Kargaya Yavrusu ‘Kartal’ Gibi Gelir

Eleştiri

yazar_serkanbastimar_

Yaşam öykülerini anlatan filmler her zaman güzeldir. Bazıları sinema dilinde başarılı bir anlatıma sahip olmayabilir; ama anlattıkları öykü muhakkak kayda değer şeyler barındırır. Dünyada haberimizin olmadığı birçok insanı bu filmler sayesinde tanır, empati duyar ve onların öykülerinden kendimize dersler çıkarırız. Derse de gerek yok, bir ömrün satır başlarını görmek, bir insanın hayatını bilmek yeter. Filme alınmışsa, muhakkak bir önemi, değeri vardır.

Eddie the Eagle

Bu hafta vizyona girecek olan Eddie The Eagle filmi de gerçek bir hikayeden, gerçek bir insandan uyarlanmış seyirlik bir yapım. Lock, Stock and Two Smoking Barrels’in aşçısı Soup olarak tanıdığımız Dexter Fletcher’in yönettiği Eddie The Eagle, bizleri İngiliz kayakla atlama (ski jumping) tarihinin en özgün ismi ile tanıştırıyor. 1988’de adı ile soyadı arasına Kartal ünvanını sıkıştıran azimli ama ‘tutunamayan’ Eddie Edwards, İngilizlerin bir türlü kendini gösteremeyip küstükleri kayakla atlama tarihini nasıl değiştirdiğini ve aslolanın başarı değil mücadele olduğunu hatırlatıyor.

‘İngiliz tarzı’ filmler (Wild Bill, Sunshine on Leith) çeken Fletcher bu defa sıcak ve samimi bir öyküye çevirmiş kamerasını. O kameranın karşısında fantastik filmlerin yakışıklısı Hugh Jackman ve kendisini tanımakta epeyce zorlandığımız Kingsman: The Secret Service’nin çaylağı  Taron Egerton var. Egerton rolünü öyle bir giyinmiş ki kendinden eser kalmamış adeta. Oyunculuğunu izlerken biraz abartılı bulsak da internet ortamında karşımıza çıkan gerçek Eddie Edwards ile kıyaslayınca Egerton’un adaptasyonuna hayran kalıyoruz.

Forrest Gumpvari bir hikaye ile karşı karşıyayız. Çocukluk çağından beri olimpiyatlarda madalya kazanmak isteyen ve tam da Forrest gibi bacaklarında metal desteklerle ayakta duran gözlüklü bir İngiliz çocuğu.  Klasik bir İngiliz ailesinin yetişkin olmayan tek bireyi. Geçim derdinde bir baba ve çocuğunun hayallerini destekleyen dil, millet ve ırk kavramlarını çıkardığımızda her yerde karşımıza çıkan bir anne!

Sakarlığı, acemiliği ve gözü kara cahilliğine rağmen kurduğu düşleri gerçek yapmak isteyen Eddie Edwards’ın en büyük şansı, heves ettiği kayakla atlamaya İngilizlerin pek de merak salmaması. Karşısına çıkan bürokratik engelleri, babasının bahanelerini hiçe sayarak ‘başarıya’ koşması Eddie’yi azimlilerin bulunduğu tarih sayfasına yazdırıyor. Başarıyı tırnak içinde yazmamın nedeni, Eddie’nin profesyonel bir kayakçı olmadığı halde olimpiyatlara katılıp en düşük dereceyi almasına rağmen ülke tarihine geçen ve bu müztevazı başarısını içtenlikle kutlaması. İşte o kartal dışarıdan bakıldığında bir ‘İngiliz kargası’ olarak görülebilir ama Edwards inancı ile yükseldiği gökyüzünde gerçek bir kartal gibi süzülüyor.

Müsabakalarda hep tekrar edilen o beylik cümlenin gerçek ve samimi öznesi Eddie  Edwards: Kazanmak değil, mücadele etmek önemli.

Filmde, birçok ünlü ismi görmek mümkün. Artık yaşının epeyce ilerlediğine kanaat getirdiğimiz Hugh Jackman’a babalık ve ağabeylik rolleri için bir ısınma turu sayılabilecek Eddie The Eagle’de Christopher Walken ve Jim Broadbent de şöyle bir görünüp geçiyorlar.

Eddie the Eagle

Aşırı miyop gözleriyle kartallığa yükselen Eddie The Eagle, esprili anlatımı ve dozajında dramasıyla hem spor hem de biyografi filmlerine yeni bir soluk kazandırmış. İzlenir mi, hem de büyük bir keyifle.

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up