Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Herhangi Bir Festivalin Malatya Film Festivaline Nispeten Değerlendirilmesi

Yayınlandı

tarihinde

Malatya Film Festivali de geldi geçti. Üzerinden haftalar geçmesine rağmen böyle bir yazıyı yazmamın sebebi dolaylı yoldan yakın tarihte yapılmış bir festivalden yola çıkarak doğrudan bütün festivallere ve özelinde festivaldeki sanatçı/zanaatçı kesime yapılan bir haykırıştır…

Neyse… Tabii ki yine iyisiyle kötüsüyle geçti bir festival daha. Her festivalin başlangıcında, ortasında veya sonunda Festival entrikaları çıktığı gibi bu festivalde de tabii ki çıkmıştır. Yalnız bu entrikalardan ziyade benim asıl dikkatimi çeken festivale konuk olan gözde ve güzide çoğu sanatçının tavırlarıydı. Bu izlenimlerden yola çıkarak sanatçının sanatçıya ve sanata karşı tavrını, yaptıklarının sanat değeri taşıyıp taşımadığı üzerine kısaca değinmektir niyetim. Sanatçının eserinin sanat değeri taşıyıp taşımadığını sanatçının doğru bir tavır takınıp takınmadığı üzerine söyleyeceğimiz her şeyi önce kendimize sonrasında üstüne alan almayan sanatçılara atfediyoruz.

Festival organizasyonundaki olumsuzluklar, eksiklikler, festival programın içeriği, vs. benim konum değil, zira ben o yönde bir olumsuzluk da görmedim. Organizasyonu yapanların konuklarıyla ne denli ilgilendiklerine bizzat şahit olduğumdan ve ara ara takip ettiğimden küçük eksiklikleri de nazar boncuğu olarak kabul etmiş oldum. Hâsılı… Festival eleştirmenlerinin dillendirmeyi alışkanlık ettiği organizasyon hataları, jüri tartışmaları vs. gibi konuların çok dışında festivale katılan sanatçıların kendi meslektaşlarına karşı ilgisizlikleri –hatta- saygısızlıkları hiç de sindirilebilir değildi. Festival sonuna kadar da bu ilgisizlik ve saygısızlık devam etti. Kendisine sanatçı/zanaatçı diyen pek çok sözde sanat erbabının-ki tartışılabilir- güya sanatını konuşturacağı yerde yaptıklarını arkasına alıp kimseyi takmayan dediğim dedik, bildiğim bildik tavrı Türkiye’de veya dünyada gerçekten kendi imkânlarıyla sanat yapan çoğu sanatçıya karşı olan tavırları bir sanatçıya yakışır mı varalım bunu da biz düşünelim. Zaten hep biz düşünüyoruz. Kendilerinin kendileriyle yapmadıkları muhasebeyi her defasında biz yapıyoruz. Üzerimize vazifeymiş gibi… Biz üzülüyor, biz kızıyor, biz kırılıyoruz, biz düşünüyoruz onlarsa kendi yaptıklarını-yaptıklarına da bakmak lazım-  ön plana atıp her defasında “bak beni boş ver yaptıklarıma bak, ben böyle saygısız olabilirim ama filmlerim saygıyı, sevgiyi, duyarsızlığı vs. anlatır” deyişleri sanatçının sanat eseri ile kendisi-yaşayışı-arasındaki uçurumun bariz göstergesi.

Şimdi denilebilir ki hangimiz anlatılanı veya anlatılageleni hayatımızda uygulayabiliyoruz ki? Kal ile hal arasındaki uyumu hangimiz sağlayabiliyoruz? Evet, bu doğru ama en azından biz yaşamadıklarımızın da muhasebesini yaşayanlarla yapabiliyoruz. Kendi kendimizle çeliştiğimizin acısını her daim bazı ortamlardan uzak kalarak kendi kendimizle kalarak gösterebiliyoruz.

Muhydeen Izzat Quandour’in festivalin onur konuğu olarak gelişi ve salonda konuşmasını yaparken gelen onlarca ünlü simanın arkasını dönüp konuşması ve hatta kahkahaları ne kadar doğruydu? Konuşmanın ve sonrasında çekilen fotoğrafların, sahte gülücüklerin ardından yalnız Atilla Saral’ın, festivalin onur konuğu ile ilgilenmesi, onunla muhabbet etmesinin dışında diğer sanatçılar! sanki öyle biri hiç gelmedi hiç davet edilmedi tavrındaydı.

Bu ilk ve en son örneği olarak kalsın ondan öncekileri dile getirmeyelim de…

Festivalin iyi niyetli adamlarından da bahsetmeden edemeyeceğim. Festivalin açılış ve kapanış konuşmalarını yapan Belediye Başkanını Ahmet Çakır’ın  “Çağrı, Yeşil Yol ve Titanic”  gibi örnek verdiği üç filmi duyan izleyicinin – sanatçılar da dâhil- tavırları düşünülesiydi. Sözleri burada zikretmeden başkanın savunmasını yapalım. Başkanın kişiliği tavrı düşüncesi hakkında hiçbir şey bilmeyen biri olarak söylemeliyim ki; herkes sinema ile sanatla hemhal olacak diye bir kaide yok. Her insan kendinin kendiyle olan derdini başka yöntemlerle yapabilir/anlatabilir. Sanat birazda derdin ortaya çıkarılması ve onun ortadan kaldırılması ise, başkan bu yönde değil de Festivale verdiği destekle zaten bunu göstermiş oluyor. Ben o konuşmanın alt metninde “bakın ben sanatla veyahut özelinde sinema ile çok fazla meşgul olan bir insan değilim. Buna sebep zamanım ve halkımın derdi olabilir veya olmayabilir. Yalnız buna rağmen bu sanatın ne denli değerli olduğunu ve medeniyet inşası için ne derece önem arz ettiğini biliyorum. Bunu da buraya gelerek, bu festivale elimden geldiğince destek vermeye çalışarak gösteriyorum. Çünkü ben sanatsız bir toplumun kültürünün de var olmayacağını bilenim…” diye bir açıklama gördüm. Çok iyimser bir tavır takındığımı ve daha barışçı bir ortam yaratmaya çalıştığımı düşünenler olacaktır ama Festivalde gösterilen filmlerin ana temasının da “Ortadoğu’da Barış “ olduğunu hatırlatmak isterim:) “Sanat niçindir?” vs. vs. Kendi kendinin çelişkilerini dahi kendi kendiyle çelişerek kapatmaya çalışan sözde sanatçıların yaptıkları ahlaki ise benim yaptığım mı değil?

Gelelim festivalde yarışan ve gösterilen filmlere. Yaklaşık 140 filmin gösterildiği, uluslararası ve ulusal uzun metraj film dalında 20 filmin yarıştığı festivalde filmlerin çoğu sadece sanatçının kendisini ilgilendiren kendisinin rahatsız olduğu konuların dışına çıkmıyordu. Bu noktada tabi ki anlatılan konunun sancısını önce sanatçının kendisi çekmeli ama bu sancının biraz daha genel kesiminde ortak sancısı olması gerekli değil mi? Bir ortak dil kurma amacı gütmemeli mi? gütmeli mi sanat eseri?

Ödül alan filmlerle ilgili açıklamalara girmeyeceğim zira artık festivalde gösterilen filmlerin nitelik ve nicelik yönünden ne durumda oldukları ortada. Artık festivallerinde tadı tuzu kalmadı dersem önce var mıydı gibi bir tepkiyle karşılaşabilirim ama şimdikine nazaran vardı. Eğlenmek, kendini ispat, içmek, dans etmek, birkaç kişiye film yaptı ödül aldı dedirtmek, dışında bir derdi olmayan sözde sanatçılarla doldu taştı festivaller. Yoksa bir sinema dili arayışı, taşın altına elini koymak gibi dertlerinde olduğunu düşünmüyorum. Sözüm meclisten dışarı tabi ki! Bunun sancısını çeken sanatçıların olduğu da muhakkak. Yalnız onlarda kendi köşelerinde saklanmaktan ve ortamın büyüsüne kapılıp bozulmak endişesi taşımaktan başka bir şey yapmıyorlar. Haklılar mı haksızlar mı?

Tabi bu durumun bu tarafıyla da ilgilenmiyoruz.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

10. Malatya Uluslararası Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

En İyi Film ödülü “Çatlak” filmine verildi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Bu sene 10. kez geçekleşen “Malatya Uluslararası Film Festivali”, düzenlenen ödül ve kapanış gecesiyle sona erdi.

Malatya Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Battalgazi ve Yeşilyurt ilçe belediyelerinin iş birliğiyle bu yıl 10’uncusu düzenlenen “Malatya Uluslararası Film Festivali” sona erdi. Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ödül töreninde En İyi Film ödülü “Çatlak” filmine verildi.

En İyi Film

Çatlak

En İyi Yönetmen

Selman Nacar – İki Şafak Arasında

En İyi Senaryo 

Fikret Reyhan – Çatlak

En İyi Görüntü Yönetmeni

İlker Berke – Koridor

En İyi Kadın Oyuncu

Emel Göksu – Koridor Ve Ece Çeşmioğlu – Bembeyaz

En İyi Erkek Oyuncu 

Hakan Salınmış – Çatlak

Fahri Kayahan En İyi Müzik Ödülü

Ali Saran – İçimdeki Kahraman

Kemal Sunal Halk Jürisi Ödülü

Lacivert Gece

Ulvi Saran Jüri Özel Ödülü

İki Şafak Arasında

Siyad En İyi Film Ödülü

Çatlak

Fölm-Yön En İyi Yönetmen

Selman Nacar – İki Şafak Arasında

En İyi Belgesel Film

Acı Ve Tatlı

Ulusal Kısa Metraj Jüri Özel Ödülü

Şin (Yas)

Ulusal Kısa Metraj Birincilik Ödülü

Aynı Gecenin Laciverti (Aa)

Okumaya Devam Et

Hollywood

“Tom Hardy” The Matrix: Resurrections Filminde

Jessica Henwick açıkladı!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

The Matrix: Resurrections oyuncularından Jessica Henwick, “Tom Hardy”nin filmde ufak bir cameo ile göründüğünü açıkladı.

Merakla beklenen The Matrix: Resurrections filminde Bugs karakterine hayat veren Jessica Henwick, film hakkında yeni açıklamlarda bulundu. Henwick, Tom Hardy’nin de The Matrix: Resurrections filminde ufak bir cameo ile yer aldığını belirtti.

24 Aralık‘ta sinemalarda gösterime girecek filmin San Francisco çekimleri sırasında, Hardy’nin seti ziyaret ettiği biliniyordu. Hardy‘nin ziyareti sırasında Venom 2 filminin çekimleri için San Francisco’da olduğunu da açıklanmıştı.

İlk defa 1999 yılında vizyona giren ve devam filmleri merakla takip eliden Matrix serisinin dördüncü filmi olacak The Matrix Resurrections‘da Keanu Reeves ve CarrieAnne Moss başrolü tekrar paylaşıyor. Yahya Abdul  Mateen IINeil Patrick Harris, Jonathan GroffChristina RicciJessica Henwick ve Priyanka Chopra Jonas gibi ismler ise filmde Reeves ve Moss‘a eşlik ediyor.

Okumaya Devam Et

Festivaller

“Distopya Film Festivali”nin Kazanan İsimleri Belli Oldu

En İyi Kısa Film ödülünü, Murat Uğurlu’nun “Tapınak” filmi kazandı.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Distopya Film Festivali Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ödül töreniyle sona erdi. Festivalin ödül töreninde “En İyi Kısa Film Yarışması” Birincilik Ödülünü Murat Uğurlu’nun “Tapınak”, “En İyi Senaryo Ödülü”nü de “Ölemeyenler: Öteki Dünya Bileti” isimli projesiyle Ersin Karahaliloğlu kazandı.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkıları, BKM Mutfak’ın desteği ve Uluslararası Bağımsız Sinema ve Sanat Derneği tarafından ilk kez bu yıl düzenlenen Distopya Film Festivali’nde bu akşam (12 Aralık) ödüller sahiplerini buldu.

Pandemi kurallarına uygun olarak gerçekleştirilen festivalin sunuculuğunu Yosi Mizrahi üstlenirken, Akın Robotics’in meşhur robotu Mini Ada yine sahneyi boş bırakmadı. Ödül töreninin açılış konuşmasını Festival Direktörü Hatice Aşkın ve Sanat Yönetmeni Gülşah Elikbank yaptı.

“İyi hikayelerin anlatılmasına katkı sunmaya devam edeceğiz”

Açılış konuşmasını yapan Hatice Aşkın konuşmasının başında festivali hayata geçirme sürecini anlatırken, festivalin özetini izleyicilere aktarmayı da ihmal etmedi. Festivali hayata geçirmelerinde rol oynayan kurum ve kuruluşlara ve arka planda çalışan ekibe teşekkür eden Aşkın, “Bir film festivali yapmaya başladığınızda yaşlanmaya başlıyormuşsunuz.” diyerek süreci özetler nitelikte bir söylemde bulundu. İkinci Uluslararası Distopya Film Festivali’ni BKM Mutfak ve BKM Uniq’te gerçekleşeceği müjdesini veren Aşkın, “Dünyada iyi bir hikâyeden daha güçlü hiçbir şey yoktur. Biz de bu festival aracılığı ile iyi hikayeler anlatılmasına katkı sunmaya devam edeceğiz.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

“Festivalle sanatın iyileştirici yanının yayılmasına katkı sağlanıyor”

Gece de konuşan sanat yönetmeni Gülşah Elikbank, robot Ada’nın eşliğinde sahneye çıktı. Sanat dünya mükemmel olmadığı için var. “Sanatçılar kusurlu bir dünyadan güzel bir dünya yaratmaya çalışıyorlar” diyerek sözlerine başlayan Elikbank, film festivalinin sanatın iyileştirici yanının yayılmasına katkı sağladığını belirtti. Geleceğe bakmak ve oradan çıkmak için sanata başvurmamız gerektiğinin altını çizen Elikbank, festival için çok çalıştıklarını belirterek herkese teşekkür etti.

Festival’in Kazanan İsimleri Belli Oldu

Dünyanın dört bir yanından 200’ün üzerinde kısa film başvurusu ile gerçekleşen Uluslararası Distopya Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu. Jüri Başkanlığını Yunan yönetmen Babis Makridis’in gerçekleştirdiği Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda oyuncu Damla Sönmez, oyuncu Didem Balçın, görüntü yönetmeni Feza Çaldıran, kurgu editörü Ali Aga’nın özverili değerlendirmeleri sonucunda dört finalist dört ayrı kategoride ödüle layık görüldü.

Birincilik ödülü jüri başkanı Babis Makridis tarafından, “harika bir atmosfere sahip olduğu, korkularla dolu bir karakter gösterdiği ve iyi bir oyunculuk olduğu için korkularla yüzleşmemize olanak sağladığı” gerekçesiyle Murat Uğurlu’nun “Tapınak” filmine takdim edildi.

İkincilik ödülü ise Festival Direktörü Hatice Aşkın tarafından “2030” filminin yönetmenine takdim edildi. Pierre Dugowson’a ödülünü takdim eden Aşkın gerekçesini “Bizi kahramanların ve muhtemelen tüm insanlığın hayatlarının sonuna ve mutlak sona mantıksızlık ve mizah yoluyla çok sesli götürmeye başaran bir film. Distopya dramatik tonlar olmadan işlenen bir türdür. Hikâyenin mizahi yönü dramatik sonu daha güçlü hale getirmeyi başarıyor.” şeklinde açıkladı.

Üçüncülük ödülü Gökalp Gönen’nin “Lâl” filminin oldu. Ödülü takdim eden oyuncu Şebnem Özinal, ödül gerekçesini “Mükemmel bir animasyon. Film bittiğinde kafanızda yankılanan ses tasarımlarıyla doğan tartışma ve hayatta kalma üzerine sanatsal açıdan güzel, aynı zamanda kasvetli bir sanat eseri” diye sundu.

Son olarak gecede “Jüri Özel Ödülü” Nadin Alyekhina’nın “2040” filmine takdim edilirken, ödülü takdim eden Festival Danışma Kurulu Başkanı Biket İlhan, gerekçesini “Bilimkurgu çizgi romanından çıkmış gibi görünen, boğucu distopik hikaye. Dikey formatı araştıran görsel bir deney” şeklinde açıkladı.

“En İyi Senaryo Ödülü” Ölemeyenler: Öteki Dünya Bileti projesi oldu

Jüri Başkanlığını yönetmen Andaç Haznedaroğlu’nun yaptığı, oyuncu Fadik Sevin Atasoy, oyuncu Cansel Elçin, yapımcı Müge Özen ve yapımcı-dağıtımcı Marsel Kalvo’dan oluşan “Ulusal Kısa Film Senaryo Yarışması” ana jürisi tarafından ödül alan isim belirlendi.  Festivalde “En İyi Senaryo Ödülü”, “Ölemeyenler: Öteki Dünya Bileti projesi” ile Ersin Karahaliloğlu’na verildi. Ödülü jüri başkanı yönetmen Andaç Haznedaroğlu verirken ödül gerekçesini “ Dramatik kurgusunu beğenip, sahnelemeye en yakın bulduğumuz, bu ülkeye ait birçok hicivsel kodları barındıran, bizi 141 yıl yaşamak üzerine düşündüren bir proje.” olarak belirtti.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler