Kalabalık Konu, Sınırda Şaka ve Hükümet Kadın

Manşet Serbest Kürsü

 

abdulhamit-guler

Kalabalık konu, sınırda şaka ve Hükümet Kadın

Kadının fendinin erkeği yendiği hikayeler, modern zamanın en popüler ve ‘tutması garanti’ konularından.

Hele söz konusu sinema ise en ‘verimli’ alanlardan biri.

Bir de ‘kadın’ meselesini ‘Güneydoğu’ dokusu ile işlerseniz, gözler üzerinize çevrilir.

Ve fakat bu hususları komedi türünde ele almak biraz riskli. Bu riski ancak Güneydoğu ve Kürt olan biri almalıydı, belki.

Öyle de oldu…

‘Aşiret çocuğu’ olduğunu söyleyen Midyat, bir röportajında “Adımın Kürtçe olduğunu söyleyemiyordum. Soranlara Arapça, Farsça diyordum”, diyor.

Sadece bu ifade bile Türkiye’nin nereye geldiğini göstermeye yeter.

Bugüne kadar bu hakkı nereden aldıklarını bilemediğimiz kişiler, Kürtler’i yok saymaya çabaladı. Bir dönem toplum nazarında başarılı olma aşamasına da gelmedi değiller.

Neyse ki çok devam etmedi. Kürtler de artık kendilerini bu toplumun her ferdi gibi ifade ediyor.

Bu tablonun sinemaya yansıyan yanı elbette ‘Kürt Sineması’ dediğimiz akım.

‘Hükümet Kadın’dan bahsederken ‘Kürt Sineması’ olgusuna girmek aslında biraz haksızlık. Kürt Sineması yapanlar için elbette. Çünkü Hükümer Kadın’a Kürt filmi demek zor.

Ancak bir Kürt olarak Sermiyan Midyat’ın ‘yerel kodlar’ı kullanarak komedi filmi yapması, meseleye ucundan da olsa dokunma ihtiyacı duymama sebep oldu.

Filmle ilgili özellikle bir hususa değineceğim. Lakin önce kısa bazı vurgular yapayım.

Sermiyan Midyat’ın ikinci filmi olan ‘Hükümet Kadın’ vizyona hızlı girdi. Film, ilk haftasında 500 bine yakın kişi tarafından izlendi. 318 salonda gösterilen bir film için rakamlar gayet iyi. Kuvvetle muhtemel Hükümet Kadın, 2 milyona yakın gişe yapacak

2010 senesinde vizyona çıkan ‘Ay Lav Yu‘ ile ilk yönetmenlik tecrübesini ortaya koyan Sermiyan Midyat, başarılı bir tablo sergilemişti. Film, 211 bin gişe yapmıştı.

Hükümet Kadın’ın esprilerinde Yılmaz Erdoğan etkisi, film dilinde ise ‘Vizyontele‘ (Yılmaz Erdoğan’ın ilk filmi) dokusu görülüyor.

Daha önce de senaryo çalışmaları bulunan Midyat’ın karakterlere fazlaca küfrettirmesi itici bir unsur. Oyunculuğun da etkisiyle bazı espriler güldürse de, genele bakınca vasat civarında seyreden bir gülmece söz konusu.

Oyunculukların gayet yerinde olduğunu belirtip özellikle Ercan Kesal’a da işaret etmek isterim.

Sermiyan Midyat, gişeye hareket katacak eserlerle sinemamız için ciddi bir renk olacak gibi…

Gelelim asıl meseleye…

Kendi toprağı olduğu için birçok noktada cesurca davranan Sermiyan Midyat, çok şey anlatmaya çalışırken, çok şeye en az seviyede hakkını verebilme tuzağına düşmüş.

Hepimiz kardeşiz‘, ‘kadınlar isterse her şeyi başarır‘, ‘Kürt meselesi halk arasında değil, siyasi bir durum‘ gibi ana mesajların yanı sıra çok sayıda da yan mesaj da senaryoya boca edilince, sadece gülmece olabilen zayıf yaklaşımlar sergilenmiş.

Filmin daha başındaki yağmur duasında bölgenin mozaiğini oluşturan Müslüman, Süryani ve Yezidiler bir arada idi. Karşılıklı şakalaşmalar, küfürler ve hakaret sınırını zorlayan değerlendirmeler maksattan uzaklaşmış gibi.

Mardin’in farklı inanç ve kültürdeki insanların bir arada yaşadığı müstesna yerlerden biri olduğuna işaret etmeye çalışan Midyat, şakalarla, mevzubahis inanç sahiplerinin özgüvenlerine ve her bir inanç sahibinin bir diğerini ne denli benimsemiş olduğuna işaret etmek istemiş.

Fakat şakalar hakikaten sınır zorlayıcı.

Bazı şakalar ise neredeyse manasız.

Misal, yüzünü kapatan çarşaflı kadınların ‘tanınamaması’ şakası.

Birbirini sürekli görmeyen kişiler için bu söz konusu olabilir. Ancak aynı evde yaşayan gelinini, bir kaynananın tanımaması (arkadan da olsa) çok muhtemel değil. Zira boyu posu, endamı ve tarzı, seneler içinde insanın gözüne yerleşir (bilen bilir).

Filmdeki şakaların sınır zorlayıcılığı suç duyurusuna kadar vardı

Filmin, “Müslümanlar dahil, Süryani ve Yezidiler’e hakaret ettiği” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuldu.

‘Hak etti’ diyemem. Lakin ‘kutsal’ı konu alan şakaların daha seviyeli ve dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum.

Filmin tamamında ‘güldürme’ endişesi olduğunu da vurgulamadan edemeyeceğim.

Bazı sahnelerin, sırf biraz sonra gelecek şaka için yazıldığı fazlasıyla anlaşılıyor.

Sinematografik olarak vasatın altına düşmese de, özellikle mahiyeti, konu kalabalıklığı ve sınırları zorlayan şaka çerçevesi ile Hükümet Kadın, noksanı fazla bir eser.

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up