En Başta Süreklilik Sağlansın!

Manşet Türkiye

“Tek isteğimiz; amacına uygun olarak daha halklaşmış, yönünü ve kimliğini giderek belirginleştirmiş bir Altın Koza Film Festivali”ne ulaşabilmektir.”

18. Altın Koza Film Festivali öncesi 50 kişinin imzasıyla destek verdiği vatandaş ve sinemaseverler kimliğiyle bir basın toplantısı yapılmıştı. Bu toplantıda festivalle ilgili bazı öneriler ve amaç dile getirilmişti. Kısmen de olsa yetkililerin kendilerine kulak verdiğini ve bazı düzenlemeler yapıldığını söyleyen sinemaseverler, gelecek için basının da desteğiyle oldukça umutlu oldukları belirttiler.

Festivalin üzerinden çok zaman geçmemişken ve gelecek festivalin hazırlıklarına başlanan bu günlerde bazı dilek ve önerilerini yetkililerle ve kamuyla paylaştılar.

Sürekliliğin sağlanmasının ardından kalitenin de yükselmesi, bazı çok basit ve temel olanlardan başlayarak sorunların çözüme kavuşturulması yine hepimizin ortak dileğidir.

Temel konular:

Film gösterimlerine yaş sınırı gözetilmeden çocukların alınması yanlıştır. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde ticari sinema salonlarına olsun, festival salonlarına olsun, yaş sınırı gözetilmeden çocuklar alınmaz (örneğin Cannes Film Festivali’nde 18 yaşından küçükler filmlere giremezler). Altın Koza’da da buna uyulması bir zorunluluktur.

Yaş sınırına özen gösterirken çocukların unutulmaması gerekir. Önceki yıl kısmen bu gerçekleştirilmiş ama bu yıl kesintiye uğramıştır. Bu yıl sekizincisi gerçekleştirilecek İstanbul Çocuk Filmleri Festivali’nden yararlanarak en azından bir “seçki”ye Altın Koza’da yer verilebilir.

Gösterim kalitesinde asgari koşulların sağlanması gerekir.Öncelik sırasıyla, görüntü netliği/kalitesi, ses kalitesi/salon sessizliği ve festival yaz aylarında yapıldığına göre havalandırma kalitesi sağlanmalıdır.

Yarışmalı bölümdeki filmlerin gala gösterimleri tek bir salonda yapılmalıdır.Bu salonda film gösterimi sonrası film ekibinin seyirciyle buluşmasını daha kaliteli hale getirecek “ışık ve ses düzeni” hazırlığı yapılmalıdır.

Festivalimiz bir film festivali olduğuna göre, sinema sanatıyla ilgili etkinliklere odaklanmak gerekir. Açılış ve kapanışta yer alan konserlerle birlikte 7 konser verilmesi film festivali ile hiçbir alakası olmayan bir uygulamadır ve bütçenin doğru kullanılmıyor olduğuna da işaret eder. Konserler olacaksa eğer, bunların filmlerle, festivalin içeriği ve kimliği ile örtüşüyor olmasına özen gösterilmelidir (örneğin “12 Kızgın Lübnanlı” adlı çok başarılı belgeselin müziklerini filmde yer alan mahkûmlar yapmışlardır ve film müziği olarak albümü de mevcuttur; bu müzisyen grubun Beyrut’tan kalkıp Adana’ya gelmeleri nefis bir etkinlik olabilirdi). Öte yandan, Büyükşehir Başkan Vekili Zihni Aldırmaz’ın bazı seanslarda filmi yarıda durdurup, ışıkları açtırıp, yanındakilerle salona girmesi ve seyirciye hitap etmesi akıl alır gibi değildir.

Salon düzenini sağlamak ve güvenlik konusuna özen gösterilmesi gerekir. Bazı gala gösterimlerinde gişeden verilen biletler haricinde sayısız kişi ve kuruma davetiye de yollandığı için salonlarda izdiham yaşanmıştır. Yer kalmayınca seyirciler merdivenlere oturmuşlardır. Bu çok ciddi bir güvenlik sorunudur. Deprem kuşağındaki Adana’da olası bir deprem ya da bir yangın, ya da sadece bir sahte alarm, büyük bir facia yaşanmasına sebep olabilirdi. Altın Koza’nın, sinema sanatına yaptığı katkıyla değil de böyle bir olayla tarihe geçmesini hiç kimse arzu etmez herhalde…

Festival program ve kitapçığı festivalden önce dağıtılmalıdır. Festival başladıktan sonra kitapçığın dağıtımının yapılması seyirciye saygısızlıktır; en az bir hafta önce program ve kitapçıklar dağıtılmalıdır.

Festival, yaz tatilinin henüz bittiği haftada yapılmamalıdır. Okulların yeni açıldığı, üniversitenin henüz açılmadığı tarih uygun değildir. Geniş kitlenin de, sinemasever çevrenin de katılımının daha uygun olacağı tarihler seçilmelidir. Bizim önerimiz; her yıl “Eylül ayının son haftası”nın seçilmesidir.

-Seyirci oylaması suistimale açıktır ve festivaldeki oy pusulası uygulaması ciddiyetten uzak bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bunun yerine, festivalin ilk yıllarında olduğu gibi, ana jürinin yanı sıra 20 kişilik bir “halk jürisi” oluşturulması düşünülmelidir. Her iki jüride yer alacak kişilerin seçimlerinin hangi ölçütlere göre yapıldığı, sonrasında jürilerin ödül verdikleri filmleri, oyuncuları vb. hangi ölçütlere göre seçtikleri de açıklanmalıdır. Bu Altın Koza’da bir de jüri oluşumunda ahlâki (etik) bir sorun yaşanmıştır; en iyi film ödülü alan “Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi” filminin yönetmeni Onur Ünlü, jüri üyesi Beste Bereket’in Leyla ile Mecnun dizisinde de yönetmenidir, diğer bir deyişle oyuncusu yönetmenine ödül veren jüride yer almıştır.

-Salonlarda görevlendirilen kişilerin sinemasever gençler arasından seçilmesine ve iyi bir şekilde eğitilmelerine özen gösterilmelidir.

-Bilhassa 7 konserin gerçekleştirildiği gerçeği karşısında bütçenin şeffaf olması, bir “film” festivalinde paranın (başka) nerelere harcandığının bilinmesi açısından çok önemlidir. Altın Koza A. Ş. hesaplarının belediye yetkilileri ve Sayıştay tarafından denetleniyor olması, hesapların halka açıklanmasının önünde engel değildir. Halkın festivali sahiplenmesinin bir yolu da, “bilgiye erişim hakkı”na saygı göstermekten geçer.

Festivalin içeriği, yönü, kimliği ile ilgili konular:

Türkiye’de yeni başlayan Bursa, Malatya Film Festivalleri ile birlikte, Adana, Antalya, Ankara, İstanbul Film Festivalleri olmak üzere 6 festival vardır. Türkiye’de yılda 60 civarı film çekilmektedir. Bu sayı bu kadar film festivalini taşımaya yetecek bir sayı değildir. Nitekim özellikle speelautomaten bu yıl, hem Altın Koza’da, hem Altın Portakal’da film kalitesinin çok düşük olduğu eleştirmenlerce de, sinemaseverlerce de dile getirilmiştir. Üstelik Altın Koza için bugüne kadar hiçbir “tema”, “yön belirleme”, “kimlik” çalışması yapılmamıştır. “Hali hazırda sözgelimi Altın Koza ile Altın Portakal’ı ayırt etmek mümkün değildir”.

Altın Koza’yı diğer festivallerden ayrıştırmak, “yönünü” ve “kimliğini” belirlemek artık bir zorunluluktur. Örneğin “toplumsal duyarlılık ve bilinç” bir üst başlık haline gelebilir veya “halk festivali” olma iddiası geçerliyse “halk sineması” yine bir üst başlık haline gelebilir. “Halk sineması” fikrinden hareketle ücretsiz film gösterimleri de festivalin ana yöneliminin doğru bir uygulaması olarak görülebilir; aksi takdirde siyasi propaganda malzemesi olmanın ötesine geçemez. Yine “halk festivali”, sadece bir haftalığına değil halkın yıl boyu sinema ile ilişkisini geliştirmek adına başka faaliyetlerle de desteklenmelidir (örneğin Kadıköy Belediyesi yıl boyu ulusal film gösterimleri yapmaktadır).

Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması isabetli yönlerden biri olabilir.”Öğrenci Filmleri Yarışması”, ülkedeki tek örnektir ve desteklenerek devam etmesinde fayda vardır. Bunların yanı sıra, son yıllarda uzun metrajlı/konulu filmlerin kalitesindeki genel düşüşe karşın, belgesel filmlerde kalite artışı gözlenmektedir; dolayısıyla “belgesel sinemamıza destek için ödüllü yarışma konulması uygun olacaktır”.

Türkiye’de bir zamanlar 2400 civarında, Adana’da ise 200’ün üstünde yazlık sinema olduğu bilinmektedir. Eğer bu festival yine sıcak aylarda gerçekleştirilecekse, yazlık sinema kültürünü yaşatmak da önem taşımalıdır. Ancak bu geçtiğimiz festivalde olduğu gibi gayet iptidai koşullarda gösterimlerle olmamalıdır. Yine bu eksende, “halk festivali” amacına uygun olarak, çeşitli mahallelerde uygun alanlarda film gösterimleri yapılması da düşünülmelidir. Tabii bu filmler, sinemaseverlerin, eleştirmenlerin bile sıkıntıdan patlayarak seyrettiği filmler değil, kitleye hitap edebilecek, aynı zamanda toplumsal farkındalığı ve duyarlılığı besleyecek filmler arasından seçilmelidir.

Amerikan sinemasının hegemonyası altında ezilen dünya sinemalarının var olabilmesi ancak bu tür fesivallerle mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla, Altın Koza Film Festivali”nin dünya sinemalarına açılan yönü daha da geliştirilerek sürdürülmelidir.

Bunlar yapıldığında, diğer bir deyişle; “fikir alışverişi ile düşünsel temellerin oluşturulması ve bunu takiben herkesi kucaklayacak uygulamalar oluşturulması halinde”, festivalimiz hakikaten bir “halk festivali” haline gelecektir.

Bir şeyin de atlanmamasını diliyoruz: Aşağıda imzası olan bizler, Adanalı vatandaş ve sinemaseverler olarak, muhtemelen başka hiçbir şehirde örneği olmayan bir şeyi gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Hiçbir çıkar veya örtülü hesabımız olmadan, sadece ve sadece kentimize, sinemaya ve festivale sahip çıkmak üzere sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Festivalin Adana Büyükşehir Belediyesi”ne bağlı Altın Koza A. Ş. tarafından, yani tümüyle kamusal bir kurumun gücüyle ve eliyle düzenleniyor olması, halk için ve sinema sanatının gelişmesi için yapılıyor olması; bağımsız bir insiyatif olarak bir araya gelişimizin, eleştiri ve önerilerde bulunuşumuzun toplumsal meşruiyetini güçlendiriyor düşüncesindeyiz.

Her yönüyle daha gelişkin bir festivale ulaşabilmek ve buna sahip çıkabilmek istiyoruz.

sinefesto.com/Barış Karabulut

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up