Bizimle İletişime Geçin

Festivaller

Festival Jüriden Tam Not Aldı

Yayınlandı

tarihinde

2. Malatya Uluslararası Film Festivali ikinci gün etkinlikleri kapsamında 21 uzun film, 5 kısa film ve bir belgesel izleyiciyle; Bora Gökşingöl ile Kurmaca Filmde Kurgu Atölyesi de katılımcılarıyla buluştu.Gösterimlerde festivalin ana teması olan “göç” filmleri öne çıktı. Festival ikinci gününde jüriden tam not aldı.


“Festival çok profesyonel insanların ellerinde”
2. Malatya Uluslararası Film Festivali ilk günden göz doldurdu. Daha önce Cannes ve Moskova film festivallerinde de jüri üyelikleri yapmış bu yıl da festivalin Uluslararası Uzun Film Yarışması’nda jüri üyesi olan İran doğumlu Fransız sinema eleştirmeni Shahla Nahid açılış ve henüz ilk gün gösterimleri gerçekleşmişken festival ile ilgili umut verici değerlendirmelerde bulundu. Malatya’da olmaktan çok mutlu olduğunu söyleyen Nahid organizasyon ve yönetim ile ilgili beğenisini dile getirerek “Festivalin henüz ikinci yılı, devamı olacaktır. Bu çok profesyonel insanların ellerinde bir festival” dedi.

Festival Danışmanı Alin Taşçıyan da festivalin henüz “öğrenme aşamasında” olduğunu ve bu öğrenme aşamasını iyi bir derece ile atlatacağını ve festivalin izleyicisinden “güzel bir karne” alacağını umduğunu söyledi.

Kısa, uzun; tekmili birden “göç” filmleri
İkinci gün gösterimlerinde festivalin ana temasını oluşturan “göç” filmleri öne çıktı. Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Kemal Sunal Salonu’nda gerçekleştirilen “Gurbet Elde Elli Yıl Kısa Film Seçkisi” adlı toplu kısa film gösterimi kapsamında Derya, Elma ve Yumurta, Kontes Sophia Hatun, Sınırdışı ve Yabancı adlı yapımlar izleyiciyle buluştu. Kısa filmlerin yanı sıra yine göç temalı Yurtdışı Turnesi, Yedek Memleket, Geri Dönmeyi Unuttuk ve Misafir İşçi Babam gibi uzun filmler de festival sinemaları olan Yeşil Sinema, Malatya Park Avşar Sinemaları’nda Malatyalı sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Ayrıca yine Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Kemal Sunal Salonu’nda Karşı Yaka Memleket başlığı altında Dostluğu Hatırlamak Belgeseli’nin gösterimi yapıldı.

Günün yıldızı “Gelecek Uzun Sürer”
Günün en fazla ilgi çeken etkinliği ise yönetmen Özcan Alper’in 18. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nden 4 ödülle dönen “Gelecek Uzun Sürer” filminin festival galası idi. Güneydoğu’da 1990’larda yaşananları, ağıtlar üzerine tez yazan bir sosyoloji öğrencisinin yolculuğu üzerinden anlatan filme Malatyalı izleyiciler büyük ilgi gösterdi. Gösterim sonrasında izleyiciler, yönetmen Özcan Alper, filmin kurgucularından Thomas Balkenhol ve filmin müziklerini yapan Mustafa Biber ile söyleşme fırsatı buldu.
“Fas halkı Malatyalılara çok benziyor”

Günün diğer bir önemli etkinliği de festivalin Uluslararası Uzun Film Yarışması’nda yer alan Cami-The Mosque filminin galasıydı. Cami-The Mosque, filmin yönetmeni Daoud Anoulad Syad’ın bir önceki filmin setinde inşa ettiği caminin bölgedeki köylüler tarafından gerçek bir ibadethane olarak algılamasından ve çekim ekibi tatildeyken binayı gerçek bir ibadethaneye çevirmelerinden, ekip geri dönüp filmi çektikten sonra da setteki bu “cami” nin yıkılmasına izin vermeyerek ibadethane olarak kullanmaya devam etmelerinden yola çıkılarak oluşturulmuş kurmaca bir film.

Filmin gösteriminin ardından yapılan söyleşide Yönetmen Daoud Anoulad Syad, Fas halkının ve Malatya halkının yakın olduğunu, kendisini evinde hissettiğini belirtirken filminin Malatya izleyicisi ile buluşmasından büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

“İşimiz yönetmene hizmet etmek”
Festivalin Malatyalı sinemaseverler için “eğitim” anlamında en önemli bölümlerinden biri olan sinema atölyelerinin bugünkü etkinliği, “Bora Gökşingöl ile Kurmaca Filmde Kurgu Atölyesi” ise Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Fahri Kayahan Salonu’nda düzenlenen atölyeye çok sayıda genç sinema meraklısı katıldı. 2001 yılından beri kurgucu ve renk uzmanı olarak çalışan; “Üç Maymun” (Nuri Bilge Ceylan, 2008), “Karanlıktakiler” (Çağan Irmak, 2009), “Vavien” (Yağmur Taylan ve Durul Taylan, 2009), “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Nuri Bilge Ceylan, 2011), “Dedemin İnsanları” (Çağan Irmak, 2011) gibi Türkiye’de ve uluslararası alanda birçok ödül almış filmlerin kurgusunu yapan Gökşingöl atölye çalışmasında kurgunun düşünsel altyapısından, sektördeki yerinden ve mesleki kariyerinden başlayarak kurmaca film kurgusunda değişik teknikleri kendi deneyimleri üzerinden katılımcılarla paylaştı.

Atölye çalışması sırasında kurgusunu yaptığı filmlerden örnekler ile kurgucunun görevleri ve uzun bir filmin sinemada gösterime girene kadar geçirdiği yapım sonrası süreci anlatan Gökşingöl çalıştığı çeşitli yönetmenlerin tarzlarından örnekler de vererek “meslektaşlarım” dediği katılımcılara “mesleğin zorluklarını” ve “püf noktalarını” anlattı. Kurgunun sadece montaj demek olmadığını söyleyen Gökşingöl “Kurgu yaratıcı bir süreçtir. Siz sadece plan bağlamıyorsunuz, montajcı değilsiniz; ancak yönetmen de değilsiniz. Yönetmene hizmet eden, yol gösteren kişisiniz. Bunun için önce tüm senaryoyu okumalı, hâkim olmalı sonra da tüm çekimleri izlemeli ve bunlar üzerinden öneriler geliştirmelisiniz. Böylece yönetmene en doğru alternatifleri sunup, faydalı olabilirsiniz” diyerek katılımcılara tavsiyelerde bulundu. Türkiye’de kurgu ile ilgili en büyük yanlışın kurgunun sadece görüntü ile ilişkilendirilmesi olduğunu söyleyen Gökşingöl, “Kurgu artık ses ve müzikle de alakalı. Filmin ses tasarımı kurguda başlıyor. O yüzden bir kurgucunun artık her şeyden haberdar olması, etrafındaki her şeyi görmesi, duyması gerekiyor” dedi.

sabah

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Altın Koza’da Onur Ödülleri Verildi

28. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nin Onur Ödülleri Töreni muhteşem bir geceye sahne oldu.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Volkan Severcan ve Dolunay Soysert’in sunduğu 28. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nin Onur Ödülleri Töreni muhteşem bir geceye sahne oldu. Bu yılki ‘‘Onur Ödülleri’’ Şerif Sezer, Yavuz Turgul ve Haluk Bilginer’e verildi. 

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, sanatçıları, konukları ve Onur Ödülü alan isimleri selamlamasının ardından “Tarihin, kültürün, sanatın, sinemanın, Karaoğlan’ın, Dadaloğlu’nun, Yaşar Kemal’in, Orhan Kemal’in, Yılmaz Güney’in kenti Adana’ya hoş geldiniz” dedi.

Başkan Zeydan Karalar, “Adana’ya gelen konuklarımız kentimize renk kattı. Nasıl ki Altın Koza Türkiye sinemasına, sinema endüstrisine çok önemli katkı  sağlıyorsa, siz değerli sanatçılarımızın Adana’ya gelmesi de, Adana’yı şereflendirmesi de kentimize aynı şekilde katkı veriyor. Altın Koza deyince elbette film festivali akla gelir, Adana deyince de sinema akla gelir. Adana sinemasında da, Türkiye sinemasında da Adana’nın evrensel değerleri olan Yaşar Kemal’in, Orhan Kemal’in katkısı vardır. Yaşar Kemal’in Yılmaz Güney’i sinemaya teşvik etmiş olması, sinema sanatına sağladığı bir başka önemli katkıdır. Bu kadar değerli sanatçıyı yetiştiren bir şehrin evladı olmaktan gurur ve onur duyuyorum. Yaşar Kemal’in, Orhan Kemal’in, Yılmaz Güney’in ve diğer çok değerli sanatçıların o kadar önemli katkısı var ki Adana’ya, belki biraz da bu nedenle kentimizin yüzü her zaman, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği gibi Aydınlığa dönük olmuştur. Bu yüzden de Adanalı olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Konuklarımıza kentimize geldikleri için bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum” diye konuştu.

Türk Sineması’nın usta ismi Şerif Sezer’e ödülünü, Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney takdim etti. Güney ‘’Bu güzel ve zarif arkadaşım bizim ve Türk Sineması için çok değerli. Ödülü kendisine verdiğim için ayrıca çok mutluyum’’ dedi. Ödülünü almak için sahneye gelen Sezer heyecanını gizleyemedi ve tüm konuklar tarafından ayakta alkışlandı. Şerif Sezer duygularını ‘’Ben çok şanslı bir oyuncuyum. Çok az filmde oynadım ama oynadığım tüm filmler çok iyi filmler oldu. Yönetmenlerime, yapımcılarıma, bana bu rolleri veren herkese çok teşekkür ediyorum. Ayrıca kaybettiğimiz festival direktörü Kadir Beycioğlu’nu anmak istiyorum. Altın Koza benim için biraz da Kadir Beycioğlu demekti’’ diyerek dile getirdi. 

Festivalde Onur Ödülü’nü alan bir diğer isim Yavuz Turgul, sağlık nedenlerinden dolayı geceye katılamadı. Usta yönetmenin ödülünü, kızı Nisan Turgul, Eşber Yağmurdereli ve Ali Haydar Bozkurt’tan aldı. Nisan Turgul babasının gönderdiği ‘’Aranızda olmayı, bu geceyi sizlerle paylaşmayı ve bu çok değerli ödülü kendi ellerimle almayı çok isterdim. Adana Altın Koza Festivali’nin tüm çalışanlarına, sinemaya ruh katan bu nedenle film sevenlerin hala başkenti olan Yılmaz Güney’in şehri Adana’ya beni onurlandırdığı için teşekkürlerimi sunuyorum, var olun’’ mesajını dile getirdi. 

Haluk Bilginer ödülünü Türk Sineması’nın usta ismi Hale Soygazi ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın elinden aldı. Haluk Bilginer, yirmi yıl önce bir röportajda söylediği ‘’Bundan yirmi yıl sonraki Haluk Bilginer’i çok kıskanıyorum. Kim bilir neler öğrenmiş olacak’’ sözlerine ithafen konuşmasında ‘’Yirmi yıl sonra buradayım, karşınızdayım. Bir yirmi yıl sonra neler öğreneceğimi çok merak ediyorum. Hala buradaysam, size söz veriyorum yirmi yıl sonra da buraya geleceğim. Türkiye’de sanat hep, rağmen yapıla gelmiştir. Yasaklara rağmen, sansüre rağmen, engellenmeye rağmen, olanaksızlıklara rağmen… Ama ülkemizin sanatçıları bu engelleri aşarak, bu duvarları yıkarak dünya çapında ödül alan işler yapmayı becermişlerdir.  Bu da sanatçının inancı, inadı, direnci ve gerçeği söylemek için çabası… Adana Altın Koza Festivali de öyle… 1969’dan beri engellere karşı direnerek, bugünlere gelebilmiş prestijli bir festival olmayı başarmıştır. Başta Zeydan Karalar’ın katkıları, destekçileri, gönüllüleri… Onlara şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum. Buradan Onur Ödülü almak benim için büyük bir onur. Çok teşekkür ederim. Bu onuru iki çok sevdiğim ustayla paylaşıyor olmak, Yavuz Turgul ve Şerif Sezer ile paylaşıyor olmak benim için büyük bir onur. Sizlere çok teşekkür ederim. Eğri zamanlarda dik duranlara selam olsun’’ dedi. 

Hale Soygazi Haluk Bilginer’e ödülünü ‘’Bu ödülü hepinizin duygularının tercümanı olarak takdim etmek istiyorum. Çünkü çok değerli oyuncu arkadaşım, hayranlıkla izlediğim büyük oyuncu Haluk Bilginer’e bu ödülü vermek benim için mutluluk verici’’ diyerek takdim etti. 

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ödülü verirken  ‘’Heyecandan ve mutluluktan uçuyorum. Bütün sanatçılara, Adana’ya, Altın Koza’ya zenginlik ve değer kattıkları için tekrar tekrar teşekkür ediyorum.’’  dedi. 

Geceye, sanat ve siyaset dünyasından pek çok isim katıldı. Ödül töreni Ferhat Livaneli ve orkestrasının verdiği konserle sona erdi. 

Okumaya Devam Et

Festivaller

“Stiletto” İlk Kez Londra ve Antalya Film Festivallerinde

Can Merdan Doğan’ın yazıp yönettiği “Stiletto” festival yolculuğunda!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Stiletto

Oyun ve film yazarı Can Merdan Doğan’ın yazıp yönettiği “Stiletto”, uluslararası prömiyerini 6-17 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek 65. BFI Londra Film Festivali’nde yaparken, Türkiye’de ilk kez 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde seyirciyle buluşacak.

Oyun ve film yazarı Can Merdan Doğan’ın yazıp yönettiği “Stiletto” adlı kısa film, Ekim ayında 65. BFI Londra Film Festivali’nde uluslararası prömiyerini, 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde de Türkiye prömiyerini yapacak.

Yapımcılığını Erkan Taşkıran’ın üstlendiği kara komedi türündeki film, Birleşik Krallık’ta düzenlenen ve dünyanın en önemli film etkinliklerinden sayılan BFI Londra Film Festivali’nin Kısa Film Yarışması’nda Türkiye’yi temsil ederken, 2-9 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde de Ulusal Kısa Film Yarışması’nda jüri karşısına çıkacak.

Kuir ihtimallerin, neşenin ve hoşgörünün peşinde

Can Merdan Doğan’ın ilk filmi de olan “Stiletto”, arzuları ve toplum değerleri arasında seçim yapmaya zorlanan taksi şoförü Hasan’ın yaşadıklarını anlatıyor. Geceleri taksicilik yapan 45 yaşındaki Hasan’ın sabah eve dönerken stiletto giymiş genç bir kadın görmesi ve uyanan arzularının peşinde giderken eşi Aysel ve oğullarıyla birlikte yaşadığı çatışmayı konu alan film, kuir ihtimallerin, neşenin ve hoşgörünün peşinde ters köşelerle dolu bir hikâye kurguluyor.

Filmde Hasan rolünü; Dostlar Tiyatrosu, İstanbul Devlet Tiyatrosu ve Tiyatro Stüdyosu’nun oyunlarında izlediğimiz, “İki Aile”, “Baba Ocağı”, “Keşanlı Ali Destanı”, “Terapist” ve “50m2” gibi televizyon dizilerinde ve Made in Europe (2007), “Bornova Bornova” (2009), “Bir Zamanlar Anadolu’da” (2011), “Yük” (2012), “Albüm” (2016) ve en son Boğaziçi Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü aldığı “Kumbara” filmleriyle tanıdığımız Murat Kılıç canlandırıyor.

Aysel rolünde ise; tiyatro sahnelerinde “Kurusıkı”, “Antabus” oyunlarındaki performansları kadar televizyonda “Avrupa Yakası”, “Beş Kardeş”, “Kırmızı Oda” dizilerinde ve sinemada “Kurtuluş Son Durak” (2012), “Araf” (2012), “Yeraltı” (2012) gibi ödüllerle karşılandığı filmlerle çok sevilen Nihal Yalçın’ı izliyoruz.

Stilettonun görüntü yönetmenliğini Fırat Lita Sözbir üstlenirken; kurgusunu Çisem Baydar, sanat yönetmenliğini Elif Taşçıoğlu, kostüm tasarımını ve uygulayıcı yapımcılığını ise Selda Durna yaptı. Filmin özgün müziklerinde ise genç müzisyen Uran Apak’ın imzası bulunuyor.

Can Merdan Doğan’ın yönettiği “Stiletto” ile ilgili gelişmeleri filmin resmî Facebook ve Instagram hesaplarından takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Festivaller

Altın Koza’da Fatoş Güney İle “Umut” Yolculuğu

Yılmaz Güney’in “Umut” filmi gösterimi, Fatoş Güney’in katılımıyla gerçekleşti.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Adana Büyükşehir Belediyesi Zeydan Karalar’ın başkanlığındaki 28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, film gösterilerinin yanı sıra etkinliklerle de sinemaseverlere beyaz perdenin büyülü atmosferinde farklı yolculuklara çıkarmaya devam ediyor.

Yılmaz Güney’in ‘Umut’ filmi gösterimi, filme ev sahipliği yapan, başlama sahnesinin çekildiği Adana Tren İstasyonu’nda Fatoş Güney’in katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte Festival Yürütme Kurulu Üyesi Nebil Özgentürk’ün hazırladığı Yılmaz Güney belgeseli yayınlandı.

Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı Zeydan Karalar’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte Karalar, “Yılmaz Güney Bütün Adanalıların hem yüreğinde, hem kalbinde. Aynı zamanda bütün Türkiye’nin ve dünyanın kalbinde. O kadar değerli bir insan ve o kadar değerli bir sanatçı ki; ‘Ben Yılmaz Güney’i sevmiyorum, takdir etmiyorum’ diyen tek Adanalıya rastlamadım. Bunu da fazlasıyla hak ediyor tabii” dedi.

Umut filmiyle ilgili de hatıralarını anlatan Başkan Zeydan Karalar, “12 ya da 13 yaşındaydım. Yavaş yavaş bilinçleniyoruz, palazlanıyoruz. Yaşar Kemal’den, Yılmaz Güney’den, Orhan Kemal’den etkilenmemek mümkün değil. Yaşar Kemal’in, Yılmaz Güney’i sinemaya teşvik eden, dünya çapında bir yazar olarak bizim karakterimizin oturmasında, Yılmaz Güney’le birlikte çok önemli yeri var. Umut’u seyrettiğimizde, film hüzünlü bir sona sahip olmasına rağmen, bizlere mücadele duygusunu, hırsını, kararlılığını verdi. Bütün olumsuzluklara, baskılara, haksızlığa, hukuksuzluğa ve kötülüğe rağmen direnmeyi öğretti. Kazanma umudunu hiç kaybetmemeyi öğretti. Ben o yıllardan bu yana öyle yaşadım ve mücadele ettim. Ben de hep halkıma güvendim. Yılmaz Güney’in hemşerisi olmaktan büyük onur duyuyorum” diye konuştu.

Fatoş Güney ise ‘’Şu anda çok duyguluyum. Bu atmosfer bana 1970 yılını ve Yılmaz’la Umut’u çekmek için Adana’ya ilk gelişimizi hatırlattı. İçimi cız ettirdi. ‘’Umut’’ filmi Yılmaz’ın babasının hikayesiydi. Gerçek yaşadığı bir olaydan çıkmıştı. Mucize bir filmi diye nitelendiriyorum. En ilkel şartlarda, en zor şartlarda, negatiflerin çok az olduğu, baskıyla çekilmiş bir film. Tük Sineması’nda bir mihenk taşıdır. Böyle etkinliklerde onu çok yakınımda hissediyorum. Halkının bağrına bastığını ve yaşattığını hissediyorum’’ dedi.

Film gösterimine, Yılmaz Güney’in kardeşi Yaşar Pütün ve Güney’in filmlerinin yapımcısı, yakın dostu Abdurrahman Keskiner de katıldı.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler