Bizimle İletişime Geçin

Festivaller

Malatya Uluslararası Film Festivali’nin 3.Günü!

Yayınlandı

tarihinde

2. Malatya Uluslararası Film Festivali’nin üçüncü gününde festival sinemalarında ve Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Kemal Sunal Salonu’nda gösterilen 25 uzun filme Malatyalı sinemaseverlerin büyük ilgisi vardı.

Festivalde Ulusal Uzun Film kategorisinde yarışan ve yönetmenliğini Cemil Ağacıkoğlu’nun yaptığı “Eylül” ve yönetmenliğini Haluk Ünal’ın yaptığı “Saklı Hayatlar” filmlerinde izleyiciler salonları doldurdu. Merdivenlerin dahi dolu olduğu gösterimlerden sonra Malatyalı sinemaseverler yönetmen ve oyuncular ile söyleşi fırsatı buldu.

Festivalin ikinci kez yapılması insana umut veriyor”

Adana Altın Koza Film Festivali’nden 4 ödülle dönen “Eylül” filminin festival galası Malatya Park Avşar Sinemaları’nda yapıldı. Gösterimden sonra izleyiciler ile yapılan söyleşiye filmin yönetmeni Cemil Ağacıklıoğlu, görüntü yönetmeni Ali Olcay Gözkaya katıldı.

Yönetmen Cemil Ağacıklıoğlu festivalin “kendi atmosferi içerisinde güzel” bir festival olduğunu belirterek  “İkincisinin yapılması son derece güzel, insana umut veriyor ” dedi.

“Aşk, insanın en pür halidir”

Günün en çok ilgi gören filmi ise toplumsal farklılıklar üzerinden imkânsız bir aşkı anlatan Haluk Ünal’ın “Saklı Hayatlar” adlı filmiydi. Ünal, gösterim sonrası sinemaseverlerin sorularını yanıtladı. İzleyicilerden gelen filmdeki aşk hikâyesinin,diğer olayların önüne geçtiği eleştirisini, Ünal “Aşk, insanın en pür halidir”. Ve film de ön yargılara dair bir film. İnsanın en pür halinde bile önyargıların nereye varabileceğini gösterdik”  diye cevaplandırdı.

İzleyiciden festivale geçer not

Gösterimlere katılan izleyiciler festivalin yoğun programından memnun olduklarını söyleyerek Malatya’da böyle uluslararası bir film festivalinin yapılmasından duydukları mutluluğu dile getirdiler.

Derin sinema!

Festivalin gösterim dışı etkinlikleri kapsamında Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Fahri Kayahan Salonu’nda ard arda düzenlenen Türkiye “Sineması’nda Yol Öyküleri” ve “Göç Sineması” panellerinde Malatyalı sinemaseverler, akademisyenler ve sektörün ünlü isimlerini dinledi ve sinema üzerine görüşlerini paylaştı.

“Yol”

Plato Meslek Yüksek Okulu öğretim görevlileri Aslı Akdağ ve Sermin Çakmak tarafından yapılan sunumlar çerçevesinde şekillenen panelin moderatörlüğünü Yrd. Doç. Dr. Aslı Kotaman yaptı. Yönetmenliğini Seyfi Teoman’ın yaptığı “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” ve Yeşim Ustaoğlu’nun yaptığı “Pandora’nın Kutusu” adlı uzun filmler üzerine kurduğu “Yeni Dönem Türk Sineması’nda Yol” adlı sunumunda Aslı Akdağ, yolun “yabancı” sinemadakinin aksine Türk sinemasında göç sırasındaki süreci değil sonrasındaki dönemi anlattığını, kurguda “birleştirici” bir unsur olarak kullanıldığını belirterek; ancak genelde “ayırıcı” olduğunu söyledi. Bu mantıkla yolun karakterleri tanımak için alt zemin olarak kullanıldığını belirten Akdağ “Yol umut veren, iyiye doğru açılan bir araç değil; genelde geçmişten kurtulma metaforu olarak kullanılıyor” dedi.

“Yeşilçam kadını eve sabitledi”

Sermin Çakmak ise “Zorba Doğudan Ehil Batıya” adlı sunumunda, yönetmen Abdullah Oğuz’un Zülfü Livaneli’nin aynı adlı eserinden uyarladığı  “Mutluluk” filmi üzerinden değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Yola çıkan kadınların “artist olmak için” yola çıktığı algısı üzerinden Yeşilçam’ın kadını eve sabitlediğini söyleyen Çakmak, “Yeşilçam klişeleri hala kullanılıyor. Yalnız yola çıkan kadın hala yok. Bizim birer “Thelma ve Louise” miz yok. Eril düşünce yüzünden, kadın evden ayrılınca gözü kamaşır algısı hâkim. O yüzden Yeşilçam’da hala yolculukta kadının yanında hep bir erkek vardır” dedi.

“Asıl sorun doğunun yarattığı zorba erkeklerdir”

Çakmak sözlerini “İster Halit Refiğ gibi ulusal sinemanın kavgasını vermiş bir yönetmen olsun, ister Yılmaz Güney gibi devrimci filmler yapsın yönetmenlerin kadın karakterlerine çizdikleri yol pek değişmez. Tıpkı Gurbet Kuşları ve Baba filmlerinde olduğu gibi… Tabi göç eden bütün kadınlar kötü yola düşmez, çünkü onları aşırı derecede koruyan, yaşamsal alanlarına müdahale eden, hapseden erkekleri vardır. Bu ise yönetmenlerin anlatmayı çok sevdiği başka bir hikâyedir. Şüphesiz bu hikâyeyi en açık ve net biçimde sahiplenen Tefik Başer’dir. Başer’in “40 Metrekare Almanya” filmi isminden de anlaşılacağı gibi dış göçün kadınlar üzerindeki en büyük etkisi olduğu düşünülen tecrit hayatı üzerine kuruludur. Filmde Dursun, karısı Turna’yı aklını yitirmesine neden olsa da eve hapseder, çünkü önemli olan namustur. Başer’in anlattığı başka bir tecrit hikâyesi ise “Sahte Cennete Veda” filminde Elif’in yaşadığıdır. Bu sefer Elif’i hapseden kocası değil, yasalardır ve yine Turna’dan farklı olarak Elif bu tecrit sırasında gerçeklikle olan bağını yitirmez, aksine özgürlüğünü keşfeder. Yani aslında mesele ne göç ne de tecrittir. Asıl sorun doğunun yarattığı zorba erkeklerdir” diye sürdürdü.

“Göçmen sinemacılar tek kalıba sokuluyor”

Konuşmaların ardından yine aynı salonda düzenlenen “Göç Sineması” panelistlerinden yönetmen Tevfik Başer’in konuşması ise adeta Sermin Çakmak’ın sunumuna cevap niteliğindeydi. Moderatörlüğünü Bilkent Üniversitesi’nden Ahmet Gürata’nın yaptığı, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden Thomas Balkenhol, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden Özgür Yaren ve Reyhan Tüvi’nin katılımıyla gerçekleşen panelde Başer, uluslararası alanda göç sinemasının en önemli örneklerinden kabul edilen 1986 tarihli “40 Metrekare Almanya” ve 1989 tarihli “Sahte Cennete Veda” filmlerinin çekim hikâyelerini ve yaşadığı zorlukları anlatırken “Dışarıda göçmen” sinemacıları sadece tek kalıp altına sokuyorlar. Sadece bir kategoriye konuluyorsunuz. “Göç” ve “Göçmen” filmleri yapmanız, bu hikâyeleri anlatmanız bekleniyor. Bunun dışında bir şey yapmanıza izin vermiyorlar; başka konular için para bulamıyorsunuz, vermiyorlar.” dedi

“Göçmen” klişesi zamanla karakter değiştirdi

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sinema Televizyon Bölüm Başkanı Özgür Yaren de yaptığı sunumda göç sinemasında kullanılan göçmen imajının hep “ezilen” ve  “kurban”, “aidiyet sorunu yaşayan” bireyler olarak karakterize edildiğini söylerken 1990’lı yıllarda “birinci kuşak göçmenlerin” çocuklarının ellerine kamera almasıyla bu klişenin değişmeye başladığını ancak bu sefer de “banliyöde yaşayan, ufak suçlara karışmış genç profilinin” klişe haline geldiğini, bunun da ancak 1990’ların sonlarına doğru “üçüncü kuşak göçmenlerin” yaptıkları filmlerle yıkılmaya başladığını” dile getirdi.

Malatya’da bir  “İlk”

Türkiye’nin en önde gelen animatörlerinden İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Berat İlk, 2. Malatya Uluslararası Film Festivali kapsamında bir “canlandırma atölyesi” düzenledi. Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde Mareşal Fevzi Çakmak Anadolu Lisesi öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte İlk, animasyonu bir tür hareket filmi olarak tanımlarken aslında animasyon filmlerde çizimin figür değil hareket çizimi olduğunu ve animasyon yapmak için mutlaka çizmek gerekmediğini söyledi. Gerçek hayattaki insanların görüntülerini kullanarak, kâğıt keserek ya da hamurdan figürler ile de animasyon yapılabileceğine değinen İlk, öğrencilere Türkiye’deki animasyon film yapımcılığının tarihi ile ilgili bilgiler verdi. İlk, salondaki değişik teknik çalışmalar ve sohbetten sonra atölyeyi dışarı taşıdı ve öğrenciler ile birlikte yenilen yemekten sonra katılımcılara dış mekânlarda “İnsan, mekân canlandırma” diye tanımladığı “Pixellation” tekniğini uygulamalı olarak gösterdi.  Bu çalışmanın animasyon için “en kolay teknik” olduğunu söyleyen İlk, “Kamera ve doğal ışık kullanarak canlandırma yapıyoruz. Arkada da fon olarak Malatya kullanılacak, böylece çocuklar da kendilerini anlatacak” dedi.

Malatya’da uluslararası bir film festivalinin gerçekleşmesinin önemine de dikkat çeken İlk, “Gönlümden hep geçiyor. Malatya’ya da gelmek Urfa’ ya da gitmek, Türkiye’yi gezmek; ama bunun için hem zaman hem de destek bulamıyorum açıkçası. O yüzden böyle bir festival yapılmasaydı ve onlardan böyle bir teklif gelmeseydi Malatya’ya gelemeyecektim” dedi.

Etkinliğe katılan öğrenciler de atölyenin kendileri için “ufuk açıcı” olduğunu söyledi ve festival kapsamında düzenlenen etkinliklerin kendilerine çok şey kazandırdığını ve festivalin devamlılığı ile ileriki yıllarda Malatya’nın sosyal ve kültürel yapısının daha da gelişeceğini ve değişeceğini umduklarını söyledi.

sinefesto.com/Gizem Uyanık

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

74. Cannes Film Festivali’nin Açılış Filmi Annette Oldu

6 Temmuz’da Cannes’da prömiyerini gerçekleştirecek!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Annette

Bu sene 74. sü düzenlenecek olan Cannes Film Festivali’nin merakla beklenen açılış filmi, Adam Driver ve Marion Cotillard’lı Annette filmi olacak.

Spike Lee başkanlığında 74. sü düzenlenecek olan Cannes Film Festivali‘nin açılış filmi belli oldu. Bu sene heyecanla beklenen festivalin açılışını Adam Driver ve Marion Cotillard‘ın başrollerini paylaştığı Annette filmi yapacak.

6 Temmuz tarihinde Cannes’da prömiyerini gerçekleştirecek filmin yönetmen koltuğuna, Leos Carax oturuyor. Charles Gillibert, Paul-Dominique Vacharasinthu ve Adam Driver‘ın yapımcısı olduğu film, operacı eşinin ölümünün ardından 2 yaşındaki bir çocuğa bakmak zorunda kalan bir stand-up komedyeninin hikayesini anlatıyor.

74. kez 6-17 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan Cannes Film Festivali‘nin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Festivaller

40. İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma Filmleri Belli Oldu

Yarışmaya 13 film layık görüldü!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

 İstanbul Film Festivali

Bu yıl 40.’sı düzenlenen “İstanbul Film Festivali“nde Ulusal Yarışma kategorisinde yarışacak 13 film belli oldu. 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından ilk kez 1982 yılında bir sinema haftası olarak düzenlenen İstanbul Film Festivali, bu yıl 40. yaşını kutluyor. 29 Haziran’a kadar devam edecek 40. İstanbul Film Festivali, 1 Nisan tarihinde ilk çevrimiçi gösterimiyle başladı. 

Dünya sinemasının en çok konuşulan örneklerinden, sinemamızın yeni yapımlarına, uluslararası festivallerde prömiyer yapmış ödüllü filmlerden klasiklere ve yeni keşiflere, aralarında efsane yönetmenlerden iz bırakan başyapıtların ve kült filmlerin de bulunduğu zengin programıyla bu yıl pandemi şartlarını da gözetmeye devam ederek nisan, mayıs ve haziran aylarına yayılıyor. 

40. İstanbul Film Festivali’nin çevrimiçi gösterimleri filmonline.iksv.org üzerinden gerçekleşiyor. Nisan ve mayıs ayları boyunca her perşembe, cuma, cumartesi ve pazar günü yeni filmler gösterime sunuluyor. Festivalin Ulusal Yarışma, Ulusal Belgesel Yarışması ve Ulusal Kısa Film Yarışması‘nın 20-29 Mayıs’ta çevrimiçi ve pandemi koşullarına bağlı olarak sinema salonlarında gerçekleştirilmesi planlanıyor. Festivalin Uluslararası Yarışma ile Galalar bölümlerindeki filmlerin, haziran ayında hem açık hava mekânlarda hem de sinema salonlarıyla çevrimiçi platformda festival takipçileri ile buluşması bekleniyor. 

Festival gösterimlerine kısıtlama ve uygulamaların elverdiği durumda yurtiçinden ve yurtdışından konuk yönetmen ve oyuncuların katılımı da planlanan festivalin Ulusal Yarışma bölümünde yarışacak filmler ise bugün açıklandı.

İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma Filmleri

  • Av / AV: The Hunt / Emre Akay 
  • 9,75 / Uluç Bayraktar 
  • Sardunya / Geranium / Çağıl Bocut 
  • Bir Nefes Daha / When I’m Done Dying / Nisan Dağ 
  • Beni Sevenler Listesi / The List of Those Who Love Me / Emre Erdoğdu 
  • Yeniden Leyla / Leyla Once Again / Barış Hancıoğulları 
  • Zîn ve Ali’nin Hikâyesi / Govenda Ali û Dayka Zîn / The Dance of Ali and Zin / Mehmet Ali Konar 
  • Af / Forgiveness / Cem Özay 
  • Çatlak / Fractured / Fikret Reyhan 
  • Cemil Şov / The Cemil Show / Barış Sarhan 
  • İnsanlar İkiye Ayrılır / Two Types of People / Tunç Şahin 
  • Dirlik Düzenlik / It’s All About Peace and Harmony / Nesimi Yetik 
  • Sen Ben Lenin / You Me Lenin / Tufan Taştan 
Okumaya Devam Et

Festivaller

4. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali’nin İkinci Etabı Başlıyor

Çevrimiçi ve ücretsiz.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali

4. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali”nin ikinci etabı 22 Nisan’da kaldığı yerden devam ediyor.

Kadın Yönetmenler Derneği’nin organizasyonu ile hayata geçen “4. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali“nin ikinci etabı 22 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında yine çevrimiçi koşullarda ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Bu yıl #sığamıyoruz sloganı ile hayata geçen festivalin film programı çerçevesinde uzun metraj, kısa kurmaca ve kısa belgesel ve deneysel kategorileri olmak üzere dört dalda yarışmanın düzenlendiği ve ayrıca yarışma dışı gösterimlerin de yer aldığı ulusal seçkinin yanı sıra, Balkan sinemasının yakın dönemdeki seçkin örnekleri de izlenebilecek.

Yönetmen söyleşilerinin yanı sıra Hira Selma Kalkan ile “Sanatla Terapi Atölyesi”, WMC’nin katkılarıyla Sezen Kayhan ile “Belgesel Yapımında Fırsatlar ve Engeller Atölyesi”, Zeynep Merve Uygun ile “KYF Doc Lab: Yeni Medya Belgeselleri MasterClass” ve Prof. Berrak Taranç ise 23 Nisan kapsamında çocuklar için müzik atölyesi festivalin ikinci etabındaki etkinlikler olacak. Festivalin seçkiye giremeyen yönetmenlere yönelik çevrimiçi gerçekleştirdiği “Face to Face geri bildirim etkinliği de yine Nisan ayında düzenlenecek. Ayrıca mart ayında gerçekleştirilen Gözde Yenipazarlı sanal fotoğraf sergisinden sonra, bu ay da Dr. Ebru Beyazıt’ın fotoğraf seçkisi yine festivalin websitesi üzerinden yayınlanacak. Yönetmen söyleşileri ve genel katılımcılara açık olan diğer etkinlikler festivalin Youtube hesabı üzerinden takip edilebilecek. Festivalin tüm etkinlik programı sosyal medya hesaplarından da günlük olarak paylaşılacak.

Tüm film gösterimleri festivalin resmi websitesi olan kadinyonetmenlerfestivali.com adresi üzerinden 22 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında süre ya da gösterim kısıtlaması olmadan, sadece websitesi üyeliği ile izlenmeye açık olacak.

Festivalin İzmir’de fiziki olarak gerçekleştirilecek 3. Etabı; pandemi koşullarının izin verdiği ölçüde 25-30 Haziran 2021 tarihleri arasında Seferihisar’da ödül töreni ve özel gösterimler şeklinde planlanıyor.

Okumaya Devam Et

Popüler