Kırmızı Halının Çizgileri

Manşet

husna-karanfil

86. Akademi Ödülleri için adaylar açıklandı, Oscar heykelcikleri bu hafta sonu yapılacak olan törenle sahiplerini bulacak. Hararetle süren kritiklerin odağında en iyi film, yönetmen, oyuncu ve diğer adaylar var, animasyon filmler ise sırasını yine birazcık gölgede bekliyor. Dilerseniz Sinefesto olarak “En İyi Animasyon Film” dalında yarışan 5 çizgi adaya kısa kısa bir göz atalım…

Croods

The Croods: Babalar Her Devirde Aynıdır

İlk filmimiz DreamWorks ürünü olan The Croods, târih öncesi çağlarda hayatta kalma mücadelesi veren bir ailenin komik mâcerâsını anlatıyor. Ailenin babası Grug, paranoya derecesinde korumacı, yeniliklere haddinden fazla temkinli yaklaşan, çocuklarını hayatta ve güvende tutmak uğruna her şeyden mahrum bırakan bir karakter. Dolayısıyla yeni nesille zıtlaşması kaçınılmaz oluyor; ailenin başına buyruk ve meraklı kızı Eep, kendilerine benzeyen ama düşünce bakımından epey farklı olan Guy ile tanışınca ve yaşadıkları dünya da değişime uğramaya başlayınca Grug’ın otoritesi de yıkıma uğruyor.

Crood’lar aslında oldukça eğlenceli bir film, özellikle de babaların “ben her şeyi bilirim” tripleri ve sevdiklerini koruma uğruna girdikleri hâller Grug karakteri üzerinden çok çok iyi yansıtılmış. Fakat kurgusu evrim teorisini minik bilinçlere işleyecek detaylarla özellikle örülmüş, bu yüzden film için tam bir Amerikan ürünü diyebiliriz. Dolayısıyla jüri tarafından bu açılardan değerlendirilecek olursa Oscar için şanslı bir aday, bana göre ise bu olumsuz detayını kenarda tutarsak, ailenin önemini vurguladığı ve hayvanlarla dostluk kurmanın ilk adımlarını güzel bir şekilde işlediği için ödüle lâyık görülebilir.

Ernest et Célestine

Ernest et Célestine: Avrupa Çeşnisi

Fransa ve Belçika ortaklığıyla çizilen-çekilen Ernest et Célestine, sade ve basit gibi görünen, birazcık mesaj kaygılı, ama yine de tatlı bir öykü. Filmin başkarakterleri minik fare Célestine ve dev cüsseli ama yufka yürekli ayı Ernest, “yukarıdakilerin” ve “aşağıdakilerin” ayrı tutulmaya çalışıldığı bir dünyada imkânsız görülen bir dostluk kuruyorlar ve topluma “önyargılarınızı kırın, korkularla ördüğünüz duvarları yıkın” mesajı veriyorlar. Aynı adlı çocuk kitabından uyarlanan filmin çizimleri epey hareketli, dolayısıyla biraz göz yorabiliyor, ama bu özelliği diğer adayların arasında doğallığıyla dikkat çekmesini sağlıyor.

Frozen

Frozen: Disney Müzikalleri Sever

Disney’in Hans Christian Andersen masalı Kar Kraliçesi‘nden uyarlayarak çektiği Frozen/Karlar Ülkesi, her ayrıntısıyla Akademi üyelerinin istediği kıvamda bir film. “kardeş candır”, “gerçek sevgi tüm sorunların ilacıdır”, “aile her şeyden önce gelir ve zor zamanlarda birlik olmak önemlidir” ve “yetenekleriniz sizi tamamlar, kimliğinizden utanmayın” minvâlinde mesajları, öyküye heyecan katmak için yapılan ters köşeleri, pozitif enerji yüklü yan karakterleri ve en önemlisi de müzikal atmosferiyle heykelciği kapacak gibi görünüyor. Amma velâkin yıllardır bu öykünün bilmem kaç versiyonunu izlediğimiz için gönlüm Disney klişesinin ve tekelinin bir kez daha kazanmamasını umut ediyor. Fakat “En İyi Şarkı” dalında ödülü bu filmin soundtrack’i “Let It Go” alabilir, (her ne kadar o kategoride oyum Mandela‘nın soundtrack’i “Ordinary Love”a gitmiş olsa da) ödülün çok da boşa gitmediğini düşünebilirim.

Despicable Me

Despicable Me 2: Minion’ların Aşkına!

Çılgın Hırsız’ımız Gru’yu ve hepsi birbirinden sevimli Minion ordusunu ilk filmde çok sevmiş, sırf Minion’ların yer alacağı bir filmin yolda olduğunu öğrenince de mutlu olmuştuk; beklenilen filmden önce Despicable Me 2 geldi, fena da gelmedi hani. Fakat Minion’lar sevildi diye tâbiri câizse ortam onlarla doldurulmuş, gişe garantiye alınmak istenmiş. Bu taktik işe de yaramadı değil, zîrâ onların hatırına bayıla bayıla izledik filmi; ama doğruyu söylemek gerekirse Oscar almasını bekleyeceğimiz değerde bir kurgusu yok, hadi ilk film olsaydı neyse… Hattâ Gru’yu yeterince dönüştürdük, evcilleştirdik, kız babası tripleri de attırdık, üçüncü filmde torun sahibi olana kadar kasmanın âlemi yok, umarım zorlamaz senaristler. Yalnız, şarkılardan finaldeki iki güzelim cover’ın, “I Swear” ve “Y.M.C.A.”in yerine ödüle “Happy ” aday gösterildi. Ne diyelim, bu seçimi yapanlar Akademi’nin espri algısına güvenmiyor demek ki.

yoko_out

Kaze tachinu: Bu Sefer de Veda Olmasın!

Hayao Miyazaki’nin son filmi olan Kaze tachinu/Rüzgâr Yükseliyor’u bizim sinemalarda henüz gösterime girmediği için izleyememiş bulunuyorum, ancak ödül töreninden sonra izleyebileceğiz kısmetse. Dolayısıyla bu kısımda gözlem yorumundan ziyâde hakkındaki bilgilere binaen birkaç kelâm edeceğim.

Miyazaki bu filmle (yine) emekliye ayrıldığını açıklamıştı; Akademi de buna mukabil heykelciği bir veda hediyesi jestiyle Japonya’ya yollar mı diye düşünüyordum, fakat anime hakkında yazılan değerlendirmelere bakılırsa bu ihtimâl biraz zor görünüyor. Zîrâ özellikle de Pearl Harbor’dan dolayı Japonlara karşı kuyruk acısı olan Amerikalıların, Jiro Horikoshi gibi bir savaş uçağı tasarımcısının hayat hikâyesine -iyileştirilmiş ve süslenilmiş de olsa- paye vereceğini sanmıyorum. Film önceki Ghibli ürünleri kadar mükemmel olmayabilir, ödül de almayabilir, ama Miyazaki güzel işler yapmaya devam edecekse bu seferki emeklilik kararının da askıya alınmasını umuyorum.

Kısaları da Unutmayalım

Büyük bütçeli yapımların yanı sıra bir de kısa animasyon dalında aday olanlar var, onlar hakkında da iki kelâm etmeden geçmeyelim.

Adaylar arasında en güçlü görünen (gösterilen) yapım tabii ki bir Disney ürünü: Get a Horse!, animasyon tekniğinde eskiyle yeninin ortak bir çalışması olarak üretilen 6 dakikalık klasik bir Disney curcunası. Filmi Mickey Mouse ve şürekâsından oldum olası pek hazzetmediğim için eğlenceli bulduğumu söyleyemeyeceğim. Yine bir Amerikan yapımı olan Feral, vahşi doğadan koparılıp şehir hayatının ortasına atılan bir çocuğun doğada kazandığı tecrübelere başvurmasını anlatıyor. Söz konusu animasyon olunca Akademi göze hoş gelecek çizgileri dikkate alır, bu nedenle Feral’in ödül alması biraz zor gibi. Diğer adaylardan İngiliz yapımı Room on the Broom, Tweety’nin büyükannesi gibi her bulduğu hayvancığı koruması altına alan bir cadının tam çocuklara göre mâcerâsı; sevimli tripler atan kedisi ve birkaç detayı da olmasa basitliğiyle insanı bayabiliyor. Animasyon çocuklar için yapılan bir sanattır felsefesinde çekilmiş kısacası.  Japon ürünü Possessions/Tsukumo ise animesever izleyicilerin gözüne hoş gelebilecek bir yapım; fakat ödülü Lüksemburg-Fransa ortaklığıyla çekilen tombik, eksantrik ve takıntılı Mr. Hublot alırsa en güzeli olacak.

İyi olan kazansın diyelim. Ya da, tekeli kırmayı başaran…

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up