Bizimle İletişime Geçin

Sinema Kitapları

Hollywood’u Kapattığım Gün

Yayınlandı

tarihinde

 

Alev Alatlı

EVEREST YAYINLARI

Yayın Yılı: 2009
Kitap Kağıdı
370 sayfa
13,5×19,5 cm
Karton Kapak
ISBN:9752896000
Dili: TÜRKÇE

Herkesten çok da Obama teşekkür üstüne teşekkür etti, biliyor musun?! Niye mi? Belli değil mi, niye olduğu?! Genç adamın en büyük korkusu, iktidarının fare doğurması. Dakka bir, gol bir, Gazze de dikildi mi, karşısına?! Bakar mısın, kör talihe?! Bu saatten sonra da kim yutar, yok Hamas terör örgütüydü de, yok İsrail’in Gazze katliamı meşru müdafaaydı da şeklindeki lafazanlıkları?! Ben sana söyleyeyim: Miss “Mommy! Who is doing this to us?” Mc Kee, bile yutmaz! Endonezya’da büyüdü Hüseyin, kimsenin yutmayacağını, o çocukluğundan beri biliyor. American citizens’e gerçekleri anlatabilmesine bağlı olduğunu da biliyor.

Alev Alatlı’nın kitap ile ilgili verdiği bir röportaj:

Alev Alatlı

Alev Alatlı Hollywood’u nasıl kapattı (Yayın tarihi: 21 Haziran 2009)

Süpermen nasıl ortaya çıktı, John Wayne neden ‘The American’ ilan edildi, Hollywood nasıl bir sanal dünya yarattı, filmler Amerikalılara diğer toplumları nasıl algılattı?

İnci Döndaş’ın haberi

Alev Alatlı Hollywoood’u Kapattığım Gün adlı son kitabında bu soruların yanıtını veriyor, beyazperdedeki Amerika ile gerçeği arasındaki farkları esprili bir dille irdeliyor.

Yazık değil mi bu insancıklara?’ Alev Alatlı son kitabı Hollywood’u Kapattığım Gün’e bu cümleyle başlıyor. Sonrasında 19’uncu yüzyıldan günümüze Hollywood filmlerinin toplum üzerindeki etkisi, siyasetin sinemayı nasıl şekillendirdiği, Hollywood’un toplumda nasıl kadınlar ve erkekler yarattığını düşündüren ve çoğu zamanda kahkaha attıran bir dille anlatıyor.

Alatlı, kitabı oğlu Kaan Aktan için yazmış, kitabın girişinde ‘Kaan’ın kitabı’ diyerek bunu belirtmiş. Bunun nedeni ise oğlunun böyle bir kitabı kaleme alması için kendisini teşvik etmesi. Film izlerken düşüncelerini oğlu Kaan ile paylaşan Alev Alatlı’ya oğlu ‘Bunları yazmalısın’ deyince, Hollywood ile ilgili düşüncelerini yazmaya karar vermiş, üç haftanın sonunda bu kitap ortaya çıkmış. ‘Nasıl üç haftada içi bilgi dolu koca bir kitap çıktı?’ diye sorunca ‘Demek biliyormuşum. Başlayınca gerisi geldi’ diyerek yine şaşırtıyor. ‘Amerikalılara büyük bir iyilik yaptım!’ diyen Alev Alatlı ile yeni kitabını konuştuk.

SANAL ORTAMA SÜRÜKLEDİ

Bu kitabı neden kaleme aldınız?

İzlediğim hemen her filme bir kulp takmamın başta oğlum Kaan olmak üzere yakın çevremi rahatsız ettiğini fark etmiş olmam. Sonra günlerden bir gün, sinemaya hemen hiç gitmiyor, festivallere neredeyse burun kıvırıyor olmamın nedenlerini anlatmaya kalktım, ortaya bu kitap çıktı!

 Hollywood’u neden kapattınız?

Dünyaya dair gerçeklerin üstünü örttüğü, olayları saptırdığı, başta Amerikalılar olmak üzere, hepimizi sanal bir ortama sürüklediği için! Bu sanal ortamda akla karayı ayıramaz, haklıyı haksızdan ayırt edemez olduk. Estetik, etik değerlerimiz de hakgötüre olunca, Hollywood’un ‘reboot’ edilmesi gerektiğine karar verdim ve yaptım!

MAZLUMDAN ZALİME DÖNÜŞ

Kitabınızın başında ‘Yazık bu insancıklara’ diyorsunuz. Onlara neden acıyorsunuz?

Amerikan kıtasının ilk göçmenlerini düşünün. Aç, sefil, itilmiş kakılmış, masum yığınlar iken, türdaşlarıyla ilişkileri kesildi. Mazlumdan zalime dönüştüler, üstelik farkında olmadan ve Hollywood’un başını çektiği medya sayesinde. Acımamak mümkün mü? Yeri gelmişken, ‘medya’ diyorum, zira Amerikalılar medya dediklerinde basın-TV-sinema üçlüsünü kasteder.

Gerçek Amerika ile beyazperdedeki arasında ne gibi farklar var? Siz bu farkları nasıl keşfettiniz?

Kitabımda Amerikan tarihinin Amerikan sinema endüstrisi tarafından nasıl yazıldığını anlatıyorum. Örneğin, en vahşi ırk ayırımcılığının yaşandığı Güney eyaletlerinde köle sahiplerini ‘soylu’ leydi ve centilmenler olarak takdim eden ve de belleklere kazıyan Rüzgâr Gibi Geçti türünden filmlerin ardında yatanları anlatıyorum. Gerçek Amerika obezite ile boğuşan, yüzde 40’ı karaderililer ve Hispaniklerden oluşan bir halk iken, beyazperdeyi dolduran uzun bacaklı, sarışınların nereden çıktığını irdeliyorum. Nasıl keşfettiğime gelince, öğrenimimi o ülkede yaptım.

Kitapta Tedy Bear’ın doğuşundan Süpermen’in ortaya çıkışına pek çok ayrıntı yer alıyor. Bu kitabı hazırlamak için nasıl bir çalışma yaptınız?

Galiba hep biliyormuşum da, yazmak aklıma gelmemiş. Çok kısa bir zamanda yazdım çünkü. Gogol’un dördüncü kitabının üzerinde çalışıyordum, bu araya girdi, bir nefeste çıktı. Doğru mu hatırlıyorum dediğim noktalarda da internet devreye girdi.

Hollywood’u asıl yönetenin Amerikan derin devlet olduğu söylenir. Bu iddiaya siz ne diyorsunuz?

Amerikan ‘derin’ devletini bilmem ama sinema endüstrisinin de sahibi olan medya yığışımlarının endüstri ve siyasetle iç içe olduğu bir gerçek. Hiçbir Amerikan siyasisi yoktur ki, sinema endüstrisiyle bir biçimde akrabalık geliştirmiş olmasın.

Ford’a öykünerek stüdyo kurdular

Sinema için dünyanın yedinci sanatı deniliyor. Sizce de öyle mi?

Sinema Amerika’da bir endüstri kolu olarak başladı, bir sanat mecrası olarak değil! Öyle ki, ilk stüdyolar Henry Ford’un seri üretim yapan otomobil fabrikalarına öykünerek kuruldu. Filmlerin sanatsal unsurları elbette var. Resimleri, müzik gibi bileşenleri sanatın alanına girer. Ford’un otomobil tasarımları da sanatın alanına girmiyor muydu?

Hollywood’un bakış açısı Amerikan halkının dünyaya bakışını nasıl değiştirdi?

Değiştirmekten öte, tasarladı. Siyasi konjonktüre göre Arapların mesela mutlak surette karanlık yüzlü, vahşi tabiatlı insanlar olduklarını öğreterek tasarladı. Rusları kaba adamlar, Almanları kötü faşistler olarak pazarladı. ‘Idiograph’ dedikleri tipolojileri yaratarak tasarladı.

Hollywood’un insanlara hiç mi katkısı yok?

Olmaz mı? Milyonlarca insan bu sektörden ekmek yiyor.

Onca şaşaya rağmen eski filmler yeniden çekiliyor

Hollywood olmasa insanlar sorunların farkına varacak ve sorunlar çözülecek mi dersiniz?

Keşke bu kadar kolay olsa! Bir de tabii sinema sektörünü ortadan toptan kaldırmaktan değil, reboot etmekten bahsediyorum. Başta Amerikalılar, hepimiz, neyi tükettiğimize dikkat etsek iyi ederiz diyorum. Sigara içerken bile nikotin oranına bakıyoruz.

Eski filmlerin tekrar çekildiğini, Hollywood’da artık yaratıcılığın pek de olmadığını söylüyorsunuz. Bir de o eski filmlerin televizyon dizileri çekiliyor. Sizce de yaratıcılık noksanını söylemez mi bu? Üstelik onca paraya pula, şaşaaya rağmen böyle oluyorsa, tükenmişlikten öte izahı var mıdır? Televizyon dediğinizi Hollywood’dan ayıramazsınız zaten. Kitapta görüldüğü gibi, hiçbir sinema şirketi yoktur ki bir kaç tane TV kanalı olmasın! Aynı tükenmişlik burada da var…

Seri üretim gibi kadın ve erkekler yarattılar

Kitapta John Way-ne hakkındaki fikir-leriniz dikkat çeki-yor. Hollywood ve nasıl erkek ve kadınlar yaratmaya çalıştı?

John Wayne’i ‘The American’ ilan edip, Amerikan erkekliğinin şahikası ilan eden ben de-ğilim, Amerikalılar. Benim yaptığım ülkemizde ne-dense karanlıkta kalan ol-gulara ışık tutmak. Neden prototip erkek ve kadın yaratmaya kalkıştıklarına gelince, cevabı seri üretim. Otomobil fabrikası gibi, birbirleriyle kolayca ikame edilebilecek parçalar dö-kümlemezseniz seri üretim yapamazsınız. Burada da, Gregory Peck olmadığında Ronald Reagan’ı ikame edersiniz.

Oscarlar bayi toplantısı gibi

Oscar ödülü hakkında ne düşünüyorsunuz? Tamamen ‘yedinci sanat’ı desteklemeye yönelik mi?

Bayi toplantısı. Endüstrinin gelişimine en iyi hizmet edenin yüreklendirildiği bayi toplantısı. Gelmiş geçmiş en yaratıcı, en özgün, en estetik, en şu, en bu filmi de çekseniz, Amerikan sinema endüstrisinin hasılatına faydası yoksa ödüllendirilmeyecektir.

Artık Hollywood filmleri izlemiyor musunuz?

Dediğim gibi, hiçbir zaman ‘Aman kaçırmayayım’ şeklinde iyi bir izleyici olmadım ama izlemeyi sürdürüyorum elbette. En azından hangi telden çaldıklarını anlamak için.

(Star)

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Etkinlikler

Perspektif’in Temmuz dosyası: “Göç ve Sinema”

Perspektif Dergisi Temmuz ayında “Göç ve Sinema” dosyasıyla yayınlandı.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Batı Avrupa’da milyonlarca Türk kökenli yaşıyor. Bu kesim, aynı zamanda sinema sektörüne de “göç sineması” ile farklı bir hareketlilik getirdi. Perspektif Dergisi’nin temmuz sayısı bu hareketliliği mercek altına alan “Göç ve Sinema” dosyasıyla yayınlandı.

“Yersiz-Yurtsuzluktan Evrenselliğe: Göç Sineması”. Fırat Çakkalkurt’un Perspektif’in “Göç ve Sinema” başlıklı dosyasının giriş yazısı için kaleme aldığı makale bu başlığı taşıyor. Bu başlık aynı zamanda, işgücü göçünün ardından Batı Avrupa’da yerleşik hale gelmiş sayısız insanın sinema alanında yaşadığı değişimi de özetler nitelikte.

Göç sinemasının, “üçüncü sinema” ve “aksanlı sinema” gibi kavramlarla da ifade edildiğini belirten Çakkalkurt, göç sinemasında eleştirel farkındalığın yüksek olduğunu vurguluyor. Çakkalkurt’a göre göç sineması, ana akıma mesafeli bir sinema türü. Çakkalkurt göç sinemasının bu yönüyle ulusal sinema kavramının boş bıraktığı alanda tamamlayıcı bir rol oynadığı görüşünde.

Dosyaya “Göçün Görsel Kültürü” başlıklı bir makaleyle katılan Dr. Ömer Alkın ise merceği “göç sineması”nın üreticilerine çeviriyor. Genç film yapımcılarının karşılaşacağı zorluklarla mücadele edebilmeleri için uygun şekilde düzenlenmiş bilgi kültürüne ve erişim kaynaklarına dâhil edilmeleri gerektiğini söyleyen Alkın, sinema ile ilgilenen göç kökenlilerin, sektöre erişimdeki zorluklarına değiniyor.

Dosyada Avrupalı Türklerin sinema tercihleri de araştırma konusu edilmiş. Meltem Kural “Avrupalı Türkler Ne İzliyor” başlığıyla kaleme aldığı yazıda Berlin merkezli film dağıtım şirketi AF Media’nın sahibi Ali Fidan’ın görüşlerini paylaşıyor.

Senarist ve yönetmen Yasemin Şamdereli ve Haluk Piyes gibi isimlerle söyleşilerin yer aldığı dosyada bütün yazılara buradan ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Sinema Kitapları

Nuri Bilge Ceylan’ın Kitabı “Bir Zamanlar Anadolu’da” Raflarda

Nuri Bilge Ceylan‘ın Bir Zamanlar Anadolu’da kitabı Doğan Kitap tarafından yayımlandı.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Nuri Bilge Ceylan‘ın Bir Zamanlar Anadolu’da kitabı Doğan Kitap tarafından yayımlandı.

2011 yılında çektiği Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle Cannes Film Festivali’nde Büyük Ödülü kazanan Nuri Bilge Ceylan’ın aynı adlı kitabı Doğan Kitap tarafından yayımlandı.

Dünyanın en iyi filmleri arasında yer alan ve Türk sinemasını güçlü bir şekilde temsil eden Bir Zamanlar Anadolu’da filmi, bir doktor ile bir savcının 12 saatlik gerilimli öyküsünü beyaz perdeye aktarmıştı.

Senaryonun çekime başlanmadan önceki orijinal halini derleyen kitapta ayrıca, film hakkında yurtiçi ve yurtdışında yazılan sayısız yazılardan bir seçki, söyleşiler ve yönetmenin kurgu sırasında tuttuğu günlükleri de içeren geniş bir derleme mevcut.

Okumaya Devam Et

Manşet

Robert McKee’nin Kitapları Yeniden Türkçe’ye Çevrildi

Senaryo hocası Robert McKee’nin kitapları yeniden Türkçe’ye çevrildi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Senaryo hocası Robert McKee’nin kitapları yeniden Türkçe’ye çevrildi.

Dünyaca ünlü senaryo hocası Robert McKee’nin Story ve Diyalog kitapları yeniden Türkçe’ye çevrildi. Fırat Çakkalkurt editörlüğünde Story kitabı Hikâye başlığıyla çevrilirken, Aslı Yazır tarafından Türkçeleştirilen Diyalog kitabı ise bu hafta raflardaki yerini alıyor.

İstanbul Medya Akademisi Yayınları etiketiyle piyasaya çıkan Hikâye, 2011 yılında Plato Yayınları tarafından basılmıştı. Senaryo yazmanın inceliklerini bu kitapta anlatan McKee şimdiye kadar 50 binden fazla öğrenciye senaryo yazmanın inceliklerini anlattı. Birçok televizyon yazarına, film yapımcısına, senariste, edebiyatçıya, reklamcıya, metin yazarına, aktöre, prodüktöre, yönetmene ve oyun yazarına ilham kaynağı oldu. Öğrencileri şimdiye kadar 27 Oscar, 140’tan fazla Emmy ödülü kazandı. Akıl Oyunları, Yüzüklerin Efendisi, Arabalar, Cindrella Man, Da Vinci’nin Şifresi, Shrek, Karayip Korsanları, X Men, Kayıp Balık Nemo gibi kapalı gişe oynayan filmlerin, Friends, Frasier, Seinfeld gibi dünya çapında popüler televizyon dizilerinin altında onun öğrencilerinin imzası var.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler