin Koç yer alacak.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Emin Alper

Ödüllü filmlerin yönetmen koltuğuna oturan isim Emin Alper, dördüncü uzun metraj filmi olacak “Balkaya”nın prodüksiyonuna temmuz ayı içerisinde başlayacak.

Daha önce Tepenin Ardı, Abluka, Kız Kardeşler gibi adından söz ettirmiş ödüllü filmlerin yönetmen koltuğuna oturan Emin Alper, dördüncü uzun metraj filmi olacak “Balkaya“nın hazırlıklarına başladı. Temmuz ayı ile birlikte prodüksiyonuna başlaması planan filmin çekimleri ağırlıklı olarak Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde gerçekleştirilecek.

Filmin başrollerini ise iki genç isim Selahattin Paşalı ve Ekin Koç paylaşıyor. Paşalı‘yı Netflix dizisi Aşk101’deki başarılı performansıyla tanıyoruz. Ekin Koç ise Bizim İçin Şampiyon filmiyle dikkat çekmişti. Filmde Paşalı ve Koç‘a Erol Babaoğlu, Erdem Şenocak, Selin Yeninci ve Nizam Namidar eşlik edecek.

Nadir Öperli‘nin yapımcılığını üstlendiği filmin görüntü yönetmenliğini Christos Karamanis, yapım tasarımını Nadide Argun van Uden yapacak.

Filmin konusu şu şekilde: Emre, Balkaya kasabasına yeni tayin olmuş çiçeği burnunda bir savcıdır. Kendisini bekleyen işlere büyük bir ciddiyetle sarılan Emre başta belediye başkanı Selim Bey olmak üzere, kasaba eşrafı tarafından büyük bir saygıyla karşılanmıştır. Ancak bütün bu hoş karşılanmaya rağmen ilk günden itibaren birtakım gariplikler ve gerginlikler yaşanır. Kasabada ciddi bir su sorunu vardır. Sualtı mağaralarından gelen yer altı suyunun kullanılması çevre kurulları ve mahkemelerce yasaklanmıştır. Selim’in belediye başkanı olarak en büyük projesi bu meseleyi çözmek ve modern borularla yer altı sularını kasabaya bağlamaktır. Susuzluktan kırılan kasaba bu projenin hayata geçmesini beklemektedir. Fakat kasabada Selim’e karşı ciddi bir muhalefet de vardır. Bu muhalefetin öncüsü, yerel gazetenin sahibi Murat’tır. Emre, Murat’ın kendisini belediye başkanına karşı kışkırtma çabalarına temkinli yaklaşır. Nitekim birkaç hafta içinde yerel seçimler yapılacaktır ve Emre bu seçimlerde herhangi bir tarafın yanında görünmek istememektedir. Emre, siyasi çekişmelerde taraf olmak istemese de ona karşı yükselen homurtular, onu yavaş yavaş Murat’la ittifak yapmaya zorlar ve genç savcı kısa süre sonra kısır bir döngü içinde sıkışıp kalır.

Okumaya Devam Et

Türkiye

Netflix Yeşilçam Filmlerini Arşivine Ekliyor

Dert Bende, Fatmagül’ün Suçu Ne?, Şoför Nebahat ve daha fazlası.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Dünyaca ünlü yayıncı platform Netflix, Türk Sineması’nın Yeşilçam furyasını arşivine eklemeye hazırlanıyor.

200 milyon aboneyi aşkın takipçisi bulunan uluslararası streaming platformu Netflix, Yeşilçam filmlerini arşivine ekliyor. Kitaplığında birçok ödüllü film, dizi ve belgeseli barındıran Netflix ilk olarak Yeşilçam klasiklerinden Dert Bende, Fatmagül’ün Suçu Ne? ve Şoför Nebahat gibi filmleri ekranlara getirecek.

Türk yapımlarla her geçen gün arşivini daha fazla çeşitlendiren Netflix gelecek günlerde; Türkan Şoray’ın başrolünü üstlendiği Dert Bende, Hülya Avşar’lı Fatmagül’ün Suçu Ne?, Metin Serezli ve Fatma Girik’in başrolünü paylaştığı Şoför Nebahat, Şener Şen başrollü Çıplak Vatandaş, Şener Şen ve İlyas Salman’ın kadrosunda bulunduğu Şekerpare, Kemal Sunal’lı Tokatçı, Hülya Avşar ve İbrahim Tatlıses’in başrolünü paylaştığı Aşıksın ve Münir Özkul’lu Gülşah filmi Netflix‘te ekranlara gelecek Yeşilçam klasikleri arasında bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Türkiye

“Sudanlı Musa”nın Hayatı Film Oluyor

Başrol için Hollywood yıldızlarıyla görüşülüyor.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Sudanlı Musa

İstihbaratçı Kuşçubaşı Eşref Bey’in emir eri Sudanlı Musa’nın hayatı beyazperdeye aktarılmaya hazırlanıyor.

I. Dünya savaşında Osmanlı askerleriyle birlikte cephede mücadele veren Sudanlı Musa’nın hayat hikayesi “Sudanlı Musa – Vatana Adanmış Bir Ruh” ismiyle beyazperdeye uyarlanacak. Sudanlı Musa’nın her yaştan insanın ilgisini çeken destansı ve hazin yaşam öyküsünün tüm samimiyetiyle yansıtılacağı filmin çekimleri Türkiye’nin farklı illerinde gerçekleştirilecek. Yapımcılığını Kafa İşler Medya Yapım’ın üstlendiği “Vatana Adanmış Ruh” filmi için prodüksiyon çalışmaları sürüyor.

Filmin, Afrika ülkeleri ve Türkiye arasındaki var olan kültürel, politik ve turistik ilişkileri de olumlu yönde etkilemesi bekleniyor. Yönetmenliğini Deccal, Hep Yek 3 ve Malazgirt 1071 gibi filmlerin arkasındaki isim Özgür Bakar’ın yapacağı filmin başrol oyuncusu olan Sudanlı Musa karakterini canlandırmak üzere ise Hollywood yıldızlarıyla görüşmeler devam ediyor.

Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak danışmanlığında senaryosu oluşturulan film, 4 Mart 2022’de izleyiciyle buluşacak.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler