‘Mavi Gece’den Gelen Soğuk Duygular

Eleştiri Genel Serbest Kürsü

muhammeduyar

-Dikkat spoiler içerir.-

Uzun zamandan beri yerli film yazmak nasip olmamıştı. Bu hafta başında basın gösterimi yapılan ilk yerli film, Nazan Şara Şatana’nın aynı adlı öyküsünden uyarlanan Mavi Gece filmiydi. Haftaya güzel bir komedi filmi izleyerek başlama ümidiyle, Pazartesi sabahı erkenden sinemanın yoluna düştüm.

Filmin başrollerinde Fırat Tanış, Ayça Varlıer, Gökhan Mumcu ve Eda Bilgin oynuyor. Başarılı ve zengin bir doktor olan Emel ve yine kendisi gibi doktor olan kocası Murat çocukları olmadığı için sürekli tartışmaktadırlar. Taksici Zeki’nin arabasında tartıştıkları sırada bir kaza geçirirler. Zeki’yi de alıp hastaneye giden çift, Zeki’yi muayene ettiği sırada düşen bir yıldırım taksici Zeki’nin ruhu ile Doktor Emel’in ruhunun yer değiştirmesine neden olur.

mavi gece 5

Filmin o dakikadan sonraki bölümü tamamen “bir kadın erkek gibi rol yaparsa ne olur?” ve “bir erkek kendisini kadın gibi hissederse ne olur?” soruları üzerinden ilerliyor.

Maço, kavgayı ve meyhaneyi çok seven, kadınlara düşkün bir karakterin içine düşen nazik, kibar bir kadının işi elbette kolay değil. Bu elbette kendi içerisinde trajikomik olaylara kapı aralayacak bir durum. Aynı şekilde kadınlara düşkün bir adamın, uykusundan bir anda güzel bir kadın olarak uyanması da normal şartlarda bile insanı güldüren bir olay.

Hollywood’da birçok örneği olan kadın ve erkeğin ruhlarının yer değiştirmesi meselesinde en çok dikkat edilmesi gereken şeyin cinsellik gibi sığ bir noktaya takılıp kalınmaması olsa gerek. Ve fakat Mavi Gece filmi tam da bu noktaya takılıp kalmış. Neredeyse beş dakikada bir “ben kadın oldum, artık kadınlarla birlikte olamayacağım” deyip duran bir karakter izleyiciye hiç sempatik gelmiyor.

Kadına şiddetin bu kadar ön plana çıktığı, insanların birbirlerine kadınlar üzerinden hakaret ettiği bir dönemde yönetmenin, senaristin ve yapımcının meselenin bam telinin tam da burası olduğunu fark etmesini isterdim. Erkek bedenine girmiş zengin bir kadının, bir başka kadını sırf fakirlikten ötürü daha kötü şartlarda yaşıyor diye pis olmakla itham etmesi bile sosyolojik bir araştırma meselesi olabilir.

mavi gece 1

Mesela senaryoyu biraz değiştirelim. “Taksici Zeki’nin içine giren kadın ruhu maço bir erkekte güzel değişiklikler meydana getirir. Artık etrafındakilere saygılı, eşini çok seven ve aldatmaya Zeki topluma faydalı bir birey haline gelir. Doktor Emel’in içine giren Taksici Zeki’nin ruhu zengin, ihtişamlı evlerde yaşayan bir kadının “kadın olmaktan” ötürü çektiği sıkıntıları bize anlatır. Tüm bunlar yaşanırken birbirinden komik olaylar meydana gelir.”

Böyle bir senaryo muhtemelen filmin eğlence ve içerik seviyesini birkaç kat artıracaktır. Zira bütün esprisini kadın ve erkeğin cinsel arzularına bağlamayan meselenin toplumsal, sosyolojik boyutundaki problemleri aktarmaya çalışan bir filmi izlemek kuşkusuz daha zevkli olacaktır. Mavi Gece filminde de böyle sahneler yok değil ama yok denecek kadar da az.

Film ile ilgili basında ne tür haberler çıkmış diye kısa bir araştırma yaptım. Neredeyse bütün haberler Taksici Zeki rolünü filmin büyük bölümünde oynayan Ayça Varlıer üstüne. Ayça Varlıer bu rolün hakkını vermek için sosyoloji kitapları okumuş, taksilerde ve sokaklarda erkekleri gözlemlemiş. Ama neredeyse haberlerin tümü “Erkek, maço Ayça” modunda. Aslında bu tam da yukarıda bahsettiğimiz gibi konunun sığ kalmasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla mevzu yine trajikomik bir noktaya doğru evriliyor. Gazeteler de meselenin sosyolojik boyutuyla değil magazinsel boyutuyla ilgileniyor.

———————————————–

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up