Herkes Bir Şekilde Günahlarının Diyetini Öder

Serbest Kürsü

Onur Eğri Yazdı…

Mecid Mecidi insan fıtratı üzerine filmler yapan usta bir yönetmen. İran Sineması denildiğinde, akla gelen ilk isimlerden. Bunu çektiği birçok kült filmle kanıtlamıştır. Çoğu filminde karakterlerin manevi kusurlarına ithafen, engelli başka bir karakter görürüz.

Mecidi’nin ustalık dönemi eserlerinden Serçelerin Şarkısını ele alalım mesela. İlk olarak film; Neşeli başlar, sıkıntılar baş gösterir ve sonunda gene tam anlamıyla mutlu son diyemesek de selamete açılan bir kapı bırakılır. Buna nispeten film üç mevsimde geçer. Filmin başladığında ekinler yeşildir. Sonra tarlaları yanmış, siyah biçimde görürüz ve filmin sonuna doğru tarlalar tekrar yeşillenmiştir. Dramatik yapı mevsimsel bir döngüyle desteklenmiştir.

Film bir yönüyle tasavvufi bir filmdir. Bu kanıya filmdeki bazı tasavvufi simgelerden rahatlıkla ulaşabiliriz. Buna filmin on dokuzuncu dakikasındaki yakın plan açıkça kanıttır; Kerim deve kuşunu kaçırmıştır. Aramış ama bulamamıştır. Çiftlikte artık istenmeyen birisi haline gelmiştir. Kimsenin ağzından kovulduğuna dair bir söz çıkmamıştır ama Kerim’in içeri girer girmez ilk sorusu ‘’Ne oldu Ramazan? Beni işten attılar mı?’’ olmuştur. Peki Kerim bu kanıya nerden varmıştır? Kerim odanın kapısına gelirken valizini ve çizmelerini kapının önünde görür. Çizmelerin yönü içeri doğru değil, dışarı doğrudur. Burada çizmeler özellikle vurgulanmıştır. Tasavvufta; Dergahta istenmeyen müridin ayakkabıları dışarı doğru çevrilir, mürit istenmediğini anlar ve sessizce dergahtan ayrılırmış. Burada da aynı şeyi görüyoruz. Kimsenin bir şey söylememesine rağmen, Kerim İşten çıkarıldığını anlıyor.

Film genel manada sağırlık üzerine bir filmdir bana göre. Deve kuşu sağır bir kuştur. Filmin ilk karesinin deve kuşu olması ve filmin gene deve kuşu ile kapanmasını buna yorabiliriz. Ve daha da fazlası Kerimin kızı da sağırdır. Film boyunca kerimin amacı kızının duyabilmesini sağlamaktır. Ve bu amacına ulaşmak için kendisi de gitgide manevi olarak sağırlaşır. Bunun olacağı da filmin on yedinci dakikalarında açıkça bize anlatılmaya çalışılmıştır. Her ne kadar deve kuşunu aramak için deve kuşu kılığına girmişse de, bu aslında Kerimin de bazı konularda bir deve kuşu kadar sağırlaşacağı manasına gelir. Aynı zamanda sağırlık ve anlamama olgusu birkaç defa vurgulanır.

Ama Kerim ne kadar yanlış yapsa da filmin sonunda bir şekilde diyetini ödeyecek ve masumiyetini kurtaracaktır. Peki nasıl? Bunu da otuz birinci dakikanın sonlarında başlayan erik satın alma sahnesinden anlayabiliriz. Sahnede Kerim erik satın almak için durur. Satıcıya fiyatını sorar. Satıcı bin toman der. Kerim gömleğinin cebinden bin toman çıkarır ve bir kilo erik ister, biraz sonra pantolonunun arka cebine ayırdığı müşteriden yanlışlıkla aldığı bin tomanı daha çıkarır ve iki kilo satın alır. Başkasının parasıyla alışveriş yapmıştır. Bir sonraki sahne Tanrısal bir bakış açısıyla çekilmiştir bana göre. Kerim motoruyla evine dönerken arka koltuğa bağladığı erikler yavaş yavaş dökülmeye başlar ve hızlanır. Beş altı tane erik dereye düşer ve yol sahnesi biter. Bir sonraki sahnede kerimi evde görürüz. Biz bütün eriklerin düştüğünü sanırken kerimin karısı bir kap erikle görünür. Biraz konuşurlar ve karısı kerime düğmesinin kopmak üzere olduğunu koparıp kendine vermesini söyler. Kerim düğmeyi koparır ve karısına verir. Düğmenin yakın planıyla sahne biter.

Peki buradan nasıl bir anlam çıkarabiliriz? İlk olarak satın aldığı eriklerin yarısı kendi hakkı, yarısı ise haramdır Kerim’e. Yolculuk sırasında hakkı olmayan erikler ilahi bir güçle Kerimden alınır ve suya düşerler. Neden asfalta değil de dereye düşerler peki? Su saflıktır. Kerim’in bir günahı var evet, ama bir şekilde kendisi de fark etmeden bu günahının diyetini ödeyecek ve günahlarından arınacak manasına getirebiliriz. Sonraki sahnede anlıyoruz ki kadın elinde eriklerle çıktığında Kerim eriklerin yarısının düştüğünün farkında değildir. Kadın Kerim’e kopmak üzere olan düğmesini koparıp kendine vermesini söyler. Peki neden durduk yere Kerimin düğmesi kopar burada? İslam-i rüya tabircilerine göre düğme kopması genellikle yaşanan olumsuzlukların unutulup yeni bir hayata başlamak manasında yorumlanır. Peki bu filmde bu sahne nasıl bir anlam kazanabilir? Yönetmen bize önceden Kerimin yaşayacaklarına dair bir tüyomu vermek istedi acaba?

 

Filmde dikkatimi çeken bir diğer nokta ise şu. Kerim şehirden evine dönerken bazen boş bir şekilde, bazen de hurdalarla dönüyor. Hanesinde hurdalardan bir yığın oluşturuyor ve sonunda bu yığının altında kalıyor. Benim dikkat ettiğim nokta ise şu. Şehirde ne zaman günah işlese o zaman hurda getiriyor eve. Bu hurdalar aslında Kerim’in günahlarını simgeliyor olabilir mi? Altında kaldığı hurdalar değil de günahları olabilir mi gerçekte? Bir bakıma günahlarının diyetini ödedikten sonra yani yığının altında kaldıktan ve ayağı kırıldıktan sonra her şeye daha masum bakmaya başlar.

Ama bana göre filmin sonu böyle bitmeye bilirdi. Nasıl mı? Filmin elli dokuzuncu dakikasında masumiyet elinde tütsüsüyle yaklaşır Kerimin yanına. Kerim o an düşünmeden beş bin tomanı o çocuğa verseydi diyetini ödemiş olacaktı ve böyle bir sonla karşılaşmadan kavrayabilecekti bazı manaları. Herkes bir şekilde günahlarının diyetini öder. Ama böyle olsa, film olmazdı tabii ki de değil mi…

_______

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up