Lütfen Sherlock’unuzun Ayarlarıyla Oynamayın

Diziler Eleştiri Fatih Mutlu Manşet Serbest Kürsü

Son yılların en başarılı televizyon işlerinden, İngiliz BBC yapımı Sherlock, özel bölümü The Abominable Bride ile ekrana geldi. The Abominable Bride, dizinin günümüzde geçen genel hikayesinin aksine, “klasik” dönem bir Sherlock Holmes macerası.

Şahsen, 2010’da başlayan ve üç sezondur devam eden dizinin hikayesinden bağımsız bir bölüm bekliyordum. Fakat, The Abominable Bride, 2017’de yayınlanması öngörülen dördüncü sezonla bağlantılı/ilintili bir hikaye şeklinde tasarlanmış. Benim için şaşırtıcı olmadı, hatta, dizinin kalitesini arttıran hoş bir espriydi bile diyebilirim. Yine de, tercihen, bağımsız, başlıbaşına bir hikaye isterdim; hem (üçüncü sezonda zayıflayan kimi noktaların “kazaen” ortaya çıktığını göstermesi açısından) daha büyük bir meydan okuma olacağı gibi, hem de tek yumrukta rakiplerini nakavt edecek film ayarında unutulmaz bir yapım çıkabilirdi.The Abominable Bride, diğer Sherlock bölümleri gibi, yine, piyasa standartlarının üstünde. Bunu geçelim. Eğer bu özel bölümü, kendisi dahil toplam 10 bölümlük Sherlock yekunu ile kıyaslarsak işler biraz karışıyor ama.

“KİMLİK KARMAŞASI MI?” DERKEN…

Dizinin ilk sezonu, haliyle, olay odaklı şekilde tasarlanmıştı. İkinci sezon karakterler biraz daha derinleştirildi ve ortaya lezzetli bölümler çıkmaya başladı. Üçüncü sezonda karakter derinleştirme işi ideale çok yaklaşılacak kadar geliştirildi, bu sırada karmaşık olay örgüsünden de taviz verilmedi, birbirlerini gayet iyi beslediler. Ancak, daha önce de belirttiğimiz gibi, dizinin popülaritesi artınca galiba, görüntü ve ses bandı ile kurguda (hedef kitlenin yaş ortalamasını birazcık düşürebilmek adına) birtakım hafif oyunlara başvuruldu. Tam bu noktada, Sherlock kendi kimliğini muhafaza edecek mi, yoksa Amerikan işlerine alışkın izleyiciye mi yönelecek derken, The Abominable Bride geldi. The Abominable Bride’ı bu manada net bir tutarsızlık içinde gördüm.

 

YOĞUN DİKKAT İSTEYEN YOĞUNLUK

Şöyle izah edeyim: Filmde işlenen tema hikayeye çok ama çok ustaca yerleştirilmiş. O kadar ki, filmi gerçekten çok dikkatli izlemek gerekiyor. Bu haliyle, bırakın “Sherlock hafifliyor mu?” sorumuzu, dizinin takdir ettiğimiz genel kıvamından bile daha yoğun bir bölüm, The Abominable Bride. “Hedef kitlenin yaş ortalamasını düşürmek” şöyle dursun, hikaye tecrübesi ortalamanın üstünde -kendi seyirci ortalamasının da üstünde- bir kitleye hitap ediyor.

Ancak, bu yoğunlukta, nasıl olmuşsa olmuş, final bloğunda yapılan bir tercih pişmiş aşa su katmış adeta. İyi ya da kötü, ana karakter ya da yan karakter; bir filmde bir karakterin kendini anlatmasını, tarif etmesini, şu veya bu sözlerle hikayedeki rolünü tanımlamasını hep itici bulurum. Maalesef The Abominable Bride’da da, hem de final bloğunda bu var. Üstelik, Moriarty gibi Sherlock’un nihai hedefinde duran çok önemli bir karakter tarafından yapılıyor bu.

AYNI “RADİKAL” TERCİH BU KEZ SENARYODA

Dolayısıyla, şurada burada olsa bir ölçüde anlaşılabilir, ama final bloğunda ve çok önemli bir karakter üzerinden bu yapılınca ortaya çıkan manzara şu: Yapımcılar, senaristler, yönetmenler, ya da her kimse; bir taraftan, üçüncü sezon üzerine gelen eleştirileri dikkate almış halde “İstersek bir temaya güçlü şekilde bağlı, güçlü karakterlerin güçlü olaylarla had safhada etkileşim içinde olduğu bir hikaye tasarlayabiliriz; gördünüz” diyorlar; bir taraftan da 15-20 yaş arası seyirciyi kaybetmekten korkuyorlar. Vahim olanı, üçüncü sezonda görüntü, ses ve kurgu üzerinden gördüğümüz bir tercihin, bu sefer doğrudan senaryo üzerinden zuhur etmesi. Belki de bunların hiçbiri değildir de, ekibin üçüncü sezonun sonunda içine düştükleri kararsızlık hali devam ediyordur; olabilir.

BIRAKTIĞIMIZ YERDE, BIRAKTIĞIMIZ GİBİ

Bir filmde hedef kitlenin yaş ortalaması düşüktür, değildir, çok önemsemem; film iyi mi kötü mü, aslolan budur. Sherlock’ta işaret ettiğim şey, ortaya çıktığı ve geliştiği haliyle zaten iyi bir işte zaman zaman böylesi radikal tercihlerde bulunulması. Ben de isterim her filmde üç katmanlı, dört katmanlı, beş katmanlı senaryolar görmeyi; hikaye tecrübesi çok yüksek 60 yaşındaki birini de, hikaye tecrübesi pek az 17 yaşındaki birini de tatmin edecek senaryolarla karşılaşmayı; ama işte, her zaman olmuyor; olunca da ona başyapıt deniyor zaten. Bunu yapmanın formülü de, The Abominable Bride’daki gibi, filmin bir kısmını (hele ki finalini) filmin geri kalanına uyumsuzca yapıştırmak değil elbette.

Velhasılı kelam, Sherlock, bıraktığımız yerde, bıraktığımız gibi duruyor. Üçüncü sezonun sonunda da ekibin potansiyelini biliyorduk, The Abominable Bride da da bunu -fazlasıyla- gördük. Üçüncü sezon bittiğinde de endişelerimiz vardı, şimdi de var.

2017’yi bekliyoruz.

_______

Yorumlar

 
Fatih Mutlu, TRT Okul için hazırlanan 22 bölümlük 'Çek Bir Film' projesinin editörlüğünü yaptı. Çeşitli dergi ve gazetelerde sinema yazıları yazdı. Şimdilerde senaryo doktorluğu yapıyor.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up