Sayfalar: Sonraki

İkinci Yeni Şairleri Yönetmen Olsaydı…

Sezai Karakoç – Diriliş (The Revenant)

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

İkinci Yeni’nin en manevi damarını dizeleri ile dolduran Karakoç şiirlerinde hayatın anlamını arar. Aşkı, metafiziği, arayışı eserlerinde bolca gördüğümüz Karakoç; “Şairin kendi kendisi olabilmesinin biricik yolu, değişmek, başkalaşmaktır” diyor. Yola düşmenin, arayışın şairi, yönetmen olsaydı The Revenant’ı (Diriliş) çekerdi. Tesadüfe bakın ki Karakoç; İstanbul’da Diriliş Yayınları ve Diriliş dergisini kurmuş bununla da yetinmeyip 1990 yılında “güller açan gül ağacı” amblemiyle Diriliş Partisi’ni kurmuştur. Karakoç, The Revenant’ın odağındaki intikam duygusunu -muhtemel- bir kenara atıp daha ulvi bir duyguyu işlerdi muhakkak.

Yorumlar

Lost Password

Sign Up