İçi Boşaltılmış Bir Epik Hüsran

Eleştiri Manşet Serkan Baştimar

yazar_serkanbastimar

Üniversite okuyanlar bilir, ders notları fotokopi üstüne fotokopi çekilerek çoğaltılır, sınav zamanı bunlarla çalışılırdı. Sahipleri artık emekli olmuş ya da kariyerinde zirve yapmış bölüm mezunları hala o notları okuyanlarca hayır dualarıyla yad edilirdi vize ve finallerde.
Ama bazı fotokopiler vardı ki ne dediği artık tonerin ‘serbest çalışma’ üslubundan mıdır, ışık veya başka bir şeyden midir bilinmez okunmaz hale gelirdi. O da bir ders notuydu ama ne anlattığı bilinmez, okuyan kişi tek kaynak bu olduğu için işkembe-i kübrasından bir şeyler ekler ve sınava öyle girerdi.

O fotokopilerden çok vardı bizim dönemimizde…Okul bitti; ama aslını kaybetmiş başka kopyalarla karşı karşıyayız şimdi de: Yeniden çekilmiş filmler. Onlar da o fotokopiler gibi. İçi boşaltılmış ama kaba hatlarına baktığımızda filme benziyorlar.

ben hur

Bu hafta gösterime giren Timur Bekmambetov’un yönettiği Ben-Hur da o kötü kopya filmlerden biri. Biri dese ki 1959 yapımı “Ben Hur’u mahvedelim, haydi hep beraber saçmalayıp filmin içini boşaltalım” ortaya böyle bir şey çıkardı.

Bekmambetov’u Hollywood’a açılmadan önce tanıdım, epey ümit vaadeden bir yönetmendi. Özellikle Gece Nöbeti ve Gündüz Nöbeti filmleri epey üst sınıftı. Ama Hollywood kendisini ‘keşfedince’ özünü yitirdi sanki Rusyalı yönetmen. Wanted, Abraham Lincoln Vampir Avcısı falan derken kendi kendini yok eden piyasa işlerin adamı oldu çıktı.

Son Ben-Hur’u yakından takip ettik, çünkü içinde Haluk Bilginer vardı ve setlerden gelen fotoğraflar heyecan uyandırıyordu. Gün geldi çattı, meğerse Haluk Bilginer figüran muamelesi yapılmış ve adı da yanlış yazılmış bir yan karaktermiş Ben-Hur’da. Şarapçının teki, elinin tersiyle yere vurulmuş işlevsiz bir Simonides…

E peki film nasıldı, bari o iyi olsundu, dedik. Ama hayır. İçine din, aksiyonla ilgili tüm klişeler sıkıştırılmış, sözüm ona artistlerle dolu, poz kesen tiplerin fink attığı ucuz bir tiyatro gösterisi çıktı karşımıza.

Hangi çağ, hangi artist olursa olsun Morgan Freeman yine akıl hocası… Hazret-i İsa’yı da kullanmadan olmaz, İsa’nın Çilesi’ni de özetle sıkıştıralım araya… Finale de büyük kapışma (ama Gladyatör gibi olsun) al sana epik film…

Ne ararsan var; ama hiçbir şey yok! Ben-Hur denilen film, eskilerin bilgeliğini bir kenara atmış, mahareti görsellikte sanan, parayla güzel film yapılır diyen bir sektörün parlak ama içi çürük meyvesi.

Toplasam filmden 20 dakika elde tutulur. Açık denizlerdeki savaş sahnesi ve finaldeki ‘arena kapışması’ onlar da olmasa olurdu.

Kısaca, filme Haluk Bilginer için gidenler, hayal kırıklığına uğrarsınız. Gladyatör, Truva gibi epik bir savaş filmi izleyeyim diyorsanız ahım şahım bir şey bulamayacaksınız. Finalindeki şarkı bile filmin geneliyle uyumsuz.
Nokta.

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up