Gerçek Taraftarlar Beşiktaş’a Zarar Verecek Hiç Bir Şey Yapmazlar

Manşet Röportajlar

Aydın Bulut

Röportaj: Rukiye Saraç

2008 yılında Başka Semtin Çocukları ile 45. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali ve 2009 yılında düzenlenen 28. İstanbul Film Festivali’den ödüllerle dönen Aydın Bulut, yeni filmi Benimle Oynar mısın? , Sinema – Fanatizm ilişkisi ve Sinema sektörü üzerine samimi açıklamalarda bulundu.

Öncelikle son filminiz ‘Benimle Oynar mısın’ı konuşalım. Nasıl çıktı hikayesi?

Beşiktaş’ta doğup büyüdüm, bana göre İstanbul’un en özellikli semtlerinden biri, geçmişle bugünü  aynı anda yaşatabilen, pek çok hayatın izlerini taşıyan bir yer orası, öncelikle o semtin ruhunu, karakterini anlatmak istedim. Kendi varoluşunu, vicdanını korumaya çalışan, sahip çıktığı değer yargıları için mücadele eden insanların hikayelerinden söz etmek istedim.

Son olaylardan sonra (beşiktaş-gs maçı) tam da taraftarlığı içeren film yapmış biri olarak neler söyleyebilirsiniz? Bir de, mesela gezi olaylarında bir olan futbol takımları konu skor olunca yine şiddete meyil etti, ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?

O mesele epey karışık ve karanlık…Fakat öncelikle şunu söyleyeyim Beşiktaş’ın gerçek taraftarları Beşiktaş’a zarar verecek hiç bir şey yapmazlar. Tam da Çarşı gurubunu ve Beşiktaş’ı itibarsızlaştırmak, Recep Tayyip Erdoğan stadındaki maçı taraftarsız oynatmak gibi amaçlar içeriyor tüm bu yaşananlar, ciddi bir komplo  var orada.

Taraftar

Fanatizm, sinemanın çok sık ele aldığı bir konu değil. Sizce neden? İnsanlara anlatılması, aktarılması zor mu geliyor? Yani; temelinde fanatizmi barındırması zor mu hikayenin? Sizin duruşunuz nedir fanatizme karşı?

Fanatik olma hali pek çok hikayenin konusu olabilir tabi ki, anlatılması da o kadar zor değil bana göre…Tutkulu bir bağlılıkla içinde düşünce içermeyen kör taraftar davranışını  iyi ayırt etmek gerekiyor. Fanatik duygularla çok cinayet işlendi bu ülkede hiç biri de futbolla ilgili değildi… Bunların her birinden film yapılabilir.

Fanatizm konulu benim hatırlayabildiğim 2005 yapımı Green Street Hooligans (Yeşil Sokak Holiganları) var. O filmde bolca fanatizm (hatta holiganizm) ve sert bir anlatım var. Siz pek değinmemişsiniz halbuki Çarşı grubu taraftar grubu denilince ilk akla gelendir Türkiye’de.

Çarşı denilince benim  aklıma ilk  gelen tutkulu bir sevgi, dayanışma duygusu, vicdanına sahibi çıkmak , haksızlıklara karşı mücadele etmek ve büyük bir aile olabilmektir. Filmde bunları anlatmak istedim.

Sinema yolculuğunuzla devam edelim. Sinemaya girerken, bu yola adım atarken belli bir ideolojiniz ve yapmak istedikleriniz vardı. Bugün baktığınızda o yolun neresinde olduğunuzu düşünüyorsunuz? Yani, başta düşündüğünüz ve bu işi yapmaya koyulurken kafanızda oluşturduğunuzla bugün yaptığınız işler aynı doğrultuda gidiyor mu?

Televizyonda dizi yaparken projelerde seçici olmaya çalışsanız da belli sınırlar ve kaçamayacağınız bir format var, özgürlük alanınız pek fazla yok…Sinema yapmaksa hiç kolay değil, kendi hayal ettiğiniz filmi yapmakta ısrar ederseniz yapımcı bulmazsınız, örneğin biz bu filmin yapım serüveninde çok yalnız kaldık, pek çok şeyi göze alarak, kimi engellemelere karşın  kendi şartlarımızı zorlayarak yapımcı olduk, yola çıktık. İnançlarımdan ve düşüncelerimden taviz vermeden yürümeye çalışıyorum

Başka Semtin Çocukları’nda farklı farklı olgulara değinmiştiniz. Birçok ödül aldı ve bir nevi sizin sinema anlamında çıkışınız oldu. Yine de istediğiniz kadar kişiye ulaştı mı? İzleyenler beğendi ama ben izledikten sonra “Niye fazla duyulmadı bu film?” diyenlere de rastladım. Sevilen neydi bu filmde?

Sevilen şey samimiyetiydi sanırım. Evet maalesef sinemada izleyicisiyle buluşamamış bir filmdir.

Türkiye’de sinema sektörünün en büyük sorunu hala yapım konusunda mı sizce? Yoksa hikaye bulmak, insanlara ulaşacak hikayeyi bulmak mı daha zor ve sıkıntılı?

Bana göre yapım tarafında. Sinema yapmanın finans kaynakları çok sınırlı ülkemizde.

Kısa filmleriniz de var. Yurtdışında kısa film başlı başına bir sektörken Türkiye’de uzun metraja geçişte bir basamak olarak görülüyor. Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Kısa filme gerçekten emek verenler de var, sizce başlı başına bir sektör olabilir mi Türkiye’de kısa film?

Olması gerekir, dünyada bunun örnekleri çok. Kısa  film bambaşka bir anlatım biçimi, “F tipi film”de bunun iyi örneklerini vardı bana göre…

TV yönetmenliği de yapıyorsunuz. Televizyon yönetmenliğiniz sinema yönetmenliğinizi besledi mi? Süreleri bakımından tv dizileri de sinema filmi uzunluğunda çünkü.

Televizyon ve sinemadaki anlatım farklı mı yoksa birbirini besliyor mu sizce?

Televizyonun ve sinemanın anlatım biçimleri birbirinden tamamen farklı fakat drama çektiğiniz zaman oyuncu yönetimi ve  sahne kurma tarzınızın sinemayla kimi benzerlikleri  olabilir.

Televizyonda Sultan Makamı, Ihlamurlar Altında başta olmak üzere çok izlenen dizilerin yönetmenliğini yaptınız. O zaman bu kadar dönem projesi yoken Bu Kalp Seni Unutur Mu’ yu yaptınız ama ömrü uzun olamadı. Son zamanlarda dönem dizilerine olan ilgi arttı. Yine bir dönem projesi yapmak var mı aklınızda?

Neden olmasın, yeter ki içeriğiyle heyecanlandırsın.

Türkiye’de ‘yönetmen sineması’ diye bir şeyden bahsedebilir miyiz? Son dönem sinemasıyla arttı mı bu? Ve yönetmenlerin filmlerinde aynı oyuncuları kullanmasıyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Evet tabi ki kendi dünyasını yaratan ve belli bir izleği takip eden yönetmenler var sinemamızda. Oyuncuyla yönetmen arasındaki uyumla ilgili bir durum bu, o plastikle, o ruhla kurulan özel bir ilişki…

Bundan sonraki projeleriniz nelerdir? Mesela, komedi türünde bir şeyler çekmeyi düşünür musunuz?

Bu şehri ve sokaklarını çok seviyorum…Son dönemde ciddi bir mizah patlaması yaşıyoruz zaten, mizah bu coğrafyanın sözlü ve yazılı edebiyatında çok zengin örnekleriyle var, baskı altında yaşayan toplumlarda insanlar kendilerini mizah yoluyla ifade ediyorlar, neden olmasın?

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up