Bizimle İletişime Geçin

Editörün Seçtikleri

Gişe Filmlerinden Sıkılanlar İçin Seyir Zevki Yüksek 15 Bağımsız Film

Hollywood’dan biraz uzaklaşalım!

Yayınlandı

tarihinde

image-w856

Lola Rennt 1998 IMDb 7.8

Genç ve güzel bir kız olan Lola’nın sevgilisi, mafya için kuryelik yapmaktadır. Son işinde Lola onunla buluşmakta gecikince Manni alması gereken 100.000 DM’lik parayı kaybeder. Mafyanın sevgilisini öldürmemesi için Lola’nın 20 dakika içinde o para çantasını bulması veya biryerden bu parayı temin etmesi gerekmektedir. Zamana karşı yarış başlamıştır.

Filmsel zamanın bir çok kez kırılıp, başa sarıldığı bu deneysel film yayınlandığında, Tom Tykwer büyük bir hayran kitlesine ulaşmış oldu. İdealin fantezisi niteliğindeki film, kurgusal düzlemini özgünlüğünü her daim koruyacak şekilde oluşturmuştur.

Berlin’den sokak manzaraları ve techno müzik eşliğinde hızlı ve sürükleyici bir macera filmi olan Lola Rennt, pek çok film festivalinden de ödüllerle dönmüş başarılı bir yapım oldu.

__________

A shot of the many faces of John Malkovich from "Being John Malkovich." ©Universal Studios.

Being John Malkovic 1999 IMDb 7.8

Craig kendince yetenekleri olan bir kuklacıdır. Bu meslek ona elbette ki hayatta kalmasını sağlayabilecek bir para kazandıramamaktadır. Bu nedenle önemli bir kararın eşiğinde olduğunu hissetmektedir. Craig’in karısı olan Lotte ise bir pet shop’da çalışmaktadır. Sürekli olarak kendi işinin tuhaf yanlarından dem vuran Lotte, Craig’in canını fazlasıyla sıkmaktadır. Şansı yaver giden Craig bir firmada iş bulur. Şirkette tanıştığı Maxine isimli bir kadın onun ilgisini cezbeder. Ancak Maxine, Craig’le hiçbir şekilde ilgilenmemektedir. Bir gün Craig çalıştığı firmada gizli bir kapıcık bulur. Kapıdan içeri giren Craig, nasıl olduysa, John Malkovich’in bedeninde uyanacaktır.

___________

f5fba9167e7b1369b66df17f55d69d56

Spring, Summer, Autumn, Winter 2003 IMDb 8.1

Tabiatın bütün güzelliklerini bir arada toplayan bir gölün ortasına kurulmuş yüzen bir tapınak, yaşlı bir rahip ve yanında ona eşlik eden küçük rahip adayı.Yaşlı rahip, ufak çocuğa nasıl rahip olunacağını inanılmaz bir bilgelikle ama bir o kadar da doğal bir akış içinde öğretir. Tevekküle inanır anlatır ama müdahale etmez söyler ama uyarmaz. Bu şekilde geçip giden mevsimler ile büyüyen çocuğun geçirdiği evrim, son derece doğal bir ahenk içinde ilerlerken, sıra artık büyümüş olan çocuğun öğrendiklerini gerçek hayata nasıl yansıtacağını görmeye gelir. Ufak yaştan beri öğretilen erdemlere rağmen asıl öğretimin hayatın kendisi tarafından yapıldığının farkında olan bilge rahip için ise bekleme ve görme zamanıdır. Beklenen gelir, tapınağa bir konu için şifa bulmaya gelen bir anne ve kızı rahip adayını etkiler rahip adayı kıza aşık olarak adayı terkeder ve yıllar sonra geri döner.

Tam bir görsel şölen olarak beyaz perdeye yansıyan ve gösterildiği bütün festivallerde büyük beğeni ile karşılanan İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış, yönetmen Kim Ki-Duk’un sinemasına dair pek çok önemli ipuçlarını da içinde barındıran bir film.

__________

the_man_from_earth

The Man From Earth 2007 IMDb 8.0

John Oldman, bir üniversitede yaptığı tarih profesörlüğü görevinden ayrılıp başka bir yere taşınma kararı alır. Veda etmek için evine gelen profesör arkadaşları John’un taşınmasının altındaki nedeni merak eder.

Arkadaşlarının meraklı soruları üzerine gizemini korumaktan vazgeçen John, neden taşındığını açıklar: yaklaşık 14 bin yıldan beri yaşayan ve hiç yaşlanmayan bir ölümsüzdür. Ortaya attığı bu iddia arkadaşları tarafından sorgulanacak ve hepsi John’un delirmiş ya da kendilerini sınıyor ya da en kötüsü doğruyu söylüyor olma ihtimalleri arasında gidip geleceklerdir. John sorulan her soruya bir bilim adamı edasıyla öyle açıklamalar yapar ki ortamdaki en yaşlı kişilerin dahi kendisiyle akrabalıkları olduğunu gözler önüne sürer.

Düşük bütçeli olarak tek bir mekanda çekilmiş olan Dünyalı, seyircisini de tüm film boyunca düşünmeye ve sorgulamaya iten, herhangi bir özel efekte ihtiyaç duymamış farklı bir bilim-kurgu. Şaşırtıcı senaryosu sinemacı olmak isteyen genç beyinlere büyük bir ilham niteliğinde. Az bütçe ve sınırlı mekanla nasıl film çekilir sorusunun cevabı: The Man From Earth.

___________

dogtooth5

Dogtooth 2009 IMDb 7.3

Yunanistan’dan gelen en şok edici, kışkırtıcı ve en yaratıcı filmlerden biri olan Köpek Dişi, atmosferiyle Michael Haneke’yi, duygusal sıkıntı açısından Lars Von Trier’i anımsatıyor. Film sosyolojik ve toplumsal kural ve ilişkilere adeta ateş açıyor bir çok temeli yerinden sarsıyor üstelik haklı sebepler göstererek.

Film, üç genç kardeşin anne babalarıyla, sanki paralel bir evrende, farkında olmadıkları bir tutsaklıkta yaşadığı evde geçiyor. İşlevsiz ailelerin gelebileceği son nokta gibi görünen ailede baba; anne ve çocukların dışardaki dünyayı kendi istediği gibi düşünmelerini sağlıyor ve olmaz bahanelerle onlara yaşam hakkı tanımayarak kendi çizdiği dairede hareket özgürlüğü tanıyor.

Bir yerden sonra meraklı bir çocuğun sınırları aşmak için yapacaklarına ve ortaya çıkan gerçeklere hayret edeceksiniz.

Meraklısına belirtmek isteriz ki filmin yönetmeni Yorgos LanthimosLobster filmiyle birlikte birlikte sinema dünyasındaki şovuna devam ediyor.

__________

a-prophet_LRG

Un Prophéte 2009 IMDb 7.9

Altı yıllık cezasını çekmek üzere Fransa’da bir hapishaneye giren Malik Djabena hayat için toy sayılabilecek genç bir adamdır. Okuma yazma bilgisi dahi yoktur. Henüz 19 yaşının sonlarına doğru hapse düşmüştür ve hapishanedeki diğer mahkumlara göre oldukça zayıf görünmektedir. Genelde azınlıklardan olan suçluların bulunduğu bu hapishanede, bir yeni gelen olarak Malik’in hayatta kalabilmek için çeşitli yükümlülükleri olacaktır. Günden güne görevleri yerine getirdikçe hapishanede nüfuz sahibi olmaya başlayan Malik, bulunduğu ortamda yavaş yavaş yükselip kendi planlarını yapmaya başlayacaktır. Bu saf genç, yeraltı dünyasında hızla yükselen saygın bir kimliğe hangi yollardan geçerek ulaşıyor sorusunun en gerçekçi cevabını veriyor: Her an ölümle kol kola.

__________

nebraska

Nebraska 2013 IMDb 7.7

İyiden iyiye yaşlanmakta olan alkolik baba Woody Grant, piyangodan büyük ödülü kazandığını öğrenerek ödülünü almak için Montana’dan Nebraska’ya doğru uzun bir yolculuğa çıkmaya karar verir.

Bunama belirtileri hat safhada olan Woody’nin ailesinden kimse onun söylediklerini ciddiye almasa da yirmili yaşlardaki oğlu pek de istemeyerek bu yolculuk esnasında babasının yanında yer almaya karar verir.
Sideways ve The Descendants filmlerinin senaryolarıyla iki Oscar ödülü kazanan yönetmen Alexander Payne‘in yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerini Bruce DernBob Odenkirk ve Will Forte paylaşıyor.

__________

57615f1ce4b05955b16b38b2_853x480_F_v1

I, Daniel Black 2016 IMDb 8.1

Daniel Blake, New Castle’da yaşayan bir marangozdur. Fakat sağlık durumu nedeniyle çalışamamaktadır. Sistemin çarpıklığı nedeniyle devlet yardımı da alamaz ve iş aramak zorunda kalır. Daniel bu zorlu süreçte bir anne ve onun çocuklarıyla dostluk kurar. Kendisi gibi bozuk sistemle ve boğucu bürokrasiyle mücadele eden ve iki çocuğuna tek başına bakan genç Katie ile yoldaş olacaktır.

Paul Laverty‘nin senaryosunu yazdığı ve Ken Loach‘ın yönetmenliğini üstlendiği filmin başrollerini Dave Johns ve Hayley Squires paylaşıyor.

_____

twitter/rcancihangir

Sayfa 1 – 2

Sayfalar: 1 2

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editörün Seçtikleri

Carrie Fisher ve Debbie Reynolds Belgeselinden İlk Fragman

İki star, iki kadın, anne ve kızı.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden Hollywood’un iki efsane ismi Carrie Fisher ve Debbie Reynolds’un belgeseli ‘Bright Lights’ın ilk fragmanı yayınlandı.

HBO yapım şirketi, uçakta geçirdiği kalp krizi sonucu 27 Aralık’ta 60 yaşındayken hayatını kaybeden Carrie Fisher ve ondan bir gün sonra 84 yaşında hayata veda eden annesi Debbie Reynolds’u anlatan ‘Bright Light’ adlı belgeselin fragmanını yayınladı.

Belgesel, Hollywood’un iki önemli oyuncusu olan ve bir gün arayla ölen anne kızın, sahne arkasındaki ilişkilerini konu ediniyor. Anne kız, yaşlandıklarında Los Angeles’ta birbirlerine yakın evlerde oturmaya başladı. Belgeselde Fisher, “Annemin en iyi arkadaşıyım” derken, Reynolds da “Her şeyi kızımla paylaşırım” diyor.

‘Singin’ in the Rain’ gibi klasiklerde rol alan, Hollywood’un altın çağının efsane oyuncusu Reynolds, belgeselde, Star Wars’un Prenses Leia’sı olarak ünlenen kızının ruh sağlığı üzerine şöyle konuşuyor: “Manik depresif, o zamanlar teşhisi olmayan bir hastalıktı. Dolayısıyla kimse Carrie’ye ne olduğunu bilemezdi.”

Geçtiğimiz yıl prömiyerini Cannes Festivali’nde yapan ‘Bright Lights’ HBO aracılığıyla 7 Ocak’ta izleyiciyle buluşacak. Mart ayında yayınlanması planlanan ancak anne-kızın ölümünün ardından yayın tarihi öne çekilen 95 dakikalık belgeselde Carrie Fisher ve Debbie Reynolds’un hayatının son yılından bir kısım gösterilecek.

Uçakta kalp krizi geçirdikten sonra kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren ‘Star Wars’ (Yıldız Savaşları) filminin ünlü oyuncusu Fisher’in annesi Reynolds, kızının ölümünden yaklaşık 24 saat sonra kalp krizi nedeniyle Los Angeles’te hayatını kaybetmişti.

Kaynak: NTV

Okumaya Devam Et

Diğer Amerika

Jodorovsky’den Otobiyografik Film: Poesia Si Fin

Yönetmen kendi hayatını anlatacak…

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

87 yaşındaki yönetmen Alejandro Jodorowsky bize canlılık ve duygu dolu bir filmle merhaba diyor. Yönetmenin otobiyografik yapımı ‘Poesia Sin Fin’ 1940 ila 50’li yıllarda Santiago’da yaşayan Şilili genç yönetmeni konu alıyor.

Gençliğinde kendine seslenildiği gibi Alejandrito, babasının tüm serzenişlerine rağmen bir şair olmak istedi. 20 yaşında ailesiyle tüm bağlarını kopararak Şili’nin başkentine bohem bir hayat sürmeye gitti.

Yönetmen filminde fantezi, erotizm ve şiddeti harmanlayarak Şili’nin o dönem içinden geçtiği problemli siyasi dönemi ekran yansıtıyor.

Alejandro Jodorowsky yönetmen, karikatürist, aktör ve bir mim sanatçısı. Otobiyografik filminde de kendisinin artistik zenginliği her sahnede belli oluyor.

‘Poesia Sin Fin’ hayat ve aşkı anlatan, bizi güldürürken ağlatan güçlü bir kaside.

Kaynak: Euronews

Okumaya Devam Et

Editörün Seçtikleri

Kirk Douglas 100 Yaşında

Usta aktörün unutulmazları.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Hollywood’un gelmiş geçmiş en büyük yıldızlarından Kirk Douglas bugün 100. yaşına basıyor.

Dünya sinemasının ve Hollywood’un ünlü aktörü, unutulmaz filmlerin başrol oyuncusu Kirk Douglas, 99 yaşında ve 100’üncü doğum günü şerefine bakıcısı tarafından bebek arabasıyla yıllar sonra evinden çıkartılarak, sokakta dolaştırıldı.

Milliyet’ten Nil Kural’ın kültür sanat haberi şöyle:

Kirk Douglas bugün 100 yaşına basıyor. Hollywood’un Altın Çağı’ndan ve stüdyo yıldız sisteminin hayatta kalan son büyük aktörlerden Douglas, genellikle sert ve azimli karakterleri canlandırdığı filmografisiyle ilgili “Hergeleleri canlandırarak kariyer yaptım” demişti. 100. yaş günü şerefine Douglas’ın kariyerini dönüm noktalarıyla ele alalım…

Sefil bir yoksulluk

Douglas’ın aklına aktör olma fikri henüz yuvadayken düştü. Amsterdam New York’ta Beyaz Rus göçmeni Yahudi bir ailenin oğlu olarak Issur Danielovitch adıyla doğan Douglas, altı kız kardeşiyle eskicilik yapan babasının geçindirmeye çalıştığı ailede yoksulluk içinde büyüdü. İleride “Sefil bir yoksulluktan geliyorum, gidebileceğim tek yön yukarıydı” diyecekti.

Yuvadayken okuduğu ‘The Red Robin of Spring’ şiiri alkış aldı. Douglas, “Alkışı duyduğum anda bana bir şey oldu. Buna bayıldım. Hâlâ da bayılırım” diyecekti. Aktör olmayı kafasına koymuştu. New York Dramatik Sanatlar Akademisi’ne burslu olarak kabul edildiğinde ise aktörlük çocukluk hayali olmaktan çıktı. Burada tanıştığı Lauren Bacall ilk filminde oynamasında önemli rol üstlenecekti. 1941’de gittiği 2. Dünya Savaşı’ndan 1944’te döndükten sonra Bacall onu yönetmen Hal Wallis’e önerdi. İlk filmi olan ‘The Strange Love of Martha Ivers’ta (1946) başrolü Barbara Stanwyck’le paylaşan Douglas, doğal yetenek olarak ilk filmiyle dikkat çekti.

Champion

Champion

Para değil rol önemli

Onu yıldızlar katına taşıyan rol ise 1949 tarihli ‘Champion’daki bencil boksördü. Mark Robson’ın yönettiği filmde rol almak için üç kat ücret alacağı bir MGM filmini reddeden Douglas, parayı değil kendini göstereceği rolü seçerek ilk Akademi Ödülü adaylığını da kazandı.

Takvimler 1951’i gösterdiğinde ise ABD izleyicisinin hiç ilgi göstermediği ama tarihe en iyi performanslarından biri olarak geçecek Billy Wilder filmi ‘Ace in the Hole’da rol aldı. Çoğu yıldızın yanına yaklaşmayacağı derecede sevimsiz karakter, hırslı ve etik kurallarını ün için ihlal eden muhabir Chuck’ı müthiş bir performansla canlandıran Douglas, zamana mükemmel direnen bu filmle takdir edilmeyi uzun yıllar sürdürecek.

Lust for Life

Lust for Life filminden…

Evde bile Van Gogh

1956’da ise ‘Lust for Life’ta Vincent van Gogh’u canlandırdı. Vincent Minnelli’nin imzasını taşıyan filmdeki performansı ona bir Oscar adaylığı daha kazandırdı. Bunun yanı sıra yıldız sisteminden gelen bir aktör olmasına rağmen metot oyunculuğunu benimsemesinin en önemli örneği olarak bu film olarak gösteriliyor. Douglas, filmin çekimleri sırasında evine Van Gogh’un kostümüyle dönmesi ve ünlü ressam gibi davranmayı sürdürmesi karakterden uzaklaşmama isteğinin bir kanıtıydı. Bu adanmış performans da Douglas’ın en iyilerinden biri olarak selamlandı ve böyle anılmayı sürdürüyor.

dalton trumbo

Dalton Trumbo

Kara listeye son verdi

1960 yapımı Stanley Kubrick’in yönettiği, Douglas’ın hem başrolünü hem yürütücü yapımcılığını üstlendiği ‘Spartacus’ ise sanatçı için diğer bir dönüm noktası. Sadece unutulmaz performansı için de değil. Joseph McCarthy döneminin komünist avında oluşturulan Hollywood kara listesindeki isimlerin çektikleri senarist Dalton Trumbo üzerinden bu filmle son buldu. Douglas, yıllardır gizli çalışan Trumbo’nun ismini filmin senaristi olarak Hollywood kara listesinin utanç sayfasını kapattı. Kara listedekilerin Hollywood ambargosunu ilk bozan isim oldu. Douglas, bir daha iş bulamayacağından çok korkmasına rağmen Trumbo’nun hakkının verilmesinde ısrar ettiğini söyleyecek ve “85 film çektim ama en gurur duyduğum şey kara listeye son vermekti” diyecekti.

“İsyan edin, oy verin”

Kirk Douglas bundan 10 yıl önce 90. yaş gününde yaptığı konuşmada “90. yaş özeldir, benim durumumda ise mucizevi. 2. Dünya Savaşı’nı, bir helikopter kazasını, bir felç ve iki yeni dize uyum sağlama kavgasını atlattım. Bu doğum günümde sessiz bir dilekte bulunmayacağım. Dünya için bir dilekte bulunacağım. Dünya altüst halde ve siz gençlere kalacak. Yoksulluk, küresel ısınma, katliam, AIDS, intihar bombacıları gibi sorunlarınız var. Dünya sessiz. Biz bunları çözmek için bir şey yapmadık, siz çözeceksiniz çünkü bu durum hoş görülemez. İsyan etmeniz, yazmanız, oy vermeniz, insanlara ve yaşadığınız dünyaya önem vermeniz gerekiyor” demişti.

Sanatçının performanslarından bazıları…

Spartaküs

Spartaküs (1960) Spartacus

1960 yapımı film sayısız Oscar kazandı. Bugün bile seyir zevkini kaybetmeyen filmde Kirk Douglas olağanüstü bir performansa imza atmıştı. Filmden geriye kalan iki şey direniş ve Douglas’tır. Film kendinden sonra gelen birçok tarihi-epik filme de ilham ve önderlik etmiştir. 

________________

Zafer Yolları

Zafer Yolları (1957) Paths of Glory

1957 tarihli film dahi yönetmen Stanley Kubrick tarafından çekilse de film Kirk Douglas’ın performansı ile anılır. Albay Dax rolündeki Douglas, savaşta cephesinden ayrılmayan ve korkaklıkla itham edilen askerlerin idamını engellemek için büyük çaba gösteriri.

________________

Büyük Karnaval

Büyük Karnaval (1951) Ace in the Hole

Gazeteci Chuck Tatum rolündeki Kirk Douglas, pireyi deve yapmakla ünlüdür. Bir tünelde sıkışıp kalan satıcının öyküsünü mesleğinin tüm hünerlerini konuşturarak ülke gündemine sokar. İşin aslının aslında öyle olmadığı 1952 tarihli filmde, bıçkın ve ‘çakal’ gazeteci rolü Douglas’ın unutulmazları arasındadır.

________________

Seven Days in May

Heyecanlı Günler (1964) Seven Days in May

Ordu-siyaset çatışmasının sinemaya aktarılan en iyi örneklerinden olan 1964 yapımı bu film Kirk Douglas ve Burt Lancaster’i bir araya getirmiştir. Savaş karşıtı bir askeri canlandıran Kirk Douglas, amirinin kötü emellerini bürokratik yollarla engeller.

________________

20000 Leagues Under the Sea

Denizin Altında 20.000 Fersah (1954) 20000 Leagues Under the Sea

Çekildiği yıla kadar en büyük bütçeye sahip olan film bir Jules Verne uyarlaması aynı zamanda. Hikayenin kahramanı Kaptan Nemo ancak Kirk Douglas Ned Land’ı canlandırmış, üstelik başrolde! Kirk Douglas bu filmle eğlenceli karakterleri de canlandırabileceğini ispat etmiştir.

___________

Lust for Life

***Bonus****

Ölmeyen İnsanlar

Usta ressamın hayatını anlatan 1956 yapım Kirk Douglas’ın unutulmaz performansları arasındadır.  Anthony Quinn ile başrolü paylaşan Kirk Douglas, hem benzerliği hem de Van Gogh’un gel-gitlerini olabildiğince inandırcı ve samimi bir şekilde canlandırmıştır.

_____________

**Bonus

inonu-douglas

Başbakan İsmet İnönü Türkiye’yi ziyaret eden aktör Kirk Douglas ile (14 Kasım 1964)

Okumaya Devam Et

Popüler