Gişe Filmlerinden Sıkılanlar İçin Seyir Zevki Yüksek 15 Bağımsız Film

Hollywood'dan biraz uzaklaşalım!

Editörün Seçtikleri Liste

Rıfat Can Cihangir hazırladı…

The-Elephant-Man-6-e1412608879577

The Elephant Man 1980 IMDb 8.2

1880’ler Londra’sındayız. Şehrin sokaklarında bir kasvet ve karamsarlık hakim, besbelli buralarda kötü şeyler yaşanıyor. Doktor Treves, puslu sokaklarda gezindiği esnada gezici bir sirke rastlıyor. Önündeki kalabalıktan anlaşıldığı üzere içeride normal olmayan bir gösteri var herkes büyük bir dikkatle naralar eşliğinde bir şeyi izliyor ve bu normal olmayan gösterinin kahramanı, doğuştan engelli olan John Merrick yani Fil Adam.

Annesi Merrick’e hamileyken bir fil tarafından saldırıya uğradığı söylenir bu sirkte. Doktor Treves ise hızlı bir hamleyle tedavi altına almak ister bu fil görünümlü adamı yaşadığı acıya ve insanlar tarafından bu şekilde zulme uğramasına gönlü razı olmaz ve isteğine ulaşır.

Her haliyle ürkütücü olan fil adamın bu korkunç görünümünün altında, acı çeken çocuk bir ruh vardır. Görüntüde ne kadar kabaysa, içerde o kadar narin ve ince.

Dünyanın, hassas insanlara göre bir yer olmadığını bilenler için yüzlerde tebessüme vesile bir film: David Lynch‘ten tüm insanlığa hediye olarak gönderilen.

__________

close-up-1990-01-g

Close Up 1990 IMDb 8.3

Ali Sabzian, İran’ın en önemli yönetmenlerinden biri olan Mohsen Makhmalbaf’ın hayranı olan bir sinemaseverdir. Mohsen Makhmalbaf’ın önceden yazmış ve sinemaya uyarlamış olduğu eserlerden birini otobüs yolculuğu sırasında okurken diğer yolculardan birinin yoğun ilgisine mahzar olur. Kendisi de yönetmene hayran olan kadın Ali Sabzian’ın kendini Makhmalbaf olarak tanıtmasından dolayı onu evine davet eder. Ali Sabzian ise yeni bir film için hazırlıklara başladığından söz eder. Kadın bunu duyduğundan oğlunun da oyuncu olmak istediğini ve ona bir rol verilip verilemeyeceğini Ali Sabzian’a sorar. Ali Sabzian tereddüt etmeden bunun mümkün olduğunu söyler ve bu süreçten kadın evine aldığı Ali Sabzian’ı eşi ve çocuklarıyla tanıştırır. Ona insani anlamda bir çok hizmeti sunar.  Zaman geçtikçe yönetmen olup olmadığından şüphe etmeye başlayan aileyi Ali Sabzian ikna edebilecek midir?

Minimalist öyküleriyle, evrenselliği felsefik bir çizgide yakalamayı başarmış olan ve geçen sene kaybettiğimiz ölümsüz yönetmen Abbas Kiarostami, yine kendi tarzında çok önemli bir yapıma imza atıyor. 1990 yapımı olan film, yönetmenin sinematografisindeki en önemli çalışmalardan biri olarak kabul ediliyor.

__________

Doube Life of Veronique9

Veronica Double Life 1991 IMDb 7.9

Veronika Polonya’da yaşamaktadır, Veronique ise Paris’de. Birbirinden haberleri bile olmayan bu iki insan, bir şekilde birbirlerinin hayatlarını etkileyeceklerdir.

Veronika bir müzik okulunu girer ve çok çalışır. Ancak ilk performansını verirken ölür. Veronique’nın hayatı da bu noktadan sonra değişmeye başlar ve aniden şarkıcı olmaktan vazgeçer.

Krzysztof Kieslowski’nin fantaziyle yoğrulmuş bu muazzam filmi, senaryosunun orjinalliği ve Renk Üçlemesinin son halkası olan Kırmızı’da oynayan Irène Jacob’un iki karakteri de son derece inandırıcı bir şekilde oynamasıyla dikkatleri çekiyor.

Dünyada, her insanın mutlaka bir ikizi olduğu inancıyla yazılan ve naratif yapısıyla gerçekleri biraz gerçeküstü bir üslupla ele alan ustanın ölümsüz eseri, bu sene ülkemizde tekrar vizyona girmişti.

960

Man Bites Dog 1992 IMDb 7.6

Bir gazeteci ekibinin Ben’i takip ettiği sahte bir belgesel çekilmektedir. Esasen bir katil olan Ben özellikle yaşlı ve orta yaşlı insanları hedef olarak seçmektedir. Bir müddet sonra gazeteciler de bu cinayetlerde yer almaya başlarlar.

Rémy Belvaux, André Bonzel ve Benoît Poelvoorde‘den oluşan üç kişilik yönetmen ekibiyle suç, komedi ve dramı harmanlayan bu yapım haberciliğin esasları için örnek verilen bir önermeden yola çıkıyor: Bir köpek bir adamı ısırırsa bu haber değildir; ancak bir adam bir köpeği ısırdığında bu iyi bir haber olur.

__________

dead-man

Dead Man 1995 IMDb 7.7

1800’lü yıllarda hayatta önemli bir şeye sahip olmayan ve son derece sıradan bir yaşam süren William Blake isimli bir genç tüm aile bireylerini kaybeder ve dünyada yapayalnız kalır. Bunun üzerine farklı bir deneyim yaşamak adına yaşadığı toprakları terk edip, bilmediği bir yerde yeni bir hayata başlamaya karar verir. Çıktığı yolculuk ise onu hem fiziksel hem de ruhsal anlamda değiştirecek bir deneyimin başlangıcı olacaktır. Son derece kötü bir anında karşılaştığı “Hiç Kimse” adındaki Amerikan yerlisi, Blake’in aynı isimdeki, ölmüş bir şair olan William Blake olduğuna inanır. “Hiç Kimse” ile birlikte atılacağı bu yolculuk, William Blake’in sıra dışı bir şekilde bambaşka bir insana dönüşmesine neden olur.Bu süreç içerisinde edilgen olarak bir kadınla yaşadığı ilişki, kasaba halkı tarafından aranılan bir suçlu pozisyonuna düşmesine sebep olur; zira o kadın kasaba şerifinin kızı ve bürokrasiye mensup saygın bir adamın nişanlısıdır.

Yapıtın yönetmen koltuğunda, Amerikan bağımsız sinemasının en önemli isimlerinden Jim Jarmusch, başrolünde ise ünlü aktör Johnny Depp yer alıyor.

__________

funnygames-2

Funny Games 1997 IMDb 7.6

Anne, Georg ve küçük oğulları Georgie, gözlerden ırak göl evlerine tatil amacıyla gelmişlerdir. Şehir hayatının yorgunluğunu bu tatil sayesinde üstlerinden atmayı hedefleyen aile elit hayatları içerisinde korkunç bir saldırıyla yüzleşmek üzerdir. Evlerine musallat olan ve nereden geldikleri belli olmayan iki genç yumurta isteme bahanesiyle bu ailenin başına çok daha büyük dertler açacaklardır. Şiddet dolu bu filmde elitist ailenin kaçış şansı hiç yoktur.

Michael Haneke’nin burjuvazi eleştirisine ve olağan şiddete bambaşka ve rahatsız edici bir bakış açısı kazandırdığı filminin başrollerinde Susanne Lothar, Ulrich Mühe ve Arno Frisch var. Ayrıca beyaz giyinen adamlarla Otomatik Portakal‘a saygı duruşunda bulunan film Micheal Haneke‘nin televizyonculuk geçmişinin haklı bir isyanı niteliğini de içinde barındırıyor.

__________

tasteofcherry_600x391-1600x900-c-default

Taste of Cherry 1997 IMDb 7.7

Bay Badii; arabasıyla sürekli aynı yolu arşınlayan ve kendisine bir suç ortağı ararken kurduğu diyaloglarla ikna sürecine girdiği bu insanları, rahatsız etmekte olan bir adamdır. Bu yolculuğun amacı filmin ilerleyen zamanlarında yavaş yavaş anlaşılır. Badii, kendisini öldürmek için ikna edeceği bir adam aramakta ancak bulmakta zorlanmaktadır. Üstelik bu iş için ikna olana yüklü bir para da verecektir.

Önce Kürt bir asker bulur, daha sonra Afgan asıllı bir din adamı ve en sonunda da ihtiyar bir Türk. Askerle girdiği diyalogta çocuğu ürküten Badii, çocuğun kaçmasına engel olamaz. Afgan asıllı din adamı ise bu işin çok büyük bir günah olduğu gerekçesiyle ikna edemez. Sonunda Türk kabul eder; ancak giriştikleri felsefik diyaloglar sonucunda Badii’nin gerçeği de ifşa olur. Badii yalnız bir adamdır kendiyle ve hayatla uzlaşamamıştır.

Abbas Kiarostami filmografisinin en değerli yapıtlarından biri olan Kirazın Tadı, gösterildiği birçok festivalden ödüllerle dönmüştü.

__________

Sayfa 1 – 2

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up