Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Margaret Thatcher Tarzı Bir Muhafaza-kârlık

Yayınlandı

tarihinde

İhtisas alanım olmayan tiyatro ile ilgili bir şeyler yazmak biraz cahil cesareti olsa da düşündüklerimi paylaşmadan edemedim. Diğer yazıları göz önünde bulundurarak biraz ders çalıştım. Şehir Tiyatrosu neymiş Devlet Tiyatrosu neymiş doluluk oranı nedir? Bilet fiyatları nedir vs. biraz araştırdım. Tiyatro deyince aklıma zaten Şehir Tiyatroları geliyormuş, onu anladım.  Şehir tiyatrolarının nerdeyse Devlet tiyatrosunun iki katı kadar sahnesi var. Devlet tiyatrosunda indirimli biletler 6 lira iken şehir tiyatrosunda 7 lira ama devlet tiyatrosu akşamları ancak salonun yarısını doldurabilirken şehir tiyatrolarının doluluk oranın % 100 e yakın. Bunu yakından biliyorum çünkü 1. sınıfta iken hocamız tiyatroya gitme ödevi vermişti ve ilk gittiğim gün Haldun Taner’e gidip aynı gün için oyuna bilet var mı diye sorduğumda gişedeki memur “ Sen burada yenisin galiba “ der gibi bakmıştı. Ondan sonra biletleri haftalar öncesinden almamız gerektiğini anladık. Bekliyorduk ama beklediğimize değiyordu. Tiyatro ile biraz kendimizi İstanbullu hissetmeye başlamıştık. Çünkü İstanbullu ile şehir tiyatrolarının bir birlikteliği vardı.

İstanbul’da özel tiyatrolar da var elbet ama indirimli bileti bile 20 lira olan ve Şehir Tiyatroları kadar dekora sahip olamayan bu tiyatrolara gitmek birkaç istisnası dışında orta direk için hiç kazançlı bir şey değil. Kabaca bir hesap yaparsak bileti 7 liradan ayda bir kere tiyatroya giden Ayşe parası sabit kalmak şartıyla tanesi 20 liradan kaç ayda bir tiyatroya giderse bütçesini aşmamış olur?

***************************************************************************

Sahne tozu;

Yanlışlıkla kimse yokken kendimi ortasında buldum özel bir sahnenin ve gördüm gerçekten sahne tozu diye bir şey vardı. Sahneye doğru tutulmuş ışıklar tozların görünür kılınmasını sağlıyordu, bilimsel olarak ama sanki sahnenin üzerinde tozlar ahenkle dolaşıyordu, evimizin salonunda dolaştığı gibi değildi. Sahne tozları büyülüydü gerçekten, güzel bir şey gördüğünüzde şükretmeniz veya dünyanın güzelliğine hayran kalmamız gibiydi.

Şimdi bazı kesimler tiyatroculara kızıyor; yürüdüler, sabahladılar diye ama ben 1 Mayıs arifesinde hiç bir şey kırmadan dökmeden sadece yürüyen bu insanlara kızamıyorum. O ışık huzmesinin içinden süzülerek geçemeyeceğimi söyleseler hiç hoşuma gitmezdi sanıyorum.  Sahneden -o en sevdikleri şeyden- mahrum edilecek olan insanların “haklı direnişleri “gibi geliyor bana. İster başka şey deyin ama ben bu olaya daha romantik bakıyorum. Oyuncuların samimiyetine inanıyorum.

Biz sanatçıyız memur değiliz” diye düşündükleri için düşüncelerini saklamak istemedikleri doğrudur. Ders kitaplarında yazan “tiyatrolar halkı eğitmek için kurulmuştur” lafına kendilerini bazen fazla kaptırmaları da… Bazı polemiklere karışıp durmadan konuşan tipler de var; bazı ayıp edenler çıkıyor ama münferit olayları genellemek taraftarı değilim. Zaten zahmet edip bakarsanız.  O festivallerde her fırsatta konuşan tiyatrocuların çoğu zaten özel tiyatrolarda oynayan oyuncular.

Geçen hafta kurula belediyeden gelen delegelerin sayısının arttırılması ile işe başlandı. Tiyatrocular buna karşı çıktı. Bir anlaşma ortamı olur diye düşünüyorduk ki; ertesi gün şehir tiyatroları özelleşecek dendi. Sonra tüm tiyatrolar özelleşecek dendi. Bu da bana bir şeylerin bahane edildiğini düşündürdü. Hele ki bir haberde Recep Tayyip Erdoğan’ın gençliğinden beri bunu düşündüğü haberini okuyunca taşlar yerine oturdu. Hiçbir şey kırıp dökmeden, hatta fazla bağırmadan sabahlayan bu insanların yaptıkları sadece yürümek ve bildiri yayınlamaktı çünkü. Bildiriyi yayınlarken bile Aliye Uzunatağan “Kadir Topbaş’a güveniyorum “diyordu. Ayşenil Şamlıoğlu ise çıktığı kanalda genel sanat yönetmenliği yaptığı 3 yıldır hiçbir baskı ile karşılaşmadığını söylüyordu.

***************************************************************************

Şehir Tiyatroları ile ilgili beğenmediğiniz şeyler var belki. Diyelim ki devlet kaynaklarının tiyatroya yatırılması hoşunuza gitmiyor. Ne gereği var diyorsunuz. Karşı taraftan bakarsak tiyatroya giden insanların da para verilmesini istemediği devlet işleri yok mu? Çocuğu olmayan bir adamın vergisinden düşülen eğitim giderleri gibi düşünelim. Bu adam da tutsa şimdi benim çocuğum yok benim paramı eğitim işine ayırmayın dese. Bununla o aynı şey mi diye düşünüyorsunuz. İlk söylenen cami tiyatro örneği geliyor aklınıza provakatif söylemlerde bahsedilen şekliyle. Ama özellikle mütedeyyin denilen kısmı etkileyen 28 Şubat ı tetikleyen Sincan’da tank yürümesi olayının bir tiyatro bahane edilerek yapılmasını düşününce bu bana komik geliyor.

Hadi diyelim ki başlarda kadınların sahneye çıkmasını diğer topluluklar gibi yanlış karşıladık, “Âşık Shakspeare “ filminden hatırlarsınız. Ama şimdi herkesin evinde ulaşabileceği televizyonlarda aileye uygun olmayan bir sürü program izlerken tiyatroya karşı tepkiler olsa olsa bir önyargıdan ibaret.

Siz beğenseniz de beğenmeseniz de tiyatro insanlara dünyaya başka bir gözle bakmayı sağlıyor. Empati kuran insanın ufkunu açan bir şey. Başka şeyler de var insan ruhunu açmak için evet ama bu noktada insanların tercihlerini sorgulayamayız Tiyatro tümden kalkmış gibi yazmış olmam devlet tiyatrosunun yaptığı şeyleri özel tiyatroların yapamayacağını düşündüğümden. Mesela artık devlet tiyatrosu sanatçısı diye bir şey kalmayacak. Zaten riskli olan oyunculuk daha da riskli hale gelecek. Gençliğini pek hatırlamadığımız Kenan İmirzalıoğlu ve Kıvanç gibi yakışıklı, Beren veya Tuba kadar güzel olmayan, karakter oyuncusu dediğimiz ama olgunluğunda hayran kaldığımız bazı oyuncular olmayacak, tutunamayacaklar. Bennu Yıldırımlar, Hasibe Eren, Kenan Işık gibi Şehir Tiyatrosu oyuncularından Selçuk Yöntem, Ege Aydan, Vahide Gördüm gibi Devlet Tiyatrosu sanatçılarından mahrum kalma riski var.

***************************************************************************

Bazı zeki insanların dediği gibi tiyatro ile dinin bir ilgisi yoktur sözü baştan ayağa yanlış. Bu insanların tiyatro tarihi okumadığını tiyatronun tarihinin bir inançtan doğduğunu bilmediğini varsaymamız gerekir. Başörtülü diye tiyatroya alınmayan insanlar varsa bu o birkaç bilmezin ayıbıdır. Koca bir geleneği yok saymak kimseye bir şey kazandırmaz. Biz gemideki bir masum için o gemiyi batırmaktan vazgeçen ümmet değil miyiz? Gerçekten samimiyetle Şehir Tiyatrosu ile bağı bulunan insanları cezalandırmak daha fazla kargaşadan birbirimizi yanlış anlamaya ya da hiç anlamaya çalışmamaya sürüklemekten başka bir işe yaramaz. Bu tiyatroları özelleştirmenin nedeni mütedeyyin kesimin tiyatrodan anlamaması değil.

Darüşşafaka’nın işleyişinin değiştirilmesi ile ilgili haberler geçen hafta çok umursanmazken bu hafta da Darülbedayi ile ilgili değişikliklerin olması ancak Margaret Thatcher tarzı bir muhafaza-kârlıkla açıklanabilir.

Şaziye Ayaş
saziye.ayas@sinefesto.com 

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Selda Alkor ve Engin Ayça’ya 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nden Onur Ödülü

Festival, 2-5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Selda Alkor

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin Onur Ödülü, Selda Alkor ve Engin Ayça’ya layık görüldü.

Geçtiğimiz yıllarda Reis Çelik, Biket İlhan, Süleyman Turan, Mevlüt Koçak, Gülsen Tuncer ve Necip Sarıcı‘ya takdim edilen festivalin geleneksel ödüllerinden olan “Dostluk Onur Ödülü” bu yıl oyuncu Selda Alkor ve yönetmen Engin Ayça’ya takdim edilecek.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’ün destekleriyle Balkon Film’in organize ettiği ve Türk Kızılay’ı çatısı altında 2-5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek olan 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nde ödüller, açılış töreninde sahiplerine teslim edilecek. Bu yıl Hacı Bektaş-ı Veli anısına düzenlenen festivalde “Dostluk Onur Ödülleri” oyuncu Selda Alkor ve yönetmen Engin Ayça’ya Türk sinemasına yaptıkları katkılardan dolayı verilecek.

“Festivalin Anadolu Dostluğunu Geliştiren İsimler Anısına Yapılması Çok Anlamlı”

1965 yılında Yeşilçam ile tanışan, “Senede Bir Gün”, “Buzlar Çözülmeden”, “İlk ve Son”, “Erikler Çiçek Açtı” gibi sinemanın klasikleri arasında yer alan pek çok filmde rol alan sinemanın “Çiçekçi Kız”ı usta oyuncu Selda Alkor, kişilerin yeniden dostluk duygularını öne çıkarmak amaçlı yapılan Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali’nden dostluk ödülü almanın çok gurur verici olduğunu ifade etti. Kaybolan değerlerden dostluğu halka filmler, şiirler ve müzikler vasıtasıyla ile buluşturmanın çok değerli olduğunun da altını çizen Alkor, festivalin her sene büyük şairlerin, düşünürlerin yıllar önce Anadolu dostluğunu geliştiren isimler anısına yapılmasının çok anlamlı olduğunu dile getirdi.

“Dostluk Toparlayıcı Bir Unsur”

Festivalde “Dostluk Onur Ödülü” alacak bir diğer ise 1987’de ilk uzun metrajlı filmi “Bez Bebek” ile 1. Ankara Film Festivali’nde En İyi 2. Film ve En İyi Senaryo Ödüllerini alan usta yönetmen Engin Ayça. 1990’da “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu” adlı ikinci filmiyle 28. Antalya Film Festivali’nde En İyi 3. Film seçilen usta yönetmen, son olarak 2007 yılında “Suna” filmini yönetti.

Dostluğun hepimiz için bir panzehir olduğunu, hayatı devam ettirmek için toparlayıcı bir unsur olduğunun altını çizen Engin Ayça ‘dostluğun’ işlendiği bir film festivalden onur ödülü almaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, Yunus Emre Enstitüsü gibi birçok kurum iş birliğiyle düzenlenen 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali direktörlüğünü Faysal Soysal, Onursal Başkanlığını Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık yapacak. 

Okumaya Devam Et

TV'de Sinema

Bu Akşam Televizyonda Hangi Filmler Var?

6 Kasım 2021 Cumartesi akşamı televizyon filmleri.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

6 Kasım 2021 Cumartesi akşamı televizyon filmleri.

Sherlock Holmes: Gölge Oyunları (Sherlock Holmes: A Game Of Shadows) – Beyaz TV Saat: 19.30

Serinin devam filminde Sherlock ve ortağı bu kez Londra dışındadırlar. Sherlock, bu kez suç dehası Profesör Moriarty’in peşindedir.

İntikam Yolu (Drive Angry) – Beyaz TV Saat: 21.45

Kızının sapkın bir tarikat tarafından vahşice öldürüldüğünü ve torununun yine aynı adamlar tarafından şeytana kurban edilmek üzere kaçırıldığını öğrenen Milton, cehennemden kaçarak intikam almak için dünya üzerine gelir.

Yaz Saati (Summer Hours) – TRT 2 Saat: 22.00

Olivier Assayas imzalı film, üç kardeşin, ölen annelerine ait ev ve sanat koleksiyonunun akıbeti konusunda düştükleri durumu konu ediniyor. “Summer Hours” (Yaz Saati), bu akşam 22.00’de TV’de ilk kez TRT 2’de.

Okumaya Devam Et

Uncategorized @tr

“Lightyear”dan Teaser Yayınlandı

Film, 17 Haziran 2022’de gösterime girecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Pixar animasyonu “Lightyear” filminden teaser yayınlandı. Filmde Buzz Lightyear karakterini ünlü oyuncu Chris Evans seslendiriyor.

Yönetmen koltuğuna Kayıp Balık Dory (Finding Dory) filminin ortak yönetmenlerinden Angus MacLane‘in oturduğu “Lightyear“dan teaser yayınlandı. Toy Story serisinde yer alan oyuncaklardan Buzz Lightyear’ın maceralarına odaklanan film, 17 Haziran 2022‘de gösterime girecek.

Işıkyılı, son model bir oyuncak olan Buzz-lightyear’ın hikayesini konu alan Pixar animasyonu Lightyear‘da Buzz Lightyear karakterini ünlü oyuncu Chris Evans seslendiriyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler