Bizimle İletişime Geçin

Dünya

‘Merak etmeyin, İstanbul’u seviyoruz’

Yayınlandı

tarihinde

James Bond serisinin 23. filmi ‘Skyfall’un yapımcı, yönetmen ve oyuncuları, İstanbul’un ‘007’nin ‘gözdesi’ olduğu konusunda hemfikir: “Merak etmeyin, İstanbul’u seviyoruz. Onu kötü göstermeyeceğiz.” Filmin, Oscarlı yönetmeni Sam Mendes’in amacı ise son yıllarda iyice ‘hovarda’ olan Bond’u aslına döndürmek.

Sinema tarihinin en uzun soluklu serisi James Bond’un yeni filmi ‘Skyfall’un yönetmen, yapımcı ve oyuncuları dün İstanbul Çırağan Sarayı’nda basının karşısına çıktı. Malum, ‘007’ bir süredir ülke gündeminde. Kapalıçarşı çekimleri ufak çapta tepkilere yol açmış; üstüne bir de Türkiye’nin ‘geri kalmış bir ülke gibi gösterileceği’ söylentileri gündeme oturmuştu. Bunun üzerine, yapımcı Michael Wilson geçen hafta bir basın toplantısıyla endişeleri gidermişti. Filmin, Oscar’lı yönetmeni Sam Mendes ve başrol oyuncusu Daniel Craig’in de olduğu dünkü basın buluşması yine bu ‘söylentilerin’ gölgesinde geçti.

‘Skyfall 007’ ekibi salona yarım saatlik bir gecikmeyle geldi. Yani mevzu ‘dünyayı kurtarmak’ olsaydı, kötü adamlar çoktan yapacağını yapmıştı! Yerli ve yabancı basın mensupları Bond’un dakik olmayışına içerlemedi değil. Yabancı basın mensupları demişken, Rusya’dan Japonya’ya, Meksika’dan Brezilya’ya Fransa’dan (ve tabii ki) İngiltere’ye kadar onlarca yabancı gazeteci, yerli meslektaşlarından hem sayıca fazla hem de motivasyon olarak daha hazır ve heyecanlıydı. Yerli basının kafasında dolaşan konular ise “İstanbul ve Türkiye nasıl gösterilecek? İran gibi mi görüneceğiz?” türündendi. Nihayetinde bu ‘tekinsizlik’ söyleşiye de yansıdı. Üstüne bir de ‘zamandan kazanmak için’ Türkçe çeviri yapılmaması tuz biber ekti.

Skyfall’un Oscar’lı yönetmeni Sam Mendes, son James Bond, Daniel Craig ve yapımcı Michael G. Wilson; İstanbul konusunda hassas olduklarını gösterdi. Dışarıdan gelen tüm ünlülerin söyledikleri onların da dilindeydi; ama laf olsun diye değil: “İstanbul harika bir şehir. İnanılmaz güzellikte bir yer. Burada olduğumuz için çok mutluyuz. Türkler çok yardımsever ve canayakın….” Bunlara ek olarak Daniel Craig, Fethiye’nin muhteşem bir yer olduğunu ve orada harika vakit geçirdiğini söyledi. Derken, beklenen oldu ve “Türkiye’yi İran gibi mi göstereceksiniz?” sorusu geldi. Ekibe sorulan ‘İstanbul ve Türkiye hassasiyetli’ sorular, doğrusunu söylemek gerekirse onları hem şaşırttı hem üzdü. Başta Wilson ve Mendes olmak üzere, sanki yapmadıkları bir suçla itham edilen biri gibi şaşkınlık, üzüntü ve sıkkınlıkla karşıladılar soruları. Wilson şöyle cevapladı bu konudaki soruları: “Bu konuda açıklama yapmaktan yoruldum. Geçen hafta sadece bu konu üzerine bir basın toplantısı yaptım ve orada bütün bunlara cevap verdim. İstanbul ve Türkiye’yi kötü göstermek gibi bir niyetimiz yok. Üstelik hükümet bize izinleri verirken tarihî dokuya ve çevreye karşı dikkatli olmamızı şart koşmuştu. Biz de bu konuda oldukça dikkatliyiz. Kendi inşa ettiğimiz dekorlara zarar veriyoruz sadece.”

FLEMİNG’İN RUHUNU YAKALAMAYA ÇALIŞIYORUZ

Yönetmen Sam Mendes ise İstanbul’un harika bir şehir olduğunu belirttikten sonra âdeta, ‘istesek de kötü gösteremeyiz’ dercesine konuştu: “İstanbul, Bond’un yazarı Ian Fleming’in gözde şehirlerinden. Biz de öyle davranıyoruz. Belli bir stereotip peşinde değiliz. Gördüğümüzü, şehrin bize verdiklerini çekeceğiz.” Tam bu noktada Daniel Craig araya girdi: “Hayır, asla İran gibi göstermeyeceğiz. İstanbul, İstanbul’dur. Merak etmeyin, burayı asla geri kalmış bir ülke gibi göstermeyeceğiz. Çünkü burası harika bir şehir.”

Bize has, bu tür kompleksli ‘hassasiyetler’i bir kenara bırakırsak, özellikle Sam Mendes, filme dair önemli açıklamalar yaptı. Serinin, bir süredir Bond’u playboy erkeği gibi hercai, derdi tasası olmayan biri gibi gösterdiğini söyledi. Oysa Mendes’e göre (ki gerçekte de öyle) Ian Fleming’in Bond’u kendi içinde çatışmalar yaşayan, kafasında problemleri, içinde karanlık bir tarafı ve tereddütleri olan bir karakter. Nihayetinde Casino Royal’den bu yana, yani bir bakıma Daniel Craig ile birlikte Bond’un özüne dönüş başladı. Mendes, ‘Skyfall’un, Bond’un bu yönlerini göstereceğini ve Fleming’e döneceklerini özellikle vurguladı. Mendes’in dedikleri işi şu noktaya getiriyor: Oyuncu, yönetmen ve ekipler değişse de, Bond, aslına dönmeye çalışıyor. Yola çıkan tüm ekipler Ian Fleming’in ruhunu yakalamaya çalışıyor: “Yerleşmiş bir Bond klişesi var. Biz Fleming’e dönmeye çalışıyoruz. Patlamalarla, aksiyonla çok ilgilenmiyorum. Elbette onlar da olacak. Ama ben daha çok Fleming’in Bond’uyla ilgileniyorum.” Tabii ki, Mendes’in filmografisindeki erkek prototipi de önemli. Amerikan Güzeli’yle Oscar alan yönetmen, genelde kafasında hep sorunları olan, içte çatışma yaşayan erkeklerin öyküsünü anlatıyor. Mendes, Fleming’in ışığında ‘Skyfall’un da böyle bir Bond ortaya koyacağını söylüyor. Eklemeden de edemiyor: “Her kuşakta bir Bond çıkıyor. Daniel (Craig) da kendi kuşağında Bond’u oynayacak en doğru kişi.”

Haberin devamını okumak için tıklayınız!

Zaman

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

10. Avustralya Akademi Ödülleri Açıklandı

En İyi Film, Promising Young Woman seçildi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

10. Avustralya Akademi Ödülleri'nde en iyi film seçilen Promising Young Woman filmi

Bu sene Avustralya Sinema ve Televizyon Sanatları Akademisi tarafından 10. kez düzenlenen Avustralya Akademi Ödülleri açıklandı.

Avustralya Sinema ve Televizyon Sanatları Akademisi tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Avustralya Akademi Ödülleri (AACTA)’nin sahipleri belli oldu. Profesyonel sinema ve televizyon yapımlarını taçlandıran törende en iyi film ödülünü Promising Young Woman kazanırken, en iyi drama dizisi Queen’s Gambit seçildi.

En İyi Film Ödülü: Promising Young Woman
En İyi Yönetmen: Chloé Zhao – Nomadland
En İyi Senaryo: Aaron Sorkin – The Trial of the Chicago 7
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü: Chadwick Boseman – Ma Rainey’s Black Bottom
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü: Carey Mulligan – Promising Young Woman
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü: Sacha Baron Cohen – The Trial of the Chicago 7
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü: Olivia Colman – The Father

10. Avustralya Akademi Ödülleri'nde en iyi drama dizisi seçilen Queen's Gambit.

En İyi Drama Dizisi Ödülü: Queen’s Gambit
En İyi Komedi Dizisi: Schitt’s Creek
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü (Dizi): Aaron Pedersen – Mystery Road
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü (Dizi): Anya Taylor-Joy – The Queen’s Gambit

Okumaya Devam Et

Dünya

Emma Stone’lu Cruella Filminden Fragman Yayınlandı

101 Dalmaçyalılar’ın live-action versiyonu olan “Cruella” filminden ilk fragman geldi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

101 Dalmaçyalılar’ın live-action versiyonu olan “Cruella” filminden ilk fragman geldi.

La La Land, The Amazing Spider-Man ve The Help gibi dikkat çeken yapımlarda başrolü üstlenen gen oyuncu Emma Stone’un yeni filmi Cruella’dan ilk fragman yayınlandı.

Oscar ödüllü Emma Stone’un, kötü karakter Cruella de Vil’e hayat verdiği Cruella filminin yönetmen koltuğuna Craig Gillespie oturuyor.

Filmde Emma Stone’a Emma Thompson, Joel Fry, Paul Walter Hauser, Emily Beecham ve Mark Strong gibi isimler eşlik ediyor.

Okumaya Devam Et

Dünya

Dünya sinemalarının salgın sonrası hasılat rakamları

İşte rakamlar.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Koronavirüs salgınıyla mücadelede normalleşme sürecine giren ülkelerin açılan sinema salonlarının hasılat rakamları belli oldu.

Tüm dünyayı kısa sürede etkisi altına alan ve sosyal yaşamı durma noktasına getiren koronavirüsün etkisini azalttığı ülkeler normalleşme sürecine girdi. Belirli kurallar çerçevesinde sinema salonlarının da açıldığı bazı ülkelerin hasılat sayıları belli oldu.

Avrupa ülkelerinin yanı sıra virüsün kaynağı olarak bilinen Asya ülkelerinde de sinema salonlarının açılmasıyla insanlar tedbirlerini alarak film izlemek için salonların yolunu tuttu.

Güney Kore, sinema salonlarını açtıktan sonra 4 milyon dolar hasılat elde ederek en yüksek rakama ulaşırken, Japonya‘da gösterime giren Dolittle, 1,38 milyon dolarla ikinci sırada yer aldı.

İspanya‘da hafta sonu 10 filmden 104 bin dolar hasılat çıkarken İtalya‘da 66 bin dolarda kaldı. Fransa’da sinemalar 22 Haziran’da açılmaya başladı. Yetkililer sinemaseverlerin filmlere beklentinin ötesinde ilgi gösterdiğini kaydetti.

Okumaya Devam Et

Popüler