Bizimle İletişime Geçin

Editörün Seçtikleri

Kubrick Ölmeden Önce 2 Proje Üstünde Çalışıyormuş

Kubrick, Pinokyo ve 2’inci Dünya Savaşı üzerinde çalışıyormuş.

Yayınlandı

tarihinde

2000’li yılları görmeden hayata veda eden ama belki de sinema tarihinde en uzak geleceği öngören yönetmen Stanley Kubrick’in biri Pinokyo, diğeri 2. Dünya Savaşı’na ilişkin iki proje üzerinde çalıştığı öğrenildi.

Kubrick’in asistanı Emilio D’Asselandro,Kubrick’in Pinokyo’yu yaparak torunlarını sevindirmek istediğini, kendisine Pinokyo ile ilgili İtalyanca kitaplar aldırdığını söyledi. Kubrick’in bir diğer projesi olan Dünya Savaşı filmine dair de konuşan D’Asselandro, Kubrick’in İtalya’nın yıkım görmüş şehri Cassino’ya yönelik İkinci Dünya Savaşı’nı konu alan bir film üzerinde çalıştığına da değindi: ”Stanley bu konudan oldukça ilginç bir film çıkacağını düşünüyordu. Benden eski gazete kopyalarını toplamamı, hava alanı ve tren istasyonlarının yerlerini öğrenmemi istedi. Aslına bakarsanız, Monte Cassino’da bombalı saldırıya uğrayan bir arkadaşı vardı. O günleri hatırlamak hepimiz için zor. Her şey yerle bir edilmişti.” dedi.

Kubrick’in yarım kalmış projeleri bununla da sınırlı. Bilindiği üzere 1960’ların sonunda Napolyon filmi çekmek isteyen usta yönetmen hem maddi hem zamansal sorunlardan dolayı Napolyon filmini askıya almıştı. HBO bugünlerde o projeyi mini dizi olarak hazırlıyor. Detayları buradan öğrenebilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editörün Seçtikleri

Carrie Fisher ve Debbie Reynolds Belgeselinden İlk Fragman

İki star, iki kadın, anne ve kızı.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden Hollywood’un iki efsane ismi Carrie Fisher ve Debbie Reynolds’un belgeseli ‘Bright Lights’ın ilk fragmanı yayınlandı.

HBO yapım şirketi, uçakta geçirdiği kalp krizi sonucu 27 Aralık’ta 60 yaşındayken hayatını kaybeden Carrie Fisher ve ondan bir gün sonra 84 yaşında hayata veda eden annesi Debbie Reynolds’u anlatan ‘Bright Light’ adlı belgeselin fragmanını yayınladı.

Belgesel, Hollywood’un iki önemli oyuncusu olan ve bir gün arayla ölen anne kızın, sahne arkasındaki ilişkilerini konu ediniyor. Anne kız, yaşlandıklarında Los Angeles’ta birbirlerine yakın evlerde oturmaya başladı. Belgeselde Fisher, “Annemin en iyi arkadaşıyım” derken, Reynolds da “Her şeyi kızımla paylaşırım” diyor.

‘Singin’ in the Rain’ gibi klasiklerde rol alan, Hollywood’un altın çağının efsane oyuncusu Reynolds, belgeselde, Star Wars’un Prenses Leia’sı olarak ünlenen kızının ruh sağlığı üzerine şöyle konuşuyor: “Manik depresif, o zamanlar teşhisi olmayan bir hastalıktı. Dolayısıyla kimse Carrie’ye ne olduğunu bilemezdi.”

Geçtiğimiz yıl prömiyerini Cannes Festivali’nde yapan ‘Bright Lights’ HBO aracılığıyla 7 Ocak’ta izleyiciyle buluşacak. Mart ayında yayınlanması planlanan ancak anne-kızın ölümünün ardından yayın tarihi öne çekilen 95 dakikalık belgeselde Carrie Fisher ve Debbie Reynolds’un hayatının son yılından bir kısım gösterilecek.

Uçakta kalp krizi geçirdikten sonra kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren ‘Star Wars’ (Yıldız Savaşları) filminin ünlü oyuncusu Fisher’in annesi Reynolds, kızının ölümünden yaklaşık 24 saat sonra kalp krizi nedeniyle Los Angeles’te hayatını kaybetmişti.

Kaynak: NTV

Okumaya Devam Et

Diğer Amerika

Jodorovsky’den Otobiyografik Film: Poesia Si Fin

Yönetmen kendi hayatını anlatacak…

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

87 yaşındaki yönetmen Alejandro Jodorowsky bize canlılık ve duygu dolu bir filmle merhaba diyor. Yönetmenin otobiyografik yapımı ‘Poesia Sin Fin’ 1940 ila 50’li yıllarda Santiago’da yaşayan Şilili genç yönetmeni konu alıyor.

Gençliğinde kendine seslenildiği gibi Alejandrito, babasının tüm serzenişlerine rağmen bir şair olmak istedi. 20 yaşında ailesiyle tüm bağlarını kopararak Şili’nin başkentine bohem bir hayat sürmeye gitti.

Yönetmen filminde fantezi, erotizm ve şiddeti harmanlayarak Şili’nin o dönem içinden geçtiği problemli siyasi dönemi ekran yansıtıyor.

Alejandro Jodorowsky yönetmen, karikatürist, aktör ve bir mim sanatçısı. Otobiyografik filminde de kendisinin artistik zenginliği her sahnede belli oluyor.

‘Poesia Sin Fin’ hayat ve aşkı anlatan, bizi güldürürken ağlatan güçlü bir kaside.

Kaynak: Euronews

Okumaya Devam Et

Editörün Seçtikleri

Kirk Douglas 100 Yaşında

Usta aktörün unutulmazları.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Hollywood’un gelmiş geçmiş en büyük yıldızlarından Kirk Douglas bugün 100. yaşına basıyor.

Dünya sinemasının ve Hollywood’un ünlü aktörü, unutulmaz filmlerin başrol oyuncusu Kirk Douglas, 99 yaşında ve 100’üncü doğum günü şerefine bakıcısı tarafından bebek arabasıyla yıllar sonra evinden çıkartılarak, sokakta dolaştırıldı.

Milliyet’ten Nil Kural’ın kültür sanat haberi şöyle:

Kirk Douglas bugün 100 yaşına basıyor. Hollywood’un Altın Çağı’ndan ve stüdyo yıldız sisteminin hayatta kalan son büyük aktörlerden Douglas, genellikle sert ve azimli karakterleri canlandırdığı filmografisiyle ilgili “Hergeleleri canlandırarak kariyer yaptım” demişti. 100. yaş günü şerefine Douglas’ın kariyerini dönüm noktalarıyla ele alalım…

Sefil bir yoksulluk

Douglas’ın aklına aktör olma fikri henüz yuvadayken düştü. Amsterdam New York’ta Beyaz Rus göçmeni Yahudi bir ailenin oğlu olarak Issur Danielovitch adıyla doğan Douglas, altı kız kardeşiyle eskicilik yapan babasının geçindirmeye çalıştığı ailede yoksulluk içinde büyüdü. İleride “Sefil bir yoksulluktan geliyorum, gidebileceğim tek yön yukarıydı” diyecekti.

Yuvadayken okuduğu ‘The Red Robin of Spring’ şiiri alkış aldı. Douglas, “Alkışı duyduğum anda bana bir şey oldu. Buna bayıldım. Hâlâ da bayılırım” diyecekti. Aktör olmayı kafasına koymuştu. New York Dramatik Sanatlar Akademisi’ne burslu olarak kabul edildiğinde ise aktörlük çocukluk hayali olmaktan çıktı. Burada tanıştığı Lauren Bacall ilk filminde oynamasında önemli rol üstlenecekti. 1941’de gittiği 2. Dünya Savaşı’ndan 1944’te döndükten sonra Bacall onu yönetmen Hal Wallis’e önerdi. İlk filmi olan ‘The Strange Love of Martha Ivers’ta (1946) başrolü Barbara Stanwyck’le paylaşan Douglas, doğal yetenek olarak ilk filmiyle dikkat çekti.

Champion

Champion

Para değil rol önemli

Onu yıldızlar katına taşıyan rol ise 1949 tarihli ‘Champion’daki bencil boksördü. Mark Robson’ın yönettiği filmde rol almak için üç kat ücret alacağı bir MGM filmini reddeden Douglas, parayı değil kendini göstereceği rolü seçerek ilk Akademi Ödülü adaylığını da kazandı.

Takvimler 1951’i gösterdiğinde ise ABD izleyicisinin hiç ilgi göstermediği ama tarihe en iyi performanslarından biri olarak geçecek Billy Wilder filmi ‘Ace in the Hole’da rol aldı. Çoğu yıldızın yanına yaklaşmayacağı derecede sevimsiz karakter, hırslı ve etik kurallarını ün için ihlal eden muhabir Chuck’ı müthiş bir performansla canlandıran Douglas, zamana mükemmel direnen bu filmle takdir edilmeyi uzun yıllar sürdürecek.

Lust for Life

Lust for Life filminden…

Evde bile Van Gogh

1956’da ise ‘Lust for Life’ta Vincent van Gogh’u canlandırdı. Vincent Minnelli’nin imzasını taşıyan filmdeki performansı ona bir Oscar adaylığı daha kazandırdı. Bunun yanı sıra yıldız sisteminden gelen bir aktör olmasına rağmen metot oyunculuğunu benimsemesinin en önemli örneği olarak bu film olarak gösteriliyor. Douglas, filmin çekimleri sırasında evine Van Gogh’un kostümüyle dönmesi ve ünlü ressam gibi davranmayı sürdürmesi karakterden uzaklaşmama isteğinin bir kanıtıydı. Bu adanmış performans da Douglas’ın en iyilerinden biri olarak selamlandı ve böyle anılmayı sürdürüyor.

dalton trumbo

Dalton Trumbo

Kara listeye son verdi

1960 yapımı Stanley Kubrick’in yönettiği, Douglas’ın hem başrolünü hem yürütücü yapımcılığını üstlendiği ‘Spartacus’ ise sanatçı için diğer bir dönüm noktası. Sadece unutulmaz performansı için de değil. Joseph McCarthy döneminin komünist avında oluşturulan Hollywood kara listesindeki isimlerin çektikleri senarist Dalton Trumbo üzerinden bu filmle son buldu. Douglas, yıllardır gizli çalışan Trumbo’nun ismini filmin senaristi olarak Hollywood kara listesinin utanç sayfasını kapattı. Kara listedekilerin Hollywood ambargosunu ilk bozan isim oldu. Douglas, bir daha iş bulamayacağından çok korkmasına rağmen Trumbo’nun hakkının verilmesinde ısrar ettiğini söyleyecek ve “85 film çektim ama en gurur duyduğum şey kara listeye son vermekti” diyecekti.

“İsyan edin, oy verin”

Kirk Douglas bundan 10 yıl önce 90. yaş gününde yaptığı konuşmada “90. yaş özeldir, benim durumumda ise mucizevi. 2. Dünya Savaşı’nı, bir helikopter kazasını, bir felç ve iki yeni dize uyum sağlama kavgasını atlattım. Bu doğum günümde sessiz bir dilekte bulunmayacağım. Dünya için bir dilekte bulunacağım. Dünya altüst halde ve siz gençlere kalacak. Yoksulluk, küresel ısınma, katliam, AIDS, intihar bombacıları gibi sorunlarınız var. Dünya sessiz. Biz bunları çözmek için bir şey yapmadık, siz çözeceksiniz çünkü bu durum hoş görülemez. İsyan etmeniz, yazmanız, oy vermeniz, insanlara ve yaşadığınız dünyaya önem vermeniz gerekiyor” demişti.

Sanatçının performanslarından bazıları…

Spartaküs

Spartaküs (1960) Spartacus

1960 yapımı film sayısız Oscar kazandı. Bugün bile seyir zevkini kaybetmeyen filmde Kirk Douglas olağanüstü bir performansa imza atmıştı. Filmden geriye kalan iki şey direniş ve Douglas’tır. Film kendinden sonra gelen birçok tarihi-epik filme de ilham ve önderlik etmiştir. 

________________

Zafer Yolları

Zafer Yolları (1957) Paths of Glory

1957 tarihli film dahi yönetmen Stanley Kubrick tarafından çekilse de film Kirk Douglas’ın performansı ile anılır. Albay Dax rolündeki Douglas, savaşta cephesinden ayrılmayan ve korkaklıkla itham edilen askerlerin idamını engellemek için büyük çaba gösteriri.

________________

Büyük Karnaval

Büyük Karnaval (1951) Ace in the Hole

Gazeteci Chuck Tatum rolündeki Kirk Douglas, pireyi deve yapmakla ünlüdür. Bir tünelde sıkışıp kalan satıcının öyküsünü mesleğinin tüm hünerlerini konuşturarak ülke gündemine sokar. İşin aslının aslında öyle olmadığı 1952 tarihli filmde, bıçkın ve ‘çakal’ gazeteci rolü Douglas’ın unutulmazları arasındadır.

________________

Seven Days in May

Heyecanlı Günler (1964) Seven Days in May

Ordu-siyaset çatışmasının sinemaya aktarılan en iyi örneklerinden olan 1964 yapımı bu film Kirk Douglas ve Burt Lancaster’i bir araya getirmiştir. Savaş karşıtı bir askeri canlandıran Kirk Douglas, amirinin kötü emellerini bürokratik yollarla engeller.

________________

20000 Leagues Under the Sea

Denizin Altında 20.000 Fersah (1954) 20000 Leagues Under the Sea

Çekildiği yıla kadar en büyük bütçeye sahip olan film bir Jules Verne uyarlaması aynı zamanda. Hikayenin kahramanı Kaptan Nemo ancak Kirk Douglas Ned Land’ı canlandırmış, üstelik başrolde! Kirk Douglas bu filmle eğlenceli karakterleri de canlandırabileceğini ispat etmiştir.

___________

Lust for Life

***Bonus****

Ölmeyen İnsanlar

Usta ressamın hayatını anlatan 1956 yapım Kirk Douglas’ın unutulmaz performansları arasındadır.  Anthony Quinn ile başrolü paylaşan Kirk Douglas, hem benzerliği hem de Van Gogh’un gel-gitlerini olabildiğince inandırcı ve samimi bir şekilde canlandırmıştır.

_____________

**Bonus

inonu-douglas

Başbakan İsmet İnönü Türkiye’yi ziyaret eden aktör Kirk Douglas ile (14 Kasım 1964)

Okumaya Devam Et

Popüler