Bizimle İletişime Geçin

Liste

Martin Scorsese’nin Favori 10 Filmi

Martin Scorsese’nin favori 10 filmini sizler için derledik.

Yayınlandı

tarihinde

Filmleriyle sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran usta yönetmen Martin Scorsese, bugün 77 yaşına girdi.

Taxi Driver, Goodfellas, Shutter Island ve The Wolf of Wall Street gibi filmleriyle yakaladığı başarının yanı sıra bu yıl Robert De Niro ve Al Pacino gibi iki dev ismi bir araya getiren The Irishman’i sinemaseverlerin beğenisine sunan Martin Scorsese’nin favori 10 filmini sizler için derledik.

Nice senelere dileklerimizi sunarak sizleri Scorsese’nin favori filmleriyle baş başa bırakıyoruz. İyi seyirler.

2001: A Space Odyssey (1968) – 2001: Uzay Yolu Macerası

İnsanlığın şafağında Afrika çölünde bir grup primat kavga etmektedir. Aniden beliren siyah bir taş bu maymun insanlardan birini esrarengiz bir şekilde etkileyerek bir kemiği silah olarak kullanmasını sağlar: İnsanın ataları ilk aleti bulunmuştur.

2001’de, bir önceki sahneden 4 milyon yıl sonra, bir uzay gemisi aydan gelen esrarengiz sinyallerin ardında aynı siyah taşı keşfeder. Hem de ay yüzeyinde. Sinyaller Jupiter’e gitmektedir.

On sekiz ay sonra Discovery’nin güvertesinde, astronotlar David Bowman ve Frank Poole Jupiter’in gölgesine doğru yola çıkmışlardır. Uzay gemisinde HAL 9000 adında, yapay zekaya sahip, dünyanın en gelişmiş bilgisayarı bulunmaktadır. Ve hiç kuşkusuz, bu sonuncunun, kendi planları vardır…

8½ (1963) – Sekiz Bucuk

Sekiz Buçuk, yeni filmine duyduğu ilgiyi kaybeden bir yönetmenin anıların ve fantazilerini konu ediyor. Guido Anselmi, merakla beklenen yeni projesini gerçekleştirmeye çalışırken yazar tıkanması tarzı bir handikapla karşılaşan ünlü bir İtalyan yönetmendir. Yeni projesi biyografik öğeler de barındıran bir bilim kurgu filmidir. Ancak yönetmen bir anda vuku bulan bu durum nedeniyle sanata ve filmine duyduğu tüm ilgisini ve heyecanını kaybetmiş durumdadır. İşi üzerinde yoğunlaşmaya ve bir şekilde bitirmeye çalışan Guido, zamanla bir grup flashback ve rüyalarla anıları ve fantezileri arasında gidip, gerçeklik hissini kaybetmeye başlar. Usta yönetmen Federico Fellini’nin başyapıtları arasında yer alan film yönetmenin hayatından gerçek kesitler barındırıyor.

Ashes and Diamonds (1958) – Küller ve Elmaslar

Akademi Onur Ödülü ile ödüllendirilmiş Polonyalı yönetmen Andrzej Wajda’nın yönettiği filmin senaryosunu 1948 tarihli aynı adlı kendi romanından Jerzy Andrzejewski uyarlayıp yazmıştır.

Filmin adı, filmin kahramanının bombardımanda yıkılmış bir kilisenin duvarında gördüğü 19. yy’da yaşamış Polonyalı şair Cyprian Norwid’a ait bir şiirden gelmektedir. Şiirin dizelerinde, kömürün yüksek ısı ve basınç altında elmasa dönüşmesi olgusuna bir gönderme yapılmaktadır

Filmde, Polonya’da Nazi işgalcilere karşı bir zamanlar zorunlu olarak işbirliği yapmış olan Milliyetçi güçlerin ve Komünistlerin aralarındaki bu ittifakın artık çatırdamaya başladığı 2. Dünya Savaşı’nın son günlerinde, taşralı Milliyetçi bir militan olan Maciek (Zbigniew Cybulski) etkili bir Komünist lideri öldürmekle görevlendirilir. Görevi sırasında kaldığı otelde hayata dair farklı şeyler hissetmeye başlar, bir seçim yapıp sonuçlarına da katlanmak zorunda kalacaktır.

BlacKkKlansman (2018) – Karanlıkla Karşı Karşıya

1970’lerde, siyahi hareketle birlikte ırkçılığın da güçlü olduğu yıllarda Afrika kökenli Ron Stallworth (John David Washington), Colorado Springs polisindeki ilk siyahi memur olmayı başarır. Henüz bir çaylak olmasına rağmen, çok zorlu bir göreve girişir: Beyaz ırk üstünlüğünü savunan Ku Klux Klan örgütünün liderlerinden David Duke (Topher Grace) ile telefonla iletişime geçerek örgüte sızmayı başarır. Ancak örgütte yükselmek için yüz yüze görüşülmesi gereken durumlarda “beyaz” bir Ron Stallworth’e ihtiyaç ortaya çıkar, bu görev için de Flip Zimmerman (Adam Driver) adlı bir başka polis uygun bulunur. Blackkklansman filmi, Ron Stallworth’ün yazdığı aynı adlı otobiyografik romandan uyarlandı.

The Changeling (1980) – Zorlayaıcı

Müzik profesörü John Russell, eşi ve kızını bir trafik kazası sonucu kaybeder. Aylarca bu kazanın etkisinden kurtulamayan Russell, acısını unutabilmek için bir üniversitede dersler vermeye başlar. Kısa süre sonra da sessiz ve sakin bir çalışma ortamı için yeni bir ev arayan Russell, yıllardır boş duran ve kimsenin yaşamak istemediği büyük bir malikaneye taşınır. Kendisini müzik derslerine ve piyanoda yeni besteler yapmaya veren John Russell, çok geçmeden evin içinde yalnız olmadığını anlar. Kendisiyle iletişim kurmaya çalışan ve tüm eve hakim olan ruh, Russell’ı evin tarihiyle ilgili gizli kalmış gerçeklere ulaştıracaktır.

Citizen Kane (1941) – Yurttaş Kane

Film, ölen bir iş adamının ölmeden önce söylediği bir sözün sırrını açığa çıkarmaya çalışan bir muhabirin hikayesini konu ediyor. Tanınmış iş adamı Charles Foster Kane gösterişli bir hayatın barındırdığı her şeye sahiptir; bolca para, şöhret, prestij ve kadınlar… Fakat ani ölümünün ardından, ölmeden önce söylediği son söz olan “Rosebud” bir giz perdesini doğurur. Yakın çevresindeki kimsenin anlamanı bilmediği bu sözcük Kane’in ölümüne ve yaşamına dair bazı sırların varlığını işaret eder. Bu kelimenin anlamını açığa çıkarmaya çalışan gazeteci Jerry Thompson Foster’ın arkadaşları, ailesi ve iş arkadaşlarıyla röportajlar yapmaya başlar. Bu kişiler Kane hakkında hikayeler anlattıkça gazeteci puzzle’ın parçalarını birleştirmeye başlar. Usta yönetmen Orson Welles’in başyapıtı Yurttaş Kane, sinema tarihinin en önemli kilometre taşlarından biridir.

Contempt (1963) – Nefret

Paul Javal Yunan tragedyası Ulysses’in yeni ve daha ticari bir versiyonunu yazması için kiralanan bir senaristtir. Yönetmen Fritz Lang yapımcı ise Jeremy Prokosch olacaktır. Ama Javal, karısı Camille’in yapımcı Prokosch tarafından baştan çıkartılmasına seyirci kalır. Camille kocasının kendisini kullandığını anlar ama bu oyunu da gittiği yere kadar sürdürür. Bu bir aşk, kıskançlık ve güç oyunudur artık…
Jean-Luc Godard’ın efsaneler arasına girmiş filmi Alberto Moravia’nın “Il Disprezzo” adlı romanından uyarlama. Başrollerde ise Brigitte Bardot, Jack Palance ve Michel Piccoli var.

Dead of Night (1945)

Şehir dışında verilen bir partiye Mimar Walter Craig davet edilmiştir. Çiftliğe vardığında daha önce bu eve geldiği hissine kapılır. Dahası partiye katılan insanların hepsine de kendisine tanıdık gözükmektedirler fakat hiçbiri Walter’la daha önce karşılaşmamıştır. Daha sonra Walter hepsine, onlarla daha önce tanıştığını ve sürekli tekrarlanan bir rüyanın içinde olduğunu söyler…
Ona göre güzel ve sakin bir biçimde başlayan bu rüya, bir noktadan sonra korkutucu bir hal almaya ve içinde çıkamadığı bir kabus haline dönüşmektedir. Partiye katılanlar, Walter’ın orada bulunan insanların yapacakları ya da başlarına gelecek şeyleri önceden söylemesiyle ona inanmaya başlarlar. Hiçbiriyle ilgili daha önceden edindiği özel bir bilgi olmayan Walter, bu tekrarlanan rüya sayesinde hepsinin açıklayamadıkları garip hikayelerinin olduğunu bilmektedir. Nitekim gece uzundur ve her bir konuk başlarına gelen şeyleri diğer konuklarla paylaşmaya başlar…

The Leopard (1963) – Leopar

Sicilya, 1860. Prens Salina, Garibaldi’nin reformlarından ve İtalya’nın birleşmesinden endişelenir. Yeğeni Tancredi ile zengin bir tüccarın kızı olan Angelica’nın evliliği dolayısıyla ailesi de bir dönüşüm geçirmektedir. Nihayet, şaşaalı bir baloda prens, orta sınıfın yükselişinin kaçınılmaz olduğunu idrak eder. Leopar, hem Visconti’nin en iyi filmlerinden hem de gelmiş geçmiş en iyi tarih filmlerinden biri kabul edilir.

Paisan (1946) – Hemşehri

Amerikan askeri Joe, terk edilmiş bir kalede yaşayan genç bir Sicilyalı olan Carmela’yı korumakla görevlidir. Joe aralarındaki dil engelini aşıp Carmela ile iletişim kurmaya çalışırken kadın herhangi bir duygu emaresi dahil göstermez. Bir başka Amerikan askeri ise ayakkabılarını çaldırdığı hırsızın peşine düşer ve çocuğun evsizlerle birlikte yaşadığını keşfeder. Üçüncü hikaye Roma’da yaşayan bir Amerikan askeri olan ve Francesca adında bir genç kadına aşık olan Fred’in hikayesine odaklanır…
Savaş atmosferinde geçen 6 farklı hikayenin ele alındığı film, usta sinemacı Roberto Rosselini’nin imzasını taşıyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Liste

Variety 2022 Oscar İçin “En İyi Erkek Oyuncu” Tahminlerini Açıkladı

Ödül töreni, 27 Mart 2022’de düzenlenecek!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

2022 Oscar Ödülleri’ne adayları belirleyecek oylama, 27 Ocak’ta başlayacak. Adaylar 8 Şubat’ta resmi olarak açıklancak.

Beklenen güne sayılı günler kala sinema camiasından ise tahminler gelmeye başladı. Dünyaca ünlü sinema dergisi “Variety”, 2022 Oscar Ödülleri’nin En İyi Erkek Oyuncu kategorisindeki tahminlerini açıkladı. İşte 27 Mart 2022’de düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak Oscar Ödülleri’nde heykelciğe ulaşması olası görünen isimler şu şekilde.

10. Simon Rex (Red Rocket)

9. Peter Dinklage (Cyrano)

8. Javier Bardem (Being the Ricardos)

7. Oscar Isaac (The Card Counter)

6. Clifton Collins Jr (Jockey)

5. Leonardo DiCaprio (Don’t Look Up)

4. Denzel Washington (The Tragedy of Macbet)

3. Benedict Cumberbatch (The Power of the Dog)

2. Andrew Garfield (Tick, Tick … Boom!)

1. Will Smith (King Richard)

Okumaya Devam Et

Liste

Variety 2022 Oscar İçin “En İyi Film” Tahminlerini Açıkladı

Ödül töreni, 27 Mart 2022’de düzenlenecek!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

2022 Oscar Ödülleri’ne adayları belirleyecek oylama, 27 Ocak’ta başlayacak. Adaylar 8 Şubat’ta resmi olarak açıklancak.

Beklenen güne sayılı günler kala sinema camiasından ise tahminler gelmeye başladı. Dünyaca ünlü sinema dergisi “Variety”, 2022 Oscar Ödülleri’nin En İyi Film kategorisindeki tahminlerini açıkladı. İşte 27 Mart 2022’de düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak Oscar Ödülleri’nde yarışması olası görünen yapımlar şu şekilde.

10. West Side Story (2021) Steven Spielberg

1957 yapımı müzikalin uyarlaması olan West Side Story, iki genç arasındaki yasak aşkı ve farklı etnik kökenlere sahip olan iki sokak çetesi arasındaki rekabeti konu ediyor.

9. Don’t Look Up (2021) Adam McKay

Don’t Look Up, dev bir göktaşının gezegeni altı ay içinde yok edeceği konusunda insanları uyarmak için çalışan iki gökbilimcinin hikayesini konu ediyor.

8. The Tragedy of Macbeth (2021) Joel Coen

Macbeth, üç kahin tarafından, İskoçya’nın kralı olacağına ikna edilen bir İskoç lorduna odaklanıyor. Bir İskoç lordu ile iletişim kuran üç kahin, ona İskoç kralı olacağını söyler. Bunun üzerine lord ve onun hırslı eşi, tacı ele geçirmek için harekete geçer.

7. Licorice Pizza (2021) Paul Thomas Anderson

1970’lerin San Fernando Vadisi’nde geçen Soggy Bottom, aynı zamanda başarılı bir çocuk oyuncu olan bir lise öğrencisinin hayatına odaklanıyor.

6. tick, tick…BOOM! (2021) Lin-Manuel Miranda

Jonathan Larson’ın otobiyografik oyununun beyaz perde uyarlaması olan “Tick Tick… Boom”, 1990’lı yılların New York’unda yaşayan ve müzikal besteler yapan Jon isimli bir adamın hikayesini konu ediniyor. Jon, sırf sahne sanatları üzerinde çalışabilmek için yanlış kariyer seçimi yapıp yapmadığı üzerine kendini sorgulamaya başlar…

5. Being the Ricardos (2021) Aaron Sorkin

Being the Ricardos, 1950’li yıllarda Amerikan televizyonlarının en çok izlenen ikililerinden Lucille Ball ve Desi Arnaz’ın hayat hikayesini konu ediyor. I Love Lucy televizyon dizisinin başrolünde yer alan komedyenler Lucille Ball ile Desi Arnaz’ın kariyer yolculuğunun yanı sıra özel yaşamlarına da odaklanılan filmde, çiftin kariyerlerinin ve ilişkilerinin nasıl sona erdiği de anlatılıyor.

4. Dune (2021) Denis Villeneuve

Uzak bir gelecekte geçen “Dune”, ailesi çöl gezegeni Arrakis’in kontrolüne sahip olan Paul Atreides’in hikayesini anlatıyor. Galaksinin farklı noktalarındaki gezegenler, rakip feodal aileler tarafından yönetilmektedir. Çok değerli bir kaynağın tek üreticisi olan çöl gezegeni Arrakis’in kontrolü asil aileler arasında son derece talep görmektedir. “Baharat” adı verilen bu kaynak, yüksek bilinç ve uzun bir yaşam süresi sunarken, beraberinde çok ciddi yan etkileri de getirmektedir. Ayrıca yıldızlararası yollarda gezinmeye yardımcı olan kaynak da bu “baharat”tır. Bu kaynağı elde etmek isteyen feodal rakiplerden Harkonen ailesi tarafından Paul ve ailesine tuzak kurulur. Bu tuzağın sonucunda Paul’un ailesi darmadağın olarak firari hale gelir. Paul, ailesinin Arrakis kontrolünü yeniden kazanması için bir isyan başlatırken, tüm evrenin seyrini değiştirebilme ihtimalini yakalayacaktır.

Frank Herbert’in 1965 yılında yazdığı “Dune” romanının televizyon ve beyaz perde haklarını satın alan Legendary Entertainment yapımı yeniden uyaramanın yönetmen koltuğunda Arrival, Sicario ve Blade Runner 2049 ile son yıllara damgasını vuran Oscar adayı yönetmen Denis Villeneuve oturuyor. Eric Roth’un senaryosunu üstleneceği filmin yapımcılığını ise Thomas Tull, Mary Parent ve Cale Boyter yapıyor.

3. The Power of the Dog (2021) Jane Campion

Thomas Savage’ın aynı adlı romanından uyarlanan The Power of the Dog, Montana’da geniş bir çiftliğe sahip olan iki kardeşin hikayesini konu ediyor. Birbirlerinden farklı karakterde olan Phil ve George adındaki iki kardeş, Montana vadisindeki en büyük çiftliğin sahibidir. Zeki ve başarılı bir adam olan Phil, zayıflığı hor görmektedir. Kendisini işine adayan, sessiz bir adam olan George ise sevgi dolu bir ruha sahiptir. İki kardeş yıllarca aynı çatı altında yaşamlarını sürdürmektedir. Ancak onların hayatı, George’un genç dul bir kadınla olan beklenmedik evliliği ile alt üst olur. Phil ise çiftliklerine yerleşen bu kadının varlığından oldukça rahatsızdır. Bu duruma bir son vermek isteyen Phil, kardeşinin eşini ortadan kaldırmak için amansız bir savaşa soyunur.

2. King Richard (2021) Reinaldo Marcus Green

Kral Richard: Yükselen Şampiyonlar, tenis kortlarında birer yıldız haline gelen Venus Williams ve Serena Williams’ın babaları Richard Williams’ın, profesyonel hayatı ve kızları ile olan ilişkisini konu ediyor. Richard Williams, kızları Venus ve Serena’nın adını tarihe yazmak için elinden geleni yapan bir babadır. Richard’ın 78 sayfalık yoğun planı doğrultusunda Serena ve Venus, California’nın ihmal edilmiş tenis kortu Compton’da her türlü zorluğa karşı, yağmur çamur demeden antrenman yapar. Kızları için elinden geleni ardına koymayan babalarının sarsılmaz kararlılığı ve annelerinin dengeli bakış açısı sayesinde Serena ile Venus, tüm ön yargılara karşı meydan okur.

1. Belfast (2021) Kenneth Branagh

Belfast,1960’ların sonunda çalkantılı olaylar yaşayan bir çocuk ve işçi sınıfı ailesinin hayatına odaklanıyor.

Okumaya Devam Et

Liste

Netflix Türkiye’de En Çok Seyredilen Filmler (15-21 Kasım)

Netflix açıkladı!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

1. Red Notice (2021)

Red Notice, dünyanın en çok aranan sanat eseri hırsızının peşine düşen bir Interpol ajanının hikayesini konu ediyor. İnterpol tarafından dünyanın en çok aranan insanlarını yakalamak için kırmızı bülten çıkarıldığında, FBI’ın en iyi profil uzmanı John Hartley harekete geçer. Dünyanın en çok aranan sanat hırsızı The Bishop’un peşine düşen John, bu süreçte dünyanın en iyi sanat hırsızı olan Nolan Booth ile ortak olmak zorunda kalır. Yaşanan bir dizi olayın ardından üçlü kendilerini dünyanın dört bir yanındaki tenha bir hapishanede, bir dans pistinde, ormanda ve hepsinden de kötüsü birbirlerinin çalıştıkları şirketlerde bulur.

2. Beni Çok Sev (2021)

Sedat, Konya kapalı cezaevinde gardiyan olarak çalışan bir adamdır. Kendisine verilen görev gereği Sedat, mahkum olan Musa’yı bir günlüğüne cezaevinden çıkararak memleketine götürür. Musa, hapishanede olduğu 14 yılın ardından ilk defa karısını, annesini ve kendisinden uzaklaşan kızı Yonca’yı görür. Kızı ile muhteşem bir gün geçiren Musa, bir şeylerin yanlış gittiğine dair bir hisse kapılır. Çok geçmeden annesi Musa’dan sakladıkları her şeyi anlatır. Yonca aslında Musa’nın kızı değildir. Kızının öldürüldüğünü öğrenen Musa, onun başına gelenleri öğrenmek zorundadır.

3. Central Intelligence (2016) 

Eski bir dostuyla uzun bir aradan sonra Facebook aracılığıyla yeniden bir araya gelen bir muhasebecinin kendisini uluslarası casusluk dünyasının tam göbeğinde bulmasını konu alan film hem aksiyon meraklılarını hem de gülmek isteyenleri cezbedecek gibi görünüyor. İki arkadaş gençliklerindeki farklılıkları bir kenara bırakarak maceranın içine atılıyor.
Rawson Marshall Thurber’in yönetmenliğini üstlendiği filmin başrollerini Dwayne Johnson ve Kevin Hart paylaşıyor.

4. Dolittle (2020) 

Dolittle, kraliçenin hastalığına çare bulmak için macera dolu bir yolculuğa çıkan Dr. John Dolittle’ın hikayesini konu ediyor. Dr. John Dolittle, İngiltere’nin en ünlü doktor ve veterineridir. Yıllar önce karısını kaybeden Dolittle, bunun akabinde kendisini malikanesinin duvarları arasına kapatır. Dış dünya ile bağlantısını kesen Dolittle, genç kraliçenin hastalandığını öğrenince kabuğundan dışarı çıkmaya karar verir. Hastalığa çare aramak için efsanevi bir adaya doğru yola koyulan Dolittle’a bu süreçte genç çırağının yanı sıra endişeli bir goril, kuş beyinli bir ördek, alaycı devekuşu, kutup ayısı ve akıl hocası olan papağan da eşlik eder.

5. Army of Thieves (2021)

Ölüler Ordusu’nda yaşananların öncesinde geçen Army of Thieves, zombi saldırılarının ilk aşamasında küçük bir kasabada banka memuru olan Ludwig Dieter, bir soygun gerçekleştirmesi için gizemli bir kadın tarafından Interpol’ün en çok aranan suçlularından oluşan bir ekibe dahil edilir.

6. One Day (2011) 

Emma (Anne Hathaway) ve Dexter (Jim Sturgess) birbirlerine tamamen zıt sosyal yapılardan gelen iki genç insandır. Emma işçi sınıfı bir aileden yetişmiş, hayata dair devrimci ruhu olan bir genç kızdır. Dexter ise baba parası ile okuyan, çapkın ve eğlenceden başka bir şeyi umursamayan biridir. İkilinin yolları üniversiteden mezun oldukları gün kesişecek ve 15 Temmuz tarihi uzun yıllar sürecek bir arkadaşlığın başladığı gün olacaktır.

Onların hayatları bazen beraber bazen uzak diyarlarda akıp giderken, her yıl 15 Temmuz’da
aralarındaki ilişkinin seyrine de tanık oluruz. Mutlulukları, hüzünleri, umutlarıyla geçen 20 yılın ardından tanıştıkları mezuniyet gününün gerçek anlamını da anlayacaklardır.

Geçtiğimiz sene Carey Mulligan ve Peter Sarsgaard’ın başrollerini paylaştıkları Aşk Dersi (An Education) filmi ile adından bolca söz ettiren Danimarkalı yönetmen Lone Scherfig’in yönettiği film, David Nicholls aynı adlı çok satan romanından beyazperdeye uyarlandı. Filmin senarsitliğini de yazarın kendisi üstleniyor.

7. The Croods (2013) 

Yaşadıkları mağara bir deprem sonrasında yerle bir olduktan sonra, Crood’lar yuvaları olan bu kanyondan taşınmak zorunda kalırlar ve ailenin babası Grug’un önderliğinde bir yolculuğa çıkarlar. Barınabilecekleri yeni bir yer bulmanın ümidiyle ilerleyen Crood’lar bu yolculuk esnasında sıra dışı maceralarla örülü ve daha önce bilinmedikleri esrarengiz bir dünyayla karşılaşırlar. Bu yeni dünyada doğa bambaşkadır. Üstelik bir de karşılarına Guy isimli ilginç bir genç çıkar. Sürekli seyahat etmeyi ve yeni icatlar yapmayı seven Guy’ı aileden en çok 19 yaşındaki genç kız Eep sevecektir. Ateş yakmayı bilen Guy, Crood’ların hayatlarının değişmesinde önemli bir rol oynayacaktır.

8. Motherless Brooklyn (2019)

1950’li yılların New York’una gittiğimiz Motherless Brooklyn, Lionel Essrog isimli bir dedektifi hikayesinin odağına alıyor. Essrog, Tourette Sendromu denilen bir rahatsızlıktan muzdariptir. Bir yandan sendromun yarattığı ani tiklerle mücadele ederken diğer yandan arkadaşı Frank Minna’nın ölümünü araştırması gerekmektedir. Elinde yalnızca birkaç ipucu ve bir saat gibi çalışan zihni vardır. Lionel’in tüm şehri dengede tutan sırları çözmek için uğraş verecektir.

9. The Harder They Fall (2021)

The Harder They Fall, ailesinin öldüren adamın peşine düşen bir adamın hikayesini konu ediyor. Nat Love , ailesinin ölümüne neden olan Rufus Buck’dan intikam almaya karar verir. Bu yüzden eski çetesini yeniden bir araya getiren Nat, Rufus’un hapisten çıkmasının ardından onun peşine düşer.

10. Love Hard (2021)

Los Angeles’ta yaşayan genç bir kadın olan Natalie’nin aşktan yüzü gülmez. Ancak bir gün bir uygulamada rüya gibi bir adam olan Tag ile eşleştiğinde, işlerin düzelmeye başladığını düşünür. Aşık olduğu adama süpriz yapmak isteyen Natalie, tatil ilçin onu ziyarete gider. Ancak onu kötü bir sürpriz beklemektedir. Aşık olduğunu sandığı adam, internette başka biri gibi davranan utanmaz bir dolandırıcıdır.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler