Komedi Yoluna Gitti Niyazi

Manşet Serbest Kürsü

yazar_serkanbastimar_

Ata Demirer’in uzun yıllar önce skeçlerle başladığı Niyazi Gül tiplemesi, çocukluğundan profesörlüğüne tüm yönleri ile artık beyaz perdede. Gişede büyük başarı bekleyen filmin yönetmeni, Eyvah Eyvah üçlemesinden tanıdığımız Hakan Algül. Kadronun büyük bir kısmı da yine aynı seriden. 2010 yılından beri Demirer’e eşlik eden Demet Akbağ bu filmde de yol arkadaşını yalnız bırakmamış.

Niyazi Gül’ün ‘kerametinin’ altında yatan nedenlerle başlayan film, Gül’ün çocukluğuna kısa bir bakış atıp hemen günümüze dönüyor.

İzmir sokaklarında geçen film genel olarak Niyazi Gül’ün ulaşmaya çalıştığı mucizevi formülünün etrafında dönüyor. Üniversitede veterinerlik dersi veren Niyazi Gül, dedesinin bıraktığı formülün son parçasına ulaşmak için deneylerle uğraşırken birbirine aşık iki düşmanın rekabetinin ortasında buluyor kendini.

At yarışına meraklı Sultan (Demet Akbağ) ve Rıza’nın (Levent Ülgen) iddialaştıkları bir yarışın arasında kalan Niyazi Gül, bir yandan da yardımcısı Hediye’nin fevri, sempatik halleriyle uğraşıyor.

Hikaye, senaryo elbette Ata Demirer’e ait. Bu filmin her karesinden anlaşılıyor. Niyazi Gül’ün durgun ve nüktedan tavırları 15 yıl sonra kaldığı yerden sempatikliğine devam ediyor. Ancak filmde iki karakter, biraz abartılı da olsalar, Şebnem Bozoklu’nun canlandırdığı Hediye ve Levent Ülgen’in Kadir İnanır öykünmesi Rıza, Niyazi Gül’ü biraz geride bırakmış. Hediye’nin uzun uzadıya ettiği beddualar, Rıza’nın ‘çakma’ mafya tavırları filmdeki diğer tiplemelerin bir adım önüne çıkmış. Bu iki özgün karakter dışında, Laz esnaf,  aptal mafya gibi tiplemeler filmin seyir zevkini dizi seviyesine indiriyor. Her yerde çıkan bu cılkı çıkmış figüranlara artık gerek kalmadığı kanaatindeyim.

Her ne kadar hayvanlarla haşır neşir bir karakter olsa da filmde çok fazla ‘hayvan’  göremedik. Hayvanlar üzerine yapılan espriler ise çok da güldürücü olmamış. Yani aslında Niyazi Gül değil de “bilmem ne profesör”  bile konulabilirdi filmim adı.

Niyazi Gül Dörtnala Türk komedi filmlerinin kolaya kaçtığı bir yönteme, komediyi ve macerayı ‘aşk’  üzerinden yönetmeye başvuruyor. Filmdeki en olmamış yer ise, Kibariye’nin aşırı ‘damar’ bir şarkısının sözüm ona duygusal bir sahnede kullanılması. İzleyince siz de bana hal vereceksiniz bu kısım oldukça gereksiz. A.R.O.G.’da kullanılan Kibariye şarkısı cuk oturmuştu, bu filmde ise sanki montaj hatası gibi duruyor.

Onun dışında Cem Yıldız imzalı şarkılar filme değer katmış.

Yapılan tanıtımlar, kadronun seyirciye Eyvah Eyvah serisi ile kazandığı güven filmi başarıya ulaştıracak burası kesin.  Ama bir sinema filmi olarak Niyazi Gül Dörtnala’yı çok da sevemedim. Her ne kadar kötülemiş gibi görünsem de yine de Recep İvedik’ten daha iyi diyebilirim.

Bu filmi beğenenler bir de Rob Schneider’in oynadığı 2001 yapımı The Animal’i izlesin, benzer hikâyenin Hollywood menşelisi.

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Latest posts by Sinefesto (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up