Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

İşin Kuralı / Ekrem Ergüder yazdı!

Yayınlandı

tarihinde

Ekrem Ergüder / Çerçeve

Hani bazı işyerlerinde duvara asılı çerçeveler vardır.

Sararmamış ama kirlenmiş, beyaz kağıda yazılmış ifadeler içerir. “Bu işyerinde” diye başlar ve  uyulması gereken kuralları alt alta sıralar.

İnsanlar o tür tabelaları, levhaları pek sevmezler.

Kurallar uyulmamak içindir vecizesi de böyle şeylerden çıktı galiba.

Oysa hepimiz her işin kuralları olduğunu biliriz, sevmesek de farkındayızdır.

İsteklerimiz, hayallerimiz, bazen tembelliğimiz bazen de özentilerimiz kuralları hiçe saymamıza yol açabilir. Ama en vahim olanı da kuralları bilmeden çiğnemektir herhalde. Bizim lisanımız dışında başka bir dilde olmadığını sandığım; “ben yaptım oldu” veya “aman nolucak ya” gibi kalıplar da buna dahil.

Sinema ve televizyonun da kuralları var. Ortak kuralları da var farklı olanları da.

Farklılıklar her ikisinin de kendi doğasından ve hedef kitlesinden kaynaklanıyor.

Mesela film izlemek için evden kalkıp gösterimin yapıldığı salona gitmeniz gerekiyor. Televizyon izlemek için ise evden çıkmanıza bile gerek yok, kumandanızın tuşuna basmak yeterli.

Peki ya televizyonda yayınlanan sinema filmleri? Kusura bakmayın artık onlara ben sinema diyemiyorum, orada yayınlandıkları anda artık sinema olmaktan çıkıp televizyonun malı oluyorlar kanaatindeyim.

Sinema filmi kendine özgü izlenme ortamında seyircisine ulaşır. Bir ritüel olarak sinema salonunda film izleme eylemi, sinemayı sanat olarak kabul ettiren meşruiyetin de temelidir.

Düşünsenize (hele hele kışın sıkı giyinip) uzaktaki sinema salonuna doğru yola çıkıyorsunuz. Belki sevdiğiniz insanlarla birlikte bu işi yapıyorsunuz. İzlemek için de para verip bilet alıyorsunuz. Yer gösterici biletinize bakarak size yerinizi gösteriyor. Oturuyorsunuz ve filmin başlamasını bekliyorsunuz. Film başlıyor ve başka hiçbir şeyle ilglenmeden (ortam zaten karanlık) tüm dikkatinizi filme vererek izliyorsunuz.

Televizyon mu?  Ne salonu, ne yer göstericisi, ne ritüeli? Çok arsızdır. Otobüs yazıhanesinde memlekete bilet alırken bile karşınıza çıkıverir. Göz ucuyla bakıverirsiniz.

Bu tür tespitlere devam etmek mümkün. Her işin kendine göre farklı özellikleri var. Bu özellikler o işi yaparkenki şartları ve ortamı da ister istemez etkiliyor, dolayısıyla işin kuralları da değişiyor.  Yeri gelmişken belirteyim televizyondaki alt disiplinler de farklı kurallara ve geleneklere sahip. Mesela televizyon haberciliği, televizyon programcılığının çok farklı bir dalı olarak kendi geleneklerini oluşturmuştur. Yazılı basın haberciliğinden de çok farklılaşmış kuralları vardır.

Biliyorum kurallardan bahsetmek can sıkıcı.

Ama bu işleri yaparken kurallara uymanın güzel bir yanı var.

Eğer kuralları öğrenip uygularsanız yaptığınız iş “iyi” oluyor.

Tabi hiç bir televizyon stüdyosunda, çekim mekanında veya film setinde işle ilgili kuralların  yazılı olduğu bir tabela göremezsiniz. En fazla, burada sigara içerseniz 62 lira ödersiniz filan yazar. İşin kuralları; ortalık yerlerde raslayamayacağınız, yolda bulamayacağınız bilgilerdir. Sonuçta ortaya çıkan ürünü seyirci olarak izleyeceksiniz ama ürünü izlemek o işin nasıl yapıldığıyla ilgili bilgileri içermeyecektir.  Sinema, televizyon kitaplarında da raslayamazsınız. Onlarda çoğunlukla işin hikaye kısmından bahsedilir. Bazı bilgilere rastlasanız bile uygulama ile ilgili anlatılanlar hep eksik kalacaktır.

İşte bu yüzden bu meslekte esas olan meslek içi eğitimdir. Usta çırak, öğretmen öğrenci ilişkisiyle başlayan ve daha sonra da (yine ustanın gözetiminde) kendi kanatlarıyla uçmaya başlayarak süren bir öğrenme süreci. Yönetmen-yönetmen yardımcısı, kameraman-kamera asistanı, montajcı-montaj asistanı, yapımcı-yapım asistanı vb. diye devam eder. Bu örgünün dışında nadiren de olsa başarılı olmuş insanlar tabiki çıkacaktır. Ama onlar da zaten eğer sorun yaşarlarsa işin yürüyüşü sırasında yine meslek içi eğitimle bilmediklerini öğrenmek zorunda kalırlar.

Sinema-televizyon bölümünde okuyan veya yeni mezun arkadaşların tepkilerini duyar gibi oluyorum. Boşuna okul okumadınız, işin altyapısına, kültürüne yönelik bir eğitim aldınız, merak etmeyin işe başlayınca ne demek istediğimi zaten anlayacaksınız.

Televizyon ve sinemanın meslek içi eğitim alarak yetişmiş insanlar gerektirmesi  tabii ki gençlere zorluk olsun diye uydurulmuş değil.

Hem sermaye, hem de emek yoğun bir iş kolunda maliyetlerin işi tesadüflere bırakmayacak kadar  yüksek olduğunu takdir edersiniz.

Bu sebepledir ki televizyon sektörüne yatırım yapmış büyük holdinglerin patronları meslekten yetişmedikleri, işin kurallarını bilmedikleri için profesyonellerin işine hiç karışmazlar. Çocukluk arkadaşlarına, dostlarına program yaptırmak gibi lüksleri olmağını çok iyi bilirler, hangi programı kim sunmuş, ne programa nasıl dekor yapılmış, hatta kaç para ödenmiş onların hiç umurlarında bile  değildir. Ama onlar asıl dönem sonu bilançosuyla, kar-zarar hesaplarıyla ilgilidirler. Bunu hesabını da profesyonelce, profesyonellere sorarlar.

Zaten yönetim biliminin de temel prensiplerinden birisidir; yetkiyi kullanan aynı zamanda işin sorumlusudur. Profesyonellere sorumluluk yüklemek yetmez, hevesli çocukluk arkadaşınız saçını boyatıp program yapma teklifiyle geldiğinde onu red edebilme yetkisini de vermeniz gerekir.

Yoksa dönem sonunda kime neyin hesabını soracaksınız?

Neyse bütün bunları ileride çıkacak olan “Hevesliler İçin Televizyonculuk” adlı kitabımda ayrıntılı anlatacağım zaten.

O yüzden boşverin bunları en iyisi sinemaya gidip güzel bir film izleyin. Ama izlerken bu sahneyi nasıl çektiler acaba diye düşünmeden de geçmeyin.

İyi seyirler.

Ekrem Ergüder

ekremerguder@gmail.com

https://twitter.com/ekremerguder

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
1 Yorum

1 Yorum

  1. selamiyanbu

    16 Mart 2012 at 17:18

    Bu kitabı merak ediyorum. Ne zaman? Ne zaman?

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Haberi

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Tören 25 Nisan’da!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Adayları geçtiğimiz gün belli olan 93. Oscar Ödülleri’nin merakla beklenen ödül töreni tren garında düzenlenecek.

Geçtiğimiz haftalarda seyirci katılımıyla düzenleneceği açıklanan 93. Oscar Ödül Töreni‘nin bir kısmı tren garında gerçekleşecek. 25 Nisan tarihinde düzenlenmesi planlanan töreninin, COVID-19 önlemleri kapsamında bu karara varıldığı da yapılan açıklamalar arasında.

Törenin geleneksel olarak yapıldığı Dolby Tiyatrosu‘nun yanında Los Angeles şehir merkezindeki geniş tren garında (Union İstasyonu) düzenleneceği, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi Başkanı David Rubin tarafından e-posta ile açıkladı.

Salgın hastalıktan korunmak için geniş boşlukları ve mekanları mercek altına alan akademi, seyirci katılımı ile gerçekleşecek olan törenin detayları hakkında henüz açıklamada bulunmadı.

Okumaya Devam Et

Film

Emma Corrin’in Yeni Projesi Belli Oldu

Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Emma Corrin'in Yeni Projesi Belli Oldu

The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parlayan Emma Corrin’in gelecek projesi belli oldu.

Son zamanların dikkat çeken oyuncularından Emma Corrin‘in yeni projesi belli oldu. Konuşulan isim, D. H. Lawrence tarafından 1928 yılında yayınlanan Lady Chatterley’s Lover kitabının film uyarlamasında başrolü üstlenecek. Pennyworth dizisi ile güzel bir çıkış yakalayan Emma Corrin, Netflix’in çok sevilen ödüllü dizisi The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parladı.

Daha önce bir kere sinemaya, bir kez de diziye uyarlanan kitabın yeni film uyarlamasını, Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek. Filmin senaryosunu ise Life of Pi’nin senaristi David Magee kaleme alacak.

Detaylı bilgilerin henüz açıklanmadığı film, doğuştan varlıklı bir aileden gelen talihli Lady Chatterley adındaki genç bir kadının yaşadıklarına odaklanacak. Şimdiden meraklandıran film, evlendiği adama evlendikten sonra aşık olan Lady Chatterley’nin avcı bir adamla yaşadığı aşkı ekranlara taşıyacak.

Okumaya Devam Et

Liste

Amazon Prime’da Kaçırılmaması Gereken 10 Dizi

En iyiler!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Dünya genelinde 150 milyon abonesi olan, köklü stream platformu Amazon Prime’da kesin izlemeniz gereken 10 diziyi listeledik. İyi seyirler!

Community (2009–2015) IMDb 8,5

Diplomasının sahte olduğu ortaya çıkan Jeff Winger üniversiteye geri gönderilir ve burada en az kendisininki kadar şüpheli geçmişe sahip öğrenci ve öğretmenlerle tanışır. Lisans diploması iptal edilen avukat Jeff Winger, üniversiteye geri döner ve burada birkaç tuhaf tiple bir çalışma grubu kurar

Upload (2020– ) IMDb 8,0

Upload konusu, yakın geleceği ele alıyor. Dizide sanal gerçeklik hizmeti veren şirketin müşteri hizmetlerinde çalışan Nora ve arkadaşı Nathan’ın yaşadıklarını anlatılıyor.

Yakışıklı ve parti sever Nathan, kendi sürdüğü arabanın kaza yapması sonucu ağır yaralanır. Nathan’ın kız arkadaşı Nathan’ı ölümden sonra yaşamı deneyimlemek için Nora’nın çalıştığı sanal gerçeklik şirketindeki sanal gerçeklik dünyasının içine gönderir.

Counterpart (2017–2019) IMDb 8,1

Counterpant, çalıştığı şirkette paralel evrene açılan bir kapı olduğunu keşfeden bir adamın hikayesini konu ediyor. Howard Silk, Birleşmiş Milletler’e bağlı Berlin merkezli bir casusluk ajansında çalışmaktadır. Neredeyse 30 yıldır aynı şirkette çalışan Howard, tam olarak ne iş yaptığını bilmemektedir.

Fleabag (2016–2019) IMDb 8,7

Fleabag dizisinin temelini genç bir kadının insanlar ile olan ilişkilerini anlatması oluşturuyor. Takma isim olarak Fleabag adını kullanan genç bir kadının 30’lu yaşlarını sürdürürken hayatında gerçekleşen olayları aktaran bu dizi Londra’da geçmektedir.

Carnival Row (2019– ) IMDb  7,9

Carnival Row, Pact ve Burgue isimlerindeki iki ülkenin Peri Diyarı’nın hakimi olabilmek için verdiği savaş ile başlıyor. Savaşın kazananı Pact olduktan sonra da periler için zulümle dolu bir yönetime geçiliyor. Mitolojik canlıların insanlardan korktukları için temel özgürlükleri kısıtlanıyor

The Mentalist (2008–2015) IMDb 8,1

Kaliforniya Araştırma Büro’sunda (CBI), Lisbon’ın (Robin Tunney) önderliğinde ve gizemli cinayetleri çözmeye çalışan bir ekibe dahil olur ve kabiliyetini CBI’a verilen davaların sonuca ulaştırılması için kullanır. Fakat artık hayattaki tek amacı, karısı ve kızını öldüren Red John’dan intikamını alabilmektir.

 The Marvelous Mrs. Maisel (2017– ) IMDb 8,7

The Marvelous MrsMaisel 1960’lı yıllarda, New York City’de geçiyor. Şehrin lüks semtlerinden birinde eşi ve iki çocuğuyla birlikte yaşayan Miriam “Midge” Maisel hayatta istediği her şeye sahiptir. Ancak bir gün tesadüf eseri, hiç bilmediği bir yeteneğe sahip olduğunu keşfeder ve bu gelişme hayatını derinden sarsar.

The Americans (2013–2018) IMDb 8,4

The Americans; Soğuk Savaş döneminde 1980’li yılların başlarında, Ronald Reagan’ın ABD başkanlık koltuğuna geçmesinin hemen ardından; Washington, DC’de bir banliyöde çevreye iki Amerikalı görünümü veren ancak gerçekte iki KGB ajanı olan evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor

Hannibal (2013–2015) IMDb 8,5

Dr. Hannibal Lecter’ın çaylak FBI ajanı Clarice Starling’in büyük hatası sonucu hücresinden kaçışının üzerinden yedi yıl geçmiştir. Dr. Lecter, bu kaçışının ardından Floransa’ya gidip yerleşmiş hayatın tadını çıkarmaktadır; fakat Clarice Starling hala Dr. Lecter ile yedi yıl önce en yüksek güvenlik önlemlerinin olduğu tehlikeli deliler koğuşunda yaptığı görüşmeyi unutmamıştır.

Dr. Lecter’ı unutmayan biri daha vardır: Mason Verger. Dr. Lecter’ın eski bir kurbanı olan Mason Verger onun elinden güçlükle kurtulmuştur. Verger domuz besiciliğiyle kendine bir imparatorluk yaratmıştır ve de Dr. Lecter’dan intikam alma duygusuyla yanıp tutuşmaktadır. Dr. Lecter yüzünden bir soluk makinesine bağlı yaşamak zorunda kalan Verger’in zenginliği sayesinde elinde çok geniş imkanlar vardır ve kendi kurduğu dünyada en ufak bir hareketi bile hissetmektedir. Mason Verger sonunda Dr. Lecter’ı nasıl tuzağa düşüreceğini bulur. Dr.Lecter’a onun için dünyanın en değerli ve en zarif yemini sunacaktır. Verger’in bu yemi Dr. Lecter’a sunmasında Clarice Starling’i kendinde bir saplantı haline getiren FBI başmüfettiş yardımcısı Paul Krendler da ona yardım edecektir.

Mozart in the Jungle (2014–2018) IMDb 8,2

Mozart in The Jungle’ın konusu New York Senfoni Orkestrası’nın emektar Şefi Thomas’ın yerine dönemin en başarılı, genç şefi Rodrigo’yu getirmesi üzerine şekilleniyor. … Bunların yanında New York Senfoni Orkestrası’nda yer almak için can atan obuacı Hailey’in hayatı dizide anlatılıyor.

Okumaya Devam Et

Popüler