Bizimle İletişime Geçin

Manşet

Gökdelenler Emek’leri, Sahipleri Hükümetleri Yıkar

Yayınlandı

tarihinde

muhammeduyar copy

Ben Emek Sineması’nda hiç film izlemedim. İsteyerek değil tabii ki… İstanbul’a 2007 yılında geldim. O sırada İstanbul’u ve sinema çevresini çok iyi tanımadığım için Emek Sineması da gündemime girmemişti. Aslında o civarda birçok sinemada film izlemiştim; Beyoğlu, Yeşilçam, Atlas, Cinemajestic… Nasibinde yoksa olmuyor işte. Emek’te film izlememek oranın benim için önemsiz olduğu anlamına gelmiyor elbette. Özellikle yıkım kararı alındıktan sonra yüreğim cız etti. İnsan bazen gözünün önündeki ‘tarih’i değerlendiremeyebiliyor. Maalesef ben de o hatayı yapmıştım. İçine girip havasını teneffüs etmediğim bir salon hakkında ayrıntılı bir mütalaa yapmam elbette yanlış olacaktır. O yüzden ben daha çok meselenin tartışılan yönlerine değinmek istiyorum: “Yıkılmalı mı? Yıkımdan kim sorumlu? Yıkılması ne anlama geliyor? Protestolar ne kadar anlamlı?”

Bazı mekânlar insanların gözünde çok farklı anlamlar taşır. Orada yaşananlar insanların zihinlerinde ve kalplerinde unutulmaz izler bırakır. Emek’te film izleyen birçok sinemaseverin buna benzer hatıralara sahip olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla böyle bir mekânın yıkılması için değil yaşatılması için mücadele etmek ülkenin Kültür Bakanlığı’nın vazifesidir. Eğer Kültür Bakanlığı bu konuda bir adım atamıyorsa bunun açıklamasını açık ve net bir şekilde kamuoyu ile paylaşmalıdır. – Bu konuya daha sonra değineceğim.- Dolayısıyla bir asra yakın bir süreden beri hizmet veren bir sinema salonunun yıkılmasına katiyetle karşıyım.

‘Bazı Emek Protestocuları’na:

Emek Sineması’nı sevmek ve onun yaşatılmasını sağlamak için çalışmalar yürütmek, protestolar düzenlemek ve yürüyüşler yapmak sizin en doğal hakkınız. Benim de en doğal hakkım elbette. Ama burada bazı protestocuları ayırmak gerektiğine inanıyorum. Bir sinema salonunun yaşaması gerektiğine inandığı için tüm inancıyla buna dur demeye çalışan sinemaseverler ile “Elimize koz geçti, kitleleri yönlendirip AKP’ye çakalım” protestocularını ayırmanın yanlış bir tarafı olmasa gerek.

Olan biten her şeyden -Emek’in yıkımına giden süreçten bahsediyorum- bir hükümeti sorumlu tutmak ve bütün tepkileri ona yönlendirmek hem yapılan işi sulandırıyor hem de gayesinden uzaklaştırıyor.

Protestolarda belki de yüzlerce sinema yazarı vardı.  Hepsinin yazılarını paylaşabildiği gazeteler, basılı ve online dergiler, haber ve sinema siteleri, bloglar gibi yayın mecraları var. Yılın 11 ayı güllük gülistanlık sinema yazıları yazıp İstanbul Film Festivali başladığında veya bazı gelişmeler olduğunda Emek’in kapısında toplanıp ‘Emek Bizim’ demek ‘Emek’leri sevmek anlamına gelmiyor.

AK Parti Hükümeti’ne ve Konunun Sorumlu Bakanı’na;

Kimsenin damdan düşer gibi haydi “Emek’i yıkalım yerine AVM yapalım, hem şu solcuların ya da solcu sinemacıların mabed gibi gördüğü sinema salonunu yok etmiş oluruz hem de kültürel hafızalarını yok ederiz” gibi bir yaklaşımda bulunduğunu da düşünmüyorum.

Ama ortada bir olay var ve bu olay üzerinden yapılan doğru/yanlış açıklamalar, yönlendirmeler var.

Bir devleti yöneten hükümet ülkenin toprakları üzerinde yaşanan her olayda çözüme ulaştırıcı merci olmalıdır. Ortalığı toza dumana katan, “dediğim dedik, çaldığım düdük” yaklaşımıyla olayların üzerine giden veya gidilmesine izin veren bir hükümet çözümden uzaklaş/tır/acaktır. Yaşanan son olaylardaki polis müdahalesinin boyutu da bu yaklaşıma daha yakın durmaktadır.

Karşınızdaki kim olursa olsun, hangi görüşü savunursa savunsun bir açıklama duymaya hakkı vardır. Açıklama yaptın anlamadı mı? Olsun, bir kere daha açıkla! Yine mi olmadı? Bir kere daha… Bu işin başka yolu yok. Belki de projenin yeni hali süper olacak, solcusu, sağcısı herkesi memnun edecek bir sonuç çıkacak ortaya. Ama henüz o sonuca çok uzun bir süre var. Tepkiler de ister istemez artıyor. Neredeyse sinema sanatı ile yaşıt diyebileceğimiz bir sinema salonu konusunda insanların bu kadar hassas davranmasını normal karşılamak gerekir. ‘Zaten eskiden sinema salonu değildi’ yaklaşımı da yanlış. Oranın eskiden ne binası olarak kullanıldığının bir önemi yok. Önemli olan sinema salonu olarak geçirdiği yıllar.

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in ‘slogan atanlarla değil yürüyenlerle diyaloğa açığım’ açıklamasını ise iyi değerlendirmek gerekiyor. Yukarıda da bahsettiğimiz amacı bağcıyı dövmek olanlar zaten bu diyalog sürecine müdahil olmak istemeyecektir. Burada SİYAD’a büyük görev düşmektedir. Bir ülkenin sinema yazarları derneği sinemaseverler ile sorumlu bakanlık arasında köstek olmakla değil köprü olmakla sorumludur.

Eğer Emek Sineması kesinlikle yıkılacaksa da durumun kameralar önünde büyük bir basın açıklamasıyla duyurulması gerekiyor artık. Kamer İnşaat’ın yetkilileri ile birlikte hem de… Bazı sinema yazarlarının ülkeyi yurtdışındaki basına şikâyet edercesine olayı dünya sanat kamuoyuna duyurması sonucu bu açıklamanın gerekliliğinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.

25 yıllığına kiralandı diye o bina üzerinde yıkım dâhil bu kadar büyük yetkilerin bir firmaya verilmesine de anlam verebildiğimi söyleyemem. Meselenin maddi boyutunun büyük olduğu kesin. Bir zamanlar gecekonduların dikildiği gibi her gün yeni bir gökdelenin dikildiği İstanbul’da yerel yönetimler başta olmak üzere birçok kurumun bu şehrin geleceğinden endişe etmesi gerekiyor. Ve fakat tam tersi bir şekilde her geçen gün bu binaların yapımı artıyor. Diyeceğim şu ki; kapitalizmle bu kadar koyun koyuna yaşadığınız sürece gökdelenler Emek’leri, sahipleri de sizi/hükümetleri yıkar… Men dakka dukka!

SİYAD Ne Yapmalı/ydı?

SİYAD’a düşen daha çok görev var ama maalesef dertleri başka olduğu için meseleleri geniş boyutta göremediklerini ya da gördükleri halde gündeme getirmediklerini düşünüyorum. SİYAD başkanı Tunca Arslan uzun süreden beri oldukça istifade ettiğimiz “İslami Sinemanın Çıkmazı” başlıklı yazılar yazıyor. (Bence bu yazıları kitaplaştırsın, iyi satar.)  Ama ben Emek’in yıkım süreci ile birlikte Tunca Arslan’dan şöyle bir yazı dizisi beklerdim/bekliyorum: “Türkiye’de Sinema Salonlarının Tekelleşmesi ve Yıkılan (Yıkılacak olan) ‘Emek’ler”.

Eğer sinema yazarları sokaklarda polisle boğuşmayı bırakıp asıl vazifeleri olan sinema yazarlığına geri dönmez ve sinemanın asıl problemleriyle ilgilenmezler ise daha çok ‘Emek’ler yıkılacak zaten.

Sinema filmlerinin birçoğunun basın gösterimi Kanyon Cinemaximum, İstinyepark Cinemaximum, Metrocity Cinema Pink gibi sinemalarda yapılıyor. Nadiren Beyoğlu sinemasında yapılan gösterimler var. Zaten o filmler de genelde sadece Beyoğlu Sineması’nda gösterim şansı bulabiliyor.

Sinema yazarlarının bu salon ve dağıtım tekelleşmesine dur demek için seslerinin şöyle gür olarak çıktığı bir dönemi hatırlamıyorum. Bu konuda devletten neler beklediklerine dair herhangi bir açıklama da duymadım. Kişisel olarak yazılmış 3-5 yazı var ama SİYAD’ın sitesinde yer alan haberlere şöyle bir göz attığımda son yıllarda meseleye neredeyse hiç değinilmemiş. Ayıptır sorması siz yazmaz, siz basın açıklaması yapmazsanız kim yapacak? Filmlerin basın gösterimlerine katılmak için gönderdiği e-postalara Tiglon tarafından “ ‘SİYAD’ üyesi değilsiniz o yüzden maalesef sizi davet edemiyoruz” diye cevap alan bizler mi yapalım açıklamaları?

Kusura bakmayın ama SİYAD sektördeki bu dağıtım ağının tekelleşmesine ses çıkartmadığı ve tüm gücüyle mücadele etmediği sürece ‘Emek’ konusunda yaptığı bütün açıklamaları ikiyüzlülük olarak nitelendireceğim.

AVM’lerdeki basın gösterimlerine güle oynaya git, adamların filmlerini ister olumlu ister olumsuz eleştirerek tanıtımına katkıda bulun, AVM’ler sinemayı tüketim malzemesi haline getirsin, ‘Emek’ ve benzeri sinemalarda doğru dürüst film gösterilemez hale gelsin ve sen festival zamanlarında hortlayıp ‘Emek Bizim’, ‘Emek Yıkılmasın’ diye sokaklara dökül. Kusura bakmayın ama bu kafayla daha çok ‘Emek’ yıkılacak. Her şehirde AVM’ler açılacak ve o AVM’lerin içerisinde ruhsuz ama teknik olarak son sistem cihazlar ile donatılmış sinema salonları açılacak. İnsanlar buralarda hangi filmler gösterilirse onları izlemek zorunda kalacak.

Gelin bir hayal kuralım; SİYAD bir açıklama yapıyor: “SİYAD üyesi yazarlar olarak bugünden itibaren AVM’lerde yapılan basın gösterimlerine gitmiyoruz. Böylelikle dağıtım tekeli tarafından dışlanan ve neredeyse dozer vurulmadan, ayakta ölmek zorunda bırakılan diğer sinemaların daha çok kişi tarafından tercih edilmesini amaçlıyoruz.”

Böyle bir açıklama yapsınlar yemin ederim bir daha AVM’lerde film izlemem. Gider SİYAD üyelerinin bu kararına omuz veririm, destek olurum. Ama SİYAD yönetiminin bu ve benzeri açıklamayı yapacak ve arkasında duracak yürekliliğe sahip olduğunu düşünmüyorum.

Netice-i Kelam;

‘Emek’in yıkılmasına samimi olarak üzülen sevgili sinemaseverler, kopan bunca yaygaraya aldanmayın. Ortalığı birbirine katan birçok sinema yazarı festivalden sonra gidip AVM’lerdeki konforlu salonlarda yayıla yayıla filmleri basın gösterimlerinde izleyecek ve en azından o film boyunca vicdanları sızlamayacak.

Mesele sadece Emek Sineması meselesi değil. Mesele tekelleşme, mesele dağıtım problemleri… Evet, Emek yıkılmasın, dördüncü kata da taşınmasın. Bulunan her boşluğa gökdelenler, AVM’ler dikilmesin. İzin de verilmesin. Yatay şehirleşme yerine dikey kentleşme sürdükçe ‘Emek’ler kırkıncı katlara bile taşınır. Sonuç olarak bir film izlemek ve film şeridindeki dünyalarda anlam deryalarına süzülmek için girdiğimiz binadan tüketilmiş bir nesne olarak çıkar, tıpış tıpış evimize gideriz.

twitter.com/muhammeduyar

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
1 Yorum

1 Yorum

  1. şaziye

    18 Nisan 2013 at 00:41

    bazı yönlerine katılmasam da ne güzel yazmışsın beyoğlu- avm çelişkisini

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hollywood

Hızlı ve Öfkeli 9 Bir Kez Daha Ertelendi

25 Haziran’a erteledi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Hızlı ve Öfkeli 9'un oyuncuları Vin Diesel ve Michelle Rodriguez.

Sevenleri tarafından merakla beklenen serinin yeni filmi “Hızlı ve Öfkeli 9” bir kez daha ertelendi.

COVID-19 salgını nedeniyle gösterim tarihleri ertelenen filmler arasında bulunan Hızlı ve Öfkeli 9, bir kez daha ertlendi. İlk olarak 2020 yazı için vizyon planlaması yapan film, salgın patlak verince 2 Nisan 2021’e ardından da 28 Mayıs’a kadar gösterim tarihini erteleme kararı almıştı. Şimdilerde yeni yeni aşılanmaya başlayan dünya ile Universal vizyon tarihini biraz daha ileri atarak 25 Haziran‘a erteledi.

Dünya çapında 908,4 milyon dolarlık hasılatın sahibi olan 8. filmin ardından yeni hikaye, Vin Diesel tarafından canlandırılan Dominic Toretto ve ailesi olarak gördüğü ekibinin maceralarını anlatmaya devam edecek.

Heyecanla beklenen filmin oyuncu kadrosunda Vin DieselMichelle RodriguezJordana BrewsterTyrese Gibson, Charlize Theron ve Helen Mirren gibi isimler yer alıyor.

25 Haziran‘a vizyon planlaması yapan Hızlı ve Öfkeli 9‘un macera dolu fragmanına burdan ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Film

Bob Marley’in Hayatı Film Oluyor

Yönetmen koltuğuna Reinaldo Marcus Green oturacak.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Hayatı film olacak Bob Marley

Raggie müzik türünün üstatlarından sayılan Bob Marley’in hayatı film oluyor.

Genç yaşta gözlerini dünyaya yuman ve ardında 130’un üzerinde plak ile yüzlerce şarkı bırakan Bob Marley‘in hayatı film oluyor. Paramount Pictures tarafından biyografi türünde çekilecek filmin yönetmen koltuğuna, Reinaldo Marcus Green oturacak. Green daha önce Stone Cars, Monsters and Men ve Joe Bell gibi filmleri yönetmişti.

Oyuncu kadrosu ve vizyon tarihine dair hiçbir açıklama yapılmayan filmin adı da henüz belli değil. 36 yaşında kansere yenik düşen ünlü şarkıcı Marley sevenlerini mutlu eden filmin yapımcılığını ise Ziggy Marley, Rita Marley ve Cedella Marley üstlenecek.

Okumaya Devam Et

Hollywood

43. Annie Ödülleri’nin Adayları Açıklandı

Netflix 40 aday çıkartarak zirveye ulaştı.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

43. Annie Ödülleri'nin Adayı Soul

Animasyon filmlerin ödüllendirildiği “43. Annie Ödülleri”nin 2021 adayları belli oldu.

Bu sene 43. kez düzenlenecek Annie Ödülleri‘nin adayları belli oldu. Animasyon sevenlerinin ilgiyle takip ettiği tören, 1972’den beri dağıtılıyor. Yıl içinde dikkat çeken animasyon filmlerinin taçlandırılacağı ödül töreni, 16 Nisan‘da düzenlenecek.

Bu yılın dikkat çeken animasyonlarından biri olan Pixar imzalı Soul ve AppleGKIDS’in Wolfwalkers filmleri on adaylıkla öne çıkan yapımlar arasında bulunuyor. Dünya genelinde 200 milyon aboneyi geçen Netflix ise çıkarttığı 40 aday ile en fazla aday sunan platform oldu.

43. Annie Ödülleri'nin Adayı The Croods: A New Age

En İyi Animasyon Filmi

  • Onward, Pixar Animation Studios
  • Soul, Pixar Animation Studios
  • The Croods: A New Age, DreamWorks Animation
  • The Willoughbys, Netflix Presents A BRON Animation Production in association with Creative Wealth Media
  • Trolls World Tour, DreamWorks Animation
43. Annie Ödülleri'nin Adayı Wolfwalkers

En İyi Bağımsız Animasyon Filmi

  • A Shaun the Sheep Movie: Farmageddon, Studiocanal and Aardman present in association with Anton Capital Entertainment, an Aardman Production for Netflix
  • Calamity Jane, Maybe Movies
  • On-Gaku: Our Sound, Rock’n Roll Mountain, Tip Top
  • Ride Your Wave, Science SARU
  • Wolfwalkers, Apple / GKIDS

Okumaya Devam Et

Popüler