Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Khan, Samir, Büyük Abiler, Vicdan, İslamofobia, İnsan…

Yayınlandı

tarihinde

Okul yasaklandığında hiç olmadığı kadar cazip gelir insana biliyorum. Bu yüzden hapisteki öğrencilerin sınav için eli kelepçeli de olsa okula gelme isteğini anlıyorum. Sonda söyleyeceğimi başta söylediğim bir yazı olacak ama bunu çok daha gerekli bir yerde söyleyemediğimden içimde kaldı. Hani ‘İşler Güçler’deki  “diyemedim ya laa” repliğinde olduğu gibi. Bu“diyemedim ya laa!” içime oturdu.  Söyleyemedim bari yazayım dedim sonra. Bana yazmam için bir yer tahsis edilmişti ne de olsa. Ama tabi ki bir şekilde sinemaya bağlamam da gerekiyordu. Ben öyle aval aval etrafa bakınırken imdadıma “My Name is Khan “ yetişti.

O da başkanın peşinden Benim Adım Khan ve ben terörist değilim demek için Forrest Gump misali yollara düşmemiş miydi? O da Forrest Gump gibi saflıkla zekiliğin nerede başlayıp nerede bittiğini anlamadığımız bir mertebede değil miydi? Ama Khan Forrest Gump’dan çok daha içi doldurulmuş bir filmdi… Yani film hala yaşıyor ve yasaklanmamışken izleyin. Bunu da sonra söyleyecektim ama bu yazı sonda söyleyeceklerimizi başta söylediğimiz bir yazı oldu, affedin.

Bazen insanın söylemek istediğini söyleyebileceği zamanı olmuyor elinizi çabuk tutmak isterken yanlış bir şey söylemekten de çekiniyorsunuz. Ama bir yaştan sonra hayat size çekinmemeniz gerektiğini öğretiyor. Ben geç öğrendim belki de hala öğrenemedim. Ama Khan öyle değil. Belki insanlarla direkt göz teması kuramadığından, belki hastalığı bazı şeyleri saklamasına izin vermediğinden insanlara yalan söyleyebilecek kadar zeki! olmadığından bazılarının dobra bazılarının ise patavatsız diyeceği bir karaktere sahip ve ben onu kıskanıyorum..

Aslında My Name is Khan’dan söz açılınca uzun uzun başörtülü öğretmen yengesinden, kardeşinin dinimizce yasak olmayan gayrimüslim bir kadınla evlenme isteğine dinimizce yasak demesinden, ya da annesinin “Bu dünyada iki tür insan vardır;  iyi insanlar ve kötü insanlar “diyecek kadar aklı başında bir Müslüman olmasından bu düşüncelere sahip Müslümanlar olmasına rağmen  Müslümanlara karşı yapılan zulümlerden bahsetmek isterdim. Ama biz insanlar kendi sorunlarımızdan bahsi açılınca ne kadar geveze isek başkalarının sorunlarından bahsedildiğinde de o kadar suskunuz maalesef. Bense en azından bu yazıda bunu biraz olsun tersine çevirmek istiyorum. Bizimkiler iktidara geldi “Şimdi onlar düşünsün!” der gibi kendi acılarımdan bahsederek çektiklerimi/zi anlatmak istemiyorum. Ama itiraf edeyim öteki mahalle ile nasıl empati kuracağımı bilmiyorum. Bazı abilerimizi,  bazı teyzelerimizi gördükçe acaba onlar da biraz aşırıya mı kaçıyor diye düşünmüyor değilim. Empatinin ucunu fazla kaçırıp sempati duymak istemiyorum. Sonra onların (abilerimin- teyzelerimin) benden daha çok çektiğini düşünüp insan ne kadar çektiyse o kadar fazla egemen güçlere karşı koyma isteği ile doluyor galiba diye düşüncelere dalıyorum ama bir türlü aklı başında bir savla uyanamıyorum. O kadar pasifleştirilmişim ki zamanında; bir mankurt olmasam da bir koyun olduğumu itiraf ediyorum. Khan gibi olamadığım için üzülüyorum. Hakkı var annem Khan’ın annesi kadar iyiydi hâlbuki.

Büyük abiler;

Samir’in son sahnesinde bir an internetler gitti; iyi ki de gitti. Daha fazla My Name is Khan’ı yüreğim kaldırır mıydı? Bilmiyorum. Biraz spoiler içerse de Samir’in sahnesini anlatmadan edemeyeceğim. Samir Amerika’da 11 Eylül olaylarından sonra üvey babası Müslüman olduğu için bir okul çetesi tarafından futbol sahasında sıkıştırılır. Yanında babası Müslümanlar tarafından öldürülen eski arkadaşı da vardır.  Çetedeki çocuklar Samir’e saldırır. Samir yerdedir. Arkadaşı ona acır ve adamları uzaklaştırmaya çalışır. O vicdandır… Dünyada kalmış azıcık vicdan o çocuğun gözlerindedir. Ama Samir ayağa kalkar ve İsrail tanklarına sapanla karşı koyan çocuklar gibi onlara sataşır. Büyük abiler onu dikkate almazken o buna karşı koyar;  karşı koymazsa bilir ki hep ezilen bir halk gibi kalacak Filistin’in topraklarını kaybetmesi gibi kaybetmeye mahkûm kalacak o yüzden… Neyse gerisini izleyin diyorum.

Ama bu yazıdan sonra düşünmeyin ki karşınızda öyküsü hakiki tekniği zayıf sadece konusu itibari ile izlenen bir film var.” My Name is Khan“ teknik olarak da insanı etkileyen muhteşem bir film. Khan’ın âşık olacağı kadının ilk saniyelerde sesini duyduğu halde göremiyor olduğunun anlatıldığı ve bize de gösterilmediği sahne süper. Ayrıca şimdiye kadar İslamofobia’ anlatan filmlerin en güzeli; izleyin beğenmezseniz daha güzelini kendiniz çekerisiniz artık…

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Haberi

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Tören 25 Nisan’da!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Adayları geçtiğimiz gün belli olan 93. Oscar Ödülleri’nin merakla beklenen ödül töreni tren garında düzenlenecek.

Geçtiğimiz haftalarda seyirci katılımıyla düzenleneceği açıklanan 93. Oscar Ödül Töreni‘nin bir kısmı tren garında gerçekleşecek. 25 Nisan tarihinde düzenlenmesi planlanan töreninin, COVID-19 önlemleri kapsamında bu karara varıldığı da yapılan açıklamalar arasında.

Törenin geleneksel olarak yapıldığı Dolby Tiyatrosu‘nun yanında Los Angeles şehir merkezindeki geniş tren garında (Union İstasyonu) düzenleneceği, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi Başkanı David Rubin tarafından e-posta ile açıkladı.

Salgın hastalıktan korunmak için geniş boşlukları ve mekanları mercek altına alan akademi, seyirci katılımı ile gerçekleşecek olan törenin detayları hakkında henüz açıklamada bulunmadı.

Okumaya Devam Et

Film

Emma Corrin’in Yeni Projesi Belli Oldu

Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Emma Corrin'in Yeni Projesi Belli Oldu

The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parlayan Emma Corrin’in gelecek projesi belli oldu.

Son zamanların dikkat çeken oyuncularından Emma Corrin‘in yeni projesi belli oldu. Konuşulan isim, D. H. Lawrence tarafından 1928 yılında yayınlanan Lady Chatterley’s Lover kitabının film uyarlamasında başrolü üstlenecek. Pennyworth dizisi ile güzel bir çıkış yakalayan Emma Corrin, Netflix’in çok sevilen ödüllü dizisi The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parladı.

Daha önce bir kere sinemaya, bir kez de diziye uyarlanan kitabın yeni film uyarlamasını, Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek. Filmin senaryosunu ise Life of Pi’nin senaristi David Magee kaleme alacak.

Detaylı bilgilerin henüz açıklanmadığı film, doğuştan varlıklı bir aileden gelen talihli Lady Chatterley adındaki genç bir kadının yaşadıklarına odaklanacak. Şimdiden meraklandıran film, evlendiği adama evlendikten sonra aşık olan Lady Chatterley’nin avcı bir adamla yaşadığı aşkı ekranlara taşıyacak.

Okumaya Devam Et

Liste

Amazon Prime’da Kaçırılmaması Gereken 10 Dizi

En iyiler!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Dünya genelinde 150 milyon abonesi olan, köklü stream platformu Amazon Prime’da kesin izlemeniz gereken 10 diziyi listeledik. İyi seyirler!

Community (2009–2015) IMDb 8,5

Diplomasının sahte olduğu ortaya çıkan Jeff Winger üniversiteye geri gönderilir ve burada en az kendisininki kadar şüpheli geçmişe sahip öğrenci ve öğretmenlerle tanışır. Lisans diploması iptal edilen avukat Jeff Winger, üniversiteye geri döner ve burada birkaç tuhaf tiple bir çalışma grubu kurar

Upload (2020– ) IMDb 8,0

Upload konusu, yakın geleceği ele alıyor. Dizide sanal gerçeklik hizmeti veren şirketin müşteri hizmetlerinde çalışan Nora ve arkadaşı Nathan’ın yaşadıklarını anlatılıyor.

Yakışıklı ve parti sever Nathan, kendi sürdüğü arabanın kaza yapması sonucu ağır yaralanır. Nathan’ın kız arkadaşı Nathan’ı ölümden sonra yaşamı deneyimlemek için Nora’nın çalıştığı sanal gerçeklik şirketindeki sanal gerçeklik dünyasının içine gönderir.

Counterpart (2017–2019) IMDb 8,1

Counterpant, çalıştığı şirkette paralel evrene açılan bir kapı olduğunu keşfeden bir adamın hikayesini konu ediyor. Howard Silk, Birleşmiş Milletler’e bağlı Berlin merkezli bir casusluk ajansında çalışmaktadır. Neredeyse 30 yıldır aynı şirkette çalışan Howard, tam olarak ne iş yaptığını bilmemektedir.

Fleabag (2016–2019) IMDb 8,7

Fleabag dizisinin temelini genç bir kadının insanlar ile olan ilişkilerini anlatması oluşturuyor. Takma isim olarak Fleabag adını kullanan genç bir kadının 30’lu yaşlarını sürdürürken hayatında gerçekleşen olayları aktaran bu dizi Londra’da geçmektedir.

Carnival Row (2019– ) IMDb  7,9

Carnival Row, Pact ve Burgue isimlerindeki iki ülkenin Peri Diyarı’nın hakimi olabilmek için verdiği savaş ile başlıyor. Savaşın kazananı Pact olduktan sonra da periler için zulümle dolu bir yönetime geçiliyor. Mitolojik canlıların insanlardan korktukları için temel özgürlükleri kısıtlanıyor

The Mentalist (2008–2015) IMDb 8,1

Kaliforniya Araştırma Büro’sunda (CBI), Lisbon’ın (Robin Tunney) önderliğinde ve gizemli cinayetleri çözmeye çalışan bir ekibe dahil olur ve kabiliyetini CBI’a verilen davaların sonuca ulaştırılması için kullanır. Fakat artık hayattaki tek amacı, karısı ve kızını öldüren Red John’dan intikamını alabilmektir.

 The Marvelous Mrs. Maisel (2017– ) IMDb 8,7

The Marvelous MrsMaisel 1960’lı yıllarda, New York City’de geçiyor. Şehrin lüks semtlerinden birinde eşi ve iki çocuğuyla birlikte yaşayan Miriam “Midge” Maisel hayatta istediği her şeye sahiptir. Ancak bir gün tesadüf eseri, hiç bilmediği bir yeteneğe sahip olduğunu keşfeder ve bu gelişme hayatını derinden sarsar.

The Americans (2013–2018) IMDb 8,4

The Americans; Soğuk Savaş döneminde 1980’li yılların başlarında, Ronald Reagan’ın ABD başkanlık koltuğuna geçmesinin hemen ardından; Washington, DC’de bir banliyöde çevreye iki Amerikalı görünümü veren ancak gerçekte iki KGB ajanı olan evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor

Hannibal (2013–2015) IMDb 8,5

Dr. Hannibal Lecter’ın çaylak FBI ajanı Clarice Starling’in büyük hatası sonucu hücresinden kaçışının üzerinden yedi yıl geçmiştir. Dr. Lecter, bu kaçışının ardından Floransa’ya gidip yerleşmiş hayatın tadını çıkarmaktadır; fakat Clarice Starling hala Dr. Lecter ile yedi yıl önce en yüksek güvenlik önlemlerinin olduğu tehlikeli deliler koğuşunda yaptığı görüşmeyi unutmamıştır.

Dr. Lecter’ı unutmayan biri daha vardır: Mason Verger. Dr. Lecter’ın eski bir kurbanı olan Mason Verger onun elinden güçlükle kurtulmuştur. Verger domuz besiciliğiyle kendine bir imparatorluk yaratmıştır ve de Dr. Lecter’dan intikam alma duygusuyla yanıp tutuşmaktadır. Dr. Lecter yüzünden bir soluk makinesine bağlı yaşamak zorunda kalan Verger’in zenginliği sayesinde elinde çok geniş imkanlar vardır ve kendi kurduğu dünyada en ufak bir hareketi bile hissetmektedir. Mason Verger sonunda Dr. Lecter’ı nasıl tuzağa düşüreceğini bulur. Dr.Lecter’a onun için dünyanın en değerli ve en zarif yemini sunacaktır. Verger’in bu yemi Dr. Lecter’a sunmasında Clarice Starling’i kendinde bir saplantı haline getiren FBI başmüfettiş yardımcısı Paul Krendler da ona yardım edecektir.

Mozart in the Jungle (2014–2018) IMDb 8,2

Mozart in The Jungle’ın konusu New York Senfoni Orkestrası’nın emektar Şefi Thomas’ın yerine dönemin en başarılı, genç şefi Rodrigo’yu getirmesi üzerine şekilleniyor. … Bunların yanında New York Senfoni Orkestrası’nda yer almak için can atan obuacı Hailey’in hayatı dizide anlatılıyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler