Bizimle İletişime Geçin

Türkiye

Kamerasız bir şeyimiz eksik kalır mı?

Yayınlandı

tarihinde

Müslüman film izleyicisi diye bir şey olur mu? Film izleyicisinin müslüman olanı nelerden korkar? Korkmalı mıyız?


Güya bir kaset bulunur ve…

Sinema endüstrisinin düşük bütçeyle yüksek hasılat elde etmeyi umarak göle çaldığı mayalardan biri de “found footage” adını verdikleri “buluntu film”. Öyle bir maya ki, sadece el kamerası, amatör oyuncular, sınırlı mekân ve bunları belgesel kılıfına uyduracak bir pazarlamayla filmin “tutması” olası. Başlarda inandırıcılık sağlamak amacıyla bu yöntemin uygulandığı filmler, sonraları tamamen gerçek birer belge oldukları iddiasıyla pazarlanır oldu. Sıra dışı bir takım olayların yaşandığı, bu olayların kamerayla kaydedildiği, kayıtları içeren kasetlerin bulunduğu ve kurgulandığı duyurularak, kurmaca filmler sahte bir kimlikle seyircinin “tanıklığına” sunuldu.

Aralarında iyi örnekler de bulunmasına rağmen bu filmlerin çoğu, sanatla yakalayamadıkları etkiyi böyle kolaycı bir yolla sağlamaya çalışıyordu. 70’lerde ‘Teksas Katliamı’ ve ‘Cannibal Holocaust’la temeli atılan, 90’larda ‘Blair Cadısı’yla ilk katını çıkan ve 2000’lerde ‘Rec’,  ‘Paranormal Activity’ ve ‘4. Tür’ gibi filmlerle kat üstüne kat çıkan bu yapı çok geçmeden Türk sinemasında da gölgesini buldu. ‘Karadedeler Olayı’ işte bu yöntemden yararlanarak yapılan son yerli film.

Hakkında gerçek belgelerden oluştuğuna dair basın duyurusu yayınlanan filmde, genç bir gazeteci sıra dışı bir takım olayların yaşandığı bir köyegelerek kamerasıyla olayları araştırmaya başlıyor ve olaylar yıkımla sonuçlanacak şekilde gelişiyor. Film kendi türü içinde değerlendirildiğinde, türün sağladığı imkânlardan olabildiğince yararlandığı ve türün diğer örneklerini bilen seyircinin beklentisini yeterince karşıladığı söylenebilir; fakat tematik açıdan bakıldığında, kendi türüne dair nasıl olumsuz bir mesaj taşıdığına da değinmek gerekir.

Farklı kodlar, aynı kurallar

İslami sinema diye bir şey olamayacaktır elbet ama Müslümanların ürettiği sinemada korku türüne de yer varsa, bu türde kendimize özgü kodların ortaya çıkarılıp uygulanması doğru olacaktır. Korku evrensel bir duygudur ama Batı sinemasının kültürel kodları bizimkinden farklıdır. Örneğin, Hıristiyanlıkta korku ile sevgi kesin çizgilerle birbirinden ayrılır; iyi ile kötünün, kurban ile katilin nitelikleri buna göre belirlenir. Oysa müslümanlarda korku, sevgiden de kaynaklanan, umutla teselli bulan bir duygudur ve bir Müslüman için korkunun yararlı ve doğru olanı budur.

Batılı seyircinin böyle bir yaklaşımı anlaması kolay değildir. Kurban ne kadar günahkâr olursa olsun, kurban eden taraf her zaman salt kötüdür ya da kötüye ve kötülüğe hizmet etmektedir. Dindarlara ait korku filmlerinde doğru bir dil geliştirilmek isteniyorsa bu tür ilişkilerin dengesine dikkat edilmesi gerekir. Kurban olan kim, kim tarafından ne amaçla kurban ediliyor? Ve herşeyden de öte, klasik izleyicinin algısındaki kurban kelimesini kullanmak bile maksadımızı ifadeye yetmeyebilir müslümanca bir dünyada. Bu ve benzer soruların doğru cevaplarını gerçek hayatta bulmak her zaman mümkün olmayabilir, gerçek hayatın bizim dışımızda sınırları vardır; fakat kurmaca kendi sınırlarını kendi çizer ve bu sınırlar içinde bir gerçeklik kazanır. Bu yüzden belirli tematik soruların cevaplarını mutlaka içermelidir.

Kameranın laneti (!)

Konusu gereği İslam ile ilgili unsurlara yer veren ‘Karadedeler Olayı’nda, sıra dışı olayların hangi nedenlerden ötürü gerçekleştiğine dair bir açıklık getirilmiyor; pis ve ıssız yerlerin sergilenmesi dışında belirgin bir neden öne sürülmüyor. O güne kadar köyde bu tür olaylar olagelmiş fakat kayıplar ve cinayetler köye kameranın gelişiyle başlıyor. Bilinçli ya da bilinçsiz, kameranın yıkım getiren lanetin asıl nedeni olarak kişileştirildiği, üst bir okumayla da, korku türünün “fazla kurcalanmaması gereken” konuların üstüne gitmeye yol açan tehlikeli bir araç olarak tanımlandığı söylenebilir.

Ortada bir tehlike varsa bile, araçlarda değil amaçlarda aranmalıdır. Aksi takdirde bizi yararlı birçok gerçeğe götürecek sanat araçlarından ve o araçları kendi yolumuzda özgürce kullanmaktan yoksun kalırız. Bu açıdan, Batı’nın olduğu kadar Doğu’nun da özgür gözüdür kamera. Korku, fantastik ya da bilimkurgu, hiçbir türü diğerinden önemsiz görmeden kendi bakışımızı oluşturmak bizim yararımıza. Çünkü bunu yapmadığımız müddetçe, yerli korku filmlerini izlerken dahi aslında kendi gölgemizden korkacağız…

Onur Özgüner korkmayın Müslümanlar dedi.

Dünya Bizim

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye

İntikam Vakti Bugün Vizyonda

Jason Statham filmin başrolünü üstleniyor!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Başrolünde Jason Statham’ın yer aldığı aksiyon filmi “İntikam Vakti” (Warth of Man), bugün (26 Kasım Cuma) sinema salonlarında seyirciyle buluşacak.

Aksiyon tutkunlarının gözde oyuncusu Jason Statham’ın başrolünde yer aldığı “İntikam Vakti” (Warth of Man), bugün (26 Kasım Cuma) itibariyle sinema salonlarında seyirciyle buluşuyor. Guy Ritchie’nin yönetmen koltuğunda oturduğu, ABD’de vizyona girdiği hafta birinci sırada açılış yapan film, 2021’in en iddialı aksiyon filmi olarak öne çıkıyor.

Eleştirmenlerin sinemada izlenmesi gerektiğine özellikle vurgu yaptığı filmin konusu şöyle: Varlıklı ve güçlü bir adam olan H, her hafta milyonlarca dolarlık taşıma işi yapan bir zırhlı araç şirketinde özel güvenlik görevlisi olarak işe girer. Olağanüstü yetenekleriyle tüm soygun girişimlerini neredeyse tek başına engelleyen H’in bu işte neden çalıştığını kimse anlayamaz. H’in aklında ise tek bir şey vardır: Oğlunun ölümüne sebep olan adamlardan intikamını almak.

Nefes kesen, heyecan dolu aksiyon filmi İntikam Vakti, Türkçe dublaj ve altyazı seçeneği ile sinemalarda.

Okumaya Devam Et

Türkiye

Vizyondaki Filmler – 26 Kasım 2021

Bu hafta vizyonda hangi filmler var?

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Bu hafta vizyonda hangi filmler var, sinemada ne izlesem diyenler… Vizyon menüsünde bu hafta 11 film sizleri bekliyor, işte o filmler…

Gucci Ailesi (House of Gucci)

Ridley Scott’ın yönettiği House of Gucci, 1980’lerde aile içi anlaşmazlıkları iyice ayyuka çıkan moda devi Gucci ailesini ve 1995 yılında Maurizio Gucci’nin öldürülmesine kadar varan skandalları anlatıyor.

Fragman için tıklayın.

Enkanto: Sihirli Dünya (Encanto)

Film, Enkanto adı verilen göz kamaştırıcı ve büyüleyici bir yerde yaşayan olağanüstü bir ailenin, Madrigallerin, hikayesini anlatıyor.

Fragman için tıklayın.

İntikam Vakti (Wrath of Man)

Guy Ritchie ile Jason Statham’ın yeniden bir araya geldiği Wrath of Man, çocuğun katilini bulabilmek için büyük meblağlarda nakit para taşımacılığı yapan bir firmada güvenlik olarak işe başlayan gizemli bir adamın kişisel intikam mücadelesini anlatıyor.

Fragman için tıklayın.

Sen Ben Lenin

Barış Bıçakçı ve Tufan Taştan’ın senaryosunu kaleme aldığı Sen Ben Lenin, uzun yıllar boyunca Akçakoca kasaba meydanına dikilmesi istenen fakat bürokratik izinlerin çıkmaması sonucu bir depoda saklanan Lenin’in büstünün hikâyesini alternatif bir gerçeklik sunarak ele alıyor.

Fragman için tıklayın.

İstanbul Bahçesi (Räuberhände, Stambul Garden)

Räuberhände, yolları İstanbul’a düşen iki yakın arkadaş Janik ve Samuel’in hikâyesini anlatıyor.

Fragman için tıklayın.

Aslan Yürek (Le lion, The Lion)

Le lion, psikiyatri kliniğinde deli numarası yapan bir hasta ile onunla ilgilenmek zorunda kalan tıbbi görevlinin yaşadıklarını konu ediniyor.

Fragman için tıklayın.

Azra

Film, birkaç günlük sakin bir tatile çıkan Azra ve Burak çiftinin başından geçen paranormal olayları konu ediniyor.

Fragman için tıklayın.

My Hero Academia The Movie: World Heroes’ Mission

My Hero Academia isimli anime dizisinin üçüncü sinema filmi olan My Hero Academia The Movie: World Heroes’ Mission, şehri ve insanları tehlikeye atan yeni ve gizemli bir tehditle mücadele içerisindeki Deku ve profesyonel süper kahraman ekibinin hikâyesini anlatıyor.

Fragman için tıklayın.

Aylak Takımı

Can Sarcan’ın yönettiği komedi filmi, bir kampüste yanlış giden bir deney sonucu ortaya çıkan zombi salgınını anlatıyor.

Fragman için tıklayın.

Seans (Seance)

Seance, bir grup öğrencinin, yatılı okul Fairfield Akademisi’ne yeni gelen Camille ile eğlenmek için yaptıkları ruh çağırma seansı sırasında yaşananları anlatıyor.

Fragman için tıklayın.

Şeytanın Bilinmeyen Hikayesi (The Good Things Devils Do)

Film, emekli olmadan önce son bir vurgun için kolları sıvayan Richard’ın bu iş sırasında başından geçenleri anlatıyor.

Fragman için tıklayın.

Okumaya Devam Et

Türkiye

House of Gucci 26 Kasım’da Sinemalarda

26 Kasım’da vizyonada!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

House of Gucci

Lady Gaga, Adam Driver, Jared Leto ve Al Pacino gibi ismleri bir araya getiren “House of Gucci”, 26 Kasım’da vizyonadaki yerini alacak.

Usta sinemacı Ridlet Scott tarafından yönetilen “House of Gucci“, 26 Kasım‘da vizyona girecek. House Of Gucci: A Sensational Story Of Murder, Madness, Glamour And Greed kitabından uyarlanan filmin senaryosunda Becky Johnston ve Roberto Bentivegna‘nın imzası bulunuyor.

Gerçek hayattan esinlenerek hazırlanan film, Gucci ailesi imparatorluğunun çalkantılı otuz yılını konu alıyor. Yıldızlarla dolu oyuncu kadrosunda Oscar adayları Lady Gaga (Bir Yıldız Doğuyor) ve Adam Driver (Marriage Story), Oscar ödüllü Al Pacino (Baba, Kadın Kokusu), Jared Leto (Sınırsızlar Kulübü) ve Jeremy Irons (Talihin Dönüşü) yer alıyor.

House of Gucci, İtalyan moda imparatorluğunun arkasındaki adamın şaşırtıcı hikayesinden esinlendi. Mütevazı başlangıçlardan gelen bir yabancı olan Patrizia Reggiani (Lady Gaga) evlenerek Gucci ailesine girince dizginlenemeyen hırsı, ailenin mirasını bitirmeye başlar ve ihanet, çöküş, intikam ve sonunda cinayetle tetiklenen pervasız bir döngüyü başlatır.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler