‘Fetih 1453’ Filmini İzledim

Genel

muhammeduyar copy

Yazıya nasıl bir başlık atsam diye düşündüm ama bir türlü bulamadım. Çünkü filmin başlık attıracak kadar ahım şahım belirginlikte bir özelliği yok. O yüzden yaptığım işi bari yazayım dedim. Bugün 14.53 seansında Fetih 1453’ü izledim… Tam da beklediğim gibi bir filmdi o yüzden beni şaşırtan hiç bir şey olmadı.  Filmi tanımlamak için belli başlı bazı cümleler kurulabilir. Mesela “Türk yapımı Amerikan filmi” ya da “Türklerin oynadığı Amerikan filmi” gibi. Ben biraz daha işin teknolojik yönüne eğilmek istiyorum. Ama film hakkında birkaç ufak bilgi vermeden geçmeyelim.

Sultan Mehmet’in doğumu ve o yıl meydana gelen bazı mucizevi olayların anlatımıyla başlayan filmde hemen hemen hepimizin bildiği belli başlı konular işleniyor genel olarak. Ve filmin içeriğini dolduracak belli başlı ‘çatışmalar’ ile de filmin heyecanının diri tutulması sağlanıyor.

Filmin en dikkat çeken karakteri ise ‘Ulubatlı Hasan’. Hatta Sultan Mehmet’ten çok Ulubatlı Hasan’ın kahramanlıklarına şahit oluyoruz filmin başından sonuna dek. Fatih’e kılıç kullanmayı öğreten de Fatih’i ve Osmanlı’yı her türlü dertten kurtaran da Ulubatlı Hasan… Bir de aşkı var tabii ki Ulubatlı’nın.

İzlenildiğinde anlamı olacak görsel efekti bol sahnelerle dolu olduğu için filmin anlatılacak çok fazla bir şeyi yok. Bizler millet olarak milli ve manevi konularda gaza gelmeyi çok seviyoruz. Dolayısıyla filmde tam bu duygularımıza hitap eden yer yer kahramanlık, yer yer Türklük ve bazen de “Allahüekber” nidalarıyla bu duygularımıza hitap ediyor. Yıllardır özlemini çektiğimiz tarih filmi özlemimizi ise bir nebze dindiriyor.

Beni en çok sevindiren ise teknik anlamda kullanılan yeniliklerin bundan sonra yapılacak filmlerin önünü açmış olması. Ülkemizde film teknolojileri konusunda kat etmemiz gereken oldukça fazla bir yol var. Fetih 1453 filmi bu açıdan bir önem taşıyor. Sesler ve müziklerin gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Bu arada filmi Cevahir Cinebonus’ta izledim. Neredeyse gişelerdeki kuyruklar hiç azalmadı. Salon ise ağzına kadar doluydu. Bundan nasibini alanlardan birisi de ben oldum. Zira aldığım koltuk bir başkasına satılmıştı ve ben filmin ilk bölümünü başka birisin koltuğunda izlemek zorunda kaldım.  Filmin arasında oturduğun koltuğun sahibi geldi ve mecburen kalktım. Benim yerimdeki beyefendiyi ise bir türlü kaldıramadılar ve ben filmin ikinci bölümünü en ön sırada ve en soldaki koltukta izlemek zorunda kaldım. Biletimi gişelerin yanındaki MyBilet kiosklarından almıştım. Gişedeki bayan da tam o sırada benim aldığım bileti basmadan başka birisine vermiş. Ve bu problemi çözemediler. Başka bir seansta istediğiniz koltuğu size verelim dediler, hatta mısır da bizden olsun dediler ama kabul etmedim. :) Size tavsiyem biraz sabırlı olun ve filmi 1-2 hafta sonra falan izleyin. Bu arada sözlerinde durup filmin afişini hediye ettiler.

Muhammed Uyar
muhammeduyar@sinefesto.com
twitter.com/muhammeduyar 

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up