Mecidi Sinemasında Fıtrat Dili

Liste

Feyza Yeşilyılmaz hazırladı.

İran sineması kuşkusuz ki dünya sinemasında çok ayrı ve derinlikli bir yere sahiptir. Günümüz sinema dili ve konularından uzak farklı bir kapı açar. Modern dünyanın bize anlattığı bireyselleşme, yabancılaşma ya da yalnızlık gibi hayatın anlamsızlığını anlatan konulardan sıyrılıp insan odaklı hayatta ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşanılsın umut kapısının hiç kapanmadığını gösteren bir dil ve anlatış sunuyor. İnsanın kendini anlama sürecini Batı sineması gibi var olmakla sınırlamamayı kendisini, hayatını keşfetme sürecine yönlendiriyor.

Özellikle de Mecid Mecidi’nin sineması, hem İran’ın kadim kültüründen hem de tasavvuftan beslenerek insanı derin bir tefekkür deryasına sürüklüyor. Mutasavvıf Kenan Rifai: ”Tasavvuf dilde hiçbir şey gönülde her şeydir” der. Bu sözün sinemaya hal dili ile aktarımını Mecidi sinemasında görüyoruz. ‘Kal’ dili harf dilidir. Ama insan hayatında öyle şeyler yaşar ki bu kal dili yetersiz kalır. Burada devreye hal dili girer. Mecidi sinemasında gördüğümüz de budur. Sinema anlatımını kal dili ile sınırlamaz kullandığı alegorik dille hem sinemasını zenginleştirir hem de bize hayata çok farklı bir perspektiften bakma imkanı sunar. Beslendiği kaynak derin bir tasavvufi bakış açısı içerir. İran toplumundan, kültüründen derin parçalar buluruz. Bunun yanında hikayelerini oluşturduğu kaynaklar mesneviden, kıssalardan ve menkıbelerden oluşur.

Mecidi’nin söylediği gibi onun sineması insan fıtratı üzerine yaptığı sanatsal araştırmalardır. İnsanın anne karnından dünyaya geldiği o saf ve temiz haline dönüş hikayesini masalsı bir dille sunar. Sizler için onun bu masalsı ve alegorik sinemasını masaya yatırdık.

————————

Cennetin Çocukları

Cennetin Çocukları (1997)

“O’nu kaybeden neyi buldu? O’nu bulan ise neyi kaybetti”

Kadrajda yoksul bir ailenin çocuğu olan Zehra ve Ali kardeşler var. Onlar cennet çocuklarıdır. Sinema da olayları bir obje ile anlatmak konusunu görüyoruz. Bu filmde ayakkabı etrafında bütün olaylar döner. Zehra ve Ali kardeşler aynı kaderi paylaştıkları gibi aynı ayakkabıyı da kullanmak zorunda kalırlar. Çünkü fakir bir ailenin çocuklarıdır. Babaları ev geçimini zor sağlayan ama buna çok onurlu ve gururlu bir fakirlik hayatının tablosunu çizer. Filmdeki en etkileyici sahnelerdendir. Evde çalıştığı yere ait şekerler varken onlara asla el değmeyen kendi evlerindeki şekerden alan bir baba portresidir. Ayrıca eşi hasta yatağında yatarken onun en büyük destekçisidir. Kardeşi Zehra’nın ayakkabılarını kaybeden Ali vardır. Ali bir yarışma ilanı ile kardeşine olan ayakkabı borcunu ödemeye çalışır. Yarışma da Ali üçüncü olur. Burada bu sıralamanın bilinçli bir şekilde yapıldığını düşünüyorum. Zaferin ve biricikliğin belki de sadece Allah’a mahsus olduğuna dair bir göndermedir. Filmdeki bir başka dokunaklı sahne ise, Zehra’nın kendi yırtık ayakkabılarını yoksul bir kızda gördüğünde, ona çocuksu tebessümle karşılamasıydı. İnsan fıtratındaki asillik ve masumiyeti izlediğim bir filmdir.

———————-

Cennetin Rengi

Cennetin Rengi (1999)

“Ey Gören fakat Görünmeyen! Yalnız seni ister, yalnız seni zikrederim” 

Film 1999 yılında Oscar’da “En İyi Yabancı Film Ödülü’ne” layık görülmüştür. Filmin açılış sahnesinde görüntü yok ama sesler duyarız. Daha sonra Braille alfabesiyle yazı yazmaya çalışan Muhammedi görürüz. Belki onun kör dünyasına bir gönderme vardır. Muhammet Tahran’da bir yatılı körler okulunda okumaya çalışan masumiyetin timsali bir çocuktur. Belki gözleri kör olabilir. Ona açılan kalp gözü sırrıyla anlamadığı, hissetmediği bir şey yoktur. Hayatının anlamını parmak uçlarıyla çözmeye çalışır. Köye yaz tatiline geldiğinde onun durumunu kabul etmeyen babası ile karşılaşırız. Babası aslında elindeki kıymeti bilememenin hüsranını yaşar. Ama Muhammet ne olursa olsun babasına duyduğu sevgiden vazgeçmez. Baba ve oğul kavramlarından dünyaya farklı bakış açısını görürüz. Baba isyankar, Allahın ondan aldıklarına ya da vermediklerine karşı sitemler yaşayan bir portre çizer. Muhammet ise insanın en saf ve temiz halini sorgulayan bir portre çizer. Bu iki karakter üzerinden film konusu anlatılır. Filmin en etkileyici sahnesi ise Muhammet’in monolog ve Allah’a yakarış sahneleridir. Bu sahnelerde kör bir çocuk üzerinden derin bir tefekküre yöneliriz. Daha sonra Muhammet ve babasını üstünden geçtikleri köprünün yıkıldığını görürüz. Muhammet’in nehre düştüğü ve babasının o son anlarında evladı için çırpınışını da görürüz. Filmde adeta bir masal anlatılır. Ne olursa olsun sonunda iyilerin kazandığı bir masal…

——————

Baran

Baran (2001)

Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasır gibidir. Ya canın acıya acıya adım atacaksın ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. İki yolda da tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak…

Mevlana

Aşk dil, din ve ırk ayrımı yapmayan, insanın benliğinde derin değişimler ve yaralar açan bir duygudur. Film, yürek diliyle konuşur. Aşk , Afganlı Baran ile İranlı Latif’i bir inşaat yerinde buluşturur. Latif hırslı, kibirli ve kinci bir çocuktur. Çünkü dört elle sarıldığı işini Afganistanlı Baran’a kaptırmıştır. Baran Afganlı bir mültecidir. Babası sakatlanınca onun görevini alır. Baran hem yaşını hem cinsiyetini gizlemek zorunda kalır. Tabi Latif’in bunlardan haberi yoktur. Sürekli Baran’la uğraşır. Bir gün Latif Baran’ı aynadan görür. Sır ona ifşa olunca her şey değişir. İşte o sahne Latif’in aşkı tattığı sahnedir. O işini elinden alan kıza yapmadığı zulmü kalmayan Latif gider. Bir anda aşkı için her şeyi yapabilecek. Aşkın ben demekten değil, sen demekten geçer sözünü tasdikleyen sahnelere dönüşür. Baran inşaata gelmemeye başlayınca, Latif ayrılık ateşi ile yanıp tutuşur. Ve sevdiği kızın yaşadığı eve gider. Zor şartlarını görür kendi için biriktirdiği parayı Baran’ın babasına verir. Filmin en şiirsel ve en etkileyici sahnesi gelir. Baran ve ailesi Afganistan’a geri döner. Baran ayakkabısını çamura batırır ve iz kalır. Bir aşktan geriye kalan da hep izler değil midir? Beşeri aşkı tadıp, ilahi aşka geçmenin de bir izidir belkide…

—————-

Beed-e majnoon

Söğüt Ağacı (2005)

“Vermediğinin hikmetini anlama kapısını sana açmışsa, esirgemesi vermenin ta kendisi olur.”

Ataullah İskenderi

İsmet Özel “Allah insanı iddiasından vurur ” der. Yusuf karakterimizi en iyi özetleyen sözdür. Yusuf kördür ve her gün Mevlana’nın Mesnevi kitabı içinde sakladığı Braille alfabesi ile yazılmış olan yazıyı okur. “Allah’ım bir kez görmek şansını lütfedersen bir daha hep senin yolunda olacağım.” Yusuf kör hayatında mutlu ve onu çok seven kızı ve eşiyle hayat sürer. Bir gün Allah’ın mucizesi ile gözlerine kavuşur. İmtihan asıl bu süreçten sonra başlar. Gözü açıldıktan sonra hem yaratıcıya hem de eşine bir ihanet süreci yaşatır. Bütün sevdikleri ondan gider. Fedakar eşine değil başka bir kadına sevdalanır. Allah’a verdiği sözü unutur. Bir cinnet hali geçirdiği son sahnede bütün kitaplarını havuza atar. Elinde sadece Mesnevi kitabı görülür. Belkide tekrardan hakikate dönüşün mesajı verilir.

—————–

Avaze gonjeshk-ha

Serçelerin Şarkısı (2008)

“Çalınan her kapı açılmaz burası dünya…”

Güven Adıgüzel

Kerim, ailesine bakmaya, onları korumaya çalışan bir babadır. İki kızı, bir oğlu ve karısıyla köyünde yaşamaktadır. İş olarak Deve Kuşu Çiftliğinde çalışmaktadır. Maaşı azdır, işi zordur, hayat borçlarla yürümektedir.Kerim içinde tezat duyguları barındıran biridir. İhtiyacı olmadığı halde kapısını komşusuna vermez. Eşi bu duruma çok mahcup olur. Allahta ilahi adalet gibi Kerim’in yüzüne hep kapı vurur. Kerim’in deve kuşu çiftliğinden kovulmasıda ayrı bir yol alma sürecini anlatır. Bir kapıyı kapatan Allah, Kerim için başka yollar ve kapılar açıyor. Filmde müzikler tam yerinde kullanılmış. Çocukların masumiyeti, Kerim’in kendini arayışı ve sonunda balık metaforlu sahnesi… Bu sahnede çocuklar kendilerine japon balıkları alıp paraya dönüştürme yoluna girerler. Aldıkları balıklar yere düşer. Bir yerde hayalleri de suya düşmüştür. Burada maddi hayata dalma, dünya malına tapma düşüncesinin Allah tarafından engellendiği mesajını alırım. Çocuklar bundan sonra arabaya biner.Bir çocuğun elinde tek bir balık vardır. Bu balıkta azat edilir. Ait olduğu yere suya gider. İnsanların amaçlarından uzak…Balık üzerinden somutlaştırmıştı.

——————-

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up