Bizimle İletişime Geçin

Festivaller

İran’dan Berlin’e Giden Bir Taksideyiz

Yayınlandı

tarihinde

yazar_serkanbastimar_

Plakasına denk gelen 34’le daha da bir anlam kazanan İstanbul Film Festivali’nde nihayet salonlardaki o güzel havayı soludum. Böylesine bir atmosfere öylesine açmışım ki bir günde 3 film izleyerek dağlaşan özlemimden bir taş parçasını koparabildim.
Sabah saat 10’u gösterdiğinde, Atlas Sineması’nda aldım soluğu. Yüzlerinden henüz uyku izini silememiş sinema yazarları, eleştirmenler ve ‘sanat sevicileri’ ile selamlaşıp perdeye nazır bir koltukta yerimi aldım.

Hitler'e Suikast filminden...

HİTLER’E SUİKAST- ELSER

İlk film, Hitler’e Suikast-Elser oldu. Oliver Hisrchbiegel’in yönettiği film, derin soluk alışlarıyla başladı. Hitler’in konuşma yapacağı salona devasa bir patlayıcı düzeneği yerleştiren Georg Elser’in sonu belli girişimini sonunu merak ederek izledim.

Hayatla arası kadınlarla olduğundan daha kötü karakterimiz Georg Elser’in (Christian Friedel) hiçbir ideoloji ya da grubun desteğini almadan giriştiği tek kişilik suikast filmi, adında taşıdığı ‘Hitler’ ibaresinden çok dönemin karamsarlığını ve Yahudi Soykırımı’na giden süreci anlatıyor. İşkenceler paralelinde yapılan ‘flashbackler’ Hitler’in yükselişiyle birlikte Alman toplumundaki ayrışmayı da gözler önüne seriyor.

Tek kişilik isyanın sembolü Georg Elser’in çılgınlığının altında yatan nedenleri tek tek izlerken, Nazi subaylarının bir türlü anlam veremediği bu suikast ve düşmanın daha çoğul bir ‘şey’ olması gerektiğini düşünmeleri filmin en ilginç noktalarındandı…

pride-onur
PRIDE-ONUR

110 dakikalık filmin ardından bir soluk alacak kadar verilen mola sonrası aynı koltuktan bu defa Matthew Warchus’un Pride-Onur’uyla başbaşaydım.
Demir Leydi Margaret Thatcher’in muhafazakar ve totaliter iktidarı sırasında bir grup eşcinselin madencilere desteğinin hikayesini anlatan film, hem içerdiği onurlu hikaye, hem atmosferi hem de verdiği mesaj bakımından çok etkileyiciydi. 2005’teki C.R.A.ZY. filmini andırsa da ondan daha güçlü hikayesi olan Pride, tarihe geçecek bir dayanışmayı güzel bir dille perdeye yansıtmış.
taksi-tahran-panahi

TAXI TEHERAN-TAKSİ

Günün son filmi ise İran’dandı. Tahran sokaklarında taksici kılığında dolaşan bir yönetmenin araç kamerasına yansıyan maceraları ile Cafer Penahi (oryantalist deyimle Jafar Panahi) ülkesindeki yasakları delip minimalist bir başyapıta imza atmış. Toplumdaki baskıyı aracına aldığı ilginç tiplerle anlatan Penahi, bu filmi ile 65. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülüne layık görülmüştü.

Abbas Kiyarüstemi’nin tarzına çok yakın olan Taksi, sinema tutkunu korsan cd’ci, umutsuz avukat, sinema aşığı kız çocuğu tiplemeleri ile de dikkat çekiciydi.

Penahi Taksi filmiyle ‘düşük bütçe ile nasıl güzel bir film çekilir’ sorusuna da yanıt veriyor. Filmin bitişindeki ‘roll caption’u siyaha bırakan Penahi bu tavrıyla da sisteme ince bir sitem yolluyor.

sinema-seyirci-
Üç filmi bünyede erittikten sonra yollara düşerken yaklaşık 6 saatlik bir oturma rekoruna imza atmanın verdiği gururu metrobüste ayakta durarak kutladım.

Sıradaki üç film birdeni ise şimdiden iple çekiyorum…

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Bir Düş Gördüm Filmine Nepal’den Büyük Ödül

Festival yoluculuğu ödüller ile devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Bir Düş Gördüm

Murat Çeri’nin ilk sinema filmi olan Bir Düş Gördüm, festival yolculuğuna topladığı ödüller ile devam ediyor.

2018 yılında Malatya Film Festivali’nin Platform Seçkisine kalan ve projeler arasından birinci olup TRT ön alım desteğini kazanan, TRT Ortak Yapımı olarak yola çıkan Bir Düş Gördüm filmi uluslararası adıyla In My Dream Dünyanın çeşitli ülkelerinden ve festivallerinden ödüller almaya devam ediyor.

Geçen hafta Hindistan’da düzenlenen 11. Dada Saheb Phalke Film Festival-22’de ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödülünü kazanan Bir Düş Gördüm filmi Nepal’den de ödülle döndü. Film, Nepal Uluslararası Film Festivalinde ‘En İyi Uzun Metrajlı’ filme verilen IFFS Don Kişot Ödülü’nü kazanarak yeni bir başarıya imza attı.

TRT Ortak Yapımı filmin konusu ise şu şekilde: Tarık 8-10 yaşlarında Şehirli bir çocuk. Babası bir araba kazasında ölür; Kendisi hafıza kaybı geçirir. Annesi ise hastanede komadadır. Kimsesi olmadığı için köye dedesiyle ninesinin yanına gönderilir. Tarık kazadan sebep Hiçbir şey hatırlamasa da sürekli geçmişiyle ilgili simgesel rüyalar görür. Günlerden bir gün evlerinin orada arabanın çarptığı bir eşek ölü bulunur. Bu eşeğin yeni doğmuş bir de sıpası vardır. Tarık bu Sıpayla kendi durumu arasında bir bağ kurar. Ve onu yaşatmayı kendine vazife bilir.

Okumaya Devam Et

Festivaller

40. İstanbul Film Festivali Çevrimiçi Mayıs Seçkisini Duyurdu

Pedro Almodóvar filmi The Human Voice da seçkide bulunuyor.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

40. İstanbul Film Festivali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 40. İstanbul Film Festivali’nin dokuz filmden oluşan çevrimiçi Mayıs Gösterimleri’nin ilk bölümü, 6-16 Mayıs’ta yapılacak. Mayıs Gösterimlerinin biletleri 5 Mayıs Çarşamba passo.com.tr’de satışa açılacak. Gösterimlerin ikinci bölümü ise 20 Mayıs’tan itibaren yine filmonline.iksv.org’da gerçekleşecek.

İstanbul Film Festivali’nde uluslararası festivallerden merakla beklenen dokuz film, 6-16 Mayıs tarihlerinde filmonline.iksv.org’da çevrimiçi olarak gösterilecek. Mayıs Gösterimleri arasında 2021 Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı–En İyi Yardımcı Oyuncu Ödülü kazanan, Bence Fliegauf’un Orman – Seni Her Yerde Görüyorum, yine Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı–Jüri Ödülü kazanan Bay Bachmann ve Sınıfı, Sundance’ten İzleyici Ödüllü belgesel Ateşle Yazmak, Fildişi Sahili’nin kısa listeye kalan Oscar adayı Kralların Gecesi ve Pedro Almodóvar’ın Jean Cocteau’nun aynı oyunundan uyarladığı iki filmi, İnsan Sesi ve Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar da yer alıyor.

  • 6 Mayıs Perşembe 21.00 – 11 Mayıs Salı 21.01 Dünyanın En Güzel Oğlanı / The Most Beautiful Boy in the World / Kristina Lindström, Kristian Petri
  • 7 Mayıs Cuma 21.00 – 12 Mayıs Çarşamba 21.01 Kralların Gecesi / La Nuit des Rois / Night of the Kings / Philippe Lacôte
  • 8 Mayıs Cumartesi 21.00 – 13 Mayıs Perşembe 21.01 İnsan Sesi / The Human Voice / Pedro Almodóvar
  • 8 Mayıs Cumartesi 21.00 – 13 Mayıs Perşembe 21.01 Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar / Mujeres al borde de un ataque de nervios / Women on the Verge of a Nervous Breakdown / Pedro Almodovar
  • 9 Mayıs Pazar 21.00 – 14 Mayıs Cuma 21.01 Orman – Seni Her Yerde Görüyorum / Rengeteg – mindenhol látlak / Forest – I See You Everywhere / Bence Fliegauf
  • 13 Mayıs Perşembe 21.00 – 18 Mayıs Salı 21.01 Ateşle Yazmak / Writing with Fire / Sushmit Ghosh, Rintu Thomas
  • 14 Mayıs Cuma 21.00 – 19 Mayıs Çarşamba 21.01 Gezegen / El Planeta / Amalia Ulman
  • 15 Mayıs Cumartesi 21.00 – 20 Mayıs Perşembe 21.01 Bay Bachmann ve Sınıfı / Herr Bachmann und seine Klasse / Mr Bachmann and His Class / Maria Speth
  • 16 Mayıs Pazar 21.00 – 21 Mayıs Cuma 21.01 Suzanna Andler / Benoît Jacquot
Okumaya Devam Et

Festivaller

24. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Tarihleri Yenilendi

Festivalin tarihleri güncellendi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali

Bu sene 24. sü düzenlenecek olan “Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali“nin tarihleri yenilendi.

24. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 27 Mayıs3 Haziran tarihleri arasında çevrimiçi gösterimlerle, 4 Haziran 11 Haziran tarihleri arasında ise Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi ve CerModern’de açık hava sinemasında izleyicilerle buluşacak. Festivalin Onur Ödülleri, Bilge Olgaç Başarı Ödülleri, Tema Ödülleri ve Genç Cadı Ödülü’nün sahiplerini bulacağı açılış töreni ise 4 Haziran akşamı yapılacak.

Bu yıl Araftan Çıkmak temasıyla düzenlenen “24. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali“nin programında direnen, ilham veren, dayanışan kadınların hikâyelerini anlatan yapımlar yer alıyor. Ocak ayında gerçekleştirilen Sundance Film Festivali’nde Dünya Sineması-Belgesel bölümünde Jüri Özel ve İzleyici Ödüllerine layık görülen Writing With Fire programın öne çıkan filmlerinden. Sushmit Ghosh ve Rintu Thomas yönetmenliğini üstlendiği film, Hindistan’ın en alt kastı olan Dalit kadınlarının hem özel hem de mesleki hayatlarındaki zorlukları aşarak oluşturdukları kadın muhabirler ağını anlatıyor.

Programın heyecan veren diğer filmleri arasında ise; Şubat ayında yapılan Berlin Film Festivali kapsamında izleyiciyle buluşan Memory Box ve Copilot yer alıyor. Joana Hadjithomas ve Khalil Joreige yönetmenliğinde ana yarışmada gösterilen Memory Box; 80’li yıllardan kalma mektup, fotoğraf ve ses kayıtlarıyla dolu bir kutudan annesine dair hiç bilmediklerini öğrenen bir genç kızın hikâyesini anlatırken, Panorama bölümünde gösterilen Anne Zohra Berrached imzalı Copilot özellikle başrol oyuncusu Canan Kir’in etkileyici oyunculuğuyla aşkın bizi nasıl çıkışsız bir yola sürükleyebileceğini anlatıyor.

Oscar Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Film kategorisinde ilk kez iki kadın yönetmenin filmi birden aday olmuştu. Bu iki film de Uçan Süpürge’de izleyiciyle buluşacak. Kaouther Ben Hania’nın yönetmen koltuğunda oturduğu, sevgilisiyle buluşmak için Lübnan’dan Paris’e gitmeye çalışan Suriyeli mülteci Sam Hana’nın yaşamının izini süren Derisini Satan Adam / The Man Who Sold His Skin ve Jasmila Žbanić’in Srebrenitsa’da, Birleşmiş Miletler için tercümanlık yapan Aida’nın savaş sırasında eşinin ve çocuklarının hayatını kurtarma çabasını anlattığı Nereye Gidiyorsun Aida?/Quo Vadis Aida?. Her iki yönetmenin de festivale konuk olarak katılması bekleniyor.

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali programının tamamı ve etkinlikleri önümüzdeki günlerde açıklanacak.

Okumaya Devam Et

Popüler