‘Güzel Günler Göreceğiz’den Jüri Üyelerine Teşekkür!

Manşet Türkiye

Emre Kavuk, filmlerinin ‘sürpriz’ olarak değerlendirilmesine biraz gönül koyuyor.

Altın Portakal’ın en iyi filmi seçilen ‘Güzel Günler Göreceğiz’in yönetmeni Hasan Tolga Pulat ile senaristi Emre Kavuk, filmlerinin ‘sürpriz’ olarak değerlendirilmesine biraz gönül koyuyor. Genç sinemacılar, “At pazarı değil burası, en çok bağıran ödül alacak diye bir şey yok. O yüzden, jüri üyelerine özellikle teşekkür ediyoruz.” diyorlar.

İki arkadaşın yıllar evvel İzmir’de başlayan yolculukları Antalya’da ödülle taçlandı. Gazetelerin ekonomi sayfalarında görmeye alışkın olduğumuz ‘başarı öyküleri’ni andırıyor ilk bakışta. Fakat Hasan Tolga Pulat ile Emre Kavuk’un hikâyesi biraz farklı. Bu yıl kadınlardan oluşan jürinin oylarıyla Altın Portakal’ın en iyi filmi seçilen ‘Güzel Günler Göreceğiz’in yönetmeni Pulat ve aynı filmle festivalin en iyi senaristi seçilen Kavuk, üniversite yıllarından beri birlikte film yapıyor. İlk uzun metraj çalışmalarında ise dört ödülle Altın Portakal’ın ‘sürpriz’ olarak değerlendirilen listesinde başköşeye oturdular.

Ödül töreni sonrası sıcağı sıcağına heyecanlarını paylaştığımız iki arkadaş, filmlerinin ‘sürpriz’ olarak değerlendirilmesine biraz gönül koyuyor. Genç yönetmen Pulat, “Biz başından beri kendimiz sürpriz görmüyorduk. Ama bir şekilde sürpriz olarak görmeye itildik. İlk başta yorumlar olumluydu; ödül gecesine doğru rüzgâr tam tersine döndü.” diyerek durumu özetliyor. Yarışmadaki birkaç filmin abartılı PR (halkla ilişkiler) çalışmalarından rahatsız oldukları anlaşılan ikilinin hissiyatını ise Emre Kavuk net bir şekilde dile getiriyor, “En başından beri iyi film yaptığımıza inanıyorduk. Ama burada karşılaştığımız şeyler bizi üzdü.” diyen ödüllü senaristi biraz deşince, onları nelerin ‘üzdüğü’ ortaya çıkıyor: “Mesela yok sayıldık, görülmedik hiçbir yerde. Adımız, sanımız duyulmadı. Birkaç sinema yazarı dışında bizi yok saydılar. Biz düzeyli bir şekilde yarışmak isterdik, ama iş çok farklı boyutlara taşındı. At pazarı değil burası, en çok bağıran ödül alacak diye bir şey yok. O yüzden, jüri üyelerine özellikle teşekkür ediyoruz.”

‘ÇÖZÜLMEMİŞ HİÇBİR MESELE KLİŞE OLAMAZ’

Sohbet, hızlı bir girişle eleştirilere gelmişken sormadan edemedik. ‘Güzel Günler Göreceğiz’, sinema yazarları tarafından ‘ilk filminde her şeyi anlatmaya çalışmış’ eleştirisiyle karşılanmıştı. Pulat, bu eleştiriye de sitemkâr bir cevap veriyor: “Bence bu, filmimizi yüzeysel okuyanların uydurduğu bir şeydi. Çok mesele anlatmadık. Anlattıklarımızın hepsi bu ülkede olan dertler. Üstelik ajitasyona kaçmadan ele aldığımız o konular, ‘insanı’ anlatmak için bir fondu.” Beş karakterin yaşadığı trajedilerin ‘klişe’ konulara dayanması eleştirisine ise cevabı netti genç yönetmenin: “Klişe’ çok kolay bir değerlendirme olur. Bitmemiş, çözülmemiş hiçbir mesele klişe olamaz. Biz bütün klişelere farklı yerlerden bakmaya çalıştık.”

İlk gösterimden sonra filme yönelik dile getirilen ‘klişe’ eleştirilerinden sıkıldıkları anlaşılan iki arkadaşa ‘klişe’ bir muhabir sorusu sorduk. İzmir’de ilk kısa filmlerini yaptıkları dönemlerde bugünleri hayal etmişler miydi acaba? Tolga, “Biz hayalci bir ekibiz. Hayal ettik, ama hep küçük hayallerimiz vardı. Gerçekleşmeyeceğini düşündüğümüz hayaller değildi. Samimi bir film yapmaktı amacımız, ödül bu samimiyetin getirisi.” dese de Emre’den ‘küçük’ bir itiraz geldi: “Tolga ‘küçük hayaller’ dedi, ama onlar bizim için çok büyük hayallerdi.”

İlk filmiyle Altın Portakal almış bir yönetmen ve senarist olarak sorumluluklarının artacağına yönelik öngörümüze Pulat esaslı bir şerh koyuyor. Ödülden önce de sorumlulukları olduğunu belirten genç yönetmen, “Bizim önce kendimize karşı sorumluluklarımız var. Sonra, kendi ahlakımıza ve bu ülke ahlakına karşı. Biz, seyirciyle barışık, seyirciyle bütünleşen iyi filmler yapmaya çalışıyoruz. En büyük sorumluluğumuz bu olacak her zaman için.” diyor. Şerhin noktası Kavuk’tan geliyor: “Bu ülkenin dertlerini anlatmaya devam edeceğiz. Bir insanın bile hayatını değiştirebilirsek en büyük ödül o olur bizim için.”

Vizyon tarihi henüz belli olmayan dört portakallı film, senaryo ve en iyi film ödülüyle toplam 380 bin TL para ödülü kazandı Antalya’dan. İlk film çekmenin zorluklarını göz önüne alınca bu miktarın birikmiş borçlarını kapatacağını ifade eden iki arkadaş, “Bir nebze rahatladık. En önemlisi bir sonraki filmimiz için ümitlendirdi, cesaretlendirdi bizi.” diyor.

‘Daha sade hikâyeler istiyorum’

İkisi de kısa film yönetmeni olan Emre Kavuk ve Hasan Tolga Pulat, ilk uzun metraj filmleri ‘Güzel Günler Göreceğiz’de bir nevi görev paylaşımı yapıyor. Emre’nin yazdığı, beş farklı karakterin iç içe geçen hikâyesini parçalı bir kurguyla perdeye aktarıyor yönetmen Tolga. Sohbetin sonunda senarist Emre’ye, yönetmen arkadaşından bir sonraki proje için bir mesaj geliyor hemen: “Valla ben kendi adıma, daha sade hikâyeler istiyorum artık!” Mesajı alan Emre de “Hazırda bir proje var, ama o da bunun gibi karışık bir hikâye. Görünen o ki, biraz sadeleştirmek gerekecek.” karşılığını veriyor.

Zaman

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up