Bizimle İletişime Geçin

Liste

Iñárritu ve 6 Başyapıtı

Rıfat Can Cihangir’den detaylı bir yönetmen incelemesi…

Yayınlandı

tarihinde

Rıfat Can Cihangir hazırladı…

Alejandro-Inarritu

Alejandro González Iñárritu Kimdir?

Alejandro González Iñárritu, 15 Ağustos 1965 doğumlu Akademi ödülü sahibi Meksikalı yönetmendir.

Hector González Gama ile Luz María Iñárritu’nun çocukları olarak dünyaya gelmiştir. 2007 yılında Babil filmi ile En iyi Yönetmen Akademi Ödülü‘ne ve En İyi Film Akademi Ödülü‘ne aday gösterilen yönetmen 2015 yılında ise Birdman filmi ile En İyi Yönetmen, En İyi Film ve En İyi Özgün Senaryo ödüllerini kazanmıştır. 2016 yılında ise The Revenant filmi ile En İyi Yönetmen ödülünü kazanmıştır.

2007 Venedik Film Festivali jüri üyelerinden biridir.

Henüz kısa filmlerinde bile ön plana çıkan, filmin zaman ve mekan boyutundaki kırılmaları farklı bir boyutla ele alarak filmsel zaman yaratımında usta olacağının sinyallerini veren Iñárritu, özgün bir yönetmen olacağına da işaret ediyordu. Nitekim Amores Perros filmiyle bunu başararak filmleri partlara bölmüş ve bir kazayla birbirinden bağımsız insanların hayatlarını ortak noktada kesiştirerek onlara bir kader sunmuştu. Iñárritu daha sonra bu filminde kullandığı anlatım tekniğini, Yılmaz Güney’in Yol filminden ilham alarak oluşturduğunu söyleyecekti.

Şimdi kısaca Iñárritu‘nun filmografisine girerek, ilerleyen hayal dünyasını ve kendini asla tekrar etmeyen filmleriyle neden büyük bir yönetmen olduğunun altını daha kalın çizelim; çünkü zarureti mevcut bu hakkı vermenin.

Amores Perros 2000 IMDB 8.1

88648f71716869d732286ca621dde111

Film Meksiko’da geçen ve buluşma noktaları bir trafik kazası olan üç farklı hikayeyi anlatıyor. İşsiz genç Octavio, ağabeyinin karısı Susana ile evden kaçarak uzaklarda yeni bir hayat kurma planı yapmaktadır ve bunun için köpeği Cofi’yi kaçması için gerekli parayı toplamak adına dövüştürür. Özünde uysal bir ev köpeği olan Cofi,zamanla azılı bir dövüşçüye dönüşür. Böylelikle kardeşinin karısı ile yaşadığı aşk ve soyguncu ağabeyi ile arasındaki sorunlar giderek karmaşık bir hâl alır. Bu bölümden sonra filmlerin partlara ayrıldığını anlarız bu partın adı Octavia Ve Susana’dır.

İkinci partta ise 42 yaşındaki Daniel ve güzel manken Valeria’nın hikayesini izler. Daniel, manken Valeria ile birlikte yaşamak için ailesini terk eder. Yeni hayatlarını kutladıkları gün, Valeria trajik bir kazada sakat kalır. Bu kaza sonucu Valeria’nın sakat kalması ve köpeğini kaybetmesi, aşklarını yıpratmaya başlar. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste deyimine cuk oturan tabiriyle filmin bu partı hayatta yaratılan olumsuzlukların insana geri dönceği konusundaki manevi inanışın ağır sinyallerine boğar bizi.

Üçüncü parta geldiğimizde ise yıllarca hapis yattıktan sonra kiralık katil olarak çalışan eski komünist gerilla, El Chivo’nun hikayesini anlamaya başlarız, idealleri uğruna eşini ve çok sevdiği kızını terkeden El Chivo, harabelerde yaşamakta ve sokak köpeklerini kendine arkadaş edinmektedir. Kazanın vuku bulması sonucunda Octavia ve Valeria’nın da bulunduğu kaza yerine gelen El Chivo Cofi’yi bulur, onu alır ve iyileştirir. Bu karşılaşma, onun acı dolu geçmişiyle başa çıkmasına yardımcı olacaktır. Cofi eski mutlu, sakin günlerine kavuşmuştur ancak artık gizli dünyasına sakladığı vahşilik ve şiddet, El Chivo’yu çok üzecek sonuçlar doğurur. El Chivo’nun, Cofi ile ne kadar benzeştiğini görürüz bu andan sonra, kafasına silah dayadığı Cofi’nin “Ben bana öğretileni yaptım” bakışı ile kendi iç çatışmasını tekrar yaşar ve köpeği vuramaz. Kendisini ölü zanneden kızına sesli bir mesaj bıraktıktan sonra Cofi ile uzaklara gider. Octavio kazadan yaralı kurtulur ancak ağabeyi bir banka soygununda hayatını kaybeder. Susana, Octavio ile uzaklara gitmeyi tüm bu yaşananlara rağmen reddeder. Olabilecek en kötü finaller karşılar bizi tıpkı dünyanın anlam veremdiğimiz düzeni gibi filme öyleyse neden böyle böyleyse neden öyle oldu sorularını sormaya başlarız ancak bu noktada filmin yıllarca hafızalardan çıkmayacak o repliğini duyarız.

“Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarından söz et.”

Paramparça Aşklar Köpekler (İspanyolca: Amores Perros/Aşk Kancıktır) Meksikalı yönetmen Alejandro González Iñárritu‘nun 2000’de çektiği ilk uzun metrajlı filmidir. 2001 yılında “En İyi Yabancı Film” dalında Oscar ve Altın Küre adayı olan film, Chicago, Tokyo, Cannes, Los Angeles, Moskova, Havana Film Festivalleri gibi pek çok uluslararası festivalde toplam 30 ödül aldı.

https://www.youtube.com/watch?v=xvwk-xYZcr0

__________

l-21-grams-624c6197

21 Gram IMDB 7.7

Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman aralığında geçen film, üç farklı insanın başına gelenleri konu almaktadır. Filmin zaman kavramıyla oynamayı seven yönetmen bu filminde de zaman duygusunu spiritüel bir konunun izin verdiği ölçüde değiştirerek ve kırarak bizlere sunuyor konu ise şöyle;
Paul Rivers sigara bağımlılığı olan, karısından bir bebek istemiş fakat karısı  kürtaj yaptırdığı için tekrar ondan tekrar bebek isteyen bir matematik profesörüdür. Şimdi ölümle yaşam arasında kalmış ve kalp nakli için beklemektedir

,tabi ona uygun bir kalp bulabilirse. Ölümle yaşam arasında giden başkarakterimiz ikinci bir hayat ve rahat bir nefes alabilmek için yaptıklarını izlerken zamanın ve hayatın ne kadar değersiz şeyler için harcandığını sorgulatır izleyiciye.

İkinci partta ise Cristina Peck kocası ve iki çocuğu olan uyuşturucuyu bırakmış şimdi hayatına yol vermeye çalışan bir annedir. Çocukları da kocası da kendisini çok sevmektedir.

Üçüncü partta ise Jack Jordan  zamanında başı beladan kurtulmayan, uyuşturucu ve alkol kullanmış bir adamdır. Onun da iki çocuğu ve kendisini çok seven karısı vardır. Zaman zaman garip davranışlar sergilese de artık her şeyi düzeltmeye karar vermiş ve dindar bir insan olmuştur.

Bir gün Paul artık hayatta kalmanın ona sunduğu derin acıya dayanamazken, Jack Jordan da işten atılır ve bu talihsizlik kendi doğum gününe denk gelir. Jordan bu kafa dağınıklığıya arabasını sürerken bir anda iki çocuk ve babadan oluşan bir aile önüne çıkar ve arabayı durduramayarak, onlara çarpar. Ne yapacağını şaşıran Jack Jordan, ordan son sürat kaçar ama sonra büyük bir vicdan azabı duyarak ve polislere kendi isteğiyle teslim olur. Hayatında tam her şey doğruya gidecekken bu olayın başına gelmesi onu yine içinden çıkılmaz bir duruma sürükler. Çarptığı baba ve çocukları ise Christina’nın kocası ve çocuklarıdır. Bu kazada üçü de hayatını kaybeder ve kocasının kalbi Paul’a takılır. Paul artık ilişkisine son noktayı koymuş, kendisine kalbini veren adamı araştırmaya girişir. Hapishaneden avukatı sayesinde çıkan Jack ise eve geldiğinde küçük oğlu tarafından pek hoş karşılanmaz, Christina tekrar uyuşturucuya başlar ve tanıştığı Paul Rivers ile flört etmeye başlar. Paul ile Jack’in karşılaşmaları olan gün ise artık karmakarışık işleri daha da karışacaktır.

 Iñárritu bu filmindede hayatın tek düzeninin kaos oluşunu, duygusal durumlara sebebiyet verecek bir kazayla izah eder. Filmin adının ise ruhun 21 gram ağırlığa sahip olduğu inancından, geldiğini söyler.

“Yine bir 4 yol kavşağında,
Kopan, birleşen insanlar,
Paramparça hayatlar, aşklar, duygular
Ölürken 21 gram kaybediliyormuş.
Peki hayatta kalanın vicdan azabı kaç bin ton ?”

https://www.youtube.com/watch?v=L2rK8w2ZpGw

__________

184f1d7b60908c7419b71b3fd138278f

Babel 2006 IMDB 7.5

Fas’ın, Çöllük arazide kurulu bir köyünde, keçilerin çobanlığı yapan iki kardeş olan, Ahmed ve Yusuf , babalarının yeni aldığı tüfeği denemek için dağın yamacına gidip atış talimi yaparlar. Atış konusunda daha deneyimli olan küçük kardeş Yusuf, satıcının dediği gibi, tüfeğin menzilinin 3 kilometre olup olmadığını denemek için yüksek bir tepeye çıkar. Tepenin aşağısındaki yoldan geçen yolcu otobüsüne nişan alıp ateş eder. İsabet ettiremediğini düşünerek abisiyle birlikte evlerine geri dönerler. Fakat Yusuf ardında bıraktıkları trajedinin farkında değildir zira mermi otobüsün camından içeri girerek, kocası Richard ile seyahat için ABD’den gelen Susan’nın , boynuna isabet eder. Otobüste bulunan herkes bir anda paniğe kapılmasına rağmen çaresiz kalan Richard etrafından yardım ister ama sadece yayın organlarında ABD’lileri işgalci, barbar olarak tanıyan yolcular çifte hiç yardım etmek istemezler. Richard’ın bu andan sonra amacı ambulans gelene kadar bir saat otobüsün beklemesini sağlamaktır neyseki bunu yolculara kabul ettirir.
Richard, acil yardıma uzak oldukları için Susan’ı kucağına alarak en yakınındaki köye götürür. Hataları yüzünden bir çocuklarını kaybetmiş çift, kötüye giden evliliklerini kurtarma için çıktıkları tatilde böyle bir statik iç çatışmanın içinde kalmışlardır. Nereden geldiği belli olmayan bu kurşunun Amerikalı çiftlerden Susan’ı yaralaması haberi üzerine, Fas’ın ABD konsolosluğu devreye girerek tüm dünyada terör saldırısı alarmı verir. ABD, vatandaşlarının terörist saldırısına uğradıklarını düşünmektedir.
Susan ve Richard, yolculuğa çıkarken çocukları Debbie ve Mike’ı  ABD’deki evlerinde daimi bakıcıları, meksikalı Amelia’ya  bırakmışlardır. Richard evi arayıp başlarından geçen olayı Amelia’ya anlatır. Fakat Amelia’nın, Meksika’da oğlunun düğünü vardır ve gitmek zorundadır. Çocuklara bakacak kimseyi bulamayınca, onları da yanına alarak sınır ötesindeki Meksika’ya gider. Meksika’nın tehlikeli olduğu düşüncesi ile büyüyen çocuklar bu süreçte oldukça tedirgindirler. Düğün bittikten sora, ABD’ye geri dönüşte Amelia’nın yanında yeğeni Santiago’da  vardır. Sınırdan geçişte ABD polisi sorun çıkarır. Asi bir ruha sahip genç Santiago, polisten kaçmaya çalışınca durumu daha da zora sokar.
Bu sekanstan sonra dünyanın diğer ucu Japonya’ya döneriz, Yasojiro’nun  yakın zamanda karısı ölmüş, tüm sevgisine rağmen sağır ve dilsiz kızı Chieko  ile bir türlü iletişim sağlayamamıştır. Annesinin intihar etmesinden de derin bir şekilde etkilenen Chieko, insanlarla iletişim sağlamak için bedensel bir çözüm arayışı içerisine girerek sınırları zorlamaktadır. Bunun yanı sıra Japon polisi, faklı ülkelere giderek av yapmayı seven işadamı Yasojiro’yu, üzerine kayıtlı bir tüfekle suç işlendiği gerekçesiyle aramakta ve hikaye bu noktada yine birleşmektedir.

“Her şey bir kelebek etkisidir.”

__________

l-biutiful-7b80be16

Biutiful 2010 IMDB 7.5

Eşi tarafından terkedilmiş bir baba iki küçük çocuğuna tek başına bakmaya çalışmakta ve işportacılık yapmaktadır. Bu işportacılığın düzeni ise gettodaki göçmenler tarafından oluşturulmuş bir illegal ağın ekseninde dönmektedir. Bardem yönettiği bu işporta ağı dışında geceleri ölmüş aile yakınlarına giderek ölü olan cesetlerle aile arasında bağ kurarak dialogları aileye aktarmakta ve gece mesaisi olarak da bu işi yapmaktadır. Bu karmaşık düzen bir süre devam etse de işporta ağının polisler tarafından organize bir atakla göçmenlere yönelik yakalama operasyonundan sonra sekteye uğramasıyla Bardem para kazanamaz hala gelir üstelik bu süreçte onu terkeden eski karısının fahişelik yaptığı gerçeğiyle yüzleşir ve üstüne üstlük kanser olduğunu haberini de alır.  

Iñárritu‘nun ilk üç filmlik kurgusal düzleminden sonra bu düzeni terkettiği ilk film olan Biutiful Bardem ürkütücü derece realist ve çaresiz bir dünyayı metropolde yaşam savaşı veren çaresiz bir baba üzerinden anlatıyor ancak bunu yaparken maneviyatı ruhaniyeti ve tıpkı Hz. İsa’nın “sana bir tokat atana diğer yanağını çevir” felsefesini hazmettirerek ince ince dokuyor filmini bu anlamda yönetmenin kendini asla tekrar etmeyen bir çizgiye sahip olması onu bu filmle de çok özel bir yere taşıyor.

“Bu hayat sana karşılıksız verilmiş bir hediye. Zamanı gelince, yine karşılıksız geri vermen gereken.”

__________

aec030f876d836e92cf31791a1ed3a2c

Birdman 2014 IMDB 7.8

Riggan Thompson 80’lerde Birdman isimli süper kahraman serisinde oynamış 50’li yaşlarda bir aktördür. Daha sonra ise kayda değer bir başarıya imza atamamış ve Birdman’in etkisinden hala kurtulamamıştır.

Riggan kariyerinde tekrar çıkışa geçmek için Raymond Carver’ın bir hikayesini tiyatroya uyarlamaya karar verir. Oyunun yapımcılığını avukatı ve en yakın arkadaşı Jake üstlenirken oyuncu kadrosunda kendisinin yanında sevgilisi Laura ve ilk kez Broadway’ye çıkacak olan Lesley bulunmaktadır. Uyuşturucu bağımlılığı dolayısıyla rehabilitasyondan yeni çıkmış kızı Samantha da asistanlığını yapmaktadır.

Bir prova sırasında oyunculardan biri olan Ralph’in kafasına dekor düşer ve yaralanır. Riggan, bu kazayı Ralph’in oyunculuğundan memnun olmadığı için bilerek ayarladığını Jake’e itiraf eder ve yerine birini bulmasını ister. Sonunda Lesley’nin sevgilisi ve ünlü Broadway oyuncusu Mike Shiner ile anlaşırlar. Mike çok başarılı bir oyuncu olsa da çekilmez karakteriyle tanınmaktadır.

Oyunun ilk gösterimi yaklaşırken Riggan tüm zorluklara rağmen tüm kariyerini bağladığı bu oyunun başarılı olması için elinden geleni yapmaya kararlıdır.

Birdman Amerikan Film Enstitüsü dahil birçok yerden olumlu eleştiri toplamıştır ve 2014’ün en iyi filmlerinden biri olarak gösterilmiştir. 7 tane Altın Küre’ye aday gösterilmiştir. Müzikal veya Komedi Dalında En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Müzik dallarında aday gösterilmiş ve En İyi Senaryo ödülünü kazanmıştır. Ayrıca Edward Norton,En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve Emma Stone En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dallarında aday gösterilmiştir. Michael Keaton En İyi Aktör ödülünü kazanmıştır. 87. Akademi Ödülleri’nde En İyi Film kategorisi dahil olmak üzere 9 dalda aday gösterilmiş, En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Özgün Senaryo ve En İyi Sinematografi olmak üzere 4 ödül kazanmıştır.

Iñárritu‘nun bu filmle kullandığı planların anlatıma hizmet etmsindeki ustalık bir yana dursun konu seçimindeki tavizsiz özgüveni ve artık kendini asla tekrar etmeyen bir çizgiye sahip olmasıyla Oscar da tartışmasız hak ettiği bir ödül oluyordu zira sanatın ve sanatçının sarsılıp ölmeye yüz tuttuğu şu zamanlarda eski bir süper kahraman aktörün yeni hayata duyduğu öfke onu sanatın kökenlerinden olan tiyatroya daha sıkı bağlar burada sanatçıyla teknoloji devri arasında kaçınılmaz bir ters orantı vardır.

Iñárritu’nun gerek sinematografisiyle gerek yönetimiyle ustaca içinden çıktığı bu özgün yapıt onu bir sonraki durağına sevk ediyordu daha cesur bir durağa.

“Bir şey neyse odur, o şey hakkında söylenenler değil.”

__________

c0d0065f9d081f07af56d69334402b9d

The Revenant 2015 IMDB 8.0

1823 yılında kürk avcısı Hugh Glass sefer aramasında iken ayılar tarafından vahşice saldırıya uğrar ve yaralanır. Yoldaşlarından John Fitzgerald Glass’ın genç yarı Kızılderili oğlunu öldürürken kendisini de soyar ve ölüme terk eder. Fakat Glass hayatta kalır ve kağnı ile 200 mil kadar gidip kendisine ihanet edeni bulmak ve oğlunun intikamını almak için arayışta bulunur.

Film Iñárritu‘nun ustalık eseri diyebiliriz zira intikam gibi Hollywood için klişe sayılabilecek bir konuyu öyle derinlikle işlemiş ki filmin sonunda mağdurun mağdur etme felsefesini bir kızılderili yoluyla öğrenen Hugh Glassbu intikamı almaktan kendini yine alıkoyamaz.

Filmin görüntü yönetmeni Lubezki ise kendi alanında krallığını Iñárritu ile öyle müthiş bir sinerji yaratmışki filmin ilk on beş dakikalık savaş sekansında güçlünün zayıfı ezdiği doğanın kanunlarının net olarak anlatıldığı kamera hareketleriyle film adeta sessiz bir resitale dönüşüyor. Uzun süre hafızalardan silinmeyecek sekansıyla insanoğlunun hayatta kalmak için neleri göze alabildiğini gözler önüne seren Iñárritu ve  Lubezki umarız bu ortaklığı sürdürürler.

Film En İyi Yönetmen En iyi Görüntü Yönetmeni En İyi Erkek Oyuncu Oscarlarını kazandı ve  son filmiyle Alejandro González Iñárritu emin adımlarla yürüdüğü bu maceradan muzaffer ayrıldı.

“İçim kan ağlıyor ama intikam insanın değil Tanrı’nın ellerindedir.”

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Liste

2021’in Öne Çıkan 10 Oyuncusu

IMDb açıkladı!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Filmler, diziler, televizyon programları, video oyunları ve internet içerikleri hakkında bilgiler barındıran çevrimiçi bir veri tabanı IMDb, 2021 yılı boyunca öne çıkan 10 oyuncuyu açıkladı. İşte 2021’de talihi dönen isimler karşsınızda.

 10. Elizabeth Olsen

9. Regé-Jean Page

8. Florence Pugh

7. Ana de Armas

6. Yvonne Strahovski

5. Anya Taylor-Joy

4. Alexandra Daddario

3. Jodie Comer

2. Ben Barnes

1. Lily James

Okumaya Devam Et

Liste

Variety 2022 Oscar İçin “En İyi Erkek Oyuncu” Tahminlerini Açıkladı

Ödül töreni, 27 Mart 2022’de düzenlenecek!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

2022 Oscar Ödülleri’ne adayları belirleyecek oylama, 27 Ocak’ta başlayacak. Adaylar 8 Şubat’ta resmi olarak açıklancak.

Beklenen güne sayılı günler kala sinema camiasından ise tahminler gelmeye başladı. Dünyaca ünlü sinema dergisi “Variety”, 2022 Oscar Ödülleri’nin En İyi Erkek Oyuncu kategorisindeki tahminlerini açıkladı. İşte 27 Mart 2022’de düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak Oscar Ödülleri’nde heykelciğe ulaşması olası görünen isimler şu şekilde.

10. Simon Rex (Red Rocket)

9. Peter Dinklage (Cyrano)

8. Javier Bardem (Being the Ricardos)

7. Oscar Isaac (The Card Counter)

6. Clifton Collins Jr (Jockey)

5. Leonardo DiCaprio (Don’t Look Up)

4. Denzel Washington (The Tragedy of Macbet)

3. Benedict Cumberbatch (The Power of the Dog)

2. Andrew Garfield (Tick, Tick … Boom!)

1. Will Smith (King Richard)

Okumaya Devam Et

Liste

Variety 2022 Oscar İçin “En İyi Film” Tahminlerini Açıkladı

Ödül töreni, 27 Mart 2022’de düzenlenecek!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

2022 Oscar Ödülleri’ne adayları belirleyecek oylama, 27 Ocak’ta başlayacak. Adaylar 8 Şubat’ta resmi olarak açıklancak.

Beklenen güne sayılı günler kala sinema camiasından ise tahminler gelmeye başladı. Dünyaca ünlü sinema dergisi “Variety”, 2022 Oscar Ödülleri’nin En İyi Film kategorisindeki tahminlerini açıkladı. İşte 27 Mart 2022’de düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak Oscar Ödülleri’nde yarışması olası görünen yapımlar şu şekilde.

10. West Side Story (2021) Steven Spielberg

1957 yapımı müzikalin uyarlaması olan West Side Story, iki genç arasındaki yasak aşkı ve farklı etnik kökenlere sahip olan iki sokak çetesi arasındaki rekabeti konu ediyor.

9. Don’t Look Up (2021) Adam McKay

Don’t Look Up, dev bir göktaşının gezegeni altı ay içinde yok edeceği konusunda insanları uyarmak için çalışan iki gökbilimcinin hikayesini konu ediyor.

8. The Tragedy of Macbeth (2021) Joel Coen

Macbeth, üç kahin tarafından, İskoçya’nın kralı olacağına ikna edilen bir İskoç lorduna odaklanıyor. Bir İskoç lordu ile iletişim kuran üç kahin, ona İskoç kralı olacağını söyler. Bunun üzerine lord ve onun hırslı eşi, tacı ele geçirmek için harekete geçer.

7. Licorice Pizza (2021) Paul Thomas Anderson

1970’lerin San Fernando Vadisi’nde geçen Soggy Bottom, aynı zamanda başarılı bir çocuk oyuncu olan bir lise öğrencisinin hayatına odaklanıyor.

6. tick, tick…BOOM! (2021) Lin-Manuel Miranda

Jonathan Larson’ın otobiyografik oyununun beyaz perde uyarlaması olan “Tick Tick… Boom”, 1990’lı yılların New York’unda yaşayan ve müzikal besteler yapan Jon isimli bir adamın hikayesini konu ediniyor. Jon, sırf sahne sanatları üzerinde çalışabilmek için yanlış kariyer seçimi yapıp yapmadığı üzerine kendini sorgulamaya başlar…

5. Being the Ricardos (2021) Aaron Sorkin

Being the Ricardos, 1950’li yıllarda Amerikan televizyonlarının en çok izlenen ikililerinden Lucille Ball ve Desi Arnaz’ın hayat hikayesini konu ediyor. I Love Lucy televizyon dizisinin başrolünde yer alan komedyenler Lucille Ball ile Desi Arnaz’ın kariyer yolculuğunun yanı sıra özel yaşamlarına da odaklanılan filmde, çiftin kariyerlerinin ve ilişkilerinin nasıl sona erdiği de anlatılıyor.

4. Dune (2021) Denis Villeneuve

Uzak bir gelecekte geçen “Dune”, ailesi çöl gezegeni Arrakis’in kontrolüne sahip olan Paul Atreides’in hikayesini anlatıyor. Galaksinin farklı noktalarındaki gezegenler, rakip feodal aileler tarafından yönetilmektedir. Çok değerli bir kaynağın tek üreticisi olan çöl gezegeni Arrakis’in kontrolü asil aileler arasında son derece talep görmektedir. “Baharat” adı verilen bu kaynak, yüksek bilinç ve uzun bir yaşam süresi sunarken, beraberinde çok ciddi yan etkileri de getirmektedir. Ayrıca yıldızlararası yollarda gezinmeye yardımcı olan kaynak da bu “baharat”tır. Bu kaynağı elde etmek isteyen feodal rakiplerden Harkonen ailesi tarafından Paul ve ailesine tuzak kurulur. Bu tuzağın sonucunda Paul’un ailesi darmadağın olarak firari hale gelir. Paul, ailesinin Arrakis kontrolünü yeniden kazanması için bir isyan başlatırken, tüm evrenin seyrini değiştirebilme ihtimalini yakalayacaktır.

Frank Herbert’in 1965 yılında yazdığı “Dune” romanının televizyon ve beyaz perde haklarını satın alan Legendary Entertainment yapımı yeniden uyaramanın yönetmen koltuğunda Arrival, Sicario ve Blade Runner 2049 ile son yıllara damgasını vuran Oscar adayı yönetmen Denis Villeneuve oturuyor. Eric Roth’un senaryosunu üstleneceği filmin yapımcılığını ise Thomas Tull, Mary Parent ve Cale Boyter yapıyor.

3. The Power of the Dog (2021) Jane Campion

Thomas Savage’ın aynı adlı romanından uyarlanan The Power of the Dog, Montana’da geniş bir çiftliğe sahip olan iki kardeşin hikayesini konu ediyor. Birbirlerinden farklı karakterde olan Phil ve George adındaki iki kardeş, Montana vadisindeki en büyük çiftliğin sahibidir. Zeki ve başarılı bir adam olan Phil, zayıflığı hor görmektedir. Kendisini işine adayan, sessiz bir adam olan George ise sevgi dolu bir ruha sahiptir. İki kardeş yıllarca aynı çatı altında yaşamlarını sürdürmektedir. Ancak onların hayatı, George’un genç dul bir kadınla olan beklenmedik evliliği ile alt üst olur. Phil ise çiftliklerine yerleşen bu kadının varlığından oldukça rahatsızdır. Bu duruma bir son vermek isteyen Phil, kardeşinin eşini ortadan kaldırmak için amansız bir savaşa soyunur.

2. King Richard (2021) Reinaldo Marcus Green

Kral Richard: Yükselen Şampiyonlar, tenis kortlarında birer yıldız haline gelen Venus Williams ve Serena Williams’ın babaları Richard Williams’ın, profesyonel hayatı ve kızları ile olan ilişkisini konu ediyor. Richard Williams, kızları Venus ve Serena’nın adını tarihe yazmak için elinden geleni yapan bir babadır. Richard’ın 78 sayfalık yoğun planı doğrultusunda Serena ve Venus, California’nın ihmal edilmiş tenis kortu Compton’da her türlü zorluğa karşı, yağmur çamur demeden antrenman yapar. Kızları için elinden geleni ardına koymayan babalarının sarsılmaz kararlılığı ve annelerinin dengeli bakış açısı sayesinde Serena ile Venus, tüm ön yargılara karşı meydan okur.

1. Belfast (2021) Kenneth Branagh

Belfast,1960’ların sonunda çalkantılı olaylar yaşayan bir çocuk ve işçi sınıfı ailesinin hayatına odaklanıyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler