Festival Mevsimini Altın Koza’yla Açtık

Genel

muhammeduyar

Geçtiğimiz hafta ülkemizin en büyük sinema etkinliklerinden olan Altın Koza Film Festivali için Adana’daydık. Bereketli topraklarda bol bol film izledik. Filmler ile ilgili değerlendirme yazılarını önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağım. Bu yazıda genel olarak festival/ler/den bahsetmek istedim.

Altın Koza’nın en güzel olayı Adana halkının tıklım tıklım salonları doldurmasıydı kuşkusuz. Adana’lılar Altın Koza’ya hakkıyla sahip çıkıyor. Salonların bu kadar dolmasında film ekiplerinin filmlerden sonra sinemaseverler ile yaptıkları söyleşilerin de etkisi var. Zaten festivallerin amacı da bu olmalı. İstanbul’da(vb.) filmini çekip, filmin eleştirilerini sadece gazete, dergi, TV ve internet sitelerinden takip eden sanatçıların halktan uzaklaşması kaçınılmazdır.

Oysa festivalde yönetmenlere ve oyunculara sorulan sorular ve film ile ilgili iletilen düşünceler o kadar gönülden ve samimi oluyor ki eminim film ekipleri bu söyleşilerden çok şey öğrenmiştir. Ayrıca bir filmi sadece zamanını değerlendirmek için izleyen ile eleştirmek için izleyen arasında nasıl farklar olduğunu böyle ortamlarda görebiliyorsunuz.

Festivalde en büyük sıkıntıyı ulusal yarışmadaki filmlerin gösterildiği alışveriş merkezinin diğer salonlardan uzakta olmasından dolayı yaşadık. Böyle durumlarda zorunlu olarak bir tercih yapmakta kalıyorsunuz ve gördüğümüz kadarıyla birçok sinemasever tercihini ulusal yarışmadaki filmleri izlemekten yana kullanıyor.

Böyle bir durumda olan en çok kısa filmlere oluyor. Festivale özel olarak sadece kısa film izlemek için gelenler haricinde bu filmleri gören olmuyor maalesef. Kısa filmiyle ödül alan bir öğrenci arkadaşımızla konuştuğumda filmini koca salonda sadece 2 kişi izlediklerini söyledi. Elbette buraya en uygun düşecek kelimeler: “Yazıktır, günahtır!” İnşallah önümüzdeki yıllarda kısa filmler ile özellikle ulusal yarışmadaki filmler aynı sinema salonlarında gösterilme şansı bulurlar. İki film arasında bazen iki saatlik süre olduğunu hatırlıyorum. Bu aralarda en azından 2-3 kısa film gösterilse eminim daha çok izleyiciye ulaşabilirdi filmler. Kısacası festival kısaları da ‘dağıtım kurbanı’ oluyor.

Festivaller Bütçe Kurbanı Olmamalı

Festivalin bütçe sıkıntılarından dolayı yapılmama ihtimali olduğunu ve son anda yapılma kararı alındığına dair duyumlar aldım. Bazı filmlerin dağıtım tekeli nedeniyle sinema salonlarının kapısından içeri dahi giremeden ortadan kaybolduğu günlerde yaşarken böyle festivallerin yapılmaması kesinlikle üzücü olacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı şunu bilmeli ki; eğer herhangi bir festival bütçe sıkıntısıyla yapılmazsa, o festivallerde gösterilen ve hem başında hem sonunda yayınlanan “Bu film Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla çekilmiştir.” Cümlesinin hiçbir anlamı kalmayabilir. Böyle bir durumda destekledikleri her film dağıtılamayan filmler çöplüğünde yer almaya aday hale gelebilir. Bütün filmler için geçerli olmamakla birlikte maalesef birçoğu için geçerli bir durum.

Festival Jürileri Ödül Sistemini Gözden Geçirmeli

Gelelim ödüllere… Açıkçası ödül alan filmlerden çok çifter çifter dağıtılan ödüller bizleri şaşırttı. Ödül töreni sonrası kiminle görüşsek bu konuda veryansın etti. Ödül törenleri festivallerin yarışmalı bölümleri için yapılıyor. Yarışmaların yalnızca bir galibi olur. Bunun ötesi/berisi/gerisi/ilerisi yoktur. Jürinin görevi zaten 40-50 film içerisinden ön jürinin seçtiği filmlerin -kategorilerinde- en iyilerini seçmektir. Elbette bu zor bir görevdir ama jüriye seçme hakkı baştan tanınmıştır. Çift ödül vermek resmen ‘bir filmin arkasında dimdik durabilecek kadar kendimize güvenmiyoruz’ demek oluyor.

Hele hele bu çift ödüllerin En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Senaryo ve Film-Yön En İyi Yönetmen gibi büyük ödüllere gitmesi ayrıca şaşırtıcı. ‘Yarım elma, gönül alma’ yerinin festivaller olmadığını düşünüyorum. Eğer bu bir yarışmaysa galibi ‘tek’ olmalı. Tek olmayacaksa kategorilerin başındaki ‘En’ kelimesini kaldıralım ve ‘İyi Yönetmenler’, ‘İyi Senaryolar’, ‘İyi Oyuncular’ diyelim, olsun bitsin.

Siyasetçi Olmak Yerine Sanatı Seçenler

Sanatçı siyasetini eseriyle yap-ma-lı. Ama maalesef ülkemizde ödül gecelerini ‘siyaset meydanına’ çevirmeyi sevenler oldukça fazla. Altın Koza’da da bu durum değişmedi. Ödül alan ve meydanı hoş/boş bulan bazı sanatçılarımız Gezi olaylarına değinmeden(!) edemedi. Salonun bu tarz söylemleri daha çok alkışlaması ise devamının gelmesini sağladı. Yine de salonda sanat için var olduğumuzu ve sanatın bu ülkenin ayrıştırıcı değil birleştirici unsuru olduğunu unutmayan sanatçılarımız da yok değildi. Teşekkür konuşmalarını özellikle sinema sanatına dair cümlelerle yapmayı tercih eden sanatçıları yürekten kutluyorum.

Gelişen Ülkeler Film Festivali ve diğerleri

Gelişen Ülkeler Film Festivali İstanbul’da ikamet edenlerin mutlaka en az 3-4 film izlemesi gereken bir festival. Sadece yeni filmlerin değil aynı zamanda eski/meyen filmlerin de gösterildiği festival ile ilgili ayrıntılı bilgiyi bu linkten alabilirsiniz.

Pera’da gerçekleştirilen ‘Aklım Nerede? Sinema’da Psikiyatri’ etkinliği ve film gösterilene dair haberleri sizlerle paylaşmıştık. 26 Eylül Perşembe günü bu etkinliğin son filmleri gösterilecek. Sinema ve psikoloji ilişkini sevenler için güzel bir fırsat.

Son olarak Filmekimi’ni hatırlatalım, biletler çabuk tükeniyor.

Nereden baktığınızı unutmayın… Selametle…

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up