Katilin Ağladığı Bir Film

Genel

hakan-kara

Son zamanlarda Uzakdoğu filmlerine olan ilgim git gide artıyor sanırım. Bunu anlıyorum, çünkü birçok uzak doğu filmi izlemeye başladım; belki de film kıtlığı çekilen bu günlerde böyle bir yöneliş kurtarıcı oldu. Alt yazı ile zor olan Uzakdoğu film seyirleri, filmlerin kaliteli olmasıyla fazla düşündürmüyor beni; özellikle anime – manga filmleri gerçekten başarılı ve keyif veriyor.

İşte bu manga filmlerden birinin film versiyonu olan ” Samurayın gözyaşları “, Kurtların Kardeşliği filmi ile bizi cezbeden yönetmenin aslında ilk uzun metrajlı filmi ve filmde kurtların kardeşliğinde de başarılı oyunculuk sergileyen ve sonunda ölen ( ki bunu istememiştik ) Mark Dacascos oynuyor. Uzakdoğu filmlerine yakışan yüzü ile bu film için biçilmiş kaftan olan oyuncu filmde de gerçekten yeteneklerini konuşturuyor. Vücudu ve dövmeleri ile beraber aksiyon sahnelerinde gerçekten süperdi ve her sahnede bu özelliklerini/yeteneklerini göstermekten kaçınmadı… E işi bu değil mi? :)

Filmin en kötü yanı ise müzikleri; bir filmin bütün konuşmalarında müzik olabilir mi? Bunu bir yenilik olarak mı denedi yönetmen diye düşünmedim değil… Çünkü her sahnede, her konuşma da bir arka plan müziği hep vardı. Türkçe dublajında mı bu sadece bilmiyorum ama itici bir hali vardı. Sıkıldım, bir de hep benzer müzikler çalındı. Değiştirme hakkımız yok mu? =)

Samuray'ın Gözyaşları (1)

Filmin konusu ise; güzel ( gerçekten çok güzeldi ) ve başarılı bir ressam olan Emu O’Hara çocuk yaşında ailesinin mafya tarafından öldürülmesine tanık olan talihsiz kadın, resim çizdiği sıradan günlerden birinde ilginç bir olaya tanık olur. Bir grup mafya üyesinin çekici bir adam tarafından öldürüldüğü anı gören kadın, onu ilk gördüğü an bu usta dövüşçüye karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Bu esrarengiz adam, gizli bir suç örgütü için çalışmakta olan Yo isimli bir suikastçıdır. Yo, son işinde görgü tanığı olarak karşılaştığı Emu’yu ortadan kaldırmak zorundadır. Ancak bu durum zannettiği kadar kolay olmayacaktır. Mafya çatışmasına şahit olmasından sonra, acımasız katil tarafından görülmesi ve ilk anda yaşanan elektriklenmeden sonra birbirlerine ait olduklarının farkına varmaları ve mafya arasındaki bu çatışmayı akıllıca sonlandırmaları…

Kurtların Kardeşliği’nde ölen başrol oyuncumuzun burada da aynı yönetmen tarafından öldürüleceğini senaryo gereği düşünmüştüm; fakat yanıldım. ( Film hakkında bilgi verdiğim için özür diliyorum) Efekt sahneleri o kadar iyi olmasa da dövüş ve silahlarla çekilen sahneler güzeldi. Filmde birçok şey var idi; fakat dövmeler konusunda çok başarılı olduklarını söyleyebilirim. Film de zaten bu konuda iyi olduğunu belirtmek amacıyla, dövmeler ile Mark Dacascos’un o muhteşem vücudunu birleştiren bilgisayar efektli sahnelerle başlıyor.

Filmde bazen kopmalar oluyor; bizim kurtlar vadisinde olan ” ihtiyarlar heyeti ” benzeri yapılanma ve kader karşıtı – cennet/cehennem yok inançları ile eski Çin inançlarının da sergilendiği filmde, yönetmen her ne kadar Uzakdoğulu değilse de Uzakdoğu ile ilgili birçok ayrıntıya yer verilmesi hoş idi. Bir aksiyon filminde ancak bu kadar duygusal yoğunluk ve felsefe olabilirdi. Dacaskos’un, filmdeki performansı sağlamdı. Kurbanlarını öldürdükten sonra ağlayan katil görüntüsü çok ilginç ve farklı geldi bana, o yıllar için özgün ve farklı bir film ve oyunculuktu. Bu filmden sonra, Julie Condra ile evlenmişti ünlü aktör… Bana kalırsa en iyi filmlerinden biriydi; kırılma anı bu filmle başladı diyebiliriz. Bu filmden sonra ne kadar saçma, gereksiz film varsa hepsinde baş gösterdi. Daha kaliteli ve seçici olabilirdi ama tabii bu da kendi seçimi…

İyi seyirler…

twitter.com/hknkr

Yorumlar

 
Sanal alemde ufak bir hazine sadece; hepsi bu...

1 Yorum

  1. Güzel bir filmdi gerçekten…

    Reply

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up