İzleyene Gözyaşı Vaat Eden 10 Sağlam Film (4)

Liste Manşet

Bazen bir damla, bazen de sel gibi. Kimi zaman tüm film boyunca kimi zaman tek bir anda süzülüp gider gözyaşı. Ağlamanın en güzeli budur herhalde; film izlerken ya da sevinçten. Hayatın tüm duygusuz monotonluğunda, bize insanlığımızı, duygularımızı hatırlatan filmler… İşte onlardan bazıları.

Mucize (2017) Wonder IMDb 8.1

“Haklı olmakla nazik olmak arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsan nazik olmayı seç.” Wonder

Auggie Pullman yaşıtı diğer çocuklardan biraz farklıdır. Çünkü yüzünde ciddi bir deformasyon vardır. Auggie diğer çocuklarla sıradan bir okula giderek, sıradan bir çocuk olduğunu kanıtlamaya çalışır. Çünkü esas güzellik derinin altında, içeride saklıdır…

Yönetmenliğini Stephen Chbosky’nin üstlendiği film, R.J. Palacio’nun romanından Steve Conrad tarafından senaryolaştırıldı. Filmde başrollerde Julia Roberts ve Owen Wilson yer alırken çocuk oyuncu ise Jacob Tremblay.

____

Muhteşem Hayatım

Muhteşem Hayatım (2014) Doo-geun-doo-geun Nae-in-saeng IMDb 7.3

İkisi de henüz 17 yaşında olan genç bir çift bebekleri olacağını öğrenir. Çift tedirgin olur, her zamankinden daha hızlı atan kalpleriyle ilk çocuklarının doğumunu beklerler. Sonunda güzel bir oğulları olur. Çift, adını A-Reum koydukları çocuklarının “erken yaşlanma” denilen, erken yaşta yaşlı biri gibi görünmesine neden olan nadir bir genetik bozukluğu olduğunu öğrenir. A-Reum, okumayı ve yazmayı seven 17 yaşında bir çocuk olur. Ancak zihnen 17 yaşında olmasına rağmen yaşlı bir adam gürüntüsündedir. Ayrıca kendi yaşındaki bir kıza ilgi duymaya başlar.

Kim Ae Ran’ın 2011’de yayımlanan “Doogeundoogeun Nae Insaeng” adlı romanından uyarlanmıştır.

_____

Ateş Böceklerinin Mezarı

Ateş Böceklerinin Mezarı (1988) Hotaru no haka IMDb 8.5

II. Dünya Savaşı henüz sona ermiş, Japonya onur kırıcı bir şekilde teslim olmaya zorlanmıştır. Aynı günlerde Seita isimli delikanlı bir tren istasyonunda yere uzanmış son nefesini vermektedir. Seita yaşadıklarını hatırlar. O ve küçük kardeşi Setsuko, savaş başladığında Kobe’de yaşamaktadırlar. Anneleri Amerikan bombardımında öldüğünde, babaları da donanmada denizci olduğu için teyzelerinin yanına gönderilirler.

Buraya uyum sağlayamayan ve teyzeleriyle tartışan iki kardeş evden kaçıp yollara düşer. Bir yandan özgürlüğün tadına varıp pastoral doğal ortamda kendilerini kaybederken, bir yandan da savaşın dayattığı zorluklara birlikte göğüs germek zorunda kalırlar. Hayatta kalmak başlı başına bir mesele haline geldiğinde Seita büyümenin ne olduğunu da anlamak zorunda kalacaktır.

___

Dear Zachary: A Letter to a Son About His Father

Dear Zachary: A Letter to a Son About His Father (2008) IMDb 8.6

5 Kasım 2001’de, 28 yaşındaki asistan doktor Andrew Bagby, kız arkadaşı 40 yaşındaki Doktor Shirley Turner’dan ayrıldıktan kısa bir süre sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin Pensilvanya eyaletinde, Latrobe yakınlarındaki Keystone Parkı’nda öldürülür. Şüpheler Andrew’nun kız arkadaşı Shirley Turner üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ancak Doktor Shirley Turner, Birleşik Devletler’den ayrılıp daha önce yaşamış olduğu, Kuzey Amerika’nın en doğu noktasında bulunan bir ada olan Kanada’nın Newfoundland eyaletine yerleşir. Shirley oradayken cinayetten suçlanarak tutuklanır ve aynı gün kefaletle serbest bırakılır.

Andrew’nun çocukluk arkadaşı ve bir film yapımcısı olan Kurt Kuenne, hatıraların kaybolmaması için uzun bir yolculuk yaparak Andrew’yla ilgili bir belgesel yapmaya, bugüne kadar onu tanımış ve sevmiş olan herkesle görüşmeye ve Andrew hakkındaki her şeyi öğrenmeye karar verir. Ve bu amaçla bir yolculuğa çıkıp, Andrew’yla birlikte çocukluklarını geçirdikleri Kaliforniya’daki evlerinden başlayarak bu belgeseli çekmeye başlar.

Bu arada Shirley, Andrew’nun bebeğine hamile olduğunu açıklar. Bunun üzerine çekilen belgesel yepyeni bir anlam kazanır ve Kurt Kuenne bu belgesele, Andrew’nun doğacak çocuğuna babasını tanıması için Andrew’dan kalan her hatırayı toplamak amacıyla devam eder. Artık bu belgesel Andrew’nun çocuğuna babası hakkında bir mektup, bir hediye olacaktır.

Bunlar olurken Andrew’nun annesi Kate ve babası David Bagby de hem Doktor Shirley Turner’ın yargılanması için Birleşik Devletler’e iade sürecini takip etmek, hem de doğacak bebeğin velayetini alabilmek amacıyla dava açmak için her şeylerini Birleşik Devletler’de bırakıp Newfoundland’a taşınırlar. Shirley’nin “Zachary” ismini verdiği torunları doğduğundaysa David ve Kate Bagby, yavaş ve kusurlu işleyen adalet sisteminin içinde mücadele verip; hem çocukları Andrew’nun katil zanlısı Shirley’nin Amerika Birleşik Devletleri’ne iade edilmesini hem de torunları Zachary’nin velayetini almayı ummaktadırlar. Ancak yaşadıkları şeyler, adalete ve sisteme olan güvenlerini sarsarken bir yandan gelişen sinir bozucu ve üzücü olaylar da bu belgeselin tekrar yepyeni bir anlam kazanmasına sebep olacaktır.

___

Sonsuz Sokaklar

Sonsuz Sokaklar (1954) La Strada IMDb 8.1

1920 – 1993 yılları arasında hayatını sürdürmüş olan İtalyan sinemacı Federico Fellini, tam 12 defa Oscar’a aday gössterildi. 1954 senesinde vizyona giren sinema filmi “La Strada” (Sonsuz Sokaklar), gerek yer/ zaman, gerekse oyuncuları (Fellini’nin kendisinden 5 ay sonra ölen eşi Giulietta Masina ve iki defa Oscar Ödülü kazanan aktör Anthony Quinn) bakımından, öncelikle İtalyan ve Dünya çapında çığır açmış bir yapımdır.

Gezici sirkin tek cambazı Zampano, iri cüssesiyle ağırlık kaldırarak, zincir kırarak ve bu sayede insanlara izleyecek bir şeyler vererek hayatını kazanan yalnız bir adamdır. Kabalık ve görgüsüzlükle doğru orantılı olan cüssesinin iriliği sayesinde insanlardan para toplayan genç adam, fakir bir kadından, işlerinde kendisine yardımcı olacak ve gösterilere yeni bir soluk katacak ufak tefek bir kız olan Gelsomina’yı satın alır ve ikili, şehir şehir dolaşmaya başlar.

Her durumda eğlenmesini bilen, sessiz ve fazlasıyla kendi halinde bir kız olan Gelsomina, Zampano’nun tüm kabalıklarına karşı sabır göstermekte ve genç adamı sevmeye çalışmaktadır. Lakin, Zampano’nun küçük kıza verdiği tek his, korkudur. Aşkın başka türlü bir halini, sevgiyi, sadakat ve bağlılığı anlatan film, ‘En İyi Yabancı Film’ dalında Oscar Ödülü kazandı.

___

Ayla (2017) Ayla: The Daughter of War IMDb 9.2

1950 yılında Kuzey Kore, Güney Kore’ ye saldırdığında Birleşmiş Milletler’ in yaptığı yardım çağrısı sonucu Türkiye, Kore’ye bir tugay gönderir. Her şey gönderilen tugayın içindeki askerlerden birisi olan Süleyman Astsubay’ın savaş meydanında annesi babası öldürülmüş küçük bir kız bulmasıyla başlar. Süleyman Astsubay bulduğu 5 yaşındaki küçük kıza ay gibi yüzü olduğu için Ayla ismini verir. 15 ay boyunca Ayla’nın bakımını üstlenen Süleyman Astsubay’ın artık Türkiye’ ye dönmesi gerekmektedir. Ayla’yı bırakıp gitmek istemeyen Süleyman, Ayla’yı Türkiye’ye götürmek için birçok yolu dener ancak bir türlü Kore yasalarını aşıp Ayla’yı Türkiye’ye dönerken yanına alamaz. Savaş günlerini geride bıraktıktan 60 yıl sonra Ayla ve Süleyman tekrar bir araya gelirler.

___

Only the Brave

Korkusuzlar (2017) Only the Brave IMDb 8.1

Film, 2013’te Arizona eyaletinin Prescott bölgesine bağlı Granite Mountain Hotshots yangın departmanında çalışan 19 itfaiyecinin çıkan büyük orman yangınını söndürmeye çalışırken yaşamlarını kaybettikleri trajik olayı beyazperdeye taşıyor.

Yönetmenliğini Joseph Kosinski’nin üstlendiği yüksek bütçeli dramatik yapımın gerçek hayattan uyarlanan senaryosu ise Eric Singer ve Ken Nolan ikilisine ait. Filmin oldukça geniş oyuncu kadrosunda başı çekenler ise Jennifer Connelly, Miles Teller, James Badge Dale, Josh Brolin, Taylor Kitsch, Jeff Bridge, Andie MacDowell, Geoff Stults ve Ben Hardy.

____

The Champ

Şampiyon (1979) The Champ IMDb 6.8

“Şimdiye kadarki en dokunaklı aşk üçgeni – bir baba, oğlu ve aralarına giren kadın.”

Yıllar önce ringlerden uzaklaşmış olan eski boks şampiyonu Billy  karısından ayrılmış ve kendisine adeta tapan küçük oğluyla birlikte yaşamakta önemsiz maçlara çıkarak içki parasını denkleştirmektedir. Bu esnada ortaya çıkan eski karısı çocuğun vekaletini isteyince iyice yaşlanmış ve çaptan düşmüş bu eski boksör oğlunu tekrar kazanmak için ringlere geri dönecektir.

Sinema tarihinin en çok göz yaşı döktürmüş filmlerinden biri olan “Şampiyon” açıkça duygu sömürüsü yapmaktadır ama bunu Zeffirelli’nin ustalığı ile oldukça düzeyli bir şekilde yapar. “Şampiyon” 1931 tarihli King Vidor filmi The Champ’ın yeniden çevrimidir, filmin başrol oyuncusu Wallace Beery o filmdeki rolü için Oscar kazanmıştı. 1953 tarihli The Clown’ın da bir yeniden çevrimi sayılır. O film de yine Frances Marion’un aynı hikâyesinden uyarlanmıştı ama o filmde Jon Voight’in rolünü oynayan başrol oyuncusu Red Skelton boksör değil palyaçoydu.Sert bir spor dalı olan boksu konu eden bu melodramatik filmin oldukça seyrek rastlanan da bir tarzı vardır, duygusallık dozu oldukça yüksek olan film için “kadınlar için çevrilmiş bir boks filmi” ifadesi kullanılmıştır.

___

Babam ve Oğlum

Babam ve Oğlum (2005)  IMDb 8.5

Sadık, Ege’deki çiftlikten ,üniversitede gazetecilik eğitimi için ayrılmıştır. Oysa babası Hüseyin, onun ziraat mühendisliği okuyup çiftliğin idaresini eline almasını istemektedir. Sadık, daha üniversite yıllarında politikayla aktif olarak ilgilenir. Bunu öğrenen babası Hüseyin, oğlunu evlatlıktan reddeder. 70’li yıllarda birçok siyasi olaya karışan Sadık’ı daha zor günler beklemektedir. 1980 yılının 12 Eylül günü sabah erken saatlerde karısının doğum sancılarının tutmasıyla dışarı fırlayan çift, hastaneye gitmek için araç bulamazlar, çünkü ülkede askeri darbe gerçekleşmektedir.

Sadık’ın karısı, doğum esnasında hayatını kaybeder ama küçük Deniz hayattadır. Gördüğü işkence ve yattığı hapisten sonra sağlığı bozulan Sadık, hastalığının ölümcül olduğunu anladığında Deniz’i Ege’deki çiftliğe, annesinin ve konuşmadığı babasının yanına götürmekten başka bir yol bulamaz. Çizgi romanlara ve onun büyülü dünyasına oldukça meraklı olan Deniz için evin yanaşmaları, küs teyze (Şerif Sezer), traktör kullanan ve telsizle konuşan babaanne (Hümeyra), bileğinden boğazına kadar bilezikle dolaşan gelin Hanife (Binnur Kaya) ve saf bir amca (Yetkin Dikinciler) ile tanışmak, onun için oldukça farklı bir deneyim olacaktır. Sadık ve Hüseyin’in geçmişle hesaplaşmaları ise oldukça sıkıntılı gelişmelere neden olacaktır.

____

Hachiko: Bir Kopegin Hikayesi

Hachiko: Bir Kopeğin Hikayesi (2009) Hachi: A Dog’s Tale IMDb 8.1

Hayvanseverlerin aşina olduğu gerçek bir hikayeden yola çıkan yapım, aynı adlı Japon filminin yeniden çevrimi… Profesör Parker Wilson (Richard Gere) tren istasyonunda terk edilmiş bir köpek bulur Köpeğin bir sahibi yoktur Profesör, Hachiko adlı bu şirin köpeği koruması altına alır ve evine götürür Zaman içinde ikili arasında benzersiz bir dostluk kurulur Hachiko, sahibine öylesine sadıktır ki, Profesör’ün vefatından sonra bile istasyonda onun dönüşünü beklemeye devam eder…

____

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up