Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Kuşkuyu Sorgulamak

Yayınlandı

tarihinde

saziye-ayas

Ateizm ile doğrudan ilintili filmler bulmak zor olsa da aslında tüm filmler herhangi bir şeye olan inancımızı sorgulamakla başlar.
Kendimize, dünyaya ,sevdiklerimize ve Allah’a …
Bu sorgulama sonunda da kayboluruz çoğu zaman karamsarlığa düşeriz.
Kayboluşun ve bulunamayışın resmidir çoğu karakter.
En basitinden bir romantik komedi de bile insanlar kayboldukları yerde aşk tarafından bulunmak isterler.
Bir an bulunduklarını zannederler fakat o minel aşkın büyüsü kaybolunca yine aynı boşluğa düşerler.
Sonunu nasıl getireceklerini bilmedikleri için de yazarlar bu hikayeleri” sonsuza kadar mutlu yaşadılar” yalanıyla bitirmek zorunda kalır.
Halbuki sonsuza dek mutlu yaşamanın sırrını biliriz biz.
Minelden değil ilahi ve kutsal aşkan geçer yolu.

Çoğu Avrupai film arka planda da olsa ateizme tanrıtanımazcılığa göre yönlendirir hikayesini. Bu yüzden de bazen bize gerçek gelmez inandırıcı bulmayız.
Çünkü Sevgili Bülent Oran’ın dediği gibi bizim “sonsuza dek mutlu yaşadılar” anlayışımız farklıdır. Arabesk yapımlarda cehennemde bile buluşma hayali vardır “Seninle cehennem ödüldür bana Sensiz cennet bile sürgün sayılır” gibi çarpık bir anlayışla da olsa …
***

Screenshot_2013-12-22-22-16-40
” Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hâlâ görmüyor musunuz? ”
Zariyat 20,21
Öncelikle Bergman’ın Kış Işığı filminden bahsederek başlamak istiyorum.Kış Işığı Tanrı’dan sürekli kuşku duyduğu halde ailesinin de isteğiyle papaz olmuş ve Dücane hocanın bahsettiği gibi yaz sıcağında soğuk yiyen adamın hikayesi. Papaz içindeki tüm kuşkulara rağmen dindar bir görüntü çizmek zorunda kalırken birgün artık dayanamaz hale gelir.Tanrı’nın neden sustuğunu bu kadar yıl ona sadakatle ibadet ettiği halde ona neden cevap vermediğini sorgulamaya başlar. Kendisine akıl danışan birinin artık endişelerine dayanamayarak intihar etmesiyle birlikte sorgulamaları zirveye ulaşan papazı
kilisedeki sakat zangoç kendine getirir. Zangoç papaza Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği andaki çilesinin fiziki acılardan değil 12 Havarinin sonra da Tanrı’nın onu bırakmasından kaynaklanan bir kuşku olduğunu söyler ve papaz da böylece inancın bazen elde zoraki duran hemen uçabilecek narin bir kuş olduğunu anlar. Hz. İsa bile kuşku duyduysa benim endişelerim haklıdır der ve rahatlar. Halbuki biz biliriz ki Allah c.c hiç susmamıştır. Avusturyalı Rubin’in islama geçişini anlattığı o meşhur videoda söylediği gibi O’nun delili heryerdedir.

Bahsetmek istediğim bir diğer film ise Cristian Mungiu’nun ,kendini dine vakfetmiş Alina ve yetimhaneden tanıdığı arkadaşı Voichita’nın hikayesini anlatan Tepelerin Ardı.
Alina manastırda yaşayan ve rahibe olmayı isteyen genç bir kızdır, fakat Voichita ise dünyayı gezmek isteyen özgür bir ruha sahiptir Alina’yı da yanında götürmek ister. Alina, Voichita’ya hiç söz vermediği halde onun hayallerini yıkmak istemediği için kesin bir dille redetmez teklifini ama gitmeye hiç niyeti olmadığı manastırın dışına çıkıp tepelerin ardında ne olduğunu öğrenmek istemediği bellidir.
Filmde manastır klostrofobik dar ve sıkıcı olarak gösterilirken, tepelerin ardı yani dış dünya özgür mutlu ve eğlenceli resmedilir.
Bu yüzden Tepelerin Ardı’nı izleyebileceğiniz en ateist filmlerden biridir. Çünkü kilisede din adına ortaçağdan kalma yöntemlerle insanların tedavi edilmeye çalışıldığını gördüğünüzde sağlam bir inancınız yoksa tüm dinlerden soğur hale gelirsiniz.
Tepelerin ardındaki manastırın hep hiç gidilmeyecek soğuk boğuk havalı tepelerin ardında kalmasını dilersiniz.

Screenshot_2013-12-22-22-14-53

Bahsettiğimiz iki film kendilerini ateist olarak nitelendirmeyen ama tanrının varolduğundan şüphe eden insanlar üzerineydi.
Bundan sonra bahsedeceğim film ise kendisini ateist olarak tanımlayan bir karakter hakkındaki Matthew Chapman ‘ın The Ledge /Hayatının Seçimi.
Başroldeki Gavin (Charlie Hunnam) ateist bir kimliğe sahip; kendini atesit olarak tanımlıyor ve filmde göze çarpan en büyük özelliği tanrıtanımaz oluşu. Kapı komşusu Joe Harris (Patrick Wilson) ile yaptığı uzun dini sohbetler ve çekişmeler üzerine kurulu film aynı zamanda kırmızı elmanın peşinde iki adamın hikayesini de anlatıyor.
Yasak elma ve bununla özdeşleşen kadın iki adamın kapışma noktası.Çünkü, Tanrıya inanmayan Gavin , Harris’in inancını sorguladığı yetmezmiş gibi komşusunun eşi Shanna’ya (Liv Taylor) da aşık oluyor ve onu koyu dindar Harris’in elinden kurtarma operasyonuna girişiyor.
Gördüğü en büyük güce evrene inanan Gavin, Kış Işığı’nda bahsettiğimiz papaz gibi delil peşinde.
Kızını kaybettiği için tanrının merhametli ve rahmet sahibi olduğunu kabul etmiyor.Yine de alimlerin dediği gibi aslında hayatı dini rütüellerden ayrı düşünemiyor ama Tanrıya inanmayı sadece rahatlatan bir yalan olarak görüyor.

Bebeklerin cennete gittiğini lafın gelişi söyleyip, inanmadığı halde babasını kaybetmiş sevdiği birisi için onunla diz çöküp dua edebiliyor.
Filmin en çok dikkat çeken kısımlarından biri ise; homoseksüel insanların da inançlı olma ihtiyacı hissettiği ve kendilerine uygun bir topluluk içine girme isteklerini göstermesi. Ayrıca izlenmesi uygun olmayan sahneler de içerdiği için bu filmi gönül rahatlığıyla tavsiye edemiyorum. Ama 60 ve 65. dk arasını izlemeseniz de filmi anlayabilir belki çok uzak olduğunuz bir ateist ile empati yapmayı başarabilirsiniz.
***
Aslında şöyle bir gerçek var ki; filmler yönetmenin dini inancından ayrı düşünülemiyor. Her ne kadar empati yapılabileceği söylense de Mesut Uçakan’ın da belirttiği gibi kavanozun dışından balı yalamaktan öteye geçemiyor. Seyirci açısından da durum aynı ; insanlar filmi kendi yaşantısından, dininden sıyrılıp izlemediği için birine ateizmi aşılayacak hikaye diğeri için haline şükredebileceği bir seyirlik olabiliyor.
Bu yüzden yazımı tüm filmlerin bizi Allah’a yakınlaştırması dileğiyle bitiriyorum.
Güzel seyirler..

.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Haberi

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Tören 25 Nisan’da!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Adayları geçtiğimiz gün belli olan 93. Oscar Ödülleri’nin merakla beklenen ödül töreni tren garında düzenlenecek.

Geçtiğimiz haftalarda seyirci katılımıyla düzenleneceği açıklanan 93. Oscar Ödül Töreni‘nin bir kısmı tren garında gerçekleşecek. 25 Nisan tarihinde düzenlenmesi planlanan töreninin, COVID-19 önlemleri kapsamında bu karara varıldığı da yapılan açıklamalar arasında.

Törenin geleneksel olarak yapıldığı Dolby Tiyatrosu‘nun yanında Los Angeles şehir merkezindeki geniş tren garında (Union İstasyonu) düzenleneceği, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi Başkanı David Rubin tarafından e-posta ile açıkladı.

Salgın hastalıktan korunmak için geniş boşlukları ve mekanları mercek altına alan akademi, seyirci katılımı ile gerçekleşecek olan törenin detayları hakkında henüz açıklamada bulunmadı.

Okumaya Devam Et

Film

Emma Corrin’in Yeni Projesi Belli Oldu

Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Emma Corrin'in Yeni Projesi Belli Oldu

The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parlayan Emma Corrin’in gelecek projesi belli oldu.

Son zamanların dikkat çeken oyuncularından Emma Corrin‘in yeni projesi belli oldu. Konuşulan isim, D. H. Lawrence tarafından 1928 yılında yayınlanan Lady Chatterley’s Lover kitabının film uyarlamasında başrolü üstlenecek. Pennyworth dizisi ile güzel bir çıkış yakalayan Emma Corrin, Netflix’in çok sevilen ödüllü dizisi The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parladı.

Daha önce bir kere sinemaya, bir kez de diziye uyarlanan kitabın yeni film uyarlamasını, Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek. Filmin senaryosunu ise Life of Pi’nin senaristi David Magee kaleme alacak.

Detaylı bilgilerin henüz açıklanmadığı film, doğuştan varlıklı bir aileden gelen talihli Lady Chatterley adındaki genç bir kadının yaşadıklarına odaklanacak. Şimdiden meraklandıran film, evlendiği adama evlendikten sonra aşık olan Lady Chatterley’nin avcı bir adamla yaşadığı aşkı ekranlara taşıyacak.

Okumaya Devam Et

Liste

Amazon Prime’da Kaçırılmaması Gereken 10 Dizi

En iyiler!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Dünya genelinde 150 milyon abonesi olan, köklü stream platformu Amazon Prime’da kesin izlemeniz gereken 10 diziyi listeledik. İyi seyirler!

Community (2009–2015) IMDb 8,5

Diplomasının sahte olduğu ortaya çıkan Jeff Winger üniversiteye geri gönderilir ve burada en az kendisininki kadar şüpheli geçmişe sahip öğrenci ve öğretmenlerle tanışır. Lisans diploması iptal edilen avukat Jeff Winger, üniversiteye geri döner ve burada birkaç tuhaf tiple bir çalışma grubu kurar

Upload (2020– ) IMDb 8,0

Upload konusu, yakın geleceği ele alıyor. Dizide sanal gerçeklik hizmeti veren şirketin müşteri hizmetlerinde çalışan Nora ve arkadaşı Nathan’ın yaşadıklarını anlatılıyor.

Yakışıklı ve parti sever Nathan, kendi sürdüğü arabanın kaza yapması sonucu ağır yaralanır. Nathan’ın kız arkadaşı Nathan’ı ölümden sonra yaşamı deneyimlemek için Nora’nın çalıştığı sanal gerçeklik şirketindeki sanal gerçeklik dünyasının içine gönderir.

Counterpart (2017–2019) IMDb 8,1

Counterpant, çalıştığı şirkette paralel evrene açılan bir kapı olduğunu keşfeden bir adamın hikayesini konu ediyor. Howard Silk, Birleşmiş Milletler’e bağlı Berlin merkezli bir casusluk ajansında çalışmaktadır. Neredeyse 30 yıldır aynı şirkette çalışan Howard, tam olarak ne iş yaptığını bilmemektedir.

Fleabag (2016–2019) IMDb 8,7

Fleabag dizisinin temelini genç bir kadının insanlar ile olan ilişkilerini anlatması oluşturuyor. Takma isim olarak Fleabag adını kullanan genç bir kadının 30’lu yaşlarını sürdürürken hayatında gerçekleşen olayları aktaran bu dizi Londra’da geçmektedir.

Carnival Row (2019– ) IMDb  7,9

Carnival Row, Pact ve Burgue isimlerindeki iki ülkenin Peri Diyarı’nın hakimi olabilmek için verdiği savaş ile başlıyor. Savaşın kazananı Pact olduktan sonra da periler için zulümle dolu bir yönetime geçiliyor. Mitolojik canlıların insanlardan korktukları için temel özgürlükleri kısıtlanıyor

The Mentalist (2008–2015) IMDb 8,1

Kaliforniya Araştırma Büro’sunda (CBI), Lisbon’ın (Robin Tunney) önderliğinde ve gizemli cinayetleri çözmeye çalışan bir ekibe dahil olur ve kabiliyetini CBI’a verilen davaların sonuca ulaştırılması için kullanır. Fakat artık hayattaki tek amacı, karısı ve kızını öldüren Red John’dan intikamını alabilmektir.

 The Marvelous Mrs. Maisel (2017– ) IMDb 8,7

The Marvelous MrsMaisel 1960’lı yıllarda, New York City’de geçiyor. Şehrin lüks semtlerinden birinde eşi ve iki çocuğuyla birlikte yaşayan Miriam “Midge” Maisel hayatta istediği her şeye sahiptir. Ancak bir gün tesadüf eseri, hiç bilmediği bir yeteneğe sahip olduğunu keşfeder ve bu gelişme hayatını derinden sarsar.

The Americans (2013–2018) IMDb 8,4

The Americans; Soğuk Savaş döneminde 1980’li yılların başlarında, Ronald Reagan’ın ABD başkanlık koltuğuna geçmesinin hemen ardından; Washington, DC’de bir banliyöde çevreye iki Amerikalı görünümü veren ancak gerçekte iki KGB ajanı olan evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor

Hannibal (2013–2015) IMDb 8,5

Dr. Hannibal Lecter’ın çaylak FBI ajanı Clarice Starling’in büyük hatası sonucu hücresinden kaçışının üzerinden yedi yıl geçmiştir. Dr. Lecter, bu kaçışının ardından Floransa’ya gidip yerleşmiş hayatın tadını çıkarmaktadır; fakat Clarice Starling hala Dr. Lecter ile yedi yıl önce en yüksek güvenlik önlemlerinin olduğu tehlikeli deliler koğuşunda yaptığı görüşmeyi unutmamıştır.

Dr. Lecter’ı unutmayan biri daha vardır: Mason Verger. Dr. Lecter’ın eski bir kurbanı olan Mason Verger onun elinden güçlükle kurtulmuştur. Verger domuz besiciliğiyle kendine bir imparatorluk yaratmıştır ve de Dr. Lecter’dan intikam alma duygusuyla yanıp tutuşmaktadır. Dr. Lecter yüzünden bir soluk makinesine bağlı yaşamak zorunda kalan Verger’in zenginliği sayesinde elinde çok geniş imkanlar vardır ve kendi kurduğu dünyada en ufak bir hareketi bile hissetmektedir. Mason Verger sonunda Dr. Lecter’ı nasıl tuzağa düşüreceğini bulur. Dr.Lecter’a onun için dünyanın en değerli ve en zarif yemini sunacaktır. Verger’in bu yemi Dr. Lecter’a sunmasında Clarice Starling’i kendinde bir saplantı haline getiren FBI başmüfettiş yardımcısı Paul Krendler da ona yardım edecektir.

Mozart in the Jungle (2014–2018) IMDb 8,2

Mozart in The Jungle’ın konusu New York Senfoni Orkestrası’nın emektar Şefi Thomas’ın yerine dönemin en başarılı, genç şefi Rodrigo’yu getirmesi üzerine şekilleniyor. … Bunların yanında New York Senfoni Orkestrası’nda yer almak için can atan obuacı Hailey’in hayatı dizide anlatılıyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler