Devrimin Kıskacında İncinen Aile Bağları

Manşet

husna-karanfil


Devrimin Kıskacında İncinen Aile Bağları

Destansı ve görkemli yapımların yönetmeni Zhang Yimou‘nun son filmi Gui lai/Yuvaya Dönüş, Filmekimi kapsamında sinemaseverlerle buluştu.

Yönetmenin vazgeçilmez oyuncusu Gong Li’nin başrolde yer aldığı film, Zhang’in bir önceki filmi Jin ling shi san chai/Savaşın Çiçekleri gibi, Geling Yan romanından uyarlanmış.

Yuvaya Dönüş, Komünist Parti’nin Çin’de gerçekleştirdiği Kültür Devrimi yıllarında çalışma kampından firar eden bir adamın ve ailesinin dramını işliyor.

Çalışma kampına gönderilen eşinden uzun yıllar boyunca haber alamayanWanyu (Gong Li), onun kamptan firar ettiğini öğrenince duygularının ve parti görevlilerinin baskısının arasında kalır; polisler, onlarla irtibata geçmesi hâlinde eşini ihbar etmesi gerektiğini söylerler. Babasını hatırlamayan kızları Dandande okuldaki gösteride başrolü kapma uğruna annesine baskı yapar; bununla da kalmaz, babası onlarla görüşmeye çalıştığında onu görevlilere ihbar eder ve gençliğin verdiği bencillikle ailesini bir felakete sürükler. Çok sevdiği eşinin gözünün önünde tekrar tutuklanan Lu (Daoming Chen) kampa gönderilir.Yıllar sonra devrimin sona ermesiyle (!) birlikte salıverilir, lâkin ailesini bıraktığı gibi bulamaz. Lu’yu parçalanmış bir aile, yaşadığı üzüntünün travmasıyla hâfızasını yitiren bir eş, sabır ve fedakârlıkla geçecek zorlu yıllar beklemektedir…

1

Yönetmen, bir ailenin dramını anlatırken, o drama neden olan sebepleri de inceden inceye işlemiş. Kitabı okumadığım için birebir bir uyarlama mı, karşılaştırmalı bir yorumda bulunamayacağım ama; devrimin disiplini ve acımasızlığının etkisinde kalarak aile bağlarını değil de başarıyı önemseyen Dandan karakterinin maruz bırakıldığı ikilem ve Wanyu’nun üzerinde kurulan baskı o devrin sistemini çarpıcı bir biçimde özetliyor. Keza ardından patlak veren olaylar bir yerden sonra sadece aileye odaklansa da seyirci o olayların çıkış noktasının, müsebbibinin kim ya da ne olduğunu gayet iyi anlamış oluyor. Yani kurgu, yüzeysel bakanlar için acı bir aile ve hüzünlü bir sevgi öyküsünden ibaretken, detayları yakalayabilenler için o devrin bilançosunun sadece bir zerresini ortaya koyan düşündürücü bir yapıma dönüşüyor.

Bununla birlikte film, acı kayıplar sonrasında hafif derecede de olsa hâfıza kayıpları yaşayan kişileri ayrı bir etkiliyor. Zîrâ değil sokakta geçirdiği vakitlerde, evinde bile hatırlatma notları olmadan yolunu bulamayan, işini göremeyen kadıncağızın hâli insanı ister istemez ürpertiyor. Üstelik Gong Li, Wanyu’nun her hâlini öyle mükemmel, öyle ustaca canlandırmış ki, mimiklerinden her bir duygusu apaçık okunuyor;  oyuncu, karakterin gördüğü baskıya rağmen eşine olan bağlılığını ve onu kapısını bir daha kilitlememesine neden olacak kadar harap eden pişmanlığını bile gerçekten yaşarcasına yansıtmış. Kezâ Daoming Chen de rolünün hakkını lâyıkıyla vermiş.

50 First Dates‘i izlemiş olanlar bu filmin konusunu biraz tanıdık bulacaklardır eminim. Fakat Wanyu ve Lu’nun öyküsü adım adım, sabırla geri kazanılmaya çalışılan bir sevgiyi işlemekle kalmayıp, devrimin kıskacında yok olan nice hayatları ve aileleri de temsil ettiği için daha gerçekçi ve buruk geliyor.

2

Aile için fedakârlık denilince akla genellikle kadınlar ve anneler gelir, fakat bu öyküde suçlu olmamasına rağmen faturayı kendine kesecek ve ailesini tekrar bir araya getirmek, en azından uzaktan da olsa onların iyi olduğunu görmek için geri kalan tüm yıllarından vazgeçecek, kendini onlara tamamıyla adayacak kadar özverili olan “baba” oluyor. Filmi bu açıdan da ayrı bir beğendiğimi söylemeliyim.

Bir Zhang Yimou filmi demek, hem disiplinli hem de uyumlu hareket eden kalabalık bir oyuncu kadrosu demektir. (Lütfen hatırlayınız: Man cheng jin dai huang jin jia/Altın Çiçeğin Lâneti, Ying xiong/Kahraman vd.) Yönetmen üslubunu bu filmde de bozmamış; Dandan ve arkadaşlarının askerî bale gösterisini izlerken o rahatsız edici baskıya rağmen bir görkem, bir emek hissediyorsunuz. Ve o kadroyu (her zamanki gibi) ustalıkla idare eden yönetmeni bir kez daha takdir ediyorsunuz.

Filmin müzikleri Qigang Chen tarafından yapılmış. Ben yönetmenin her filmine Şigeru Umebayaşi’ninbestelerini duyma hevesiyle kulak veririm, bu filmde de aynı hevese kapılmaktan alamadım kendimi, fakat neyse ki müzikler onu hasretle anmayacak kadar güzeldi.

Cannes Film Festivali de dâhil pek çok festivalde gösterilmiş olan film, muhtemelen bizim sinemalarımızda gösterime girmeyecek. Ama Uzak Doğu sinemasını takip eden sinemaseverler alternatif mecrâlardan temin edebilirlerse muhakkak izlesinler derim.

 

 

Latest posts by Hüsnâ Karanfil (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up