Bizimle İletişime Geçin

Manşet

En Başta Süreklilik Sağlansın!

Yayınlandı

tarihinde

“Tek isteğimiz; amacına uygun olarak daha halklaşmış, yönünü ve kimliğini giderek belirginleştirmiş bir Altın Koza Film Festivali”ne ulaşabilmektir.”

18. Altın Koza Film Festivali öncesi 50 kişinin imzasıyla destek verdiği vatandaş ve sinemaseverler kimliğiyle bir basın toplantısı yapılmıştı. Bu toplantıda festivalle ilgili bazı öneriler ve amaç dile getirilmişti. Kısmen de olsa yetkililerin kendilerine kulak verdiğini ve bazı düzenlemeler yapıldığını söyleyen sinemaseverler, gelecek için basının da desteğiyle oldukça umutlu oldukları belirttiler.

Festivalin üzerinden çok zaman geçmemişken ve gelecek festivalin hazırlıklarına başlanan bu günlerde bazı dilek ve önerilerini yetkililerle ve kamuyla paylaştılar.

Sürekliliğin sağlanmasının ardından kalitenin de yükselmesi, bazı çok basit ve temel olanlardan başlayarak sorunların çözüme kavuşturulması yine hepimizin ortak dileğidir.

Temel konular:

Film gösterimlerine yaş sınırı gözetilmeden çocukların alınması yanlıştır. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde ticari sinema salonlarına olsun, festival salonlarına olsun, yaş sınırı gözetilmeden çocuklar alınmaz (örneğin Cannes Film Festivali’nde 18 yaşından küçükler filmlere giremezler). Altın Koza’da da buna uyulması bir zorunluluktur.

Yaş sınırına özen gösterirken çocukların unutulmaması gerekir. Önceki yıl kısmen bu gerçekleştirilmiş ama bu yıl kesintiye uğramıştır. Bu yıl sekizincisi gerçekleştirilecek İstanbul Çocuk Filmleri Festivali’nden yararlanarak en azından bir “seçki”ye Altın Koza’da yer verilebilir.

Gösterim kalitesinde asgari koşulların sağlanması gerekir.Öncelik sırasıyla, görüntü netliği/kalitesi, ses kalitesi/salon sessizliği ve festival yaz aylarında yapıldığına göre havalandırma kalitesi sağlanmalıdır.

Yarışmalı bölümdeki filmlerin gala gösterimleri tek bir salonda yapılmalıdır.Bu salonda film gösterimi sonrası film ekibinin seyirciyle buluşmasını daha kaliteli hale getirecek “ışık ve ses düzeni” hazırlığı yapılmalıdır.

Festivalimiz bir film festivali olduğuna göre, sinema sanatıyla ilgili etkinliklere odaklanmak gerekir. Açılış ve kapanışta yer alan konserlerle birlikte 7 konser verilmesi film festivali ile hiçbir alakası olmayan bir uygulamadır ve bütçenin doğru kullanılmıyor olduğuna da işaret eder. Konserler olacaksa eğer, bunların filmlerle, festivalin içeriği ve kimliği ile örtüşüyor olmasına özen gösterilmelidir (örneğin “12 Kızgın Lübnanlı” adlı çok başarılı belgeselin müziklerini filmde yer alan mahkûmlar yapmışlardır ve film müziği olarak albümü de mevcuttur; bu müzisyen grubun Beyrut’tan kalkıp Adana’ya gelmeleri nefis bir etkinlik olabilirdi). Öte yandan, Büyükşehir Başkan Vekili Zihni Aldırmaz’ın bazı seanslarda filmi yarıda durdurup, ışıkları açtırıp, yanındakilerle salona girmesi ve seyirciye hitap etmesi akıl alır gibi değildir.

Salon düzenini sağlamak ve güvenlik konusuna özen gösterilmesi gerekir. Bazı gala gösterimlerinde gişeden verilen biletler haricinde sayısız kişi ve kuruma davetiye de yollandığı için salonlarda izdiham yaşanmıştır. Yer kalmayınca seyirciler merdivenlere oturmuşlardır. Bu çok ciddi bir güvenlik sorunudur. Deprem kuşağındaki Adana’da olası bir deprem ya da bir yangın, ya da sadece bir sahte alarm, büyük bir facia yaşanmasına sebep olabilirdi. Altın Koza’nın, sinema sanatına yaptığı katkıyla değil de böyle bir olayla tarihe geçmesini hiç kimse arzu etmez herhalde…

Festival program ve kitapçığı festivalden önce dağıtılmalıdır. Festival başladıktan sonra kitapçığın dağıtımının yapılması seyirciye saygısızlıktır; en az bir hafta önce program ve kitapçıklar dağıtılmalıdır.

Festival, yaz tatilinin henüz bittiği haftada yapılmamalıdır. Okulların yeni açıldığı, üniversitenin henüz açılmadığı tarih uygun değildir. Geniş kitlenin de, sinemasever çevrenin de katılımının daha uygun olacağı tarihler seçilmelidir. Bizim önerimiz; her yıl “Eylül ayının son haftası”nın seçilmesidir.

-Seyirci oylaması suistimale açıktır ve festivaldeki oy pusulası uygulaması ciddiyetten uzak bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bunun yerine, festivalin ilk yıllarında olduğu gibi, ana jürinin yanı sıra 20 kişilik bir “halk jürisi” oluşturulması düşünülmelidir. Her iki jüride yer alacak kişilerin seçimlerinin hangi ölçütlere göre yapıldığı, sonrasında jürilerin ödül verdikleri filmleri, oyuncuları vb. hangi ölçütlere göre seçtikleri de açıklanmalıdır. Bu Altın Koza’da bir de jüri oluşumunda ahlâki (etik) bir sorun yaşanmıştır; en iyi film ödülü alan “Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi” filminin yönetmeni Onur Ünlü, jüri üyesi Beste Bereket’in Leyla ile Mecnun dizisinde de yönetmenidir, diğer bir deyişle oyuncusu yönetmenine ödül veren jüride yer almıştır.

-Salonlarda görevlendirilen kişilerin sinemasever gençler arasından seçilmesine ve iyi bir şekilde eğitilmelerine özen gösterilmelidir.

-Bilhassa 7 konserin gerçekleştirildiği gerçeği karşısında bütçenin şeffaf olması, bir “film” festivalinde paranın (başka) nerelere harcandığının bilinmesi açısından çok önemlidir. Altın Koza A. Ş. hesaplarının belediye yetkilileri ve Sayıştay tarafından denetleniyor olması, hesapların halka açıklanmasının önünde engel değildir. Halkın festivali sahiplenmesinin bir yolu da, “bilgiye erişim hakkı”na saygı göstermekten geçer.

Festivalin içeriği, yönü, kimliği ile ilgili konular:

Türkiye’de yeni başlayan Bursa, Malatya Film Festivalleri ile birlikte, Adana, Antalya, Ankara, İstanbul Film Festivalleri olmak üzere 6 festival vardır. Türkiye’de yılda 60 civarı film çekilmektedir. Bu sayı bu kadar film festivalini taşımaya yetecek bir sayı değildir. Nitekim özellikle speelautomaten bu yıl, hem Altın Koza’da, hem Altın Portakal’da film kalitesinin çok düşük olduğu eleştirmenlerce de, sinemaseverlerce de dile getirilmiştir. Üstelik Altın Koza için bugüne kadar hiçbir “tema”, “yön belirleme”, “kimlik” çalışması yapılmamıştır. “Hali hazırda sözgelimi Altın Koza ile Altın Portakal’ı ayırt etmek mümkün değildir”.

Altın Koza’yı diğer festivallerden ayrıştırmak, “yönünü” ve “kimliğini” belirlemek artık bir zorunluluktur. Örneğin “toplumsal duyarlılık ve bilinç” bir üst başlık haline gelebilir veya “halk festivali” olma iddiası geçerliyse “halk sineması” yine bir üst başlık haline gelebilir. “Halk sineması” fikrinden hareketle ücretsiz film gösterimleri de festivalin ana yöneliminin doğru bir uygulaması olarak görülebilir; aksi takdirde siyasi propaganda malzemesi olmanın ötesine geçemez. Yine “halk festivali”, sadece bir haftalığına değil halkın yıl boyu sinema ile ilişkisini geliştirmek adına başka faaliyetlerle de desteklenmelidir (örneğin Kadıköy Belediyesi yıl boyu ulusal film gösterimleri yapmaktadır).

Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması isabetli yönlerden biri olabilir.”Öğrenci Filmleri Yarışması”, ülkedeki tek örnektir ve desteklenerek devam etmesinde fayda vardır. Bunların yanı sıra, son yıllarda uzun metrajlı/konulu filmlerin kalitesindeki genel düşüşe karşın, belgesel filmlerde kalite artışı gözlenmektedir; dolayısıyla “belgesel sinemamıza destek için ödüllü yarışma konulması uygun olacaktır”.

Türkiye’de bir zamanlar 2400 civarında, Adana’da ise 200’ün üstünde yazlık sinema olduğu bilinmektedir. Eğer bu festival yine sıcak aylarda gerçekleştirilecekse, yazlık sinema kültürünü yaşatmak da önem taşımalıdır. Ancak bu geçtiğimiz festivalde olduğu gibi gayet iptidai koşullarda gösterimlerle olmamalıdır. Yine bu eksende, “halk festivali” amacına uygun olarak, çeşitli mahallelerde uygun alanlarda film gösterimleri yapılması da düşünülmelidir. Tabii bu filmler, sinemaseverlerin, eleştirmenlerin bile sıkıntıdan patlayarak seyrettiği filmler değil, kitleye hitap edebilecek, aynı zamanda toplumsal farkındalığı ve duyarlılığı besleyecek filmler arasından seçilmelidir.

Amerikan sinemasının hegemonyası altında ezilen dünya sinemalarının var olabilmesi ancak bu tür fesivallerle mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla, Altın Koza Film Festivali”nin dünya sinemalarına açılan yönü daha da geliştirilerek sürdürülmelidir.

Bunlar yapıldığında, diğer bir deyişle; “fikir alışverişi ile düşünsel temellerin oluşturulması ve bunu takiben herkesi kucaklayacak uygulamalar oluşturulması halinde”, festivalimiz hakikaten bir “halk festivali” haline gelecektir.

Bir şeyin de atlanmamasını diliyoruz: Aşağıda imzası olan bizler, Adanalı vatandaş ve sinemaseverler olarak, muhtemelen başka hiçbir şehirde örneği olmayan bir şeyi gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Hiçbir çıkar veya örtülü hesabımız olmadan, sadece ve sadece kentimize, sinemaya ve festivale sahip çıkmak üzere sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Festivalin Adana Büyükşehir Belediyesi”ne bağlı Altın Koza A. Ş. tarafından, yani tümüyle kamusal bir kurumun gücüyle ve eliyle düzenleniyor olması, halk için ve sinema sanatının gelişmesi için yapılıyor olması; bağımsız bir insiyatif olarak bir araya gelişimizin, eleştiri ve önerilerde bulunuşumuzun toplumsal meşruiyetini güçlendiriyor düşüncesindeyiz.

Her yönüyle daha gelişkin bir festivale ulaşabilmek ve buna sahip çıkabilmek istiyoruz.

sinefesto.com/Barış Karabulut

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Haberi

Şairlerin Hayatını Beyaz Perdeye Taşıyan Filmler

Şairleri anlatan şiir gibi filmler…

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali (2012)

Filmde Sabahattin Ali’nin edebiyatçı kimliğinin yanı sıra sevdaları, fikir dünyası ve onu faili meçhule götüren dönemin sosyo-politik dinamikleri de ele alınıyor.

Sylvia (2003) IMDb 6,3

Yıl 1956, İngiltere. İleride tanınan bir şair ve yazar olarak ün salacak olan Sylvia Plath, şair Ted Hughes ile tanışır. Cambridge’de şairin dizelerinden yansıyan zekasından etkilenip henüz tanışmadan önce aşık olmuştur ona. Ted de tanıştıkları zaman aşık olur. Evlenirler. Sylvia çok geçmeden kocasının dizelerine, kalemine, yakışıklılığı ile birleşen başarısına vurulan, etkisi altında kalan başka kadınların da varlığının farkına varır. Bir zaman sonra Sylvia, kocasının profesyonelliğinin gölgesinde var olma çatışmasına düşer. Yazma kariyerindeki ilerleyişi Ted’inki kadar doğal ve içgüdüsel gelişememektedir. Acı ve öfke duyguları arasında yazdığı yarı otobiyografik bir roman ve az sayıda şiirleri ile kariyerine imzasını atmıştır.

Kelebeğin Rüyası (2013) IMDb 7,8

Zonguldak’ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa’da da çetin bir savaş yaşanmaktadır. Belediye Başkanı’nın kızı Suzan’ın Zonguldak’a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer’in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940’lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer’in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir.

Parlak Yıldız (2009) IMDb 6,9

Filmde şair Keats’ın yaşamına dokunuyoruz. Yıl 1818 ve Londra dışında eşsiz doğa manzaralı bir yerdeyiz. O vakitler henüz yirmi üç yaşında olan şair, genç komşusu Fanny Brawne ile gizli bir ilişki sürdürmektedir. Aralarındaki aşk giderek kök salıp güçlenirken üstesinden gelinmesi gereken engeller ile karşı karşıdırlar. Öncelikle Fanny’nin annesi bu engellerden biridir. Öte yandan Keats’in bir hastalığı vardır. Buna bir de Keats’in en yakın arkadaşı Brown eklenince işler iyice zorlaşır. 

Mavi Gözlü Dev (2007) IMDb 6,7

 Komünizm propagandası nedeni ile mahkum edilen Nazım, içeride kulaktan kulağa büyüyen haklı bir üne kavuşur. Dil yeteneği ve muhteşem şiirleri sayesinde yavaş yavaş bir efsane haline dönüşür. Çevresinde şiirinden, ressamlığından feyz alarak genişleyen bir devrimci ve sanatçı arkadaş grubu oluşurken Nazım Hikmet’in aklında olan tek şey çok sevdiği eşi Piraye’dir.

Lope (2010) IMDb 6,0

Trajedi ve komediyi harmanlayarak İspanyol sinemasında yeni bir devir başlatan, Lope de Vega’nın hayatını konu alan bir film.

Tutkunun Şairleri (1995) IMDb 6,6

Fransız şairler Arthur Rimbaud ve Paul Verlaine’nin hayatından kesitler sunan, 1995 yapımı biyografik filmde iki şairin hayatından kesitler sunuluyor. Paul Verlaine evlidir fakat karısının kendi şair ruhundan anlamadığını düşünür. O sıralarda evinden kaçarak şehre gelen, kendisine önceden şiirlerini yollayarak zekasına hayran bırakan genç ve idealist Rimbaud’u evinde ağırlar. Rimbaud’un haşarı ve rahatsız edici tavırları ev sakinleri tarafından hoş karşılanmaz fakat bu durum Verlaine için geçerli değildir. Rimbaud’un gizemine kapılan Verlaine için Rimbaud devri başlar. Aynı dili konuşan bu iki insanın arasındaki ilişki sadece şair iki arkadaş ilişkisi olmaktan çıkacak ve tüm hayatlarını değiştirecek bir yol izleyecektir.

Postacı (1994) IMDb 7,7

Sıradan bir İtalyan postacı, ünlü bir şairin mektuplarını taşırken şiir sevmeyi öğrenir. Bu durumu Beatrice adındaki güzeli etkilemek için kullanacaktır. Mektupların sahibi Pablo Neruda’dır. Onun gönderilerinden sorumlu postacı Mario, kısa sürede kendisi ile bir bağ kurar. Ondan aldığı destekle Mario, kendi içindeki cevheri açığa çıkartmayı öğrenir. Ardından da aşka davet zamanı gelir. 

Sayat Nova (1969) IMDb 7,7

Ermeni ozan Sayat Nova’nın hayatını ele alan film, sanatçının ünlü şiirleri eşliğinde Nova’nın yaşamının önemli dönüm noktalarını işliyor. Sofiko Chiaureli’nin altı farklı rolde izleyici karşısına çıktığı filmde Nova’nın bilinmeyen, gölgede kalmış eserleri de ölümsüzleşiyor. 

Howl (2010) IMDb 6,7

1957 yılının San Francisco’sunda genç şair Allen Ginsberg, yıllar boyunca en fazla okunan ve tartışılan şiire imza atar: Howl .Filmde tıpkı bu performatif şiir gibi üç parçadan oluşur: Allen Ginsberg’in gençlik dönemlerinden kesitler, şairin kendi sesi ile bir araya gelir. Howl şiirini Chicago davası’nda okuyan Ginsberg’e tepkiler bir diğer bölümü oluşturur.

BONUS

Yedi Güzel Adam

Hikayesi 1950 ve 1970’li yılların Kahramanmaraş’ında geçen dizi; yakın edebiyat tarihimize damgasını vuran şairlerimiz Erdem Beyazıt, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Ali Kutlay, Akif İnan ve Alaeddin Özdenören’in hayatını konu alıyor.

HazırlayanMehmet Ali Karga

Okumaya Devam Et

Liste

Bruce Willis ve 10 Performansı

66. yaşına özel Bruce Willis’in 10 iyi performansını sizler için derledik.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

1988 yapımı Zor Ölüm (Die Hard) filmindeki performansı ile Hollywood’un vazgeçilmez aktörleri arasına girmeyi başarmış olan Bruce Willis, 1985 yılında yer aldığı Mavi Ay dizisi ile Altın Küre ödüllerinde ‘Müzikal veya Komedi Dizilerinde En İyi Erkek Oyuncu‘ ödülünü alırken 1987 Emmy ödüllerinde ‘Bir Drama Dizisinde En İyi Erkek Başrol Oyuncusu‘ ödülünü kucakladı.

66. yaşını kutlayan Bruce Willis’in 10 iyi performansını sizler için listeledik. İyi seyirler.

Altıncı His (1999) The Sixth Sense IMDb 8,1

Bruce Willis’in oyunculuğuyla dikkat çeken, 1999 yapımı psikolojik korku filmidir. Ölüleri görebildiğini ve onlarla konuşabildiğini iddia eden sorunlu, içine kapanık bir çocuk ve ona yardım etmeye çalışan eşit derecede sorunlu bir çocuk psikoloğunun hikâyesini anlatır.

Glass (2019) IMDb 6,7

James McAvoy ve Anya Taylor-Joy’un başrolünü üstlendiği Parçalanmış ile Bruce Willis ve Samuel L. Jackson’ın başrollerini üstlendiği Ölümsüz filmlerini birleştiren yapım, Parçalanmış üçlemesinin devam halkası. Filmde, aşırı güçlü ve zarar görmeme yeteneğine sahip olan David Dunn, Kevin Wendell Crumb’ın parçalanmış kişiliklerinden biri olan ve en tehlikelisi olarak öne çıkan The Beast’in peşine düşüyor. Bu kovalamaca sırasında, kemiklerinin narinliğini şeytani zekası ile dengeleyen Mr. Glass’ın gölgesi de yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor. Glass’ın bildiği kimi sırlar iki adam için de kritik düzeyde önem kazanıyor. Aynı psikiyatri kliniğinde tedavi gören üç adam, birbirlerinden bambaşka karakterlerde olmalarına rağmen, “süper kahraman olduklarına inanan insanlar” üzerine uzmanlaşmış olan bir psikiyatrın bakımında tedavi için psikiyatri merkezine yatırılıyor. Ancak Mr. Glass ve Crumb’ın bir araya gelişi, kaçınılmaz olarak bir firar ile sonuçlanıyor. Onları durdurabilecek tek kişi olan Dunn da arkalarından firar ederek ikilinin peşine düşüyor.

Ucuz Roman (1994) Pulp Fiction IMDb 8,9

Ucuz Roman’da Honey Bunny ve Pumpkin, hayatlarına biraz hareket katmak isteyen genç ve birbirine aşık bir çift küçük soyguncudur. Öteyandan, iki kaşarlanmış gangster, Vincent Vega ve Jules, günlük işlerinden biri olarak, patronlarına ödemeyi geciktiren bir kaç sahetekar genci vurmaya giderler. Vincent patronun güzel ve genç karısına bebek bakıcılığı yapmakla da görevlendirilirken ortağı suç yaşamına son vermeye karar verir. Cesur bir boksör ise para karşılığı hile yapmayı reddederek şehirden kaçar. Kader bu aykırı tipleri muhteşem bir şekilde bir araya getirecek, yollarını kesiştirecektir.

12 Maymun (1995) Twelve Monkeys IMDb 8,0

Dünyada insanlığın yok olmasına yetecek derecede tehlikeli olan bir virüs yaklaşık beş milyar kişinin ölümüne yol açmıştır. Geriye kalan az sayıdaki insan yer altlarına kurdukları barınaklarda yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bu esnada virüsün yok olması için bir çözüm yolu bulan insanlar, zamanda geriye gidebilecekleri bir zaman makinesi yaparlar. İlk test sürüşü içinse eski bir mahkum olan James Cole gönüllü olur. James kendisini yedi yıl geride, bir akıl hastanesinde bulur. Akıl hastanesi gibi bir ortamda gelecekten geldiğini ve misyonunu anlattığında ise gerçek anlamda akıl hastası etiketi yemesine neden olur.
12 Maymun, zamanda yolculuk temalı filmlerin arasında en önemli olanlardan biri. 

Zor Ölüm (1988) Die Hard IMDb 8,2

Zor Ölüm’de Noel gecesi New York polis departmanı dedektifi John McClane günden güne uzaklaştığı karısı Holly’le arasını düzeltmek ve tekrar barışmak için Los Angeles’a gelir. Holly şirketinin yılbaşı partisi için Nakatomi Plaza’dadır ve McClane bu binaya doğru yola çıkar. McClane plazaya vardığında kıyafetlerini değiştirmek için bir odaya girer. Bu esnada bir grup Alman terörist binayı kuşatarakk içindeki insanları rehin alır. Ellerinden kurtulabilen tek kişii McClane’dir. Şimdi McClane’e düşen görev içerisinde eşinin de bulunduğu bu kalabalığı kurtarmak olacaktır.

Günah Şehri (2005) Sin City IMDb 8,0

Frank Miller’ın aynı isimli çizgi romanından uyarlanan film; kendini bir hilkat garibesi olarak düşünen buna karşın oldukça güçlü hatta yenilmez bir sokak savaşçısı olan gizli romantik Marv, özel dedektif Dwight, çabalarının yetersiz kalacağını bilse de, pislik yuvası haline dönmüş olan şehri temizlemeye çalışan idealist, gözü pek polis memuru Hartigan ve onların maceralarını anlatıyor.

Olaylar asıl ismi Basin olan fakat her türlü suçun vaka-i adliyeden sayılması nedeniyle “Günah Şehri” diye anılan hayali bir mekanda geçmektedir. Marv ve Dwight alışageldiğimiz “kahraman” tiplemelerine tam olarak uymasalar da alıştığımız gibi kötü adamlara karşı amansız bir savaş vermekteler. Hartigan ise bataklıkta açan bir çiçek misali dürüst ve namuslu birisidir. Bu üç kahraman, gücünü farklı kuvvetlerden almaktadır. Marv intikam, Dwight merhamet ve aşk, Hartigan ise dürüstlük.

Şanslı Slevin (2006) Lucky Number Slevin IMDb 7,7

Slevin’in hayatı hiç iyi gitmemektedir: Yaşadığı binanın mühürlenmesine karar verilmiştir; bir soyguncuya kimliğini kaptırmıştır; ve kız arkadaşını başka bir erkekle yakalamıştır. Los Angeles’tan ve sorunlarından bir süreliğine kurtulmak için arkadaşı Nick Fisher’ın New York’taki dairesinin anahtarını alır. Ama kötü talihi peşini bırakmayacak, işler daha da sarpa saracaktır.

Haham ve Patron New York’un yer altı suç dünyasının iki saygın ve korku uyandıran mafya babasıdır. Bir zamanlar ortak olan iki adam şimdi birbirlerinin en büyük düşmanıdırlar ve operasyonlarını aynı caddede karşılıklı malikanelerinden yürütmektedirler. Ellerinde tuttukları güce rağmen, paranoyanın esiridirler ve son 20 yılda kalelerinden bir kez olsun çıkmamıştırlar.

Ölümsüz (2000) Unbreakable IMDb 7,3

Tüm yolcuların hayatlarını kaybettiği büyük tren kazasından kurtulabilen tek kişi David Dunn olur. İşin daha da ilginç yanı Dunn’ın tek bir çizik bile almadan bu kazayı atlatmış olmasıdır. Bu mucizevi durum tüm insanların ilgisini çeker, en başta da bir çizgi roman müptelası ve koleksiyoncusu olan Elijah Price’ın… Price David Dunn’la tanışmak ister ve bu amacına ulaştığında ona bu kazayla ve bu gibi kazalardan nasıl kurtulduğuyla ilgili gizemli bir teoriden bahseder. Dunn’a başlarda gerçek dışı gelen bu teori zamanla kendini keşfetmeye giden yolun ilk adımı olacaktır.

5. Güç (1997) The Fifth Element IMDb 7,7

23. yüzyılda New York. Dünya yok olmanın eşiğindedir. Her 5000 yılda bir geri dönerek yaşamı yok etmeye çalışan şeytani güç, bir gezegen biçiminde hızla dünyaya yaklaşmaktadır. Tek kurtuluş beşinci güç olarak adlandırılan, kimsenin ne olduğunu bilmediği elementin dünyaya ulaşmasıdır. Bunu başaracak tek kişi eski bir asker olan taksi şoförü Korben Dallas’tır. Ancak onun ilgilenmesi gereken mükemmel güzellikte bir yaratık vardır.

Armageddon (1998) IMDb 6,7

 Birleşik Devletler Hükümeti, bizden dünyayı kurtarmamızı istiyor. İtirazı olan?”

Dünyayı yok edecek büyüklükte bir göktaşını yok etmek için bir grup sondajcı gök taşına doğru tehlikeli bir yolculuk yaparak onu yok etmeye çalışırlar.

Mavi Ay (Dizi 1985 – 1989) Moonlighting IMDb 7,6

Maddie Hayes ile eğlenceli dedektif David Addison’ın maceralarını anlatan Mavi Ay, 1985 ile 1989 yılları arasında ABC’de 65 bölüm olarak yayınlanmıştır. ABD yapımıcı Mavi Ay, sürekli çekişen ancak birbirlerine aşık iki karakterin dedektiflik hikayelerini konu almaktadır.

Okumaya Devam Et

Liste

Sağlık Çalışanlarının Hayatımızdaki Önemini Anlatan 10 Güzel Film

Tıp Bayramı kutlu olsun.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Biyografiden dramaya; sizi sürükleyecek, sonuna geldiğinizde sağlık çalışanlarına teşekkür etmek isteyeceğiniz filmler listesi sizlerle. Tıp Bayramı kutlu olsun. İyi seyirler.

Doktor (1991) The Doctor IMDb 7,0  

Jack McKee zengin ve başarılı bir doktordur. Düzgün seyrinde giden hayatı kanser teşhisi konmasıyla değişecektir. Yıllarca hekim-hasta ilişkisine hekim gözüyle bakan Jack, olaya bir de hasta gözüyle bakmak zorunda kalacak ve yaptığı hataların farkına varacaktır.

Doktor Ölüm (2010) You Don’t Know Jack IMDb 7,6

Gerçek olaylara dayanan bir hikayeden uyarlanan ve televizyon kanalı HBO tarafından çekilen film, iyileşme umudu kalmayan hastaların ölmesine yardım ederek kamuoyunun gündemine oturan, ‘ölüm meleği’ lakaplı meşhur Doktor Jack Kevorkian’ın hayatını anlatıyor.

Tanrıyı Oynayanlar (2004) Something the Lord Made IMDb 8,2

Büyük Buhran sırasında başlayan, cerrah Alfred Blalock ile siyahi asistanı Vivien Thomas’ın 34 yıllık ortaklıklarının hikayesi. İlk başta hademe olarak işe alınan Thomas, el becerisi ve kardiyolojiye duyduğu ilgi sayesinde Cerrah Blaloc’un araştırmalarının önemli bir parçası haline geliyor. Ancak dönemin ırkçı yaklaşımı Thomas’ı oldukça zorluyor. Kapalı kapılar ardında sorunsuz yürüyen bu ortaklık ilişkisi, beyazların hüküm sürdüğü kapıların ardında tam bir mücadeleye dönüşüyor.

Patch Adams (1998) IMDb 6,8

İntihar eğilimli biri olarak girdiği akıl hastanesinde gördüklerinden sonra Hunter ‘Patch’ Adams (Robin Williams), çıktıktan sonra tıp fakültesine öğrenci olarak girer. Okulda başarılı bir öğrenci olmasına karşın, ideallerinden dolayı hocalarından tepki görür. Amacı ‘hayata renk katarak’ mizah yoluyla tedaviye katkıda bulunmaktır. Daha sonra yoksul hastalar için kendi parası ve bağışlarla özel bir klinik açmaya kadar girişimlerini sürdüren Adams, film sürecinde sevgilisi Carin Fisher’in (Monica Potter) öldürülmesiyle ve lisanssız klinik açmakla darbeler yese de, tedavi hizmetlerinde yaptıklarıyla ünü ülke çapına yayılır ve bir anlamda amacına ulaşır.

Article 99 (1992) IMDb 6,1

Veteran Hastanesi’ndeki bir grup doktor, umutsuz bir durumla uğraşmak zorundaydı: çok fazla hasta ve yetersiz yatak kapasitesi. Doktorların sorunlarının asıl sebebi, hastane yönetiminin kemer sıkma politikasıdır. Doktorlar ise ellerinden gelen en iyi şekilde hizmet etmeye karar verirler, bu yönetimin kurallarına karşı gelme ve izinsiz işlemler gerçekleştirme anlamına gelse bile.

Aklım Karıştı (1999) Girl, Interrupted IMDb 7,3

Yaşamına kast etme,günlük ilişkiler yaşama ve kişilik bölünmesi tanısıyla ailesinden ayırılarak ‘Claymoore’ adlı psikiyatri kliniğine yatırılan yazar adayı genç Susanna Kaysen’in buradaki personel ve hastalarla yaşadığı hüzünlü, heyecan verici, iç burkucu ilişkinin hikayesini anlatan film yazar Susannna Kaysen’in aynı adı taşıyan romanıdan, başarılı filmleriyle bütün dünyaya kendini kanıtlayan James Mangold tarafından sinemaya uyarlanmış.

Yetenekli Eller: Ben Carson Hikayesi (2009) Gifted Hands: The Ben Carson Story IMDb 7,7

Dr. Ben Carson, işinde oldukça yetenekli bir cerrahtır. Kendisine gelen son vaka, onun bu yeteneğini kanıtlamasında bir kez daha etken olacaktır. Dr. Carson’un bu yeteneğini nasıl kazandığı, geçmişindeki zorlu mücadelede saklıdır.

Zeka (2001) Wit IMDb 8,0

1998’de Pulitzer ödülü kazanmış bir tiyatro oyunundan uyarlanan tv filmi, kendisine konulan kanser teşhisinin ardından, hayatı sorgulamaya başlayan bir kadının hikayesini anlatıyor. Edebiyat Profesörü olan Vivian Bearing; koyulan kanser teşhisinin ardından, hayatını gözden geçirirken, önceliklerini de yeniden değerlendiriyor.

Uyanışlar (1990) Awakenings IMDb 7,8

Oliver Sacks’ın kendi hayatını kaleme aldığı aynı isimli romandan sinemaya uyarlanan film, ömrünü bilime adayan asosyal bir doktorun, icat ettiği bir ilaç sayesinde değiştirdiği yaşamları anlatır. Nörolog Malcolm Sayer, yeni çalışmaya başladığı bir hastanede, daha önce görmediği tarzda bir hastalığa sahip bir grup hastayla karşılaşır. Bu insanlar uzun yıllardır hareket etmeden yatağa bağlı bir şekilde uyku modundadırlar. Doktor Malcolm bir konferans esnasında tanıtılan bir ilacın bu hastalığı da iyileştirebileceğini düşünür ve bu hastalar üzerinde uygulamaya başlar. Uyandırılıp hayata dönen ilk hasta Leonard Lowe olur.

Fil Adam (1980) The Elephant Man IMDb 8,1

Fil Adam, gerçek bir hayat öyküsünü anlatıyor. 1880’ler Londra’sındayız. Şehrin sokaklarından süzülen kasvet ve karamsarlık, arka sokaklarda olup bitenleri belli eder nitelikte. Doktor Treves, isli sokaklarda gezindiği esnada gezici bir sirke rastlıyor. Önündeki kalabalıktan anlaşıldığı üzere içeride normal olmayan bir gösteri var. Ve bu normal olmayan gösterinin kahramanı, doğuştan engelli olan John Merrick. Annesi Merrick’e hamileyken bir fil tarafından saldırıya uğradığı söylenir bu sirkte. Doktor Treves ise hızlı bir hamleyle tedavi altına almak ister bu fil görünümlü adamı ve istediği gibi de olur. Her haliyle ürkütücü olan fil adamın bu korkunç görünümünün altında, gönlünde yatanlar ise zamanla dökülmeye başlar.

Okumaya Devam Et

Popüler