Gizem Dolu Bir Film: Non-Stop

Manşet

rabia-ogan-1

‘-Tıklım tıklım dolu bir uçakta birisini öldürüp nereye kaçacak ki?’

Cuma günü bir ‘aksiyon’ filmi vizyona girdi, muhakkak izlemelisin diye özellikle önerilen Non-stop Filmini iki gün önce izleme imkânı buldum. Filmin fragmanını izleyip de filmle ilgili büyük beklentiye girmeyen olmamıştır herhalde. Özellikle aksiyon filmi deyince kulak kabartan arkadaşlar, aksiyon filmlerinin neredeyse tamamının oyuncuları farklı, hikayelerinin benzer olmasından şikayetçi film izleyicileri; mevzu uçakta geçiyor diye mekan konusunu düşünerek bir nebze farklılık olacaktır düşüncesiyle büyük umutlar bağlamışlardır. Benim gibi..

Elbette ki filmi yerden yere vuracak değilim. Önce olumlu kısımlara değineyim de arada olumsuz dokunuşlar yaparız. Bir dezavantaj yönetmen marifetiyle avantaja çevrilmiş. Önce oradan başlayalım. Film başında birkaç dakikalık kısmı saymazsak tamamıyla uçakta geçiyor. Tek mekan kavramı normal şartlarda dezavantaj olarak düşünülebilir. Çünkü izleyici hep aynı mekandan sıkılabilir. Fakat burada tam tersine tek mekan kullanılmış olması izleyicinin filme adaptasyonunu sağlıyor. Bu adaptasyon sayesinde uçakta bir yolcu olduğunuzu hatta gizli polis Bill Marks olduğunuzu düşünebiliyorsunuz. Film örgüsünün 20 dakikalık periyotlarla farklı kişiler üzerine yöneltilmesi filmin her dakikasının gerilim ve gizem dolu olmasını sağlıyor. Durağan ve sıkıcı bir film değil ama aksiyon klasöründe değerlendirebilir miyiz o konuda pek emin değilim. Polisiye-gerilim daha uygun bir klasör olacak bence.

Non-Stop-Liam-Neeson

Tek adam üzerine çekilmiş bu filmde Liam Neeson finale kadar kahraman polis profiline sadık kalıyor, bu şekliyle izleyiciyi etkilemeyi başarıyor. Yalnız şunu söylemeden edemeyeceğim, kendisinde polisten çok azılı bir suçlu ifadesi var. Bu tezatlık rolüne olumlu anlamda yansımış, izleyiciyi etkilemesinde bunun da etkisi olduğunu düşünüyorum. Filmde yardımcı rollerde Julianne Moore ve Michelle Dockery var. Bu iki kadın oyuncunun da hakkını yememek lazım. Bill Marks’a filmin başından sonuna kadar yardım ediyorlar.

Yönetmenliğini Jaume Collet-Serra’nın yaptığı bu filmi spoiler vermeden kısaca özetlemeye çalışayım. Uçmaktan nefret eden bir hava polisi; Bill Marks. New York’tan Londra’ya giden uçağa yolcu kılığında biniyor, uçağın güvenliğini sağlamakla görevli. Fakat bu gizli görevini bilen birileri daha var. Birisi gizli şebekeden telefonuna mesajlar gönderiyor, gönderdiği hesap numarasına 150 milyon dolar yatırılmazsa her 20 dakikada birini öldüreceğini söylüyor. Ve ilk 20 dakikadan sonra ölümler başlıyor. Fakat katil bu işi öyle zekice kurguluyor ki; uçaktaki personel ve yolcular dahil herkes katilin Bill Marks olduğunu düşünüyor. Bill Marks hem uçaktaki 146 yolcunun hayatını kurtarmak  hem de kendi adını temizlemek için katili bulmaya çalışıyor.

Bir süre sonra kendinizi  Marks’ın yerine koymaya ve katili bulmaya çalışıyorsunuz. Aklınıza türlü senaryolar geliyor, fakat gerçekten katilin kim olduğunu asla kestiremiyorsunuz. Katil bize hiç ipucu vermiyor; Uçak personeli  dahil yolculardan, yer polisinden, hatta Bill Marks’tan bile şüpheleniyorsunuz. Yani tabi adam şizofreni olabilir. Geçmişte yaşadığı büyük kayıplar onu alkolik yapmış belki psikolojisi de hepten bozulmuştur gibi hemen hemen bütün senaryoları yazıyorsunuz kafanızda. Pilotun söylediği şu cümleden  ‘-tıklım tıklım dolu bir uçakta birisini öldürüp nereye kaçacak ki?’ yola çıkıp mesajları gönderen kişinin uçakta olmadığını dışarıdan yönlendirdiğini de düşünmeye başlıyorsunuz.  Ve bunun gibi bir sürü olasılık üzerinde durmamıza sebep oluyor film.

non-stop 1

Katili kestiremiyorsunuz dedim; bu, filmin sonunun sürprizli bittiğine yorulmasın. Filmin sonu başta ve ortalardaki heyecanına göre epey vasat. Marks’ın birkaç kez dile getirdiği ‘istedikleri sadece para değil’ cümlesine uygun kaliteli bir son olabilirdi. Beklentinin altında bitti diyebilirim. Artık böyle sonlar yazılmasın, artık böyle katili aradığımız filmlerin sonunda sürprizler olsun.

Son olarak filmle ilgili olumlu bir özellikten bahsederek bitireyim bu yazıyı. Katil-polis mesajlaşmalarının Türkçeleştirilmiş olarak ekrana yansıması, telefon ekranında görünen mesajların da Türkçe olması çok başarılıydı. Film alt yazı olmasına rağmen mesajlaşmaların Türkçe verilmesi estetik ve güzel olmuş.

Tüm olumlu ve olumsuz eleştirileri bir kenarda değerlendirirsek, bu hafta sonu uçak yolculuğunda bir şüpheli arayasınız varsa bu filmi hafta sonu programınıza ekleyebilirsiniz. Benden naçizane 6 buçuk puan.

İyi seyirler.

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up