Evet Diyelim Güzelleşelim!

Genel

Beynimizi bir düşünceye sabitlersek, hayatımıza da o düşüncedeki olayları sabitlemiş oluyoruz. Nasıl mı?

“Hey, sen beyin! Ben yüksekten çok korkuyorum. Tamam mı? Bunu bil. “ dedikçe, karşımıza hep yüksek basamaklar, merdivenler, apartmanlar, asansörde kalıp yaşam mücadelesi vermeler gelir.

Bu bir sinema yazısı başlangıcı olması sebebiyle şimdi sinemaya bağlıyorum bu tezimi sayın okuyucu.

Filmimin adı : Yes Man

Jim Carry ‘nin yine süper oyunculuğuyla işi götürdüğü filmlerinden biri. Filmde her şeye kapalı, suratsız, yalnız bir adam olan Carl Allen,  bir arkadaşının tavsiyesi üzerine bir seminere gider. Bu seminer hayatını değiştirecek olayların başlangıcı haline gelir.

Seminerde “Hayattaki her şeye “Evet!” de” öğretisi vardır. Yani kulağa hoş gelmiyor biliyorum sevgili okuyucu, “Nasıl her şeye evet denir ki? “diyebilirsin. Burada benim yukarıda bahsettiğim beynimize gönderdiğimiz mesaj devreye giriyor.

“Hey , sen beyin! Bak ben her şeye evet diyeceğim. Önümdeki her şeyi kolaylaştırman gerekiyor. Öyle bi’ relax insan olacağım yani.”  diye tembihliyoruz beynimizi. İşte sonra her şey Carl’a olanlar da bunu ispatlıyor.*

Bir kere adam bu her şeye evet deme işine girmeseydi hayatının aşkıyla karşılaşamayacaktı. Alın size bir sebep.

İşinde terfi kazandı. Artık daha zengin.  Alın size ikinci bir sebep.

Yalnız, kötümser, evden işe bir adam olan Carl, şeker gibi, sosyal, gitar çalan,Korece öğrenen,kafasına estiği bir şehre seyahate giden bir insan haline geldi.

Filmlerde her şeye evet denmez ama sevgili okuyucu. Film böyle gitmez. İlla bir kırılma noktası vardır ki bu kırılma noktasına sevdiceğinin sözleri sebep oluyor: Ne yani sen her şeye evet dediğin için mi , bana da evet diyorsun?

Nasıl oldu, bu aşıklar barıştı mı, filmin sonunda adam “Başlarım evetinize de!” diyerek isyan mı etti, orasını izlerseniz öğrenirsiniz. Gülmek için, güzel bir aşk görmek için, oyunculuk görmek için izleyin derim. Ya bu film zaten 2008’de gösterimdeymiş, yeni şeyler izlemem lazım diyorsanız, bir kültür yarışmasında sorarlarsa Carl kimdi diye, karışmam.

Gelelim filmdeki güzel sahnelere. (Yalnız filmdeki kız da çok güzel.)

Her şeye evet diyen Carl, gitar öğrenmeye başlıyor. Bir gün yolda yürürken milletin telaşıyla, çığlıklarını duyuyor. Bakıyor ki bir adam, binanın yüksek bir penceresinden atlayacak. Ne yapıyor. Gidiyor yandaki cama. Alıyor eline bir gitar. Adama şarkı söylüyor. Adam da şarkıya eşlik ediyor. Adamı kurtarıyor böylelikle.

Şehrin büyük konser sahnelerinden birine sevgilisiyle gece gece hırsız gibi giriyorlar. Şarkı söylüyorlar. Romantik bir gece yani.

Sevdiği kızla kafasına esen bir şehre seyahate gidiyorlar. Bu durum böyle devam ediyor. Sonra FBI bunlardan şüpheleniyor ve sorguya alıyor. Böylece adamın “evetçi” olduğu anlaşılıyor. Kız da bunu öğrenince isyana bağlıyor: Benden uzak dur. Git kendini köprüden aşağı at!” diyor. Hemen sonraki sahnede bakıyoruz Carl köprünün üstünden atlıyor tabiî ki bange jamping olayına girmiş.

Carl’ın tavuk fabrikasında bayılması da çok iyiydi. Oyunculuk için bile seyredilir bu film.

Not:*Beynimize gönderdiğimiz mesajlar, zihin kontrolu olayları hakkında bilgim var, sevgili okuyucu. Boşa konuşmuyorum. Saygılar.

Nota not: Boşa konuşmuyorum ama sanki biraz yani film analizi gibi de bir şey yapmıyorum. Yazıyorum ve birkaç tuhaf cümle kuruyorum. Okursan eyvAllah.

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up