Korku Bir İhtiyaç mıdır?

Manşet Serbest Kürsü

Tuğba Güner yazdı…

”Korku, insan ırkının sahip olduğu en güçlü duygudur. Bilinmeyenin verdiği korku ise muhtemelen bu duyguların en eskisidir. Herkesin hissettiği bir şeyle uğraşıyorsunuz. Daha küçük bir bebekken karanlıktan, bilinmeyenden korkardık. Bir korku filmi yapıyorsanız seyircinin hisleriyle oynamanız gerekir. ” John Carpenter

Alfred Hitchcock‘un Psycho filminin kadın başrol karakteri duş almak için banyoya girer, 25 saniye boyunca duş alma görüntüsünden başka bir şey yoktur. Sonra yavaşça perdenin ardından bir karanlık belirir, gittikçe netleşir, netleşir ve birden perdeyi şlakkk diye açar. Oyuncunun sırtı dönüktür ve hızlıca önüne döner. Çığlık atmasıyla birlikte bıçak darbeleri gelir ve o tiz, korkuyu daha da arttıracak müzikler, sesler duyulmaya başlanır. Yaklaşık 1 dakika kadar bu sesler ve sahneler devam eder ve Hitchcock bizi suyun akış sesinde bir süre durup beklemeye kitler.

hitchcock

Hitchcock, Sapık filmi setinde oyuncularla.

Bu meşhur duş sahnesini izledikten sonra banyo yaparken tedirgin olmayanımız yoktur sanırım. Ya da en basitinden Steven Spielberg‘in Jaws filminin sadece müziğini duymak bile ürpermemiz için yeterli olmaktadır. Korku filmlerini izlediğimiz zaman birtakım paranoyalara girmiyor da değiliz. Aynaya bakamamak, tıkırtılardan ürpermek, karanlıktan korkmak, bazen hayal görmek… Ama tüm bunlara rağmen korku filmi izlemeye de devam ederiz. Stephan King‘i tüm zamanların en fazla satış yapan yazarlarından birisi yapan da Hitchcock‘u meşhur eden de kuşkusuz korkunun bu çekici doğasıdır.

20-Jaws (1975) Ingmar Bergman

Ingmar Bergman, gezdiği Universal Stüdyolarında Jaws’ın modelini inceliyor.

Peki, nedir bu filmleri çekici kılan? Neden korku filmi izlemeye devam ederiz ve bundan aslında zevk alırız? Bu soruyu Prof. Dr. Psikiyatrist ve Psikoterapist Kemal Sayar‘a yönelttiğimizde şöyle yanıt veriyor:

”Korkularımızla yüzleşiriz, ancak gerçek olmadığını bildiğimiz için aslında bize zarar gelme ihtimali olmadan, rahat bir şekilde bu korkuları deneyimleriz. Yani güvende olduğumuzu bilirken, gerçek hayatta endişelendiğimiz şeylerin bize filmde yaşattığı heyecan ve adrenalinden hoşlanırız. Ayrıca her insanda olabilecek agresif dürtüleri, bu filmleri izleyerek kimseye zarar vermeden, sadece izleyerek tatmin ederiz. Olabilecek agresif enerjimizi bu şekilde, zararsız bir yolla dışarı atarız. Aynı zamanda insanoğlu, hayatta kalabilmek için çevresindeki anormalliklere ve rutini bozan tehlikelere dikkat etmek ve bunları merak etmek zorundadır. Korku filmleri de gerçek hayatımızda görmediğimiz anormallikleri bize sunar ve genlerimize işlemiş olan tehlikeye dikkat ve merak da korku filmlerini bizim için çekici kılar. ”

Evet, insan doğası gereği korku ve heyecana ihtiyaç duyar. Filmler de korku ihtiyacını güvenli bir biçimde karşılar. Çok eski yapım tarihli filmlere de güncel içerikli filmlere de korkabilmekteyiz. 1800’lerde yaşamış olmasına rağmen Edgar Allan Poe hâlâ günümüz korku romanlarının babası olarak bilinir. Toplumlar, filmlerde kullanılan korku öğeleri, teknoloji, motivasyonlar değişse de bugün bile dünyada korku sinemasına ilham verenlerin başında yer alır. Bu durumlar da bize aslında insanların korkularının aynı kaldığını ve toplumsal bilinçaltının geçmişten günümüze taşındığını göstermektedir. Tüm bunlar bizi, korku filmine yönelmeye iten fizyolojik ve psikolojik sebepler olarak karşımıza çıkmaktadır.

korku-banner

SOHBET-BANNER

______________

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up