Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Homofobik Dünyayı Değiştirmek Arzusundayız!

Yayınlandı

tarihinde

Önümüzdeki aylarda Meclis özel gösterimi planlanan ‘Benim Çocuğum’ belgeseli dün, Boğaziçi Üniversitesi’nde bir kez daha seyircisiyle buluştu. Çocukları lezbiyen, gey, biseksüel, trans bireyler olan anne babaların hikayelerini konu alan belgeselin gösteriminin ardından Sosyolog Meltem Ahıska, Feminist Yazar Gülnur Acar Savran, Aktivist Mehmet Tarhan ve LİSTAG Aile Grubu’ndan Şule Ceylan “aileyi” tartıştı.

aile

Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali kapsamında gösterilen ve iki haftada 4.500’ü aşkın kişi tarafından seyredilen ‘Benim Çocuğum’ belgeseli, yine salonları doldurdu. 25 Mart Pazartesi günü, Boğaziçi Üniversitesi’nde gösterilen film aralarında rektörün, öğretim üyelerinin, öğrencilerin ve üniversite dışından izleyicilerin de bulunduğu 400’den fazla kişi tarafından izlendi. Çocukları lezbiyen, gey, biseksüel, trans bireyler olan Türkiyeli bir grup anne babanın hikayelerini konu alan filmin gösteriminin ardından “aile” konusu tartışmaya açıldı. “Benim Çocuğum Belgeseli Boğaziçi Üniversitesi Özel Gösterimi Ve Aile Paneli”ne Sosyolog Meltem Ahıska, Feminist Yazar Gülnur Acar Savran, Aktivist Mehmet Tarhan ve LİSTAG Aile Grubu’ndan Şule Ceylan konuşmacı olarak katıldı.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’nün desteği ile düzenlenen panele Boğaziçi Üniversitesi Homofobi ve Transfobi Karşıtı Öğrenci Topluluğu (LuBUnya), Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK), Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi, Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü (BÜSK), Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Kulübü ve Boğaziçili Feministler ev sahipliği yaptı.

Başka tip aile kurmak mümkün…

Şule Ceylan / LİSTAG gönüllüsü, Aktivist

“Biz 2 buçuk yıl önce bir toplantı için yine bu salondaydık. Toplantı biter bitmez Can Candan yanımıza geldi ve bu filmi yapma fikri burada doğdu. Çocuklarımız bize açıldıklarında seni reddediyorum, gözümün önünden uzak ol da ne yaşarsan yaşa, aman kimseler duymasın, senden nefret ediyorum demek birer seçenekti. Biz çocuğum yanındayız dedik. Çocuklarımız bize ezber bozdurdular ama bu pek kolay olmadı. Önemli olan toplumun bakış açısını değiştirebilmek. Homofobik dünyayı değiştirmek arzusundayız. Şu ortamda neyi değiştirebilirsiniz ki deniliyor. 5 yıl önce de bugünleri hayal etmiyorduk. Hiçbir şey yapmadan bir şeyi başaramazsınız. Türkiye’de bir aile yapısı var ve bu çocuklar bu ailelerde doğuyorlar. Başka tip aile kurmak mümkün. Çocuklarımız bizi seçmediler ama bizler onları seçer hale geldik. ”

Ekran resmi 2013-03-26, 22.57.59

Meltem Ahıska

Meltem Ahıska, Sosyolog, Boğaziçi Üniversitesi

“Benim Çocuğum filmini açtığı tartışmalar nedeniyle çok önemli buluyorum. Bu tartışmalardan bir tanesi aile. Aileye taraf mıyız, yoksa ailenin karşısında mıyız? ikileminin bizi bir yere götürmeyeceğini düşünüyorum. Modern, kapitalist  toplum bir aile miti oluşturdu. Aile devletin, milletin, piyasanın söylemlerinin bir aracı haline geldi. Aile içindeki toplumsal iktidar ilişkileri, eşitsizlik, kadına yönelik şiddet, emeğinin yok sayılması, çocuklar üzerinde kurulan baskı vb iyice görünmez kılınarak bir kutsal aile söylemi oluşturuldu. Burjuva, heteroseksüel, devletine, milletine, dinine bağlı kişilerden oluşan aile normal kabul edildi. Bu çerçeveye hiçbir ailenin uyması mümkün değil. Her ailenin ya cinsel yönelimle ilgili, ya şiddet-suç şikayetleriyle ya da dinsel kökenlerle ilgili bir sırrı mutlaka vardır. Bu sırları saklayarak ailenin normalliğini devam ettirmeye zorlanmak, aile modeliyle yaşam arasındaki uçurumu kapatmaya çalışmak aslında aileyi şiddetin hatta cinayetin mekanı haline getiriyor. Feministlerin aile dışında hayat var sözü tam da bu noktada önemli.  Aile kolay kolay kestirip atılacak bir şey değil. Bu nedenle ailenin dönüştürülmeye ve özgürleştirilmeye ihtiyacı var. Film de buna ilişkin ipuçları veriyor.

 

Aile transfobiyi, homofobiyi, patriyarkayı besliyor…

Gülnur Acar Savran, Feminist Yazar:

“Ailenin transfobiyi, homofobiyi, patriyarkayı en güçlü şekilde besleyen, yeniden üreten bir zemin olduğunu düşünüyorum. Benim için transfobinin, homofobinin, patriyarkanın, heteroseksizmin aşılması için kilit önemde bir kurum heteroseksüel evliliğe dayalı aile ve bu ailenin parçalanması… Aile içinde giderilen bakım, cinsellik, dayanışma, sevgi gibi ihtiyaçlar farklı ilişkiler içinde de giderilebilir. LİSTAG aile içinden kamusala açılan bir çalışma yaparak LGBT konusunu kamusallaştırdı. Ebeveynlerin ilk refleksi bu meseleyi aile duvarları içinde hapsetmek olsa da LİSTAG’ın çalışmaları bu duvarları aşıyor, farklı bir dayanışma ağının içine çekiyor ve bir anlamda da özel alanın politikası yapılıyor. Nefret cinayetlerinin, Ahmet Yıldız’ların olduğu bir ülkede bu işin ebeveynler tarafından kamulaştırılması önemli. Gerek film gerekse LİSTAG çok önemli bir şey yapıyor. Filmde bir aile cazibesi var gibi görünse de farklı aile modellerinin olabileceği vurgulanıyor. Özel bir sorun politikleştiriliyor, alternatif bir dayanışma ağı kuruyor ve film de bunu yaygınlaştırıyor.

Biz de buradayız…

Mehmet Tarhan, LGBT aktivisti-Vicdani Redci:

“Radikal feministlerin güçlendiği 80’lerde nefret suçlarına karşı güçlü eylemler yapıldı. 90’lı yıllardan neredeyse 2000’li yıllara kadar LGBT gruplar bir araya gelme ve birbirlerini bulma üzerine yoğunlaştılar. Belki 2000’lerde 1 Mayıs alanına gidilmesi, 2002’de ilk onur yürüyüşünün yapılması, 15-20 kişiyle kamusal alana çıkılması, biz de buradayız demeleri ile LGBT’liler daha görünür oldu. 2007-2008’de bu hareketin güncel siyasetle ilişkileri güçlendi. LİSTAG da tam bu dönemde kuruldu. Feministlerden öğrendiğim en önemli şey bireysel olan politiktir. LGBT aileleri bunu yaptı. Ayrıca ciddi bir buz kıran etkileri oldu.”

 

Sinefesto | Özlem Kaya

 

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Selda Alkor ve Engin Ayça’ya 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nden Onur Ödülü

Festival, 2-5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Selda Alkor

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin Onur Ödülü, Selda Alkor ve Engin Ayça’ya layık görüldü.

Geçtiğimiz yıllarda Reis Çelik, Biket İlhan, Süleyman Turan, Mevlüt Koçak, Gülsen Tuncer ve Necip Sarıcı‘ya takdim edilen festivalin geleneksel ödüllerinden olan “Dostluk Onur Ödülü” bu yıl oyuncu Selda Alkor ve yönetmen Engin Ayça’ya takdim edilecek.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’ün destekleriyle Balkon Film’in organize ettiği ve Türk Kızılay’ı çatısı altında 2-5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek olan 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nde ödüller, açılış töreninde sahiplerine teslim edilecek. Bu yıl Hacı Bektaş-ı Veli anısına düzenlenen festivalde “Dostluk Onur Ödülleri” oyuncu Selda Alkor ve yönetmen Engin Ayça’ya Türk sinemasına yaptıkları katkılardan dolayı verilecek.

“Festivalin Anadolu Dostluğunu Geliştiren İsimler Anısına Yapılması Çok Anlamlı”

1965 yılında Yeşilçam ile tanışan, “Senede Bir Gün”, “Buzlar Çözülmeden”, “İlk ve Son”, “Erikler Çiçek Açtı” gibi sinemanın klasikleri arasında yer alan pek çok filmde rol alan sinemanın “Çiçekçi Kız”ı usta oyuncu Selda Alkor, kişilerin yeniden dostluk duygularını öne çıkarmak amaçlı yapılan Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali’nden dostluk ödülü almanın çok gurur verici olduğunu ifade etti. Kaybolan değerlerden dostluğu halka filmler, şiirler ve müzikler vasıtasıyla ile buluşturmanın çok değerli olduğunun da altını çizen Alkor, festivalin her sene büyük şairlerin, düşünürlerin yıllar önce Anadolu dostluğunu geliştiren isimler anısına yapılmasının çok anlamlı olduğunu dile getirdi.

“Dostluk Toparlayıcı Bir Unsur”

Festivalde “Dostluk Onur Ödülü” alacak bir diğer ise 1987’de ilk uzun metrajlı filmi “Bez Bebek” ile 1. Ankara Film Festivali’nde En İyi 2. Film ve En İyi Senaryo Ödüllerini alan usta yönetmen Engin Ayça. 1990’da “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu” adlı ikinci filmiyle 28. Antalya Film Festivali’nde En İyi 3. Film seçilen usta yönetmen, son olarak 2007 yılında “Suna” filmini yönetti.

Dostluğun hepimiz için bir panzehir olduğunu, hayatı devam ettirmek için toparlayıcı bir unsur olduğunun altını çizen Engin Ayça ‘dostluğun’ işlendiği bir film festivalden onur ödülü almaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, Yunus Emre Enstitüsü gibi birçok kurum iş birliğiyle düzenlenen 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali direktörlüğünü Faysal Soysal, Onursal Başkanlığını Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık yapacak. 

Okumaya Devam Et

TV'de Sinema

Bu Akşam Televizyonda Hangi Filmler Var?

6 Kasım 2021 Cumartesi akşamı televizyon filmleri.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

6 Kasım 2021 Cumartesi akşamı televizyon filmleri.

Sherlock Holmes: Gölge Oyunları (Sherlock Holmes: A Game Of Shadows) – Beyaz TV Saat: 19.30

Serinin devam filminde Sherlock ve ortağı bu kez Londra dışındadırlar. Sherlock, bu kez suç dehası Profesör Moriarty’in peşindedir.

İntikam Yolu (Drive Angry) – Beyaz TV Saat: 21.45

Kızının sapkın bir tarikat tarafından vahşice öldürüldüğünü ve torununun yine aynı adamlar tarafından şeytana kurban edilmek üzere kaçırıldığını öğrenen Milton, cehennemden kaçarak intikam almak için dünya üzerine gelir.

Yaz Saati (Summer Hours) – TRT 2 Saat: 22.00

Olivier Assayas imzalı film, üç kardeşin, ölen annelerine ait ev ve sanat koleksiyonunun akıbeti konusunda düştükleri durumu konu ediniyor. “Summer Hours” (Yaz Saati), bu akşam 22.00’de TV’de ilk kez TRT 2’de.

Okumaya Devam Et

Uncategorized @tr

“Lightyear”dan Teaser Yayınlandı

Film, 17 Haziran 2022’de gösterime girecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Pixar animasyonu “Lightyear” filminden teaser yayınlandı. Filmde Buzz Lightyear karakterini ünlü oyuncu Chris Evans seslendiriyor.

Yönetmen koltuğuna Kayıp Balık Dory (Finding Dory) filminin ortak yönetmenlerinden Angus MacLane‘in oturduğu “Lightyear“dan teaser yayınlandı. Toy Story serisinde yer alan oyuncaklardan Buzz Lightyear’ın maceralarına odaklanan film, 17 Haziran 2022‘de gösterime girecek.

Işıkyılı, son model bir oyuncak olan Buzz-lightyear’ın hikayesini konu alan Pixar animasyonu Lightyear‘da Buzz Lightyear karakterini ünlü oyuncu Chris Evans seslendiriyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler