Kira Yazar, L/N Bozar, Keskin Sirke Küpüne Zarar

Genel

husna-karanfil

İnsanoğluna bir an için de olsa kadere, hayata ya da ölüme hükmetme gücü verilse ne olur? En normâl, en hakkaniyetli kişiler bile elde ettiği gücün sarhoşluğuyla ne yapacağını şaşırır, kendince bir adaleti uygulamaya kalkışarak fıtratına uygun hırslara kapılır muhtemelen. Bu konuyu irdeleyen kitaplara, filmlere ve dizilere göz atıldığında bu açık bir şekilde görülmektedir; tıpkı Desu nôto/Death Note‘ta olduğu gibi…

Tsugumi Ohba tarafından yazılıp Takeshi Obata tarafından çizilen Desu nôto, manga ve anime işinin erbabı olan Japonların dikkat çekici yapımlarından biridir. İlk olarak manga şeklinde yayımlanmış, ondan sonra sinema filmi olarak uyarlanmış, akabinde de 37 bölümden oluşan anime dizisi çekilmiştir; dolayısıyla hem manga’nın hem dizinin hem de filmlerin ciddî bir hayran kitlesi vardır. Amma velâkin ben film versiyonlarını beğendiğimi söyleyemem, hattâ öykünün eksantrik karakterlerini kanlı canlı oyunculara bürünmüş hâlde izlemek oldukça tuhaf gelmişti gözüme; yani izleyecek olanların diziyi öne almalarını tavsiye ederim.

Konusunu kısaca özetleyecek olursak:

Oldukça başarılı bir öğrenci olan Yagami Raito, Japonya’nın Kanto bölgesinde tekdüze bir şekilde yaşamaktadır; okulda parmakla gösterilen, hedeflerine odaklanmış, sınavlarında zirvelere oynayan bir gençtir, fakat günden güne daha da kötüleşen dünyayı ve insanları gözlemledikçe bir şeyler yapma ihtiyacı da hissetmektedir. Bu esnada önüne, bir ölüm meleği tarafından dünyaya “düşürülen” bir “Ölüm Defteri” çıkar. Raito, defterde yazılı olan kullanım kurallarını okuduğunda ilk önce ciddiye almaz, fakat hemen akabinde insanoğlunun fıtratında olan hırs, bünyesinde su yüzüne çıkar ve ilk denemesini haberlerde gördüğü bir suçlu üzerinde gerçekleştirir, yöntemin çalıştığına ve defterin gerçek olduğuna kanaat getirince de adaletin kılıcı olmaya kalkışır. Amacı kötülerin temizlendiği, sadece iyilerin yer aldığı bir dünya oluşturmaktır, ama elinde bu derece güçlü ve amansız bir silah varken kendisi “iyi” olarak kalmaya devam edebilecek midir?

Death-Note-1

Suçluları tespit ederek zincirleme bir şekilde ortadan kaldırmaya başlayan Raito, halk arasında kısa sürede görünmez bir kahramana dönüşür; adı artık (killer/katil’in Japoncadaki telaffuzu)” “Kira”dır”. Fakat İnterpol ve diğer kuruluşlar, suçları ne olursa olsun, insanların bu şekilde ölmesini cinayet olarak kabul eder, bu gizemli olayı ve ardındaki kişi/leri ortaya çıkarması için çözülemeyen davaları çözmekte usta, lâkin yüzü ve kimliği kimse tarafından bilinmeyen gizemli dedektif L’e başvurmaya karar verirler. L’in devreye girmesiyle birlikte Kira ve L arasında gitgide bir satranç müsabakasına dönüşen, kıyasıya bir mücadele başlar. İkili arasındaki restleşmeler ve planlar hayat ile ölümün, -her ne kadar yin yang misâli de olsa- iyi ile kötünün ve adaletle bencillik hırsının savaşı gibidir. Özellikle de 10. bölümde yaptıkları tenis maçı, birbirlerini tartma ve stratejilerini belirleme konusunda epey ilginç kareler ve diyaloglar içerir.

Death-Note-2

Öykünün başkarakteri Raito’dur; fakat L, oturması, yürümesi, yemesi ve konuşması ile diğer insanlardan farklı, hattâ epey tuhaf bir karakterdir, dolayısıyla da beyni de diğerlerinden farklı çalışır. Muhakemesi güçlü, altıncı hissi kuvvetlidir, tespitlerinden kolay kolay şaşmaz.  Raito ile ilgili şüphelerini zaman zaman sorgulasa da vazgeçmez, yargısında haklı olduğunu kanıtlayabilmek için ekibi ve Raito’yu manipüle etmekten çekinmez. Bu yüzden animeyi sırtlayıp götüren L’dir diyebiliriz. Bu değerlendirmem, sonrasında gelen taklitlerine rağmen değişmemiştir. Ve hattâ onun yüzünden senaristin kulaklarını epey çınlatmış, gıyabında teessüflerimi iletmişimdir. Yine de halefleri (ki, Mello bile!) Raito’dan daha sevilebilir gelmiştir gözüme; zîrâ Raito baştan sona melek görünümlü şeytanın ta kendisidir ve özellikle de sonuna kadar babasıyla oynaması, hırsları uğruna ondan bir itirafı bile esirgemesi kendisinden hoşlanmamak için yeterlidir.

Ölüm Meleği diyarında sıkılıp eğlence aramaya kalkışan, hileyle ele geçirdiği defteri dünyaya düşürerek her şeyin müsebbibi olan -güya!- Ölüm Meleği Ryuuku sinir bozucu gülmesi, Punk stili giyim kuşamı ve aksesuarları ile enteresan bir tiptir; insanların dünyasındaki elmalara dayanamaması ise ayrıca manidar bir göndermedir.

Animenin ana karakterleri arasında bir de ikinci Kira vakıası, Raito’nun sevdalısı Amane Misa vardır. Biraz Gotik biraz da aptal sarışın cinsinden olan bu hanım kızımız, aşkın ve bağ(ım)lılığın insanın mantığını ne kadar körelttiğini ve sağlıklı kararlar almasına mâni olduğunu öyküdeki varlığı boyunca kanıtlar.

Son bölümlere doğru L’in halefi olarak sahneye çıkan N/Near ise “Bir olayı araştırırken, bir şeyde karar kılarsanız ona dâima inanmak zorundasınız; eğer hatalıysanız bir özür yeterli olur.” felsefesinde, “Birini öldürmek, adaletin işlemediğinin göstergesidir.” düşüncesinde bir velettir. L’e benziyor görünse de aslında hedefe ulaşma konusunda ondan daha kararlı ve uyanıktır, sevimlidir de birazcık; fakat davayı çözmüş olmasına rağmen yine de bir L etmez!

Death-Note-3

Dizinin müzikleri Yoshihisa Hirano ve Hideki Taniuchi tarafından yapılmıştır; soundtrack’ler öykünün atmosferini daha bir etkili hâle getirecek kadar dehşet ve senfoniktir. Örneğin bir Kyrie II vardır ki ürpermeden ve mest olmadan dinlemek mümkün değildir.

Değinmeden ve ayrıca not vermeden geçmemeli: Animenin (film ve dizilerde böyle detaylara artı puan verenler için) göze çarpan bir yönü, Raito’nun odasındaki duvarların boş olmaması, kitaplıklarla süslü olması, hattâ çalışma masasının da mini bir kitaplıkla taçlandırılmış olmasıdır; keza birkaç mekân daha kütüphanelerle bezenmiştir.

Filmleriyle de adından söz ettiren anime bazı enteresan yasaklara da neden olmuştur: İzleyen gençlerin olumsuz yönde etkileneceğini düşünen yetkililer, okula çakma Ölüm Defteri ile gelen öğrenciler sayesinde paranoya yapmış ve önlemler almak zorunda kalmıştır.

Açıkçası anime çocukların izleyebileceği bir yapım da değildir; haricindeki izleyici için ise (Misa’nın davranışları ve kıyafetleri dolayısıyla) uygunsuz içeriklerin de olduğunu belirtmek gerekir.

Öyküde bahsetmeye değer daha birçok karakter vardır; örneğin Raito’nun babası bunların başında gelir. Fakat detayları tamamıyla anlatmış olmamak ve yazıyı da daha fazla uzatmamak için tanıtımı burada keselim, arzu edenler Desu nôto evrenine dalsın ve kendi değerlendirmelerini yapsınlar diyelim.

İyi seyirler!

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up