Fel Kapitalizmdir

Eleştiri Manşet

yazar_serkanbastimar
Fragmanlar bazen filmden güzel olabiliyor. Düzelteyim; çoğu zaman filmden güzel oluyor. O yüzden fragman izlemem ben. Filmden sonra izlerim fragmanı. Ne kadarı deşifre edilmiş filmin diye ya da film nasıl cilalanıp pazarlanıyor diye izlerim. Warcraft’ı da öyle yaptım, önce film, sonra fragman. Ne yazık ki ‘on numara’ bir fragman olmuş. Film ise beş numara ile yetinecek kalitede.

Oyun uyarlamalarının çoğu hezimetle sonuçlanıyor sinemada. Nadiren sıyrılanlar yok değil, ama az. Doom, Resident Evil, Mortal Kombat, Street Fighter ve niceleri. Heba olup gittiler. Yakın zamanda Assassin’s Creed de bu uyarlama zincirine eklenecek. Biz şimdilik Warcraft’a dönelim.

Bir oyun uyarlamasında hayranların birincil isteği oyunun dünyasına sadık kalınması ve filmin görselliğinin de oyuna selam verecek nitelikte olması. Bunu 2005’te Doom filminde çok güzel yapmışlardı. FPS (First Person Shooting) sahnelerinde sadece silah ve hedefi göstererek oyuna güzel selam verilmişti mesela. Warcraft, ben çok oynamasam da bu konuda eline su dökülmez güzellikte bir uyarlama olmuş, merak edenler derin bir nefes alsın. Karakterler, mekanlar, sihir – büyü oyunun ruhunu yaşatmış filmde de. Oyundaki tüm karakterler epeyce benziyor. Zaten neredeyse tamamı masa başında yapılan bir film. Oyuncular da bilgisayarda tasarlansaydı olurdu. Elimizdeki ilk unsur oyuna sadakat, bu çok iyi. Ama biz bir sinema filmi izliyoruz. İşte burada oyunun mantığı sınavı geçemiyor.

Moon filmi ile gönlümüzü fetheden Duncan Jaones, kendi çıtasını aşamayıp çuvallamış. Senaryoda da imzası bulunan Jones, Warcraft’ı bir klişeler silsilesine çevirmiş. Gani Müjde’nin kulakları çınlasın; Kahpe Bizans’ta dalga geçtiği nehre bırakılan bebek bile var filmde. Film başlar başlamaz bir sonraki mevzuyu kolayca tahmin edebiliyorsunuz. Hiçbir sürprize yer yok hikayede. Klasik bir iyi-kötü ve art niyetli karşılaşmasına şahit olduğumuz Warcraft’ta bütün oyunculuklar da olabildiğince kötü. Susan figüranlar bile rol yapmaktan aciz kalmış filmde (İzlediğinizde örneğin King Llane Wrynn’in masa başında savaş stratejisi hazırlığına dikkat edin). Üçüncü sınıf bir televizyon dizisi izlemiş gibi oluyor insan. Animasyon karakterler ise daha inandırıcı.

Epik film sınıfına giren ama sınıfta kalan Warcraft, Eragon ve Yedinci Oğul gibi filmlerle aynı kaderi yaşayacak.

Dönelim filmin konusuna. Biri dünyaları yok olan Orclar, diğerleri gezegenleri istila eden insanlar. İkisinin de kanaat önderleri büyücüler. Fel denen bir sihrin ele geçirdiği iki büyücünün halklarını helak etmeye götüren delilikleri iki dünyayı karşı karşıya getiriyor. Sihirin elini değdiği her yer kuruyup kalıyor. Tıpkı kapitalizm gibi. Kapitalizm nereye giderse o memleket kalkınmış gibi görünür; ama sömürülür, içi boşaltılır. Kapitalizm de tıpkı Fel gibi ışıltılıdır, göz boyar. Ama sonrasında elde avuçta bir şey bırakmaz. Dünyalarını Fel’in sömürdüğü Orclar insanların mekanına geldiklerinde, onlarla beraber gelen Fel, orayı da çölleştiriyor. Filmin elle tutulur kısmı sadece bu.

Üç boyutunu, IMAX’ini çıkarsak çirkinliği makyajla örtülmüş bir insana benziyor Warcraft. Dışı hoş, içi boş. Ama oyunun tutkunuysanız ben ne kadar kötü desem de siz yine de izleyeceksiniz, orası kesin. Ama Warcraft oynanamamışsanız izlememe gibi bir lüksünüz olabilir.

 

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up