Kim Korkar Hain Üç Harflilerden

Manşet

fatih-razi

Korku filmlerinde maalesef pek fazla senaryo üretemiyoruz. Yıllardır korku filmi adı altında aşk ve cinsellik temaları ön plana çıkıyor. Korku filminden bize düşen ise yaratıkların görüntüsü, müzikler ve muhteşem efektler…

Ammar filminde de bu senaryo değişmiyor. İnsana musallat olan cinlerin nasıl hareket ettiğini insanlara sözde neler yaptıklarını anlatmaya çalışan bir kurguya sahip.

Filmde dikkatimizi ilk çeken şey, Kur’an-ı Kerim’den bir ayet ile başlanması. “Biz ancak fitneyiz (imtihanız),  sakın küfretme.”* Böyle bir başlangıç yapması bir ilahiyatçı olarak beni heyecanlandırdı. Zira filme artık ‘din’ karışmıştı.

İnsanoğlunun belki de içinden çıkmadığı kavramlardan biri de cin kavramıdır. Zira bu konuda uydurulan birçok rivayet vardır. Halk olarak bizlerde bu rivayetlerle büyümüşüzdür. Herkes o denli inandırılmıştır ki bu konuya artık hayatın bir parçası haline gelmiştir cinler! Olur olmaz vakalara hemen “cinler yaptı” diyerek işin içinden çıkmayı çok severiz. Oysa cinler hakkında pek de fazla bilgimiz yoktur!

Cin; kelime anlamı örtülü, gizli şey demektir. Terim olarak ateşten yaratılmış, duyu organları ile algılanamayan ruhanî ve gizli varlıklardır. Bizler cinleri göremiyoruz. Ancak cinlerin varlığını Kur’an-ı Kerim’den öğreniyoruz.

ammar

İnsanoğlu halletmek istediği ama kendi çabasıyla halledemediği bir meseleyi büyücülere yani dolaylı olarak cinlere başvurarak halletmeye çalışır. Nitekim filmde de Feride karakteri böyle yapar; âşık olduğu Kemal’e 5 yıllık evli olduğu Canan’dan ayrılması için büyü yaptırır. Feride ve dört arkadaşı iki günlük tatile çıkarlar. Yine bir orman yine terk edilmiş bir konak yine aynı senaryo. Malum şeyler işte, elektriklerin gidip gelmesi, acayip seslerin duyulması, değişik yaratıkların görülmesi…

Orman yolunda anlamlı bir sahne vardı, değinmeden geçmek olmaz! Beş arkadaş aracın içinde bangır bangır müzik dinlerken ani bir fren ile dururlar. Önlerine köyden mezarlığa gitmek üzere götürülen bir cenaze çıkar. Bu durum karşısında herkes durup düşünür. Adeta izleyenlere ‘hayat ve ölüm insana bu denli yakındır’ dercesine bir sahneydi doğrusu…

Tatil yapmak için geldikleri konakta içkinin bu denli içilmesi başta olan heyecanımı kursağımda bıraktı. Gerçi çoğu insan tatili eğlenmek, içki içmek için yapıyor,  o da toplumumuzun ayrı bir acı vakası. Tatil ise insanların stresini azaltmaya yarayan bir zamandır. Zira bu denli kapitalist hayatta her insan tatili hak ediyor. Tabii kapitalizm tatillerimizde esir aldığı için adam akıllı tatil bile yapamıyoruz.  Oysa tatil yoğun ve stresli geçen bir zamanın muhasebesini yapmaktır. En azından eskiler böyle yapardı. Çok değiştik çok…

Hele o iğrenç muhabbetleri yok mu ağız tadıyla korkamıyoruz doğrusu…

Malum senaryo devam eder; Sesler… Yaratıklar… Efektler…

İnsanlar aslında hayallerini, düşüncelerini cin zannediyor. Cinlerin hayatımızdaki yeri maalesef çok büyük. Her olumsuz şeyi onlara bağlamak, “onlar yüzünden hiçbir iyi iş yapamıyoruz” insanların akıllarını köreltmiş durumda.  Böyle aciz hissetmeye gerek yok. Zira insan cinlerden üstündür.

Sadece yapmamız gereken cinleri düşman olarak tanımaktır. Ki bizim en büyük düşmanımız şeytandır. Şeytan ise cinlerdendir ve şeytanın tek gücü vesvese yani konuşmadır.

İnsanlarla konuşarak, akıllarına, düşüncelerine girer. Bundan sonra insan kendi eliyle kötü yola düşer. İnsanlar ise cinlerin bize fiili bir müdahale edebildiği teziyle hareket ederler. Oysa Allah bize irademiz dışı bir şey yüklemez. Yani biz istersek cinleri yenebiliriz. Tabi bu içki masasında gayri meşru bir ortamda olamaz!

Halis bir Müslüman kimliği ile bu büyük sorunu aşabiliriz. Çünkü şeytanı yenmenin cinleri alt etmenin yolu inanmak ile gerçekleşir.

Hayat imtihandır. Bu imtihanı kazanmak da kaybetmek de bizim elimizdedir. Yeter ki özümüzü ve “neden geldik bu dünyaya?” sorusunu unutmayalım.

Ey Hz. İnsan! Unutma ki sen cinlerden üstünsün…

Nereden bakılması gerekiyorsa oradan bakmayı unutmayın!

Selametle…


* Bakara/102

Yorumlar

 

1 Yorum

  1. Korku filmlerinden uzak duran bir izleyici olsam da film değerlendirmesini, özellikle de başlığı çok beğendiğimi söylemeliyim. Evet, kim korkar ki onlardan, Âyet-el Kürsi’nin zırhına bürünmüş olduktan sonra! =)

    Reply

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up