Bizimle İletişime Geçin

Festivaller

Gezici Festival 19. Yolculuğunu Tamamladı

Yayınlandı

tarihinde

19. Gezici Festival

Ankara Sinema Derneği’nin, T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlediği 19. Gezici Festival, 27 Kasım’da gerçekleşen sürpriz bir açılışla, Festival’i yolculuğu sırasında hiç yalnız bırakmayan Tuncel Kurtiz’in anısına Edremit’te başlayarak 29 Kasım-5 Aralık tarihleri arasında Ankara’da ve 6-9 Aralık’ta Sinop’ta devam eden 13 günlük sinema dolu yolculuğunu tamamladı.

27 Kasım’da Edremit’te gerçekleşen bir günlük buluşmada sinemaseverler, Onur Ünlü’nün Sen Aydınlatırsın Geceyi, Mahmut Fazıl Coşkun’un Yozgat Blues ve Sebastián Lelio’nun Gloria filmlerini izleme fırsatı buldular. Açılışta ise Gezici Festival arşivinden seçilen görüntülerden oluşan Gezici Festival’in Yol Arkadaşı: Tuncel Kurtiz adlı belgesel; Tuncel Kurtiz, Sema Moritz ve Reyend Bölükbaşı’nın 2004 yılında Macaristan’da gerçekleştirdikleri Şeyh Bedrettin Destanı gösterisinin kaydı ve Kurtiz’in 1979 yılında İsveç’te yönettiği ve başrolünü üstlendiği sıra dışı gurbetçi filmi Gül Hasan gösterildi.

Ankara’da dünya ve Türkiye sinemalarına yoğun ilgi

Gezici Festival’in Ankara’daki açılışı 28 Kasım akşamı, İngiliz Film Enstitüsü’nün (BFI) geçtiğimiz yıllarda, Hitchcock9 projesi kapsamında uzun ve titiz bir yenilemeyle eski haline getirdiği Alfred Hitchcock’un 1925 ve 1929 yılları arasında çekilmiş, az bilinen dokuz sessiz filminden biri olan Şantaj’ın gösterimiyle gerçekleşti. British Council işbirliği ile Ankara’da ilk kez izleyiciyle buluşan filmin Ankara Resim ve Heykel Müzesi’ndeki kalabalık gösterimine Hakan A. Toker piyanoyla eşlik etti.

Gezici Festival’in Ankara Kızılay Büyülü Fener Sineması’ndaki gösterimleri ise 29 Kasım günü başladı. Ankaralı izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan bu gösterimlerin biletlerinin yüzde 44’ü festival başlamadan satıldı. Son dönem ödüllü filmlerden oluşan Dünya Sineması bölümündeki Muhteşem Güzellik, Genç Kız ve Boksör, İşçiler, Karşınızda Martin Bonner ve Kimsenin Kızı, Türkiye gösterimlerini ilk kez Gezici Festival’de gerçekleştirirken; Ölümsüz Aşk, Geçmiş, Gloria ve Dünya Bizim Değil ilk kez Ankaralı izleyiciyle buluştu.

Türkiye 2013 bölümünde Reha Erdem’in Jîn, Deniz Akçay Katıksız’ın Köksüz, Ramin Matin’in Kusursuzlar ve Mahmut Fazıl Coşkun’un Yozgat Blues, Uğur Yücel’in Soğuk filmleri, modern Amerikan klasiği Gilbert’in Hayalleri ile dünya sinemasından Paolo Sorrentino imzalı Muhteşem Güzellik, Asghar Farhadi’nin yönettiği Geçmiş, José Luis Valle’nin yönettiği İşçiler kapalı gişe oynayan festival filmleri oldu. İlgi çeken diğer iki bölüm ise, 1 ve 2 Aralık’ta Alman Kültür Merkezi’nde gerçekleşen Çocuk Filmleri ve Kısa İyidir’di.

Ankaralı izleyicilere Türkiye sinemasından konuklar

Ülkemizde bu yıl çekilen uzun metrajlı filmlerden derlenen Türkiye 2013 bölümünde yer alan filmlerin yönetmen ve oyuncuları festival boyunca izleyicilerle bir araya geldi. Gezici Festival’in ilk konuğu, Yozgat Blues’un yönetmeni Mahmut Fazıl Coşkun’du. Coşkun, 29 Kasım akşamı gerçekleşen gösterimden sonra izleyicilerin sorularını yanıtladı. Filmin ismiyle ilgili birkaç izleyiciden gelen soruya Coşkun, “Yozgat”ı seçmesinin nedeni olarak “yeni taşrayı”, “yeni taşranın kimliksizliğini” anlatmak istediğini ve yaşamamış olsa da, Yozgatlı olduğu için bu İç Anadolu şehrini seçtiğini söyledi. Filmin ismindeki “blues”u ise tahmin edilenin aksine müzik türüne ithafen değil, “hüzün”ü anlatmak için seçtiğini söyledi. Coşkun, Türkiye’deki modernleşmenin Batı’daki gibi “adım adım, ihtiyaca göre değil,” doğrudan kopya olarak gerçekleştiğini de ekledi.

Reha Erdem, Jîn’in 30 Kasım’daki gösterimi sonrası izleyicilerin sorularını yanıtladı. Filmlerinde kadın karakterlerin önemi ve umutlu olmak sohbetin ana konularını oluşturdu. Twitter üzerinden sorulan, “Ele alınan konular farklı olsa da Hayat Var filmindeki Hayat ile Jîn’in ortak yanları nelerdir?” sorusuna Erdem, “İkisi de isyankar,” diye cevap vererek, “Bütün filmlerimin ana figürleri gibi isyan etmekten korkmayan kadınlar” diyerek ekledi. Erdem kadınların kendisi için “daha büyük umut kaynağı” olduğunu söyleyerek, “Benim esas kahramanlarım kadınlar oluyor,” dedi.

Aynı gün gerçekleşen Köksüz’ün gösterimi sonrası ise yönetmen Deniz Akçay Katıksız ve başrol oyuncusu Lale Başar izleyicilerle bir aradaydı. Anne karakterinin “üzerine çalışılmış bir karakter” olduğunu, “bireysel olarak bir yer bulamamış, başka erkekler üzerinden tanımlanmış bir karakter,” olduğunu söyleyen Katıksız, “kızıyla çatışmasının kaynağının” da buna bağlı olduğunu söyledi. Filmin isminin çıkış noktasını, “Aile demek, kök salmak, ait olmak demek. Aile olmasına rağmen aidiyet yok,” diyerek açıklayan Katıksız, “Aileyi ana karakter olarak kurgulamaya çalıştım. Ayakların her biri dengeli gitsin diye uğraştım,” dedi. Lale Başar ise oğluyla beraber oynamasından söz ederek, Altın Koza’da oğluyla beraber ödül almasının çok “gurur verici” olduğunu paylaştı.

Kusursuzlar’ın 1 Aralık’ta gerçekleşen gösteriminde yönetmen Ramin Matin, senarist ve yapımcı Emine Yıldırım ile başrol oyuncularından İpek Türktan Kaynak izleyicilerin sorularını yanıtladı. Yıldırım, öncesinde Ankaralı olduğu için bu gösterimin özellikle önemli olduğunu paylaştı. Filmde oyunculuklara, müziğe ve kadın temsiline özellikle övgüler geldi. Yıldırım, filmin isminin ironik olduğunu söyleyerek, “Türkiye’de ve dünyada kadınlardan beklenen kusursuzluk”a ithafen bu ismi seçtiğini söyledi. Matin, “Kadın odaklı işler”in ne kadar “önemli” olduğunu söyleyerek, “üç boyutlu, gerçek kadın karakterlere çok nadir rastlandığını” ekledi. Kaynak ise, canlandırdığı karakterin kimlik çatışmasından söz etti.

Gözümün Nûru’nun 2 Aralık akşamı gerçekleşen gösterimi sonrası filmin yönetmeni, yazarı, yapımcısı ve başrol oyuncusu Melik Saraçoğlu izleyicilerle bir araya geldi. Soruları cevaplarken, beraber yönetmenlik yaptığı Hakkı Kurtuluş adına da konuşacağı için “birinci çoğul şahıs” olarak konuşacağını söyleyen Saraçoğlu, Türkiye sinemasında çok işlenen hastalık konusunu “kara mizah” olarak ele almak istediklerini söyledi. Aile üyelerini filmde oynamaya nasıl ikna ettikleri sorusuna ise, “annesi ve abisinin hemen kabul ettiklerini” söyledi. “Babam önce yanaşmadı ama projenin benim için ne kadar önemli olduğunu görünce kabul etti.” Ailesine senaryoyu okutmadığını söyleyen Saraçoğlu, böylece “doğal bir oyunculuk yakalamayı başardık diye umuyorum,” dedi.

Köken Ergun ve Taner Birsel, Gezici Festival’de

Festival izleyicileri, 30 Kasım’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Taner Birsel’le oyunculuk üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Birsel, söyleşiye oyunculuk hayatının ilk günlerinden başlayarak bugüne kadar geçen zamanda nelerin değiştiğini, nasıl dönüştüğünü, birlikte çalıştığı yönetmenleri, onlardan nasıl etkilendiğini, izlediği filmlerle oyunculuğunu nasıl geliştirdiğini anlattı. Söyleşinin moderatörlüğünü yapan Ankara Sinema Derneği Başkanı Ahmet Boyacıoğlu da kendi yönetmenlik deneyimini katarak, biraz ülkedeki sinema sektöründen biraz da uluslararası festivallerden söz etti.

1 Aralık’ta Alman Kültür Merkezi’ndeki üç seansta Köken Ergun’un Video İşleri yer aldı. Gezici Festival izleyicileri, Köken Ergun’un video işlerini Ergun’un sunumuyla ve sonrasında soru cevap seanslarıyla izlediler. Bu yoğun günün başında sanatçı Gezici Festival’le birlikte bir süredir bu gösterimleri düşündüklerini ve 5 Aralık’ta açılışını yapan, 16 Şubat’a kadar SALT Ulus’ta devam edecek Kitle ve İktidar sergisindeki işlerinin öncesinde bir festival ortamında gösterilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ergun, sanatta disiplinlerarasılığı tercih etiğini, festivaldeki gösterimlerle sergideki gösterimlerin aynı işe farklı açılardan bakma fırsatı sunduğunu söyledi. Son gösterimin ardından Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölüm Başkanı ve Gezici Festival danışmanlarından Ahmet Gürata’yla birlikte güncel sanatla tanışma yolcuğu üzerinden, “sanat için yapılmış performanstan hayat için yapılmış performansa” geçiş sürecini anlattığı bir söyleşi gerçekleşti. Gazeteci Ayşe Çavdar, Kitle ve İktidar sergisi kapsamında 19 Aralık’ta yapacağı konuşmada, sanatçının beden politikasına dair İsimsiz adlı işini yorumlayacak.

Ne Yapmalı? paneli ve Zeki Demirkubuz’a yoğun ilgi

3 Aralık’ta Alman Kültür Merkezi’nde, Ahmet Gürata moderatörlüğünde Ayşegül Devecioğlu, Foti Benlisoy ve Bülent Batuman’ın konuşmacı olarak yer aldığı “Ne Yapmalı?” paneli, Gezi Direnişi sonrası nasıl devam ediyoruz / etmeliyiz? soruları çerçevesinde ilerledi.

Konuşmaya ilk olarak Ayşegül Devecioğlu, Gezi Direnişi’nde kaybettiklerimizi ve festivalin yol arkadaşı Tuncel Kurtiz’i anarak başladı. Konuşmasında süreçle ilgili dikkatini çeken iki önemli noktaya, direnişin sanki birden bire filizlenmiş gibi tanımlanmasına ve örgütsüzlüğe yapılan vurguya değindi. Devecioğlu “Buradan devşirilecek hızlı bir politik taraf olmayabilir, ancak direniş Türkiye’nin her yerinden itirazını nasıl dile getireceğini bilemeyenler için yeni bir yol açtı,” diye sözlerini tamamladı. Foti Benlisoy, konuşmasının bir bölümünde Gezi’yle birlikte sokak siyasetinin kitlesel ölçüde geri dönmesiyle artan özgüvenimizin önemine vurgu yaparak, “Türkiye tarihinin son 20 yılının en büyük kabarışının ardından asla yapmamamız gereken tartışmalara girdik. Oysa bu özgüveni seçimlerde ve sandıkta çarçur etmeden Gezi’ye, baştaki esas meselemize, ‘üç beş ağaca’ geri dönmeliyiz,” diye bitirdi. Bülent Batuman ise bu hareketin neden kent mekanı üzerinden başladığını düşünmemiz gerektiğine dikkat çekti. Direnişin hangi koşullarda ve neden olduğunun tam olarak anlaşılamama sebebini, kamusal mekanın tanımıyla açıklayan Batuman, “Hiç kimsenin sahiplenmediği bu yerler, herkesin mücadelesi oldu. Bu sebepten kamusal alanda mücadeleyi sürdürmek gerekiyor,” dedi. Konuşmaların bitiminde paneli dinlemeye gelenlerin sorularıyla ileriye dönük neler olabileceği konuşuldu.

4 Aralık’ta Alman Kültür Merkezi’nde gerçekleşen Zeki Demirkubuz söyleşisi ise Gezici Festival’in en çok ilgi gören etkinliğiydi. Demirkubuz yaklaşık 2,5 saat süren söyleşiye, “Bana iyi geliyor” dediği, iki filmini çektiği Ankara’da olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Gezici Festival’i uzun yıllardır takip ettiğini belirterek başladı.

Dostoyevski ve Kafka başta olmak üzere etkilendiği isimleri, “Suç ve Ceza”, “Ecinniler” gibi eserlerin kendi geçmişindeki yerini anlattı. Festival boyunca hemen her konuşmada hatırlanan Gezi Direnişi de Demirkubuz’un konuşmasında yer buldu: “Gezi’nin faydalarından biri de bana göre, bundan sonra kimsenin halkı bu kadar açıktan küçümsemeyecek olması.” Başta Ankara olmak üzere edebiyat, sinema, Beşiktaş ve Gezi dolu söyleşi sonrası yönetmen festival takipçileriyle fotoğraf çektirip imza dağıttı.

19. Gezici Festival’in Ankara gösterimlerindeki diğer bölümler; Festival izleyicisinin daha önceki yıllardan yakından tanıdığı yönetmenlerin ödüllü filmlerinin de aralarında bulunduğu Şili sinemasından örneklerden oluşan Bir Ülke: Şili; kolektif mücadelelerden bireysel kahramanlara “Ne Yapmalı?” sorusuna yanıt getiren örneklerin gösterildiği Ne Yapmalı?; şiir, roman ve öyküleriyle farklı nesillerden okuyucu kitlesi olan Barış Bıçakçı’nın Gezici Festival izleyicisi için seçtiği iki filmden oluşan Barış Bıçakçı: İki Film Arasındaki En Kısa Mesafe ile Türkiye’de deneysel sinemanın ilk örneklerinin ortaya çıkmasının 50. yılında Türkiye’den ve deneysel sinema denilince ilk akla gelen ülke sinemalarından olan Avusturya’dan kısa filmlerin gösterildiği Deneysel Sinema: Avusturya- Türkiye oldu.

19. Gezici Festival’in Ankara durağında, Kore Kültür Merkezi’nin ev sahipliği yaptığı Çocuklarla Canlandırma Atölyesi’nde ise küçük sinemacılar Jenny Van den Broeke ile birlikte ilk ‘stop motion’ canlandırma filmlerini üretme fırsatı buldular.

19. Gezici Festival’in son durağı Sinop

Gezici Festival Ankara yolculuğunu 5 Aralık’ta noktalayarak, bir sonraki durağına, son iki yıl festivale ev sahipliği yapan Sinop’a yol aldı. Festival’in 6-9 Aralık tarihleri arasındaki Sinop ayağı bir kez daha Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi ve Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla gerçekleşti.

Gezici Festival’in Sinop programı 6 Aralık akşamı Sen Aydınlatırsın Geceyi filminin gösterimi öncesi gerçekleştirilen bir açılışla başladı. Açılışa katılan konuklara “hoşgeldiniz” ve “hoşgeldik” diyen Ahmet Boyacıoğlu, Sinop’u ne kadar sevdiklerinden söz etti. Daha sonra konuşan Sinop Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Fahri Bostan, Sinop’ta “sinema salonu bulunmadığını” hatırlatarak, Sinopluların dört gün boyunca dünya ve Türkiye sinemasından örnekler izleyeceklerini söyledi. Filmin gösterimi öncesi oyuncularından Ayşenil Şamlıoğlu, Sinop için “merakla beklediğim bir kentti” diyerek, “başta yönetmen Onur Ünlü olmak üzere tüm Sen Aydınlatırsın Geceyi ekibinin sevgi ve saygıları”nı konuklara iletti.

Türkiye sinemasından yönetmenler Sinop’ta

Kusursuzlar’ın 8 Aralık’ta gerçekleşen gösterimi sonrası, festival konuklarından Ramin Matin izleyicilerin sorularını yanıtladı. “Toplumsal bir soruna duyarlı bir yaklaşım gösterdiği” için izleyicilerin teşekkür ettiği Matin, filmin çıkış noktasını “Türkiye’deki erkek egemen toplumu eleştirmek ve Türkiye’nin her yerinde var olan kadına karşı baskıyı anlatmak” olarak tanımladı. Matin, filmin ana karakterlerine yapılan övgüye ise, “yaşayan, üç boyutlu kadın karakterlerin eksikliğini hissediyorduk,” diye cevap verdi.

Festivalin son günü, 9 Aralık’ta yönetmen Zeki Demirkubuz, Sinop Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde gerçekleşen bir söyleşide sinemaseverlerle bir araya geldi. Moderatörlüğünü Ahmet Boyacıoğlu’nun yaptığı söyleşide, sinema yapma nedeninin “anlaşılmayana dair bir şeyi ortaya koymak” olduğunu ve “insanlarla bir şey paylaşan sinema”yı tercih ettiğini söyledi. “Yönetmenliğin tek bir tarifi yok,” diyen Demirkubuz, ilk dönem ve son dönem sineması arasındaki biçimsel farklılıkları da gelişen teknolojiye bağladı. Sinop’ta kaldığı süre içerisinde bir sonraki filmine mekan arayan Demirkubuz, bu filmine yönelik olarak da “vicdan azabı” üzerine olduğunu söyledi.

Sinop Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleşen gösterimlerde Sinoplu izleyiciler, Türkiye 2013 bölümünden Sen Aydınlatırsın Geceyi ve Kusursuzlar ile birlikte, Uğur Yücel’in yazıp yönettiği Soğuk, Köksüz, Gözümün Nûru ve Yozgat Blues’u izleme fırsatı buldular. Gezici Festival’in Yol Arkadaşı: Tuncel Kurtiz belgeseli ve Şeyh Bedrettin Destanı ile dünya sinemasından Madhi Fleifel’in yönettiği Dünya Bizim Değil, Sebastián Silva’nın ödüllü filmi Hizmetçi, Chad Hartigan’ın yönettiği Karşınızda Martin Bonner ve Alicia Scherson’un yönettiği Oyun ile Lasse Hallström imzalı Gilbert’in Hayalleri Sinop’ta gösterilen diğer filmler oldu.

19. Gezici Festival

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

9. Boğaziçi Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri Başkanı Reis Çelik Oldu

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri başkanı Reis Çelik oldu.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteği ve TRT’nin Kurumsal İş Ortaklığı ile Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından 23-30 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek 9. Boğaziçi Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jüri başkanı açıklandı. Yarışma jürisine bu yıl Işıklar Sönmesin, Hoşçakal Yarın, Mülteci, Lal Gece ve Ölü Ekmeği filmlerinin yönetmeni Reis Çelik başkanlık edecek.

1994 yılında gazetecilik ve televizyonculuk çalışmalarına son vererek tamamen sinemaya yönelen Çelik, 1995 yılında Işıklar Sönmesin’le ilk uzun metrajını çekti. Işıklar Sönmesin filmiyle Adana Altın Koza Film Festivali’nde Bilge Olgaç Özel Ödülü’nü kazanan Çelik, 1998’de Hoşçakal Yarın’ı çekti. Daha sonra sırasıyla İnat HikayeleriMülteciİnadına FilmLal Gece ve Ölü Ekmeği adlı filmleri yönetti. 

Lal Gece filmi, Berlin Uluslararası Film Festivali “Generation 14plus” bölümünde Kristal Ayı ödülü, Uluslararası Würzburg Film Festivali’nde En İyi Film ödülü ve Brüksel Uluslararası Bağımsız Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ve En İyi Film ödüllerinin sahibi oldu. Yönetmenin son çektiği Ölü Ekmeği filmi ise dünya prömiyerini 32.Tokya Film Festivali’nde yaptı. Fotoğrafçılık konusunda ki çalışmalarını ise aralıksız sürdüren Çelik, birçok ülkede fotoğraf sergileri açtı. Yönetmenlik ve senaristliğinin yanı sıra Mülteci filmiyle yapımcılık da yapan Reis Çelik, 2012 yılından bu yana Film Yönetmenleri Derneği başkanlığını yürütmektedir.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Verilecek Ödüller

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda yer alacak filmler 100.000 TL’lik En İyi Ulusal Uzun Metraj Film Ödülü için jüri karşısına çıkarken yarışmada ayrıca 50.000 TL’lik En İyi İlk Film, 20.000 TL’lik En İyi Yönetmen, 15.000 TL’lik En İyi Kadın Oyuncu, 15.000 TL’lik En İyi Erkek Oyuncu, 10.000 TL’lik En İyi Senaryo, 10.000 TL’lik En İyi Sinematografi ve 10.000 TL’lik En İyi Kurgu ödülleri yer alıyor. Kategori ödüllerinin yanı sıra ulusal yarışmada Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) tarafından, bir filmin tüm süreçlerini başarıyla yürüten yapımcıları ve bağımsız sinemayı desteklemek amacıyla 10.000 TL’lik FİYAB En İyi Yapımcı Ödülü ile Fim Yönetmenleri Derneği tarafından FİLM – YÖN En İyi Yönetmen Ödülü de veriliyor.

9. Boğaziçi Film Festivali 23 – 30 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek. Festival hakkında detaylı bilgi ve başvuru süreçleri www.bogazicifilmfestivali.com üzerinden gerçekleştirilebilir.

Okumaya Devam Et

Festivaller

“Uluslararası 2 Yaka Kısa Film Festivali” 24 – 30 Eylül Tarihleri Arasında Gerçekleşiyor

Festival farklı kültürlerden, kategorilerden ve özgün bakış açılarından kısa film yapımlarını bir araya getiriyor.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Dijital Film Atölyesi’nin (DFA) Kültür için Alan desteğiyle gerçekleştirdiği Uluslararası 2 Yaka Kısa Film Festivali, bu yıl 24-30 Eylül 2021 tarihleri arasında seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Seçkilerinde farklı kültürlerden, kategorilerden ve özgün bakış açılarından kısa film yapımlarını bir araya getiren festival, 3’üncü yılında hibrit bir program sunuyor. Festivalin fiziksel programı film gösterimleri, söyleşi ve film okuma oturumları ile Lab. etkinliklerinden oluşurken, film festivallerinde mekân deneyimini çeşitlendirmek üzere Sardunya, Link ve Che’de düzenleniyor. 2YKFF’21, film gösterimleri, yönetmen söyleşileri, Remix Attack etkinliği ve “Herkes İçin Sinema Mümkün” atölyesinin yer aldığı zengin çevrimiçi programıyla ise İzmir’den tüm dünyaya ulaşıyor. 

Her yıl dünyanın farklı bir şehrinden bir film/sanat inisiyatifi ile partnerlik yaparak kısa film alanında kolektif düşünme, araştırma ve hareket olanakları geliştiren Uluslararası 2 Yaka Kısa Film Festivali, bu yıl Rotterdam’dan Galerie de Jaloezie ile iş birliği yapıyor. Görsel-işitsel sanatlara odaklanan; alışılmışın dışında mekânlarda gerçekleştirdiği film gösterimleri, sergiler ve yarışmalar ile genç sanatçılara, film profesyonellerine ve işini tutkuyla yapan herkese alan açan inisiyatif, 2YKFF’21 kapsamında İzmir’e konuk oluyor. 

Irklar, etnik kökenler, inanışlar, cinsiyetler ve yaşayışları ile tüm kimliklerin deneyimlerine odaklanan Uluslararası 2 Yaka Kısa Film Festivali, bu yıl seyircilerine 4 farklı seçki sunuyor. Seçkiler, dünyanın dört bir yanından özgün yapımlar, ilk yönetmen filmleri ve deneysel film çalışmalarını buluşturuyor. 

2YKFF, bu yıl da “erişilebilir festival” olma yolundaki çalışmalarını sürdürüyor. Seçkilerde yer alan filmler çevrimiçi ortamda sesli betimleme seçeneğiyle yayınlanırken, festival programı kapsamında Erişilebilir Her Şey’in katılımıyla “Herkes için Sinema Mümkün” isimli çevrimiçi bir atölye düzenleniyor. 

Okumaya Devam Et

Festivaller

Antalya Film Forum Jürileri Belli Oldu

Antalya Film Forum’a bu yıl 136 proje başvuru yaptı.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in ev sahipliğinde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ortak yapım marketi ve proje geliştirme platformu Antalya Film Forum’un jürileri belli oldu.

4-6 Ekim tarihlerinde Müge Özen ve Pınar Evrenosoğlu ortak direktörlüğünde çevrimiçi gerçekleşecek Antalya Film Forum’a bu yıl 136 proje başvuru yaptı. Türkiye’den proje aşamasındaki kurmaca, canlandırma, belgesel film ve dizi projelerinin başvurduğu Antalya Film Forum’un ön jürisi, Uzun Metraj Kurmaca PitchingKurmaca Work in ProgressBelgesel Work in Progress, Sümer Tilmaç Antalya Film Destek Fonu ve Dizi/Kısa Dizi Pitching platformlarında yarışacak toplam 26 projeyi seçti.

Proje aşamasındaki uzun metraj film projelerinin yarışacağı Uzun Metraj Kurmaca Pitching Platformu’na bu yıl sekiz proje seçildi. “Uzak İhtimal”, “Yozgat Blues”, “Anons” filmlerinin ödüllü yönetmeni Mahmut Fazıl Coşkun, Fransız yapım ve dağıtım şirketi MK2 satın alma sorumlusu Olivier Barbier ve yapımcı Roshanak Behesht Nedjad’ın yer aldığı ana jüri tarafından belirlenecek iki projeden her birine 30 bin TL değerindeki Antalya Film Forum Kurmaca Pitching Platformu Ödülleri verilecek. Aynı zamanda bir projeye 30 bin TL değerinde TRT Uzun Metraj Kurmaca Pitching Platformu Ödülü ve bir projeye de Film Standartları Post Prodüksiyon Ödülü verilecek. 

Çekimleri büyük ölçüde tamamlanmış projelere fon ve network desteği sağlayan Kurmaca Work in Progress Platformu’nda yarışacak beş projeyi Fransız yapım şirketi Les Films du Losange’nin satın alma ve satış sorumlularından Jean-Benoit Henry, Seattle Film Festivali programcısı ve yapımcı Justine Barda ile son filmi “Bir Nefes Daha” ile pek çok ödül alan yönetmen Nisan Dağ’dan oluşan jüri üyeleri değerlendirecek. Kurmaca Work in Progress Platformu kapsamında bir projeye 80 bin TL, bir projeye 40 bin TL değerinde para ödülü verilecek. Bu bölümde ayrıca Başka Sinema Dağıtım ve Promosyon Ödülü ve Creative Production Renk Düzenleme Ödülü verilecek.

Çekimlerinde sona gelinen ya da post prodüksiyon aşamasındaki belgesel projelerin desteklendiği Belgesel Work in Progress Platformu ana jürisi, Avrupa Belgesel Birliği’nin kurucusu Brigid O’Shea, ödüllü belgesel yapımcısı Hans Robert Eisenhauer ve son çektiği “Mimaroğlu” isimli belgeseli ile adından söz ettiren yönetmen Serdar Kökçeoğlu’ndan oluşuyor. Beş projenin yarıştığı platformda jürinin değerlendirmesi sonucunda iki projeye toplam 60 bin TL değerinde para ödülü verilecek. Ayrıca bir projeye Postbıyık Post Production tarafından Ses Post Prodüksiyon Ödülü sunulacak, bir projeye Film Standartları Renk Düzenleme Ödülü ve bir projeye de Başka Sinema Dağıtım Ödülü verilecek. 

Antalya Film Forum’un, çekimlerinin en az üçte ikisi Antalya kentinde gerçekleştirilerek, filmin son kurgusunda aynı oranda Antalya sahneleri yer alacak olan ulusal uzun metraj bir filme destek olmak amacıyla oluşturduğu, 150 bin TL değerinde ödülün verildiği Sümer Tilmaç Antalya Film Destek Fonu için üç proje yarışacak. Seçilecek filme ayrıca Fono Film tarafından Post Prodüksiyon Ödülü verilecek. Bu ödüllerin sahiplerini belirleyecek Sümer Tilmaç Antalya Film Destek Fonu ana jürisi, sinema yazarı ve senarist Burak Göral, senarist ve yapımcı Emine Yıldırım, Bir Film ve Başka Sinema’nın kurucularından yapımcı Ersan Çongar’dan oluşuyor. 

Bu yıl beş projenin yarışacağı, dizilerin endüstrideki rolünün ve öneminin artışı nedeniyle geçen yıl programa alınan Dizi/Kısa Dizi Pitching Platformu’nda, BluTV’den Deniz Şaşmaz, ZDF/ARTE kanalları dizi bölümü yöneticilerinden Olaf Grunert ve Belçikalı dizi yapım şirketi Dramadama’nın yöneticisi Serge Bierset’den oluşan jürinin değerlendirmeleri sonucu seçilen bir projeye BluTV 35 bin TL değerinde para ödülü verecek. Ayrıca bir projeye Color Up tarafından Renk Düzenleme Ödülü, bir projeye de Daire Creative tarafından Sunum Dosyası Tasarım Ödülü takdim edilecek. Antalya Film Forum’da ödüller 6 Ekim’de düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler