Khan, Samir, Büyük Abiler, Vicdan, İslamofobia, İnsan…

Genel

Okul yasaklandığında hiç olmadığı kadar cazip gelir insana biliyorum. Bu yüzden hapisteki öğrencilerin sınav için eli kelepçeli de olsa okula gelme isteğini anlıyorum. Sonda söyleyeceğimi başta söylediğim bir yazı olacak ama bunu çok daha gerekli bir yerde söyleyemediğimden içimde kaldı. Hani ‘İşler Güçler’deki  “diyemedim ya laa” repliğinde olduğu gibi. Bu“diyemedim ya laa!” içime oturdu.  Söyleyemedim bari yazayım dedim sonra. Bana yazmam için bir yer tahsis edilmişti ne de olsa. Ama tabi ki bir şekilde sinemaya bağlamam da gerekiyordu. Ben öyle aval aval etrafa bakınırken imdadıma “My Name is Khan “ yetişti.

O da başkanın peşinden Benim Adım Khan ve ben terörist değilim demek için Forrest Gump misali yollara düşmemiş miydi? O da Forrest Gump gibi saflıkla zekiliğin nerede başlayıp nerede bittiğini anlamadığımız bir mertebede değil miydi? Ama Khan Forrest Gump’dan çok daha içi doldurulmuş bir filmdi… Yani film hala yaşıyor ve yasaklanmamışken izleyin. Bunu da sonra söyleyecektim ama bu yazı sonda söyleyeceklerimizi başta söylediğimiz bir yazı oldu, affedin.

Bazen insanın söylemek istediğini söyleyebileceği zamanı olmuyor elinizi çabuk tutmak isterken yanlış bir şey söylemekten de çekiniyorsunuz. Ama bir yaştan sonra hayat size çekinmemeniz gerektiğini öğretiyor. Ben geç öğrendim belki de hala öğrenemedim. Ama Khan öyle değil. Belki insanlarla direkt göz teması kuramadığından, belki hastalığı bazı şeyleri saklamasına izin vermediğinden insanlara yalan söyleyebilecek kadar zeki! olmadığından bazılarının dobra bazılarının ise patavatsız diyeceği bir karaktere sahip ve ben onu kıskanıyorum..

Aslında My Name is Khan’dan söz açılınca uzun uzun başörtülü öğretmen yengesinden, kardeşinin dinimizce yasak olmayan gayrimüslim bir kadınla evlenme isteğine dinimizce yasak demesinden, ya da annesinin “Bu dünyada iki tür insan vardır;  iyi insanlar ve kötü insanlar “diyecek kadar aklı başında bir Müslüman olmasından bu düşüncelere sahip Müslümanlar olmasına rağmen  Müslümanlara karşı yapılan zulümlerden bahsetmek isterdim. Ama biz insanlar kendi sorunlarımızdan bahsi açılınca ne kadar geveze isek başkalarının sorunlarından bahsedildiğinde de o kadar suskunuz maalesef. Bense en azından bu yazıda bunu biraz olsun tersine çevirmek istiyorum. Bizimkiler iktidara geldi “Şimdi onlar düşünsün!” der gibi kendi acılarımdan bahsederek çektiklerimi/zi anlatmak istemiyorum. Ama itiraf edeyim öteki mahalle ile nasıl empati kuracağımı bilmiyorum. Bazı abilerimizi,  bazı teyzelerimizi gördükçe acaba onlar da biraz aşırıya mı kaçıyor diye düşünmüyor değilim. Empatinin ucunu fazla kaçırıp sempati duymak istemiyorum. Sonra onların (abilerimin- teyzelerimin) benden daha çok çektiğini düşünüp insan ne kadar çektiyse o kadar fazla egemen güçlere karşı koyma isteği ile doluyor galiba diye düşüncelere dalıyorum ama bir türlü aklı başında bir savla uyanamıyorum. O kadar pasifleştirilmişim ki zamanında; bir mankurt olmasam da bir koyun olduğumu itiraf ediyorum. Khan gibi olamadığım için üzülüyorum. Hakkı var annem Khan’ın annesi kadar iyiydi hâlbuki.

Büyük abiler;

Samir’in son sahnesinde bir an internetler gitti; iyi ki de gitti. Daha fazla My Name is Khan’ı yüreğim kaldırır mıydı? Bilmiyorum. Biraz spoiler içerse de Samir’in sahnesini anlatmadan edemeyeceğim. Samir Amerika’da 11 Eylül olaylarından sonra üvey babası Müslüman olduğu için bir okul çetesi tarafından futbol sahasında sıkıştırılır. Yanında babası Müslümanlar tarafından öldürülen eski arkadaşı da vardır.  Çetedeki çocuklar Samir’e saldırır. Samir yerdedir. Arkadaşı ona acır ve adamları uzaklaştırmaya çalışır. O vicdandır… Dünyada kalmış azıcık vicdan o çocuğun gözlerindedir. Ama Samir ayağa kalkar ve İsrail tanklarına sapanla karşı koyan çocuklar gibi onlara sataşır. Büyük abiler onu dikkate almazken o buna karşı koyar;  karşı koymazsa bilir ki hep ezilen bir halk gibi kalacak Filistin’in topraklarını kaybetmesi gibi kaybetmeye mahkûm kalacak o yüzden… Neyse gerisini izleyin diyorum.

Ama bu yazıdan sonra düşünmeyin ki karşınızda öyküsü hakiki tekniği zayıf sadece konusu itibari ile izlenen bir film var.” My Name is Khan“ teknik olarak da insanı etkileyen muhteşem bir film. Khan’ın âşık olacağı kadının ilk saniyelerde sesini duyduğu halde göremiyor olduğunun anlatıldığı ve bize de gösterilmediği sahne süper. Ayrıca şimdiye kadar İslamofobia’ anlatan filmlerin en güzeli; izleyin beğenmezseniz daha güzelini kendiniz çekerisiniz artık…

https://twitter.com/muzminogrenci

Latest posts by Şaziye Ayaş (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up