Bizimle İletişime Geçin

Liste

Iñárritu ve 6 Başyapıtı

Rıfat Can Cihangir’den detaylı bir yönetmen incelemesi…

Yayınlandı

tarihinde

Rıfat Can Cihangir hazırladı…

Alejandro-Inarritu

Alejandro González Iñárritu Kimdir?

Alejandro González Iñárritu, 15 Ağustos 1965 doğumlu Akademi ödülü sahibi Meksikalı yönetmendir.

Hector González Gama ile Luz María Iñárritu’nun çocukları olarak dünyaya gelmiştir. 2007 yılında Babil filmi ile En iyi Yönetmen Akademi Ödülü‘ne ve En İyi Film Akademi Ödülü‘ne aday gösterilen yönetmen 2015 yılında ise Birdman filmi ile En İyi Yönetmen, En İyi Film ve En İyi Özgün Senaryo ödüllerini kazanmıştır. 2016 yılında ise The Revenant filmi ile En İyi Yönetmen ödülünü kazanmıştır.

2007 Venedik Film Festivali jüri üyelerinden biridir.

Henüz kısa filmlerinde bile ön plana çıkan, filmin zaman ve mekan boyutundaki kırılmaları farklı bir boyutla ele alarak filmsel zaman yaratımında usta olacağının sinyallerini veren Iñárritu, özgün bir yönetmen olacağına da işaret ediyordu. Nitekim Amores Perros filmiyle bunu başararak filmleri partlara bölmüş ve bir kazayla birbirinden bağımsız insanların hayatlarını ortak noktada kesiştirerek onlara bir kader sunmuştu. Iñárritu daha sonra bu filminde kullandığı anlatım tekniğini, Yılmaz Güney’in Yol filminden ilham alarak oluşturduğunu söyleyecekti.

Şimdi kısaca Iñárritu‘nun filmografisine girerek, ilerleyen hayal dünyasını ve kendini asla tekrar etmeyen filmleriyle neden büyük bir yönetmen olduğunun altını daha kalın çizelim; çünkü zarureti mevcut bu hakkı vermenin.

Amores Perros 2000 IMDB 8.1

88648f71716869d732286ca621dde111

Film Meksiko’da geçen ve buluşma noktaları bir trafik kazası olan üç farklı hikayeyi anlatıyor. İşsiz genç Octavio, ağabeyinin karısı Susana ile evden kaçarak uzaklarda yeni bir hayat kurma planı yapmaktadır ve bunun için köpeği Cofi’yi kaçması için gerekli parayı toplamak adına dövüştürür. Özünde uysal bir ev köpeği olan Cofi,zamanla azılı bir dövüşçüye dönüşür. Böylelikle kardeşinin karısı ile yaşadığı aşk ve soyguncu ağabeyi ile arasındaki sorunlar giderek karmaşık bir hâl alır. Bu bölümden sonra filmlerin partlara ayrıldığını anlarız bu partın adı Octavia Ve Susana’dır.

İkinci partta ise 42 yaşındaki Daniel ve güzel manken Valeria’nın hikayesini izler. Daniel, manken Valeria ile birlikte yaşamak için ailesini terk eder. Yeni hayatlarını kutladıkları gün, Valeria trajik bir kazada sakat kalır. Bu kaza sonucu Valeria’nın sakat kalması ve köpeğini kaybetmesi, aşklarını yıpratmaya başlar. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste deyimine cuk oturan tabiriyle filmin bu partı hayatta yaratılan olumsuzlukların insana geri dönceği konusundaki manevi inanışın ağır sinyallerine boğar bizi.

Üçüncü parta geldiğimizde ise yıllarca hapis yattıktan sonra kiralık katil olarak çalışan eski komünist gerilla, El Chivo’nun hikayesini anlamaya başlarız, idealleri uğruna eşini ve çok sevdiği kızını terkeden El Chivo, harabelerde yaşamakta ve sokak köpeklerini kendine arkadaş edinmektedir. Kazanın vuku bulması sonucunda Octavia ve Valeria’nın da bulunduğu kaza yerine gelen El Chivo Cofi’yi bulur, onu alır ve iyileştirir. Bu karşılaşma, onun acı dolu geçmişiyle başa çıkmasına yardımcı olacaktır. Cofi eski mutlu, sakin günlerine kavuşmuştur ancak artık gizli dünyasına sakladığı vahşilik ve şiddet, El Chivo’yu çok üzecek sonuçlar doğurur. El Chivo’nun, Cofi ile ne kadar benzeştiğini görürüz bu andan sonra, kafasına silah dayadığı Cofi’nin “Ben bana öğretileni yaptım” bakışı ile kendi iç çatışmasını tekrar yaşar ve köpeği vuramaz. Kendisini ölü zanneden kızına sesli bir mesaj bıraktıktan sonra Cofi ile uzaklara gider. Octavio kazadan yaralı kurtulur ancak ağabeyi bir banka soygununda hayatını kaybeder. Susana, Octavio ile uzaklara gitmeyi tüm bu yaşananlara rağmen reddeder. Olabilecek en kötü finaller karşılar bizi tıpkı dünyanın anlam veremdiğimiz düzeni gibi filme öyleyse neden böyle böyleyse neden öyle oldu sorularını sormaya başlarız ancak bu noktada filmin yıllarca hafızalardan çıkmayacak o repliğini duyarız.

“Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarından söz et.”

Paramparça Aşklar Köpekler (İspanyolca: Amores Perros/Aşk Kancıktır) Meksikalı yönetmen Alejandro González Iñárritu‘nun 2000’de çektiği ilk uzun metrajlı filmidir. 2001 yılında “En İyi Yabancı Film” dalında Oscar ve Altın Küre adayı olan film, Chicago, Tokyo, Cannes, Los Angeles, Moskova, Havana Film Festivalleri gibi pek çok uluslararası festivalde toplam 30 ödül aldı.

https://www.youtube.com/watch?v=xvwk-xYZcr0

__________

l-21-grams-624c6197

21 Gram IMDB 7.7

Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman aralığında geçen film, üç farklı insanın başına gelenleri konu almaktadır. Filmin zaman kavramıyla oynamayı seven yönetmen bu filminde de zaman duygusunu spiritüel bir konunun izin verdiği ölçüde değiştirerek ve kırarak bizlere sunuyor konu ise şöyle;
Paul Rivers sigara bağımlılığı olan, karısından bir bebek istemiş fakat karısı  kürtaj yaptırdığı için tekrar ondan tekrar bebek isteyen bir matematik profesörüdür. Şimdi ölümle yaşam arasında kalmış ve kalp nakli için beklemektedir

,tabi ona uygun bir kalp bulabilirse. Ölümle yaşam arasında giden başkarakterimiz ikinci bir hayat ve rahat bir nefes alabilmek için yaptıklarını izlerken zamanın ve hayatın ne kadar değersiz şeyler için harcandığını sorgulatır izleyiciye.

İkinci partta ise Cristina Peck kocası ve iki çocuğu olan uyuşturucuyu bırakmış şimdi hayatına yol vermeye çalışan bir annedir. Çocukları da kocası da kendisini çok sevmektedir.

Üçüncü partta ise Jack Jordan  zamanında başı beladan kurtulmayan, uyuşturucu ve alkol kullanmış bir adamdır. Onun da iki çocuğu ve kendisini çok seven karısı vardır. Zaman zaman garip davranışlar sergilese de artık her şeyi düzeltmeye karar vermiş ve dindar bir insan olmuştur.

Bir gün Paul artık hayatta kalmanın ona sunduğu derin acıya dayanamazken, Jack Jordan da işten atılır ve bu talihsizlik kendi doğum gününe denk gelir. Jordan bu kafa dağınıklığıya arabasını sürerken bir anda iki çocuk ve babadan oluşan bir aile önüne çıkar ve arabayı durduramayarak, onlara çarpar. Ne yapacağını şaşıran Jack Jordan, ordan son sürat kaçar ama sonra büyük bir vicdan azabı duyarak ve polislere kendi isteğiyle teslim olur. Hayatında tam her şey doğruya gidecekken bu olayın başına gelmesi onu yine içinden çıkılmaz bir duruma sürükler. Çarptığı baba ve çocukları ise Christina’nın kocası ve çocuklarıdır. Bu kazada üçü de hayatını kaybeder ve kocasının kalbi Paul’a takılır. Paul artık ilişkisine son noktayı koymuş, kendisine kalbini veren adamı araştırmaya girişir. Hapishaneden avukatı sayesinde çıkan Jack ise eve geldiğinde küçük oğlu tarafından pek hoş karşılanmaz, Christina tekrar uyuşturucuya başlar ve tanıştığı Paul Rivers ile flört etmeye başlar. Paul ile Jack’in karşılaşmaları olan gün ise artık karmakarışık işleri daha da karışacaktır.

 Iñárritu bu filmindede hayatın tek düzeninin kaos oluşunu, duygusal durumlara sebebiyet verecek bir kazayla izah eder. Filmin adının ise ruhun 21 gram ağırlığa sahip olduğu inancından, geldiğini söyler.

“Yine bir 4 yol kavşağında,
Kopan, birleşen insanlar,
Paramparça hayatlar, aşklar, duygular
Ölürken 21 gram kaybediliyormuş.
Peki hayatta kalanın vicdan azabı kaç bin ton ?”

https://www.youtube.com/watch?v=L2rK8w2ZpGw

__________

184f1d7b60908c7419b71b3fd138278f

Babel 2006 IMDB 7.5

Fas’ın, Çöllük arazide kurulu bir köyünde, keçilerin çobanlığı yapan iki kardeş olan, Ahmed ve Yusuf , babalarının yeni aldığı tüfeği denemek için dağın yamacına gidip atış talimi yaparlar. Atış konusunda daha deneyimli olan küçük kardeş Yusuf, satıcının dediği gibi, tüfeğin menzilinin 3 kilometre olup olmadığını denemek için yüksek bir tepeye çıkar. Tepenin aşağısındaki yoldan geçen yolcu otobüsüne nişan alıp ateş eder. İsabet ettiremediğini düşünerek abisiyle birlikte evlerine geri dönerler. Fakat Yusuf ardında bıraktıkları trajedinin farkında değildir zira mermi otobüsün camından içeri girerek, kocası Richard ile seyahat için ABD’den gelen Susan’nın , boynuna isabet eder. Otobüste bulunan herkes bir anda paniğe kapılmasına rağmen çaresiz kalan Richard etrafından yardım ister ama sadece yayın organlarında ABD’lileri işgalci, barbar olarak tanıyan yolcular çifte hiç yardım etmek istemezler. Richard’ın bu andan sonra amacı ambulans gelene kadar bir saat otobüsün beklemesini sağlamaktır neyseki bunu yolculara kabul ettirir.
Richard, acil yardıma uzak oldukları için Susan’ı kucağına alarak en yakınındaki köye götürür. Hataları yüzünden bir çocuklarını kaybetmiş çift, kötüye giden evliliklerini kurtarma için çıktıkları tatilde böyle bir statik iç çatışmanın içinde kalmışlardır. Nereden geldiği belli olmayan bu kurşunun Amerikalı çiftlerden Susan’ı yaralaması haberi üzerine, Fas’ın ABD konsolosluğu devreye girerek tüm dünyada terör saldırısı alarmı verir. ABD, vatandaşlarının terörist saldırısına uğradıklarını düşünmektedir.
Susan ve Richard, yolculuğa çıkarken çocukları Debbie ve Mike’ı  ABD’deki evlerinde daimi bakıcıları, meksikalı Amelia’ya  bırakmışlardır. Richard evi arayıp başlarından geçen olayı Amelia’ya anlatır. Fakat Amelia’nın, Meksika’da oğlunun düğünü vardır ve gitmek zorundadır. Çocuklara bakacak kimseyi bulamayınca, onları da yanına alarak sınır ötesindeki Meksika’ya gider. Meksika’nın tehlikeli olduğu düşüncesi ile büyüyen çocuklar bu süreçte oldukça tedirgindirler. Düğün bittikten sora, ABD’ye geri dönüşte Amelia’nın yanında yeğeni Santiago’da  vardır. Sınırdan geçişte ABD polisi sorun çıkarır. Asi bir ruha sahip genç Santiago, polisten kaçmaya çalışınca durumu daha da zora sokar.
Bu sekanstan sonra dünyanın diğer ucu Japonya’ya döneriz, Yasojiro’nun  yakın zamanda karısı ölmüş, tüm sevgisine rağmen sağır ve dilsiz kızı Chieko  ile bir türlü iletişim sağlayamamıştır. Annesinin intihar etmesinden de derin bir şekilde etkilenen Chieko, insanlarla iletişim sağlamak için bedensel bir çözüm arayışı içerisine girerek sınırları zorlamaktadır. Bunun yanı sıra Japon polisi, faklı ülkelere giderek av yapmayı seven işadamı Yasojiro’yu, üzerine kayıtlı bir tüfekle suç işlendiği gerekçesiyle aramakta ve hikaye bu noktada yine birleşmektedir.

“Her şey bir kelebek etkisidir.”

__________

l-biutiful-7b80be16

Biutiful 2010 IMDB 7.5

Eşi tarafından terkedilmiş bir baba iki küçük çocuğuna tek başına bakmaya çalışmakta ve işportacılık yapmaktadır. Bu işportacılığın düzeni ise gettodaki göçmenler tarafından oluşturulmuş bir illegal ağın ekseninde dönmektedir. Bardem yönettiği bu işporta ağı dışında geceleri ölmüş aile yakınlarına giderek ölü olan cesetlerle aile arasında bağ kurarak dialogları aileye aktarmakta ve gece mesaisi olarak da bu işi yapmaktadır. Bu karmaşık düzen bir süre devam etse de işporta ağının polisler tarafından organize bir atakla göçmenlere yönelik yakalama operasyonundan sonra sekteye uğramasıyla Bardem para kazanamaz hala gelir üstelik bu süreçte onu terkeden eski karısının fahişelik yaptığı gerçeğiyle yüzleşir ve üstüne üstlük kanser olduğunu haberini de alır.  

Iñárritu‘nun ilk üç filmlik kurgusal düzleminden sonra bu düzeni terkettiği ilk film olan Biutiful Bardem ürkütücü derece realist ve çaresiz bir dünyayı metropolde yaşam savaşı veren çaresiz bir baba üzerinden anlatıyor ancak bunu yaparken maneviyatı ruhaniyeti ve tıpkı Hz. İsa’nın “sana bir tokat atana diğer yanağını çevir” felsefesini hazmettirerek ince ince dokuyor filmini bu anlamda yönetmenin kendini asla tekrar etmeyen bir çizgiye sahip olması onu bu filmle de çok özel bir yere taşıyor.

“Bu hayat sana karşılıksız verilmiş bir hediye. Zamanı gelince, yine karşılıksız geri vermen gereken.”

__________

aec030f876d836e92cf31791a1ed3a2c

Birdman 2014 IMDB 7.8

Riggan Thompson 80’lerde Birdman isimli süper kahraman serisinde oynamış 50’li yaşlarda bir aktördür. Daha sonra ise kayda değer bir başarıya imza atamamış ve Birdman’in etkisinden hala kurtulamamıştır.

Riggan kariyerinde tekrar çıkışa geçmek için Raymond Carver’ın bir hikayesini tiyatroya uyarlamaya karar verir. Oyunun yapımcılığını avukatı ve en yakın arkadaşı Jake üstlenirken oyuncu kadrosunda kendisinin yanında sevgilisi Laura ve ilk kez Broadway’ye çıkacak olan Lesley bulunmaktadır. Uyuşturucu bağımlılığı dolayısıyla rehabilitasyondan yeni çıkmış kızı Samantha da asistanlığını yapmaktadır.

Bir prova sırasında oyunculardan biri olan Ralph’in kafasına dekor düşer ve yaralanır. Riggan, bu kazayı Ralph’in oyunculuğundan memnun olmadığı için bilerek ayarladığını Jake’e itiraf eder ve yerine birini bulmasını ister. Sonunda Lesley’nin sevgilisi ve ünlü Broadway oyuncusu Mike Shiner ile anlaşırlar. Mike çok başarılı bir oyuncu olsa da çekilmez karakteriyle tanınmaktadır.

Oyunun ilk gösterimi yaklaşırken Riggan tüm zorluklara rağmen tüm kariyerini bağladığı bu oyunun başarılı olması için elinden geleni yapmaya kararlıdır.

Birdman Amerikan Film Enstitüsü dahil birçok yerden olumlu eleştiri toplamıştır ve 2014’ün en iyi filmlerinden biri olarak gösterilmiştir. 7 tane Altın Küre’ye aday gösterilmiştir. Müzikal veya Komedi Dalında En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Müzik dallarında aday gösterilmiş ve En İyi Senaryo ödülünü kazanmıştır. Ayrıca Edward Norton,En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve Emma Stone En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dallarında aday gösterilmiştir. Michael Keaton En İyi Aktör ödülünü kazanmıştır. 87. Akademi Ödülleri’nde En İyi Film kategorisi dahil olmak üzere 9 dalda aday gösterilmiş, En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Özgün Senaryo ve En İyi Sinematografi olmak üzere 4 ödül kazanmıştır.

Iñárritu‘nun bu filmle kullandığı planların anlatıma hizmet etmsindeki ustalık bir yana dursun konu seçimindeki tavizsiz özgüveni ve artık kendini asla tekrar etmeyen bir çizgiye sahip olmasıyla Oscar da tartışmasız hak ettiği bir ödül oluyordu zira sanatın ve sanatçının sarsılıp ölmeye yüz tuttuğu şu zamanlarda eski bir süper kahraman aktörün yeni hayata duyduğu öfke onu sanatın kökenlerinden olan tiyatroya daha sıkı bağlar burada sanatçıyla teknoloji devri arasında kaçınılmaz bir ters orantı vardır.

Iñárritu’nun gerek sinematografisiyle gerek yönetimiyle ustaca içinden çıktığı bu özgün yapıt onu bir sonraki durağına sevk ediyordu daha cesur bir durağa.

“Bir şey neyse odur, o şey hakkında söylenenler değil.”

__________

c0d0065f9d081f07af56d69334402b9d

The Revenant 2015 IMDB 8.0

1823 yılında kürk avcısı Hugh Glass sefer aramasında iken ayılar tarafından vahşice saldırıya uğrar ve yaralanır. Yoldaşlarından John Fitzgerald Glass’ın genç yarı Kızılderili oğlunu öldürürken kendisini de soyar ve ölüme terk eder. Fakat Glass hayatta kalır ve kağnı ile 200 mil kadar gidip kendisine ihanet edeni bulmak ve oğlunun intikamını almak için arayışta bulunur.

Film Iñárritu‘nun ustalık eseri diyebiliriz zira intikam gibi Hollywood için klişe sayılabilecek bir konuyu öyle derinlikle işlemiş ki filmin sonunda mağdurun mağdur etme felsefesini bir kızılderili yoluyla öğrenen Hugh Glassbu intikamı almaktan kendini yine alıkoyamaz.

Filmin görüntü yönetmeni Lubezki ise kendi alanında krallığını Iñárritu ile öyle müthiş bir sinerji yaratmışki filmin ilk on beş dakikalık savaş sekansında güçlünün zayıfı ezdiği doğanın kanunlarının net olarak anlatıldığı kamera hareketleriyle film adeta sessiz bir resitale dönüşüyor. Uzun süre hafızalardan silinmeyecek sekansıyla insanoğlunun hayatta kalmak için neleri göze alabildiğini gözler önüne seren Iñárritu ve  Lubezki umarız bu ortaklığı sürdürürler.

Film En İyi Yönetmen En iyi Görüntü Yönetmeni En İyi Erkek Oyuncu Oscarlarını kazandı ve  son filmiyle Alejandro González Iñárritu emin adımlarla yürüdüğü bu maceradan muzaffer ayrıldı.

“İçim kan ağlıyor ama intikam insanın değil Tanrı’nın ellerindedir.”

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Liste

Metafor Dolu 10 Film

Anlam karmaşası içerisinde beyaz perde.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Sinema duyguların dışa vurumlarından oluşan; insanı insana, insanla anlatan sanat dallarından biridir. Hal böyleyken bazı yapımlar yansıtmak istediği duygu ve düşünceleri seyircinin kucağına bırakıp kaçarken, kimi filmler metafor aracılığıyla temellendirmelerini yapar. İşte etkisinden çıkmayacağınız ‘Metafor Dolu 10 Film‘ sizlerle. İyi seyirler.

İz Sürücü (1979) Stalker IMDb 8,2

Uzak bir gelecekte, bambaşka bir yaşam düzeni içerisinde, ismi olmayan bir ülkede, dünyaya düşen dev göktaşı yaşamı yerle bir ederken Zone adında esrarengiz, yeni bir bölge oluşmuştur.

Bu bölgeden içeriye girebilen insanların tutkularının gerçekleşeceğine dair söylentiler vardır. Askerler tarafından korunan Zone bölgesine sadece gerekli olgunluğa erişmiş cesur Stalker’lar girebilmekte, bölgeye giren insanlara eşlik etmektedirler. Kahramanımız Stalker, ailesinin tüm itirazlarına rağmen bölgeye girmek isteyen bir bilim adamına ve bir yazara eşlik etmeye karar verir.

Stalker, dev bir göktaşının yaşamı alt üst etmesinin akabinde oluşan esrarengiz Zone bölgesi ve buraya girmek isteyen bir bilim insanı ile yazara eşlik eden bir Stalker’ın hikâyesini anlatıyor.

İhtiyarlara Yer Yok (2007) No Country for Old Men IMDb 8,1

Llewelyn Moss, bir olay yerinde bulduğu çantayı alır ve başını hiç ummadığı bir belaya sokar. Artık peşinde bir kiralık katil vardır. Moss bir Vietnam gazisidir ve bir şekilde uyuşturucu olaylarının ortasında soruna dönüşen bir meseleye karışır. Peşindeki katil Anton Chigurh planı konusunda kararlıdır çünkü işini yarım bıramak niyetinde değildir. İşin için çok sayıda masum insanın ve suçluların da karışacağı soluk soluğa bir takip başlayacaktır.

Bugün Aslında Dündü (1993) Groundhog Day IMDb 8,0

Hava durumu spikeri olan Phil Connors Pennsylvania’daki bir kasabaya geleneksel Groundhog Day şenliklerini görüntülemek için gönderilir. Kendini beğenen ve kibirli biri olan Phil, kasabadaki bu basit ve sıradan insanlarla bir arada olmaktan hiç hoşlanmaz. Berbat bir gün geçirir ve kar fırtınasından dolayı yollar kapandığı için orada sabahlamak zorunda kalır. Tek istediği bu ortamdan bir an önce kurtulmaktır ama sabah uyandığında anlamakta zorlanacağı bir şeyle karşılaşır. Zaman döngüsüne yakalanmış ve o nefret ettiği günü her gün yeniden yaşamak zorundadır. Tek çaresi gününü güzel geçirmeyi sağlayacak şeyler bulmak olan Phil her gün aynı şeyleri yaşıyor olmanın da avantajını kullanmaya başlar. Bill Muray’ın kendisine hayran bırakacağı Harold Ramis imzalı bu film eğlenceli bir klasik.  

Persona (1966) IMDb 8,1

Persona, Bergman filmografisinin en şaşırtıcı ve en aykırı parçası. Yönetmenin ustalığının ve modern sinemayı etkilemekle kalmayıp onu nasıl büyük ölçüde kendinden çıkardığının en güzel kanıtlarından biri. Sinamotografisinin ustalığını bir yana bırakırsak, buradaki sinema dilinin günümüzdekinden geri kalan yanı yok. Sinematografi de işin içine girdiğinde Bergman fersah fersah öteye gidiyor. Kuralları kim koydu diye merak ediyorsanız işte size Bergman, sinemanın gerçek babası. Örneğin Lynch Mulholland Çıkmaz’ını yazarken bu filmi en az on kez izlemiş olmalıdır.

Solaris (1972) Solyaris IMDb 8,1

Ağır işleyen filmlerindeki muhteşem görsellikle sinema tarihinde önemli bir yere sahip olan Rus yönetmen Andrey Tarkovskiy’nin yönetmenliğini yaptığı sinema filmi “Solyaris”, Tarkovsky’nin en önemli yapımları arasında yer alır. İnsanlığın sadece utanç duygusuyla kurtulabileceğine inanan yönetmen, Solaris gezegeni bölgesine kurulu olan bir uzay istasyonunda iki bilim adamının yaşadığı insanlık deneyimini aktarıyor.

Doktor Kris Kelvin, gönderilen bilim insanlarının geri dönmediği Solaris gezegenine gider. Burada olup bitenleri anlamaya çalışan Doktor, kısa bir süre sonra gezegenin sırrını anlayacak ve büyük bir vicdan muhasebesi yaşayacaktır.

İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar (2003) Bom Yeoreum Gaeul Gyeoul Geurigo Bom IMDb 8,0 

Mevsimler ve doğanın o kusursuz çağrısı, yarattığı teslimiyet arzusu belki de başka hiçbir şeyde benzeri olmayan. Yüzen bir ev ki doğaya dair ne varsa muhteşem olan onu çevrelerken o göl ortasında yüzmekte. Yaşlıca bir rahip ve kendisine refakat eden diğer genç-çocuk rahip adayı.Yaşlı rahip, ona her şeyi bilgelikle ama bir o kadar da doğal bir akış içinde öğretir. Bu şekilde geçip giden mevsimler ile büyüyen çocuğun geçirdiği evrim, son derece doğal bir ahenk içinde ilerlerken sıra artık büyümüş olan çocuğun öğrendiklerini gerçek hayata nasıl yansıtacağını görmeye gelir. Ufak yaştan beri öğretilen erdemlere rağmen asıl öğretimin hayatın kendisi tarafından yapıldığının farkında olan bilge rahip için ise bekleme ve görme zamanıdır. Gerçek bir görsel şölen olarak beyazperdeye yansıyan ve gösterildiği bütün festivallerde büyük beğeni ile karşılanan bir film.

Hiç Bitmeyen Öykü (1984) Die unendliche Geschichte IMDb 7,4  

Zorbalığa uğrayan Bastian, okulunun tavan arasına kapanır ve ejderhalar, yarış salyangozları gibi sihirli yaratıkların ülkesi Fantasia hakkında bir kitap okumaya başlar.

Kaynak (2006) The Fountain IMDb 7,2

Ölümsüzlüğün ağacı: Hayat Ağacı.

The Fountain, bir adamın sevdiği kadını kurtarmak için giriştiği ebedi savaşımı anlatan bir yolculuk. Destansı yolculuk, 16. Yüzyıl İspanya’sında bir fatih olan Tomas’ın (Hugh Jackman), ölümsüzlük bahşettiğine inanılan efsanevi bir varlık olan Gençlik Çeşmesi’ni aramaya çıkmasıyla başlar. Hikaye, modern bir bilim adamı olan Tommy Creo, sevgili karısı Isabel’ı yavaş yavaş öldüren kanseri tedavi edebilmek uğruna ümitsiz çırpınışlarını anlatarak devam ediyor. 26. Yüzyılda derin uzayda yolculuk eden astronot Tom, kendisini bin yıldır yiyip bitiren gizemleri kavramaya başlar. Bu bin yıla yayılan üç hikayede, tüm zamanların Thomas’ı olan savaşçı, bilimadamı ve kaşif; hayat, aşk, ölüm ve yeniden doğuş kavramlarıyla yüzleşir. Bu üç adamın hikayesi tek ve ortak bir gerçeğe uzanmaktadır.

Eraserhead (1977) IMDb 7,4

Sinema tarihinin en orjinal filmlerinden birisi olan film, David Lynch’in ilk uzun metraj filmidir. Dev makinelerin çalıştığı dumanlarla kaplı bir evrende geçen filmde Jack Nance’in canlandırdığı Henry Spencer’ın özürlü kız arkadaşı olan Mary X’den (Charlotte Stewart) mutant bir çocuğu olur. Bu öykü etrafında ilerleyen film, 30 dakika boyunca Spencer’ın kabusuna bizi davet eder. Filmde Henry Spencer evi terk eden kız arkadaşının öfkesini bebeğini öldürerek dindirir. Bir sürü rahatsız edici imge, izleyicinin algısını allak bullak eden bir ses bandı ve siyah-beyaz görüntüleriyle, ‘Eraserhead’ bir deneysel sinema başyapıtıdır. Filmde fantastik görüntüler çoğunluktadır.

Kutsal Motorlar (2012) Holy Motors IMDb 7,1

Cesar o gün her sabah yaptığı gibi işe gitmek için elinde çantası, yaşadığı görkemli malikaneden çıkar, beyaz limuzinine doğru yürür. Çevresindeki korumalar ona eşlik ederken, şoförü Celine kendisine kapıyı açar ve yol boyunca o gün tamamlamaları gerekan randevularından konuşurlar. Cesar eline yaşlı bir kadın peruğu alıp onu düzeltmeye başlayıncaya dek her şey normal gibi görünmektedir. Peki gerçekten her şey bu kadar normal midir.

Prometheus (2012) IMDb 7,0

Tekrar bilim-kurgu türüne dönüş yapan kült yönetmen Ridley Scott’ın önderliğinde Alien’ın köklerine yapılan bu yolculuk, hayatın başlangıcına dair araştırma yürüten bir ekibin evrenin en karanlık noktasında yaşadıkları maceralara odaklanıyor. Ekibin insanoğlunun geleceğini korumak adına girdiği bu savaş, her şeyin sonu olabilir.

Ters Yüz (2015) Inside Out IMDb 8,1  

Ters Yüz, küçük bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Küçük Riley için hayat, babasının San Francisco’da yeni bir işe başlamasıyla baştan aşağıya değişir. Orta-Batı’daki yaşamını geride bırakan Riley’ı şimdi yeni bir ev, okul ve arkadaşlar beklemektedir. Peki içindeki duyguları o ne söyler? Neşe, Korku, Öfke, Nefret ve Üzüntü. Riley’in zihninin içinde yaşayan, ona günlük hayatında tavsiyeler veren duyguları bu yeni hayata alışırken ufak bir kaosa neden olacaktır. Neşe, Riley’nin en önemli duygusudur ve onu hep pozitif tutmaya çalışır ama diğer duygular bu yeni hayatına uyum sağlama konusunda biraz şaşkındır.

Okumaya Devam Et

Liste

Gözden Kaçan 10 Güzel Fransız Filmi

Fransız kalmayın!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Tatlı Günler (1967) Les demoiselles de Rochefort IMDb 7,7

Hollywood’un Altın Çağ’ından bir müzikal uyarlaması olan Tatlı Günler, ikiz kız kardeşlerin hikayesini anlatıyor. Anneleriyle birlikte yaşayan kardeşlerin biri piyano, diğeriyse dans öğretmenidir. Rengarenk sahneleriyle komediyi bütünleştiren kasabaya gelen iki yabancı, askerliğini yapmak üzere gelen genç sanatçı Maxence ve sevgilisiyle buluşmak isteyen Parisli işadamı Simon, kardeşlerin hayatını baştan aşağı değiştirecektir.

Paris Eğleniyor (1955) French Cancan IMDb 7,4

Yetenek avcısı ve şov yapımcısı Danglard, bir yandan tüm engellere ve kıskançlıklara rağmen ilerlemeye devam ederken bir yandan da çamaşırhanede çalışan ve Nini’ye bir kariyer hazırlama çabasındadır. Danglard’ın Moulin Rouge adlı yeni dans salonu Fransız Cancan’ın tapınağı olmak üzeredir.

Unutulmazlar (1962) Le doulos IMDb 7,8

 Maurice hapisten yeni çıkmış bir hırsızdır. Bir gün çalıntı mal satan Gilbert’i öldürür ve başka bir soygunun ganimetine konar. Bir sonraki soygunu için gerekli ekipmanı kendisine arkadaşı Silien tedarik eder.

Yumuşak Ten (1964) La peau douce IMDb 7,5

Pierre Lachenay, başarılı bir edebiyatçı ve yayıncıdır. Lizbon’a bir konferans için giderken Nicole isminde bir hostesle tanışır. Evli ve bir çocuk babası olmasına rağmen Nicole’a karşı duygularını engelleyemeyen Pierre, tüm varlığını kasıp kavuran bir aşkın içine düşer.

Son derece dengesiz bir yapısı olan karısı Franca’dan durumu saklamaya çalışsa da duyguları, artık Nicole’dan ayrı yaşamaya dayanamayacak boyuttadır. Karısından ayrılmaya karar verir ama bu ayrılık herkes için son derece trajik bir sonla noktalanacaktır.

François Truffaut’ya Cannes’da Altın Palmiye adaylığı getiren bu etkileyici dram, son derece sağlam karakter analizleri ve durum tahlilleri ile bunları çarpıcı bir dille sunan oyunculuklarla bezeli. Truffaut’nun en etkileyici filmlerinden biri olduğunu ekleyelim.

Une femme est une femme (1961) IMDb 7,5

Film, günün birinde bir bebek sahibi olmaktan başka bir şey istemeyen bir striptizci olan güzel Angela’nın öyküsünü anlatır. Birlikte yaşadığı sevgilisi Emile buna yanaşmaz ve ertelemeye çalışır. Angela’nın sürekli ısrarları karşısında onu biraz da baştan savmak için şaka yaparak onun en iyi arkadaşı Alfred ile bir gece geçirmesini önerir. Bu arada Alfred de Angela’ya ilan-ı aşk eder. Sonunda Angela, Emile’in önerisine uyar; şaka gerçek olur ve yanlış anlamalar, kıskançlıklar ve tartışmalar başlar. Ama sonunda Angela istediğine kavuşur.

Jean de Florette (1986) IMDb 8,0

Uzun bir aradan sonra doğduğu köye dönen Ugolin’in en büyük hayali karanfil yetiştirmektir. Bu işte yüksek bir kâr olabileceğini gören amcası Le Papet yeğenine karanfil ekmesi için bir tarla aramaya başlar ve komşusu Jean Cadoret’nin çiftliğinde karar kılar.

Un homme qui dort (1974) IMDb 8,1

Modern yaşamın ağırlığını kaldıramayan, tutunamayan bireyler üzerine bir film. Artık hiçbir şey hissetmeyen isimsiz baş karakterin hikayesi, diyalog olmayan, sadece bir dış sesin konuştuğu film boyunca anlatılıyor.

Paralel Yaşamlar (1955) La Pointe-Courte IMDb 7,1

Dört yıllık evlilikleri boyunca birbirlerinden uzaklaşan bir adam ile bir kadın, kocanın doğum yeri olan La Pointe-Courte adlı küçük balıkçı köyünü ziyaret ederler. Köyde bulundukları süre boyunca iş, eğlence, evlilik, doğum ve ölümün basit izleği çevrelerinde sürüp gidiyor. Bu durum yavaş yavaş çiftin hayata bakışını değiştiriyor ve yeniden bir araya geliyorlar. Film, Fransız Yeni Dalgası’nın ilk örneği olarak kabul ediliyor. Agnès Varda’nın geniş bir toplumsal-siyasal konular yelpazesini içeren bu ilk sinemasal çabası, aslında paralel olarak gelişen iki film. Paralel Yaşamlar, nesnelerin görünürdeki dünyası ile duygu ve düşüncelerin iç dünyası arasındaki ikili ilişkiye duyduğu ilgiyle, 60’lı yılların yeni Fransız sinemacılarını çok meşgul edecek bir temayı ele alıyor.

Zazie dans le métro (1960) IMDb 7,0

Küçük kız çocuğu Zazi, taşradan Paris’e Amcası Gabriel’in evinde kalmaya gelir. Zazi’nin hayallerini Paris metrosunda gezmek süslemektedir. Bu amaçla Gabriel’in evinden kaçar.

Genç ve Güzel (1972) Une belle fille comme moi IMDb 6,5

Stanislas Previne suçlu kadınlar üzerine tez yazan genç bir sosyologtur. Hapishanede yapacağı bir görüşme kapsamında Camille Bliss ile tanışır. Camille, sevgilisi Arthur’u ve kocası Clovis’i öldürmekle suçlanmaktadır. Böylece Stanislas’a hayatını ve aşk ilişkilerini anlatmaya başlar.

Taste Of Cinema

Okumaya Devam Et

Liste

Psikolojiyi Geren 10 Film

Dikkat bu filmler psikolojiyi gerer.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Ölüm Korkusu (1958) Vertigo IMDb 8,3

Vertigo, Hitchcock’un teknik ve işlediği konu itibariyle sinema tarihinin en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilir. Bir suçluyu kovalarken çatıdan düşen ortağını kurtaramayan dedektif Scottie Ferguson’da, bu olayın ardından yükseklik korkusu başgösterir. “Vertigo” hastalığına dönüşen bu korku nedeniyle mesleğini bırakıp emekli olan dedektir, eski bir arkadaşı tarafından, ruhsal sağlığından şüphe ettiği karısı Madeleine’ni izlemesi için kiralanır. Scottie de kadını daha yakından izledikçe bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder; dahası kadının intihara meyilli olduğunu görür. Artık işleri yoluna koymak için uzaktan takip etmek yetersiz kalacak, Scottie’yi kendi korkularıyla da yüzleşeceği bir mücadelenin içerisine sürükleyecektir.

Rosemary’nin Bebeği (1968) Rosemary’s Baby IMDb 8,0

Tanınmış bir aktör olmak için çabalayan Guy ve güzeller güzeli karısı Rosemary, New York’taki yeni hayatlarına başlamak için eski bir binada mütevazi bir daire kiralarlar. Genç çiftin bu yabancı yere alışmalarındaki en büyük yardımcısı üst katlarında oturan yaşlı Castavet çifti olur. Castavet çiftinin ‘fazlaca’ misafirperver olan tavırları güzel Rosemary’i şüphelere sürüklerken kocası Guy olan bitenin farkında değildir. Günden güne tedirginleşen ve şüpheleri kocası tarafından önemsenmeyen Rosemary gördüğü tuhaf ve korkutucu bir rüyayla derinden sarsılır. Rüyasında şeytani bir varlık tarafından tecavüze uğradığını gören kadın gerçek hayatında da hamile kaldığında komşuların gizemi giderek artacaktır.

The Wicker Man (1973) IMDb 7,5

Neil Howie isimli bir dedektif polis İskoçya’daki Summerisle Adası’nda meydana gelen gizemli bir davayı çözmek için bölgeye gider. Bir genç kız esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve Howie onu bulması için görevlendirilmiştir. Adaya vardığında bir sürprizle karşılaşan dedektif yerli halktan aslında öyle bir kızın asla var olmadığını işitir. Koyu bir Pagan inancına sahip olan yerli halk genç kızın varlığını kabul etmedikçe Neil Howie burada paganizme dair öğrendiği şeylerle birlikte olayların göründüğü gibi olmadığına kanaat getirecek, genç kıza ne olduğunu öğrenebilmek için ada halkına karşı zorlu bir mücadeleye girişecektir.

Gözü Tamamen Kapalı (1999) Eyes Wide Shut IMDb 7,4

Bill Harford ve karısı Alice Harford’ın dış dünyaya mutlu bir yansıyan bir evlilikleri vardır. İlişkilerinde her şey yolunda gibi görünmektedir. Bir gün katıldıkları bir davette Alice, başka erkeklerle sohbetlere dalar. Bunu fark eden Bill, hem sinirlenir hem de yaşanan bu duruma tuhaf bir tepki gösterir. Bill, yaşanan o geceden sonra kimliğini cinselliğe emanet edecektir. Oldukça tuhaf düşüncelerle örülü bir cinsellik dünyasına doğru savrulacaktır.

İnsan Avcısı (1986) Manhunter IMDb 7,2

Will Graham özel bir vazifelendirmeyle tekrar eski işine geri dönmek durumunda kalmıştır. Kendisi emekli olmuş bir gizli ajandır. Daha önce FBI için hizmetlerde bulunmuş, emekli olmuş, lakin şimdi amansız bir seri katili enselemek için tekrar iş başı yapmıştır. Will Graham, psikopat düşünce tarzını çözme konusundaki yeteneğine ek olarak, daha önce yakaladığı ünlü katil Dr. Hannibal Lecter’ın da yardımıyla Kızıl Ejder olarak bilinen korkunç caninin peşine düşer. Thomas Harris’in Kızıl Ejder adlı kitabından Michael Mann tarafından sinemaya uyarlanan yapım, Hannibal Lecter efsanesinin gençlik dönemini de kapsamaktadır. 1986 yapımı bir suç filmi olan Manhunter’da yönetmenlik koltuğunda Michael Mann oturmakta. Heyecanlı br polisiye.

Tiksinti (1965) Repulsion IMDb 7,7

Londra’da kız kardeşi ile yaşayan Carol’un (Catherine Deneuve) oldukça güzelliğinin ve sıradan yaşamının arkasında kimsenin bilmediği takıntılı tiksintileri saklıdır. Özellikle cinselliğe olan tiksintisi kız kardeşinin tatile çıktığı bir zamanda oldukça şiddetli ve şizofrenik bir görünüm kazanır.

Karanlık Sırlar (2003) Janghwa, Hongryeon IMDb 7,2

Psikolojik gerilim içerikli film uslubu ve oyunculuk performansı ile dikkat çekiyor. İki kız kardeşin anneleri tuhaf bir biçimde ölür ve bunu takiben de kardeşler hastalanırlar. İyileşene dek de hastanede kalırlar. Tedavileri tamamlandıktan sonra eve dönen kardeşler, babalarının yeni eşi olan Eun-joo isimli üvey anneleriyle anlaşamaz. Zaman zaman üvey annelerinin garip davranışları ve kardeşlerin hastalığının tekrarlaması evde huzursuzlık yaratır. Ayrıca babalarının olaylara tepkisiz kalışı ve labirenti andıran yapısıyla yaşadıkları ev, kızları tedirgin etmeye başlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de doğaüstü olayların meydana gelmesi, gerilimi arttıracaktır.

Suç Zamanı (2007) Los Cronocrímenes IMDb 7,2

Hector karısıyla birlikte yeni evlerine taşındığı gün inanılmaz bir olay yaşar. Elinde dürbünü çevreyi gözetlerken ormanda çıplak bir kadın görür, çaktırmadan yanına gider fakat bu esnada gizemli bir adam tarafından bıçaklanır.

Aynı adamdan kaçarken garip bir mekana ve mekanda yer alan bir aletin içine sığınır. Fakat bu kaçış onun zamanda geriye gitmesine neden olacaktır. Hector zamanda geriye gidince bir anda 2. Hector durumuna düşer. Eski hayatına devam etmek için orijinalini öldürmesi gerekmektedir. Bu arada Hector’ların sayısı artar.

Şeytan Çıkmazı (1987) Angel Heart IMDb 7,3

Louis Cypher adlı gizemli bir müşteri, özel dedektif Harry Angel’dan bir adamı bulmasını ister. Verilen ipuçlarını değerlendiren Angel, hedefine doğru ilerledikçe bir takım doğaüstü olaylarla karşılaşır. Dahası, aranan kişiye dair bilgi aldığı herkes vahşice katledilmektedir. Polisin suçu kendi üzerine atmasından korkan Angel, her şeye rağmen görevini yerine getirmeye çalışır… Ta ki…

Kill List (2011) IMDb 6,4

Elindeki işi yüzüne gözüne bulaştırdıktan sonra yeni görev üstlenen bir tetikçi üç cinayet için garanti vererek önceki başarısızlığına dair sağlam bir bedel ödeyecektir. Başlangıçta kolay bir iş gibi görünen olay çok geçmeden farklı bir biçimde çözülmeye başlar. Öyle ki katilin kalbi dipsiz karanlıklara doğru yola çıkacaktır. Bedel sözcüğü hiç ummadığı bir anlamda gerçek olacaktır. Hayatı yönetenin kişinin kendisinden ziyade çok daha yüksek bir güç ve enerji olduğu aşikardır. Ve elbette duruma teslimiyet kaçınılmazdır.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler