Kibarca Öldürmek ve Belaltına Gülmek

Manşet

muhammeduyar copy

Yılın En Şık Suç Filmi: Kibarca Öldürmek

Yılın son günlerinde gösterime giren Kibarca Öldürmek (Killing Them Softly) akılda kalıcı replikleri ve sahneleri ile dikkat çekiyor.

Yönetmen Andrew Dominik, uzun aralıklarla çektiği filmlerinde başarılı işler çıkartmaya devam ediyor. Dominik’in Kasap (2000) ve Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı (2007) filmlerinden sonra çektiği üçüncü filmi Kibarca Öldürmek Amerika’nın zirvesinden yeraltı dünyasına kadar uzanan oyunları sergiliyor. Burada zirveden kastım elbette ki siyasiler. Tabii ki bir de siyasilerin arka planında yer alan paranın zirvesindekiler var.

Yollarını bulmak için küçük bir kumarhane soygunu gerçekleştiren biri kafası dumanlı iki serseri üzerinden başlayan filmin hikâyesi arkasına yerleştirilen ekonomi haberleri ve başkan adaylarının seçim konuşmaları ile çok daha geniş bir anlamlandırma silsilesinin içine itiyor.

Zaten filmi sadece sıradan bir kumarhane soygunu ve sıradan bir suç filmi olarak izlemeye kalktığınızda gerçekten sıkılıyorsunuz. Ama filmin alt metnine yerleştirilen Amerikan rüyası, ekonomi, siyaset, para/babaları(!), refah ve suç kavramlarını düşünerek izlemeye kendinizi zorladığınızda işte o zaman filmin tadı çıkmaya başlıyor.

Her ülkede seçim öncesi ve seçim sonrası yaşanan ortamın 2008 Amerika’sındaki ekonomik kriz üzerinden işlenmesi ve bunun da Obama’nın ve Bush’un konuşmalarından alıntılanan bölümler üzerinden yürümesi filmin oldukça gerçekçi bir anlam kazanmasını sağlamış. Kumarhaneleri soyulan(!) (ya da bankaları batan mı deseydim) mafya babalarının durumunun ne olacağını düşünmeye başladığımız sırada Richard Jenkins’in radyosunda duyduğumuz cümleler bizi kibarca gerçekliğe doğru yönlendiriyor:

“Başkan Bush öyle bir pozisyondaki şu an hükmeden insan gücünden destek alıyor. Günden güne belirsizleşen durumla görüyorum ki ya burada dramatik bir biçimde hükümetle kalacaksınız ya da geri çekilip cevaplanamayan soruların finansal güvenliği sarsmasına izin vereceksiniz. Oldukça yaygın bir güven kaybı var. Ve Amerikan finansal sisteminin en önemli sektörleri kapanma riski altında. Amerika’nın önde gelen ekonomi uzmanlarının uyarılarına göre eğer kongre tarafından acil önlem alınmazsa Amerika finansal bir paniğe sürüklenecek!”

Andrew Dominik’in George V. Higgins’in romanından beyazperdeye aktardığı hikâye yukarıda örneklediğimiz radyo programı gibi birçok TV spotunun eklenmesi ve bunların ardından karakterlerimizin yaptığı yorumlar filmi oldukça ilgi çekici bir hale getirmiş.

Tabii ki bu tarz filmleri çekmenin en zor yanlarından birisi bahsedilen ülke ve ortam ile ilgili yeterli bilgi sahibi olmayan insanlar üzerindeki etkisinin ne olacağını tam olarak bilememektir. Siyaset, ekonomi, seçimler gibi konularla alakası olmayan kişilerin yeterince fazla cinayet, yeterince fazla kan göremeyeceği bu suç filminden (suç filmi kavramının basit kaldığını hissediyorum) sıkılmaları normal hale geliyor.

Filmin içerisinde oldukça etkili sahneler var. Abartılmamış ama güzel süslenmiş bu sahnelerin başında garibim Markie Trattman’ın (Ray Liotta) okkalı bir dayak yediği sahne geliyor.

Evet, şimdiye kadar Brad Pitt’in bahsi geçmedi. Filmde Jackie karakteriyle izlediğimizi cool katilimiz her zamanki gibi yakışıklı ve başarılı. Kurbanlarını öldürdüğü sahneler ise kesinlikle çok başarılı… Brad Pitt’i ilk gördüğümüz sahnede çalan Johnny Cash şarkısı The Man Comes Around ise ilaç gibi geldi.

Film ülkemizde 29 salonda gösterime girebildi. 3 hafta sonunda 55.290 seyirci tarafından izlenmiş. Salon sayısına göre oldukça iyi bir rakam olduğunu söyleyebiliriz.

Filmi ailecek izlemeyi düşünenler varsa filmin oldukça küfürlü olduğunu söyleyelim.

—————————————

Gülmek Düşmüş Belaltına, Gülelim Halimize

CM101MMXI Fundamentals… Cem Yılmaz’ın sinemalarda gösterilen komedi programı. Geçen Çarşamba gece 22.00 seansında Cevahir’de izledim. Ve o saatte salonda boş koltuk yoktu.

Gelecekte “komedi izleyen masum Türkler” üzerine araştırmalar yapılacaktır kanaatindeyim. Sorun, izleyici sayısı değil, bu kadar “belaltı” muhabbete duyulan ilgide. Şahan Gökbakar ve Cem Yılmaz arasında fark kalmamış. Birbirlerini eleştirmeyi bıraksınlar! İkisi çok iyi arkadaş olabilirler ve çok güzel belaltı esprilerin olduğu filmler çekebilirler. Milletimiz de zaten bunlara hasta olduğu için gelsin gişe rekorları, gelsin hasılat…

Düşünsenize:  ‘Recep ile Cem’ sinemalarda, koş koş koş!..

twitter.com/muhammeduyar

Muhammed Uyar
Takip Et!

Muhammed Uyar

Kurucu at Sinefesto
Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü mezunu. 2011 yılında Sinefesto.com'u kurdu. Klark Medya'da kurucu ortak olarak iş hayatına devam ediyor.
Muhammed Uyar
Takip Et!

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up